5 Şubat'ı anarken: AKP Türkiye'sinden şeriat manzaraları...

Bugün 5 Şubat… Tam 82 yıl önce bugün, insanlığın en önemli kazanımlarından olan laiklik, Türkiye Cumhuriyeti anayasasına girdi. O tarihten sonra devletin temel niteliklerini tanımlayan ilkelerden biri laiklik oldu. Peki 82 yılın sonunda laiklikten geriye ne kaldı? İşte AKP Türkiyesi'nden şeriat manzaraları...
Boushra Almutawake
Ahmet Çınar
Salı, 05 Şubat 2019 11:34

Bugün 5 Şubat…

Bundan tam 82 yıl önce bugün, insanlığın en önemli kazanımlarından olan laiklik, genç Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasasına girdi. 

İnsanlık tarihinde büyük mücadelelerle, ödenen bedellerle kazanılan laiklik, 5 Şubat 1937’de Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasasına girerek, eksikleriyle de olsa, devleti tanımlayan temel niteliklerden biri olarak kabul edildi.  

Laikliğin anayasaya girmesi çok da kolay olmadı. Prof. Şeref Gözübüyük, “Açıklamalı Türk Anayasaları” adlı kitabında laikliğin anayasaya girmesini yedi aşamada açıklar.

Oradan alıntılayalım:

1) İlk Osmanlı anayasası olan Kanunu Esasî 23 Aralık 1876’da, Islahat Fermanı’nda olduğu gibi bir Hattı Hümâyun ile ilan edildi.

Madde 11- Devleti Osmaniye’nin dini İslam dinidir.

Bununla birlikte, aynı maddede, “Halkın asayişine ve genel ahlaka aykırı olmamak koşuluyla bütün inanışlar serbesttir ve devletin koruması altındadır” denilmektedir.

2) 1921 Anayasası olan Teşkilatı Esasiye Kanunu’nda devletin diniyle ilgili bir madde bulunmamaktadır.

3) 29 Ekim 1923 tarihli, “Teşkilatı Esasiye Kanunu’nun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Dair Kanun” ile din Anayasa’ya girmiştir.

Madde 2- Türkiye Devletinin dini, Dini İslam’dır, Resmi lisanı Türkçedir.

4) 1924 Anayasası’nda devletin dininin, İslam dini olduğu belirtilmiştir. Hilafetin Anayasa’dan önce kaldırılmış bulunmasına, Anayasa’nın kendisinin de laik olmasına karşın, koşullar böyle bir kuralın Anayasa’da yer almasını gerektirmiştir. Kuralın Anayasa’nın 2. maddesinden çıkartılması ancak 10 Nisan 1928’de yapılan Anayasa değişikliği ile olabilmiştir.

5) 5 Şubat 1937’de yapılan değişiklikle, 2. maddeye, Devletin temel nitelikleri olarak Cumhuriyet Halk Partisi’nin programında yer alan altı ok, “Türkiye Cumhuriyeti Cumhuriyetçi, Halkçı, Devletçi, Laik ve İnkılapçıdır” biçiminde girmiştir.

6) 1961 Anayasası Madde 2: Türkiye Cumhuriyeti, insan haklarına ve ‘Başlangıç’ta belirtilen temel ilkelere dayanan, milli, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir.

7) 1982 Anayasası Madde 2: Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir.

Madde 4: Anayasa’nın 1’inci maddesindeki devletin şeklinin cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile, 2’nci maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri ve 3’üncü maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez.

82 YIL SONRA LAİKLİKTEN GERİYE NE KALDI?

Aradan tam 82 yıl geçti…

Bugün Türkiye Cumhuriyeti, kağıt üzerinde değilse bile, fiili olarak hukuksuz bir şeriat rejimiyle yönetilmeye çalışılıyor. Aslında yönetilemiyor.  

Laikliğin rafa kaldırıldığı, hatta kimi örneklerde laikliğin adeta suç gibi görüldüğü ve mahkum edildiği bir dönemi yaşıyoruz.

2016’nın Şubat ayında kuruluşunu ilan edip yola çıkan Gericiliğe Karşı Aydınlanma Hareketi’nin ilk bildirgesinde yer alan “Türkiye'nin bir İslam Devleti olarak ilan edilmesine ramak kalmıştır” belirlemesi, hâlâ geçerliliğini koruyor. İlan edilmese de, eğitim, sağlık, kültür, adalet, yönetim gibi kamusal alanlarda fiili olarak şeriat hukuku uygulanıyor.

Bunun en yeni örneklerinden biri geçen ay Sakarya'da yaşandı: Bir yerel gazetenin sorumlu yazı işleri müdürü savcılık yerine müftülük tarafından ifadeye çağrıldı. 

TUHAF UYGULAMALAR

Örnekleri çoğaltmak mümkün: Gaziantep Adliyesinde türbanlı ve sakallı memurlar görev yaparken, yetkililer yasal dayanak olmadığı halde küpe takan bir memur hakkında tutanak tuttular. Devletin sınırları, çerçevesi tamamen değişti ve bu sınırlar şeriat hukukundan geliyor. 

ADLİYE KORİDORLARI: SECCADE, VAAZ...

Kahramanmaraş Adalet Sarayı'nda iki ay önce çekilen görüntüler, adliye koridorlarının cuma namazı bahanesiyle adeta camiye çevrildiğini gözler önüne serdi.

MAHKEME KARARLARI UYGULANMIYOR

İlkokul, ortaokul ve liselerde zorunlu din dersi zorbalığı, mahkeme kararlarına rağmen sürüyor. Pek çok mahkeme din dersinin zorunlu olmaması gerektiği yönünde kararlar verse de, bu kararlar uygulanmıyor, zorunlu din dersi zorbalığı dayatılmaya devam ediliyor. 

LAİKLİK NASIL YOK EDİLDİ? 

Laikliğin yok edilmesinin tek nedeni AKP iktidarı değil. AKP, zaten on yıllardır sağ, muhafazakar ve gerici iktidarlar eliyle aşındırılan laikliğe son darbeyi vurdu ve ortadan kaldırdı. Sorunun kökü daha eskilere dayanıyor. 

Laikliğin anayasaya girmesinden yaklaşık 10 yıl sonra meydana gelen ve birbiriyle bağlantılı bir dizi iç ve dış siyasal gelişme, laiklik için sonun başlangıcı oldu. Demokrat Parti'nin iktidara gelişi ve gerici uygulamaların yaygınlaşmaya başlaması, Türkiye'nin NATO'ya katılarak emperyalizmin güdümüne girmesi, Adalet Partisi dönemi, siyasal islamcılığın MNP ve MSP çatılarında örgütlenmesi, 12 Mart, Milliyetçi Cephe hükümetleri, Fethullah Gülen cemaati ve bilumum tarikatın devlet eliyle palazlandırılması, Nakşibendiliğin devlet katına yerleştirilmesi, 12 Eylül, Evren, Özal, Demirel, Çiller, Erbakan hükümetleri ve AKP iktidarı... Ve tüm bu uzun sürece patron sınıfının, sermaye örgütlerinin bilinçli ve istikrarlı desteği... 

Ve gelinen nokta: İlan edilmemiş bir şeriat rejimi...

TÜRKİYE’DEN ŞERİAT MANZARALARI

AKP, ülkede ilan edilmemiş bir şeriatı uyguluyor. AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’dan bakanlara, bürokratlardan yerel yöneticilere kadar her kademedeki kamu yöneticisi, konuşmalarını, açıklamalarını, icraatlarını dinsel referanslarla yapıyor. Din kökenli uygulamalar, toplumun her alanında insanlara zorbalıkla dayatılıyor.

İŞTE SON YILLARA SIĞAN AKP ZORBALIKLARI

Milli Eğitim Bakanlığı tüm okulları imam hatipleştirme dayatmasını sürdürürken, cemaat ve tarikatlar da bilimsel eğitim anlayışına, pedagoji bilimine, çocuk hakları sözleşmesine ve laiklik ilkesine aykırı bir biçimde denetimsiz, kuralsız, illegal yöntemlerle şeriat eğitimi vermeye devam ediyor. Bunun son örneklerinden biri de İzmir'de yaşanıyor. Kendilerine "Gümüşpala Hizmet İzmir İslami İlimler Federasyonu" adını veren İsmailağa cemaati 5-15 yaşlarındaki çocuklara şeriat eğitimi veriyor.

Aynı cemaat ayrıca "Bozyaka Hizmet Sıbyan Kursu" adı altında yaşı küçük çocuklara şeriat eğitimi vermeyi sürdürüyor. Zaman zaman çeşitli mesire alanlarına ve piknik yerlerine götürülen çocuklara burada oyunlar da oynatılıyor. Okul öncesi çocuklara sarık, şalvar, cübbe ve takke giydirilmesi de dikkat çekiyor.

OKULLAR TÜRGEV, TÜGVA, ENSAR KUŞATMASINDA

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ile TÜRGEV, TÜGVA, Ensar Vakfı ve benzeri tarikat yapılanmaları arasında imzalanan protokollerle, kamu okullarının tamamı tarikatlara terk edildi.

MÜFTÜYE, İMAMA NİKAH YETKİSİ: RESMEN ŞERİAT!

AKP'nin son gerici saldırılarından biri de, medeni hukukun yerine şeriat hukukunu yerleştirme anlamına gelen müftü ve imamlara nikah kıyma yetkisinin verilmesi... AKP'nin resmen ve alenen şeriat uygulaması olarak hazırladığı taslak, kamuoyunda tartışmalara yol açtı. Ancak bir din devletinde uygulanabilecek olan din görevlilerine nikah kıyma yetkisinin verilmesi, laiklik ilkesine tamamen aykırı ve aynı zamanda ülkedeki çifte hukuk tartışmalarını da alevlendirecek bir uygulama olarak ortaya çıktı.

Hükümetin ilahiyatçı Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ ise müftülere nikah yetkisinin "laikliğin bir gereği" olduğunu söyleyerek, insanlığın en önemli kazanımlarından biri olan laiklik kavramından hiçbir şey anlamadığını kanıtlamış oldu.

YENİ MÜFREDAT: ŞERİAT EĞİTİMİ!

Aylardır tartışılan "AKP tipi yeni müfredat" geçtiğimiz haftalarda Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz tarafından açıklandı. Ve açıklanan paketten "Cihat içeri, evrim dışarı" talimatı çıktı. AKP'nin eğitim alanında yıllardır sürdürdüğü operasyonların son halkası müfredat değişikliği oldu. Evrim ünitesi müfredat dışı kalırken, müfredata "cihat", "15 Temmuz", "değerler eğitimi" dahil edildi.

MEB Din Öğretimi Genel Müdürlüğünce güncellenen Ortaöğretim Temel Dini Bilgiler Dersi öğretim programı tanıtım sunusunda öğretim programlarının vizyonu şöyle açıklandı: Allah peygamber sevgisini içselleştiren tavizsiz kişiliğe sahip; peygamberi model alan; dünya-ahiret dengesini kurabilen; Kuran ve sünneti merkeze alarak güncel meseleleri çözümleyen bireyler yetiştirmek. Ayrıca 'İslam Ceza Hukuku' ünitesi de konular arasında yer aldı.

LAİKLİĞİ 'TEHLİKE' GÖREN 'PROFESÖR'

Laikliği en büyük tehlike olarak niteleyen "profesörler" ortalık cirit atmaya başladı. Hemen hemen her üniversitede, he fakültede, her bölümde bunlardan bulmak mümkün. 

ÜNİVERSİTELER GERİCİLİĞİN VE PİYASACILIĞIN KISKACINDA

Laiklik düşmanı, bilim ve akıl dışı dışı dayatmalar üniversitelere adeta kök salıyor. Safsata, akademiye girmiş durumda. Bazı üniversitelerde astroloji ve falla ilgili bölümler bile açıldı. KYK yurtları, tekkeye dönüştürüldü. 

KİMSESİZ, BAKIMA MUHTAÇ VE İSTİSMAR MAĞDURU ÇOCUKLAR TARİKATLARA TESLİM!

Bu düzende kimsesiz ve bakıma muhtaç çocuklar tarikatların kucağına itiliyor. Bu yönde bir gerici hamle de Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığından geldi geçen yıllarda. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile Nakşibendi tarikatının Ankara kolu olarak bilinen Muradiye Kültür Vakfı arasında imzalanan protokol kapsamında Ankara’da 31 çocuk evi açıldığı ortaya çıktı. İhmal ve istismar mağduru çocukları korumakla görevli bakanlık, tarikat evlerine emanet edilen çocukların umre gezisi, iftar programları, Kutlu Doğum Haftası adı altında denetlenemeyen etkinliklere katılmasına da göz yumdu.

TOPLUMSAL YAŞAMDA DİNSEL DAYATMA: BURADA BU KIYAFETLE DOLAŞAMAZSIN!

AKP'nin uygulamalarından ilham ve cesaret alan kimi gericiler de, kamusal alanlarda bu yönde terör estirmeye devam ediyorlar. Daha önce Manisa'nın Salihli ilçesinde parkta spor yapan hamile kadına saldıran D.K., İstanbul Maslak'ta şort giyen hemşire Ayşegül Terzi'ye saldıran Abdullah Çakıroğlu, Pendik'te yine şort giyen Melisa Sağlam'a saldıran Ercan Kızılateş'ten sonra benzer bir olay Maçka Parkı'nda yaşandı. AKP'nin uygulamalarından ilham ve cesaret alan bir özel güvenlik personeli, bir kadına "Burda böyle dolaşmana izin vermiyorum" diyerek saldırdı.

Geçen yaz Kocaeli'de halk otobüsüne binen bir gerici, mini etekli yolcuyla ilgili şoföre “Sen bu arkandaki genç kızlarla kaza yaparsın. Böyle olmaz” dedi, otobüsü karakolun önüne çekmesini istedi.