Gizem yok: E-sigara öldürüyor

ABD'de son birkaç haftada 8 kişi e-sigara kullanımına bağlı akciğer hastalığından yaşamını yitirdi. 530'u aştığı bilinen vakalardaki tek ortak özellik hepsinin yakın zamanda e-sigara kullanmış olması. Medyada hastalığın sanki bilinemez, doğa üstü bir niteliği varmış gibi 'gizemli' diye anılması ise e-sigara endüstrisinin kendi hasar kontrolü çalışmalarıyla yakından ilişkili. ABD’de e-sigaralar yıllardır hukuki boşlukta üretilip satılıyor.
Meryem Vitni
Salı, 24 Eylül 2019 10:26

ABD’de son birkaç hafta içinde kayda geçen e-sigara kullanımına bağlı akciğer hastalığı vakası sayısı 530’u aştı, 8 ölüm gerçekleşti. ABD Hastalık Kontrol Merkezi’ne (CDC) ulaşan 373 vakaya ilişkin bilgilere göre, bunların yaklaşık dörtte üçü (%72) erkek, yüzde 67’si 18-34 yaş grubunda, yüzde 16’sı 18 yaş altında, yüzde 17’si 35 yaş üstünde. Tüm vakalarda farklı marka ve çeşit e-sigara kullanımı söz konusu. Henüz akciğerde ölümcül hasara yol açan hastalığın spesifik nedeni bilinmiyor. CDC, vaka sayısının ve ölümlerin artmasının beklendiğini açıkladı, vatandaşların e-sigaradan uzak durmalarını tavsiye etti. 

İLK ÖLÜM 23 AĞUSTOS'TA RAPORLANDI

İlk ölüm 23 Ağustos’ta raporlandı. İlk vakalar Wisconsin ve Illinois eyaletlerinde görüldü, daha sonra ülke geneline yayıldı. ABD dışında, sadece Kanada’da raporlanmış bir vaka var. Çok gecikmeden Eylül başında bir fail bulundu: ‘Sokak satıcılarından alınan THC (kenevirin aktif maddesi) içerikli, esrarlı e-sigaralarda kıvamlaştırıcı madde olarak kullanılan vitamin E asetatının solunması akciğerde hasara neden oluyor. Kapalı sistemli e-sigaralarda sorun yok ve eğer kenevirin rekreasyonel kullanımı ülke genelinde serbest bırakılır, tüm ürünler düzenleme altına alınırsa, yasadışı piyasanın neden olduğu sağlık sorunları da ortadan kalkar.’ ABD Gıda ve İlaç Kurumu (FDA) bu senaryo doğrultusunda, e-sigaraların sokak satıcılarından alınmaması ve içine THC yağı eklenmemesi uyarısında bulundu.

VAKALARIN BİRÇOĞU ESRARLI E-SİGARA KULLANMIŞTI AMA HEPSİ DEĞİL

Ne var ki, bu senaryonun ömrü kısa oldu. Vakaların birçoğu esrarlı e-sigara kullanmıştı, ama hepsi değil. Vakalardaki tek ortak özellik: Hepsinin yakın zamanda e-sigara kullanmış olması. Doktorlar ve sağlık otoriteleri çok geçmeden vitamin E asetatının solunmasının yol açabileceği lipoid pnömoni olasılığını elediler. Zira klinik görüntüleme sonuçlarının ve hastalığın ağır seyrinin bu teşhise uymadığı belirtiliyor, şimdilik “e-sigaraya bağlı akciğer hasarı” (VALI) nitelemesi kullanılıyor. 

UC San Francisco Üniversitesi’nden Prof Stanton Glantz, hastalığın müsebbibinin olası “bulaşkanlar”da aranmasını doğru bulmuyor. E-sigaraların temel girdisi olan propilen glikol/bitkisel gliserinin akciğer hava keselerinde benzer hasar meydana getirdiğini gösteren araştırmalara dayanarak, e-sigara kullanımının genel olarak bu tür hastalık potansiyeli taşıyabileceğini iddia ediyor. Bireysel vakaların yıllardır tıbbi literatürde raporlandığını, ancak e-sigara kullanım sıklığının başlangıçta düşük olması nedeniyle, sorunun hastalık tarama sistemlerince saptanamamış olabileceğini belirtiyor.

ALTRIA VE PHILIP MORRIS'İN BİRLEŞMESİNE İLİŞKİN SENARYOLAR

İncelemeler devam ediyor. Diğer yandan, medyada hastalığın sanki bilinemez, doğa üstü bir niteliği varmış gibi “gizemli” nitelemesiyle anılması ve çeşitli spekülatif yayınlar e-sigara endüstrisinin kendi hasar kontrolü çalışmalarıyla yakından ilişkili. ABD’de e-sigaralar yıllardır hukuki boşlukta üretilip satılıyor. FDA düzenlemesi kasıtlı biçimde geciktirildiği için, bu ülkede sadece sokakta satılanlar değil, tüm e-sigaralar aslında ruhsatsız ve yasadışı. Şimdi acil düzenleme gerektiği anlaşıldı, ama mesele düzenlemenin niteliğinin ne olacağı. Tütün endüstrisinde en büyük konsolidasyona yol açması beklenen Altria ve Philip Morris International birleşmesine ilişkin senaryolar tam da e-sigara, ısıtılan tütün ürünleri ve kenevirli ürünlerin bundan sonra ABD ve dünya piyasalarını nasıl biçimlendirileceği üzerine kurulu. Türkiye dahil bazı coğrafyalarda sigara piyasası büyümeye devam etmekle birlikte, küresel piyasa hacmi daralıyor; dünya genelinde bir süredir sigara satışlarında yıllık yüzde 2,5’luk azalma yaşanıyor. Sigara piyasalarının patronları, ulusötesi tütün şirketleri, e-sigara gibi yeni ürünlerle yüksek kârlılıklarını sürdürmenin peşindeler.

ELEKTRONİK SİGARA NEDİR?

E-sigara, nikotin içeren bir solüsyonun batarya ile ısıtılması ve oluşan buharın solunması şeklinde kullanılan bir tütün ürünü. Solüsyonun içinde tipik olarak propilen glikol, nikotin ve aroma verici katkı maddeleri bulunuyor. Sigaranın şeklini ve tadını, sigara içmenin davranışsal özelliklerini taklit eder tarzda tasarlanan bu ürünün tek kullanımlık veya tekrar doldurulabilen birçok çeşidi var. On yıldır önce küçük ve orta ölçekli üreticiler ve satıcılar eliyle yaygınlaştı, şimdi ise ulusötesi tütün şirketlerinin öncülüğünde piyasaların şekillendirildiğine tanık oluyoruz. 

YARALANMALARA DA SEBEP OLABİLİYOR

E-sigara pazarlaması, aynı eskiden filtreli ve light sigaralar için yapıldığı gibi, zarar azaltım iddiası üzerine oturuyor. Oysa, bu ürünlerin sağlık etkileri hakkında yapılan bilimsel çalışma külliyatı zarar azaltım iddiasının geçersiz ve yanlış olduğunu gösteriyor. Bu ürünlerin kanıtlanmış sağlık zararları var ve her geçen gün bu kanıtlara yenileri ekleniyor. E-sigaranın solunan buharının içinde yüksek yoğunlukta toksinler, kanserojen maddeler bulunuyor; bunlar aynı sigarada olduğu gibi organlara zarar veriyor, hastalık yapıyor ve öldürüyor. Yüksek felç, kalp krizi ve koroner arter hastalığı riski var. Artık e-sigaranın zararlı olup olmadığı tartışma konusu olmaktan çıktı. E-sigara bağımlılık yapıyor ve öldürüyor. Üstelik, buna şimdi akut akciğer hastalığı eklendi. Ayrıca, e-sigaradaki lityum piller patlayabiliyor, yüz, ağız, çene, göz yaralanmalarına neden olabiliyor. 

ZARAR AZALTIM YAKLAŞIMI İFLAS ETTİ

Bugün zarar azaltım yaklaşımı bütünüyle iflas etti. Avrupa Solunum Derneği'nin yakın zamanda yayımlanan pozisyon raporunda, zarar azaltım stratejisi kökten reddediyor. Bu rapora göre, sigara içmeyi bırakamama durumu, yani sigara içenler arasında asla bırakamayacak sert bir çekirdek grup olduğu iddiası yanlış varsayımlara dayanıyor. Başka çalışmalar da sert çekirdek grup hipotezinin tamamen çöktüğünü gösteriyor. E-sigaranın etkili bir sigara bırakma aracı olduğu iddiasının da gerçekle ilgisi olmadığı ortaya kondu. Zaten artık bu iddia pek vurgulanmıyor, çünkü buna ilişkin hiçbir kanıt bulunmuyor. 

JUUL'ÜN ÖNLENEMEYEN YÜKSELİŞİ

Hastalık ve ölüm haberleri gündeme düşmeden önce, geçtiğimiz yaz ABD’de gençler arasında e-sigara salgınının boyutlarının ortaya çıkmasıyla, ebeveynler, eğitimciler ve siyasetçiler arasında büyük telaş yaşandı, Kongre harekete geçti. Gençlerde e-sigara kullanımının 2018’de bir önceki yıla göre yüzde 78 oranında arttığı ülkede lise öğrencilerinin yüzde 20,8’i halen e-sigara kullanıyor. Bunun altında, Amerikan e-sigara piyasasının yüzde 80’ini ele geçiren Juul markası var. 2018 sonunda, Philip Morris International’ın ebeveyn şirketi Altria, değeri 38 milyar USD, aylık cirosu 2 milyar USD olarak ifade edilen Juul’ün yüzde 35 azınlık hisselerini 12,8 milyar USD’ye satın aldı. 

Juul Labs şirketi tarafından üretilen ve ABD’de 2015’ten beri pazarlanan Juul, öncüllerine ve piyasadaki benzerlerine göre 3-6 kat daha fazla nikotin içeriyor. USB bellek çubuğu formunda ve bilgisayarlardaki USB portuna takılarak şarj edilebilir olması, nane, mentol, meyve, krema, mango, hıyar, Virginia tütünü ve klasik tütün aromalı çeşitleri bulunması, ürünü gençler için cazip kılıyor. 

İKİ ACAR SILICON VADİSİ GİRİŞİMCİSİ

Juul’ün kurucuları, Stanford Üniversitesi ürün tasarımcılığından mezun iki acar Silicon Vadisi girişimcisi. Juul’ün ABD’de e-sigara pazar payı 2016’da yüzde 5 iken, 2017 sonunda diğer ürünlerin hepsini geçti, ardından üstel artışla 2019’da yüzde 80’e yaklaştı. Juul, sadece sigara içen yetişkinlere yönelik ürün pazarlaması yaptığını, dünyadaki 1 milyar sigara içicisinin yaşamlarını iyileştirmekten başka bir gayelerinin olmadığını iddia ediyor, ama şirketin Amerikan e-sigara piyasasında ani ve hızlı hakimiyet kurabilmiş olması, açıkça gençleri hedeflemesiyle ilişkili. Juul, sosyal medyada hashtag uzantıları, influencer’ların marka elçisi olarak kullanılması, internette pozitif ürün değerlendirmeleri yapılması için popüler kişilerle yapılan gizli sözleşmeler gibi yöntemlerle bugüne kadar başarıyla gençlere ulaştı.

ABD’DE SİYASİ TEPKİ VE OLASI SONUÇLAR

Hastalık ve ölüm raporlarının ortaya çıkmasından önce, ilk tepki San Francisco kent yönetiminden geldi. FDA düzenlemesinin geciktirilmesine tepki olarak, “herkesin gözleri önünde büyüyen halk sağlığı krizine karşı kent halkını koruma” gerekçesiyle Haziran 2019’da kentte e-sigaraların satışı yasaklandı. San Francisco’yu irili ufaklı birkaç kent daha izledi.

Hastalık ve ölümlerin duyulmasıyla birlikte, bu sefer Michigan, New York valileri de eyaletlerinde gençler için cazip olan aromalı e-sigaraların yasaklanması kararı aldılar. Devamı gelecektir. Ancak, son darbeyi Trump vurdu. 11 Eylül’de yaptığı açıklamada, ülke genelinde aromalı e-sigaraların yasaklanacağını söyledi. 

Trump’ın geri adım atması, bazı aromalara izin vermesi bekleniyor. Ayrıca, ilgili düzenlemenin yürürlüğe girmesinin haftalar, aylar alabileceği ifade ediliyor. Yine de, başta Juul olmak üzere, endüstrinin büyük bir darbe yediği, yaşananların ABD’de ve dünya genelinde kendileri için olumsuz sonuçları olacağı kesin. Bir Amerikan STK yöneticisi olan Matt Myers’in dediği gibi, “Eğer orta sınıf beyaz çocukları avlamaya kalkışırsan, cumhuriyetçi veya demokrat fark etmez, çok kişiyi kızdırırsın”.

Ancak, Juul Labs’ın yaptığı milyonlarca dolarlık lobicilik faaliyeti, yüksek profilli lobicileri işe koşması, Washington DC’yi baştan aşağı gençlerin e-sigara kullanımına karşı olduklarına dair ilanlarla donatması haybeye gitmeyecektir. Dikkat edilecek olursa, valilerin ve Trump’ın gündeminde, aromalı e-sigaralar ve gençlerin erişiminin önlenmesi var. Zaten, Juul Labs daha 2018 sonunda, ilerde olması muhtemel FDA düzenlemelerine yön vermek için, “gençlerin kullanımını engelleme programı” adı altında tek taraflı politika değişikliğini hayata geçirmiş, mango, meyve, krema ve hıyar aromalı ürünlerini perakendeden çekmiş, diğer tütün şirketleriyle birlikte 21 yaş altı tütün satış yasağını desteklemişti. 

Endüstri kısa vadede gelişmelerden yara alsa da, yeni düzenlemeler, büyük olasılıkla küçük ve orta ölçekli üretici ve satıcıların devlet eliyle piyasadan silinmesine, FDA ruhsatı alma “yeterliliğine” sahip ulusötesi şirketlerin tam piyasa hâkimiyeti kurmalarına, tazelenmiş imajla dünya piyasalarına çıkmalarına yol açacaktır. 

HİNDİSTAN, ÇİN VE DİĞERLERİ 

E-sigara yasağı ABD için bir yenilik, ancak birçok ülkede yıllardır yürürlükte olan denenmiş, başarılı bir politika. Tedavisel faydası olmadığı ve sağlık riskleri bulunduğu gerekçesiyle, Brezilya, Singapur, Tayland, Hong Kong, Meksika, Kamboçya, Avustralya, Uruguay ve Japonya gibi ülkelerde e-sigarayı farklı yönleriyle yasaklayan düzenlemeler bulunuyor. 

Diğer yandan, Juul yakın zamana kadar sadece bir Amerikan fenomeni iken, 2018 Aralık’ta Altria’nın yüzde 35 hissesini satın almasından sonra hızla uluslararası piyasalara açıldı, birçok ülkede farklı nikotin içerikli ürünlerini satışa çıkarttı. Ne var ki, e-sigaranın uluslararası yayılması bir hafta önce Hindistan ve Çin tarafından büyük kesintiye uğratıldı. Önce Hindistan hükümeti, halk sağlığını koruma gerekçesiyle e-sigara üretimi, ithalatı, ihracatı, satışı ve reklamını yasaklayan bir kararname yayımladı. Çin’de ise, internette Juul satışının hiç beklenmedik bir anda başlamasının ardından, daha bir hafta dolmadan ve hiçbir açıklama yapılmadan Juul online satış yapan dev web sitelerinden kaldırıldı. 

E-sigaranın serbest olduğu Rusya, Güney Kore gibi ülkelerin sağlık otoriteleri geçtiğimiz hafta içinde e-sigara ve akciğer hastalığı ilişkisi üzerine kapsamlı inceleme başlattıklarını açıklayıp, e-sigara kullanımı hakkında vatandaşlarını uyardılar. Bu gelişmeler, yeni düzenlemelerin yolda olduğu işareti veriyor. 

…VE TÜRKİYE

Philip Morris International’ın yönlendirmesi ile gerçekleştirilen Juul’ün uluslararası yayılma planında Türkiye’nin yeri olmadığını düşünmek mümkün değil. Juul için Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde yaptırılmış marka tescilleri var. E-sigara Türkiye’de spesifik olarak yasaklanmış değil. Ancak, henüz ruhsatsız, vergisiz oldukları için satışları yasadışı, kayıtdışı. Hâlihazırda, Türkiye’de Juul’ün ve taklitlerinin çeşitli websiteleri üzerinden yasadışı ve kayıtdışı satışı yapılıyor. Denetimsizlik ve cezasızlık nedeniyle, sanki yasalmış gibi, hatta Dünya Sağlık Örgütü'nün, Sağlık Bakanlığı'nın isimleri kullanılarak, internette yaygın ürün tanıtımı ve pazarlaması yapılıyor.

E-sigaraların piyasaya arzı için yapılan başvurulara karşı, Başta Cumhurbaşkanlığı olmak üzere, Sağlık, Tarım, Maliye ve Ticaret Bakanlıklarının ne tavır aldıklarını, neler görüşüldüğünü, yetki ve sorumlulukların nasıl icra edildiğini bilemiyoruz. Ancak, yıllardır en üst düzeyde yapılan bu başvuruların bugüne kadar sonuçsuz kaldığını dikkate alırsak, iktidarın baskılara karşı durmayı başardığını söyleyebiliriz. Top birkaç kez tehlikeli biçimde direkten döndü, neyse ki endüstri istediği sonuçları elde edemedi. Ancak, iktidarın niteliği nedeniyle bunun sürdürülüp sürdürülmeyeceğini kestirmek olanaklı değil. Yıllardır, ulusötesi şirketlerin insanı, doğayı, ülkeyi sömürme, talan etme projelerine, halk sağlığı ve ekosistem tahribine izin verildiğine, bunların desteklendiğine, savunulduğuna tanık olduk, oluyoruz. 

Ulusötesi tütün şirketlerinin benzer projelerinin beklemede kalmasını bu nedenle daha uzun sürmeyebilir. Cumhurbaşkanı 21 Eylül’de yaptığı en taze açıklamasında, önce e-sigaraya ateş püskürüp, sonra “ciddi vergiler koyarak işi çözeceğini” açıkladı. Bir başka deyişle, e-sigaranın yasallaştırılmasına yeşil ışık yaktı. 

ABD’deki ölümler, zaten sağlığa zararlı tütün ürünleri varken, bunlara ek olarak bir de güvenli olmayan yeni ürünlerin piyasaya sürümünün hatalı olduğunu, ihtiyatlılık ilkesine de, zarar vermeme ilkesine de, kanıta dayanma ilkesine de bütünüyle aykırı olduğunu gösteriyor. Türkiye’de e-sigaranın yasallaşması halk sağlığı ilkelerinin tümden çiğnenmesi anlamına gelecektir. Reklamının ve gençlerin erişiminin önlenmesi yeterli değildir. E-sigara sadece çocuklar, gençler için değil, yetişkinler için de zararlıdır. Kapı bir kez açıldı mı, kapatması çok güçtür. Doğru politika hiç kuşkusuz ki, birey ve toplum sağlığını gözeterek, e-sigaraların ve bunlarla birlikte tütün ve nikotin içeren tüm yeni nesil ürünlerin, Türkiye’de üretiminin, iç ve dış ticaretinin, piyasaya arzının ve satışının yasaklanması, mevcut ürünlerin arzının denetim altına alınmasıdır.

ÖNERİLEN HABER