Ana içeriğe atla
0%

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Abluka Günlükleri 232 | 21 Ekim 2026 Çarşamba

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 22.10.2026 , 21:38 "0 dakikalık okuma süresi"
ABD'nin 28 Ekim'deki BM oylaması öncesi baskılarına ve Raúl Castro'yu hedef alan hamlelerine uluslararası tepkiler büyürken, Küba ise Ukrayna savaşına asker gönderdiğine yönelik iddiaları yalanladı. Abluka ve enerji krizine karşı direnişini sürdüren ada, eğitim ve yerel kalkınma alanında hazırlanan yeni reformları Meclise taşıyor.

Küba, Ukrayna’daki savaşa katıldığı iddialarını reddetti

Küba Dışişleri Bakanlığı, ABD hükümetinin Küba vatandaşlarının Ukrayna’daki savaşa katıldığı yönündeki iddialarını kanıtsız ve yanıltıcı olarak nitelendirerek reddetti.

Bakanlık, Küba’nın çatışmada herhangi bir askerî personelle yer almadığını ve uluslararası anlaşmazlıkların diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesini desteklediğini vurguladı. Açıklamada, Küba devletinin ve hükümet kurumlarının çatışmaya katılan Küba vatandaşlarına herhangi bir teşvikte bulunmadığı, destek vermediği ve bu faaliyetleri onaylamadığı belirtildi. Paralı askerlik faaliyetlerinin Küba yasaları ve ülkenin uluslararası yükümlülükleri doğrultusunda suç sayıldığı hatırlatıldı.

Bakanlığın verilerine göre, 2023’ten bu yana paralı askerlik suçlamasıyla 49 sanığı kapsayan 17 ön soruşturma yürütüldü. Sanıklardan 43’ü 12 duruşmada yargılanırken, 5 ila 16 yıl arasında değişen hapis cezaları talep edildi. Yeterli delil bulunmayan bazı dosyalar ise kapatıldı.

Küba Devleti, paralı askerlik faaliyetlerine karşı sıfır tolerans politikasını sürdüreceğini ve bu suçun önlenmesi için uluslararası işbirliğine açık olduğunu bildirdi.

ABD, BM oylaması öncesinde ülkelere baskıyı artırıyor

Küba Dışişleri Bakanı Rodríguez Parrilla, ABD’nin 28 Ekim’de BM Genel Kurulu’nda yapılacak abluka oylaması öncesinde ülkelere baskı uygulayarak Küba’ya yönelik uluslararası desteği zayıflatmaya çalıştığını açıkladı. Rodríguez, Washington’ın Küba’yı destekleyen hükümetlerden oylamada çekimser kalmalarını ya da oylama salonunu terk etmelerini istediğini belirtti. Bu taleplere uymayan ülkelerin vize kısıtlamaları ve tek taraflı gümrük vergileri gibi yaptırımlarla tehdit edildiğini ifade etti.

Rodríguez, ABD’nin BM Daimi Temsilciliği tarafından 19 Ekim’de düzenlenen Küba karşıtı etkinliğin düşük katılımla gerçekleştiğini belirterek bunu uluslararası desteği kırmaya yönelik başarısız bir girişim olarak değerlendirdi. Etkinliğin, ablukanın insani sonuçlarına ilişkin sorumluluğu Küba hükümetine yüklemeyi ve ABD’nin uyguladığı ekonomik baskıyı örtbas etmeyi amaçladığını savundu.

Dışişleri Bakanı, altmış yılı aşkın süredir devam eden ekonomik, ticari ve mali ablukanın Küba halkı üzerindeki ağır etkilerine dikkat çekti. ABD’nin bu politikasının uluslararası hukuk ve devletlerin egemenliği ilkeleriyle bağdaşmadığını vurguladı. Rodríguez ayrıca, Florida Başsavcılığı tarafından Raúl Castro hakkında duyurulan tutuklama emrini siyasi amaçlı bir girişim olarak nitelendirdi.

Rodríguez, BM Genel Kurulu’nun 28 Ekim’de Küba’ya yönelik ablukanın sona erdirilmesini talep eden karar tasarısını yeniden destekleyeceğine inandığını belirterek Küba’yla dayanışma gösteren ülkelere, uluslararası kuruluşlara ve toplumsal örgütlere teşekkür etti. 

Çin ve İran’dan Raúl Castro’ya yönelik ABD girişimine tepki

Çin ve İran, ABD’de Küba Devrimi’nin tarihsel önderlerinden Raúl Castro hakkında çıkarılan tutuklama emrine tepki gösterdi. 

Çin Dışişleri Bakanlığı, yargı mekanizmalarının Küba’ya baskı uygulamak amacıyla kullanılmasına karşı olduklarını belirterek Washington’a Küba’ya yönelik ablukayı ve zorlayıcı önlemleri sona erdirme çağrısında bulundu.

Tutuklama emri, 1996’da Brothers to the Rescue örgütüne ait iki uçağın düşürülmesiyle ilgili dosya kapsamında Florida Başsavcısı James Uthmeier tarafından duyuruldu. Küba Devleti, ABD’nin bu girişimini siyasi amaçlı bir müdahale olarak değerlendirerek ABD’nin Küba’nın egemenliğini ilgilendiren olaylar üzerinden yargı yetkisi kullanamayacağını belirtti. Söz konusu uçakların Küba hava sahasını ihlal ettiğini ve bu ihlallerin daha önce ABD makamlarına bildirildiğinin de altını çizdi.

İran Dışişleri Bakanlığı da tutuklama emrini yasa dışı ve suç teşkil eden bir girişim olarak nitelendirerek Küba’ya onlarca yıldır uygulanan yaptırımların BM Şartı’na ve uluslararası hukuk ilkelerine aykırı olduğunu belirtti.

Her iki ülke de Küba’nın ulusal egemenliğinin, bağımsızlığının ve kendi kaderini tayin hakkının korunması gerektiğini vurgulayarak ABD’nin Küba’ya yönelik baskı politikasına son vermesi çağrısında bulundu.

ABD temsilcisinden 'abluka' gafı

ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Michael Waltz, Küba’daki elektrik kesintilerinin etkilerinden söz ederken “abluka” ifadesini kullandı. Washington’ın Küba’ya yönelik böyle bir politikanın varlığını reddettiği düşünüldüğünde, bu ifade dikkat çekti. Söz konusu açıklama, ABD’nin BM Daimi Temsilciliği tarafından düzenlenen Küba karşıtı bir panel sırasında yapıldı. ABD ablukasının Küba halkı üzerindeki ağır etkileri devam ederken düzenlenen panel, Küba’nın ablukanın sona erdirilmesini talep eden karar tasarısının 27-28 Ekim’de BM Genel Kurulu’nda ele alınmasından hemen önce gerçekleşti.

Yeni eğitim yasası aralıkta Meclise sunulacak

Küba’da eğitim sistemini güncellemek amacıyla hazırlanan Eğitim Kanunu taslağı, aralık ayında Halkın Gücü Ulusal Meclisi’ne sunulacak. Tasarı; zorunlu eğitimin kapsamının belirlenmesini, çocukların ve gençlerin haklarının güçlendirilmesini, örgün eğitim dışında edinilen bilgi ve becerilerin tanınmasını öngörüyor.

Eğitim Bakan Yardımcısı Marlen Triana Mederos, 25’ten fazla kurum ve kuruluşun katkısıyla hazırlanan taslağın eğitim sisteminin güncel ihtiyaçlarına yanıt vermeyi amaçladığını belirtti. Yasa hazırlık süreci, Aile Kanunu ile Çocuk, Ergen ve Gençlik Kanunu gibi düzenlemelerle uyum sağlanacak şekilde yürütüldü.

Tasarıya göre Küba’da zorunlu eğitim, okul öncesi eğitimin son yılından dokuzuncu sınıfa kadar uzanacak. Çocukların üstün yararının gözetilmesi, eğitime katılımın artırılması ve eğitim kurumlarında şiddete karşı korumanın güçlendirilmesi de düzenlemenin temel başlıkları arasında yer alıyor.

Tasarı, örgün eğitim dışında edinilen mesleki bilgi ve becerilerin sınav ve belgelendirme yoluyla tanınmasına da olanak sağlayacak. Dijital dönüşüm, yapay zekânın etik kullanımı ve siber güvenlik de düzenlemenin öncelikleri arasında bulunuyor. Üniversiteler ile toplum arasındaki bağların güçlendirilmesi de hedefleniyor.

Öğretmenlerin karar alma süreçlerine katılımının artırılması, kapsayıcı eğitimin geliştirilmesi ve eğitim olanaklarının bölgesel ihtiyaçlara göre düzenlenmesi konularında yürütülen istişarelerin ardından taslak Meclise sunulacak. Yeni düzenlemeyle Küba, eğitim hakkının korunmasını ve farklı öğrenme yollarının tanınmasını yasal güvence altına almayı amaçlıyor.

Ablukaya rağmen Küba’da kültürel karartma olmayacak

Küba Cumhurbaşkanı Díaz-Canel, 20 Ekim Küba Kültür Günü dolayısıyla sanatçılar, aydınlar ve kültür kurumlarının temsilcileriyle Devrim Sarayı’nda bir araya geldi. Toplantıda, ABD’nin yoğunlaştırdığı ekonomik, ticari ve mali abluka ile enerji alanındaki kısıtlamaların yarattığı zorluklara rağmen kültürel üretimin sürdürülmesi ve ulusal kimliğin korunması ele alındı.

Díaz-Canel, kültürün ulusal kimliği dış müdahalelere karşı koruyan bir kalkan, vatanı, devrimi ve sosyalizmi savunan bir kılıç olduğunu vurguladı. Kültür Bakanı Alonso Grau ise ablukanın ağır koşullarına rağmen Küba’nın kültürel yaşamını canlı tutmayı başardığını belirterek, “Kimse yorulmadı; kimse teslim olmadı” dedi.

Toplantıya katılan sanatçılar ve aydınlar, devrimin sanat eğitimini halkın geniş kesimlerine ulaştırmadaki rolüne dikkat çekti. Kültürel mirasın, ulusal sembollerin ve tarihsel belleğin korunmasının önemini vurgulayan katılımcılar, ekonomik güçlükler karşısında sanatsal üretimi ve toplumsal projeleri sürdürme kararlılıklarını dile getirdi.

Díaz-Canel, kültür emekçilerinin çalışmalarının ülkenin direnişine güç kattığını belirtti. ABD ablukası ve enerji alanındaki kısıtlamalara rağmen Küba’da kültürel yaşamın karartılmasına izin verilmeyeceğini vurgulayan Díaz-Canel, kültürün devrimin ve sosyalizmin savunulmasında temel bir güç olmaya devam edeceğini ifade etti.

Dang hummasıyla mücadeleye uluslararası destek

Pan Amerikan Sağlık Örgütü (PAHO) ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından Holguín’e bağışlanan 50 ilaçlama cihazı, dang hummasıyla mücadelede kullanılmaya başlandı. Ekipmanlar, hastalık riskinin en yüksek olduğu belediye ve topluluklara öncelik verilerek dağıtıldı.

Yetkililer, Holguín kent merkezinde ateşli hastalık vakalarının yoğunlaştığını belirtiyor. Ülkeyi aylardır etkileyen yakıt krizi nedeniyle yetişkin sivrisineklere yönelik ilaçlama çalışmalarının aksadığı bildiriliyor.

Uluslararası dayanışma, ABD’nin Küba’ya yönelik yoğunlaştırılmış ablukasının ağırlaştırdığı koşullarda ulusal sağlık sisteminin mücadele kapasitesini güçlendirmek açısından önem taşıyor. Özellikle yağışlı mevsimde artan Aedes aegypti kaynaklı dang hummasına karşı yürütülen çalışmalarda, sivrisinek popülasyonunun kontrol altına alınması ve hastalığın bulaşma riskinin azaltılması hedefleniyor.

Küba’da belediyelerin yerel kalkınma yetkileri genişletiliyor

Küba’da bölgesel kalkınmayı güçlendirmek ve belediyelerin ekonomik özerkliğini artırmak amacıyla yeni düzenlemeler yürürlüğe girdi. 174/2026 sayılı Kararname ile belediyelerin yerel kaynakları yönetme, kalkınma projelerini onaylama ve finansman kararları alma yetkileri genişletilirken bölgeler arasındaki eşitsizliklerin azaltılması hedefleniyor.

Ekonomi ve Planlama Bakanlığı tarafından açıklanan düzenlemeler, önceki mevzuatta belirlenen çelişkileri gidermeyi ve belediyelerin kalkınma stratejilerini daha etkin biçimde uygulamasını sağlamayı amaçlıyor. Yeni çerçeve kapsamında yerel kalkınma projelerinin süresi beş yıl olarak belirlenirken, projelerde istihdam edilecek kişi sayısı 100 ile sınırlandırılıyor. Stratejilerin her yıl değerlendirilmesi ve finansman kaynaklarının açık biçimde tanımlanması da öngörülüyor.

Düzenlemeler; bürokrasinin azaltılmasını, vatandaşların karar alma ve katılımcı bütçeleme süreçlerine dahil edilmesini, yerel yönetimlerle ulusal kurumlar arasındaki eşgüdümün güçlendirilmesini de kapsıyor. Çevresel sürdürülebilirlik, iklim direnci ve toplumsal eşitlik, bölgesel kalkınmanın temel ilkeleri arasında yer alıyor.

Yeni düzenlemelerle belediyelerin yerel potansiyellerini daha etkin kullanmaları, ekonomik ve toplumsal kalkınmanın yerel kaynaklarla desteklenmesi ve halkın karar alma süreçlerine katılımının artırılması hedefleniyor.


soL'un dört kez sansürlenen X hesabını takip ederek yaygınlaştırabilirsiniz. 

soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.

Son Küba Gerçeği