Ana içeriğe atla
0%

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Abluka Günlükleri 192 | 11 Eylül 2026 Cuma

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 12.09.2026 , 15:19 "0 dakikalık okuma süresi"
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, ABD'nin Küba'ya karşı bugüne kadarki en ağır yaptırımları uyguladığını ve bunların Küba halkının yaşamını doğrudan etkilediğini ve acılara neden olduğunu ilk kez açık biçimde kabul etti. ABD yaptırımlarının sonuçlarını kabul eden Rubio, Küba’daki ekonomik ve toplumsal sorunların kaynağını Küba yönetimine bağlamayı sürdürdü.

Rubio’dan abluka itirafı

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, ABD'nin Küba'ya karşı bugüne kadarki en ağır yaptırımları uyguladığını ve bunların Küba halkının yaşamını doğrudan etkilediğini ve acılara neden olduğunu ilk kez açık biçimde kabul etti. Ancak itirafın hemen ardından sorumluluğu yine Küba Devrimi’ne yüklemeye çalıştı.

Kolombiya merkezli NTN24’e konuşan Rubio, ABD yaptırımlarının sonuçlarını kabul ederken, Küba’daki ekonomik ve toplumsal sorunların kaynağını Küba yönetimine bağlamayı sürdürdü. Böylece ABD'nin onlarca yıldır Küba'ya uyguladığı ekonomik savaşın sonuçları kabul edilmiş ancak yine söz konusu sonuçların gerçek sorumlusu olan emperyalist abluka görünmez kılınmaya çalışılmış oldu.

Küba Dışişleri Bakanı Bruno Rodríguez, Rubio’nun açıklamalarının ardından ABD yönetiminin yeniden “yalan ve tehditlere” başvurduğunu belirterek 60 yılı aşkın süredir sürdürülen ablukanın ve buna eşlik eden yaptırımların Küba halkının yaşamı üzerindeki sonuçlarını Havana’ya fatura etme çabasına dikkat çekti. Geçtiğimiz günlerde BM Özel Raportörü Alena Douhan, ABD’nin Küba’ya yönelik abluka ve yaptırımlarının milyonlarca Kübalının toplu olarak cezalandırılması mekanizmasına dönüştüğüne ilişkin güçlü bulgular ortaya koymuştu.

Rubio'nun itirafları maalesef ablukanın sonuçlarını ortadan kaldırmıyor; sadece Küba’nın yıllardır dile getirdiği gerçeği bir kez daha açığa çıkarıyor: Abluka, Küba halkına karşı yürütülen sistematik bir ekonomik savaş politikasıdır.

Küba'nın 11 Eylül mesajı: Terörizme karşı mücadele, emperyalist devlet terörünü de kapsamalı

ABD’deki 11 Eylül saldırılarının 25. yılında Küba Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel, Fidel Castro’nun saldırıların ardından yaptığı değerlendirmelere atıfla terörizmle mücadelenin yalnızca belirli örgütleri hedef alan dar bir güvenlik politikasına indirgenemeyeceğini vurguladı.

Díaz-Canel, gerçek bir terörizm karşıtlığının devlet terörizmini, savaşları, soykırımları ve masum insanların yaşamını hiçe sayan emperyalist politikaları da karşısına alması gerektiğini belirtti.

Küba’nın da 60 yılı aşkın süredir terör saldırılarının hedefinde olduğunu hatırlatan Díaz-Canel, bu saldırılarda 3 bin 400’den fazla Kübalının hayatını kaybettiğini, 2 bin 99 kişinin yaralandığını ifade etti.

Bugün Küba’ya yönelik ekonomik savaşın halkı teslim almaya ve Devrim’e boyun eğdirmeye yönelik bir “soykırım planı” niteliği taşıdığını belirten Díaz-Canel, gerçek bir uluslararası terörle mücadele savaş ve saldırganlık politikalarına değil, barışa ve daha adil bir dünya düzenine dayanması gerektiğini anlattı.

Terörizme karşı mücadeleden söz edip devlet terörünü, işgalleri ve halkları açlığa mahkûm eden yaptırımları görmezden gelmek emperyalizmin ikiyüzlülüğünün bir başka kanıtı olarak Küba'ya yönelik ablukada da karşımıza çıkıyor.

Ablukanın bedeli ağırlaşıyor

2026 Ocak itibarıyla ağırlaşan ABD ablukası, yılın ilk yarısında planlanandan 2 milyon 667 bin 800 ton daha az yakıtın Küba’ya ulaşmasına neden oldu. Rusya’nın insani yardım kapsamında gönderdiği 100 bin ton petrol taşıyan tanker, yaşanan açığın yalnızca küçük bir bölümünü karşılayabildi.

Ablukanın gerçek sonuçları ise yalnızca ekonomik göstergelere değil, insanların yaşamlarına yansıyor. Küba’da 12 bini çocuk 100 binden fazla hasta ameliyat bekliyor. Elektrik kesintileri nedeniyle bazı ameliyatların cep telefonu ışığında sürdürülmek zorunda kalması, ablukanın soyut bir ekonomik yaptırım değil, doğrudan insan yaşamına dokunan bir saldırı olduğunun ispatı. Sağlık sisteminin temel ilaç listesinde yer alan 395 ilacın 300’üne erişilememesi de aynı tablonun parçası. Her yıl 300–400 çocuk ve ergene kanser teşhisi konulurken, kanser tedavisinde kullanılan bazı ilaçların ve tıbbi ekipmanların temininde de ciddi sorunlar yaşanıyor.

Üstelik sorun yalnızca ilaç ve ameliyat malzemeleriyle sınırlı değil. Ülkedeki 16 odyometreden yalnızca ikisi çalışıyor. 21 Braille cihazı kullanılamaz durumda ve 63 cihaza daha ihtiyaç duyuluyor. Koklear implantlar için pil ve yedek parça eksiklikleri yaşanırken, kalp pompaları ve çeşitli tanı cihazlarının temininde de ablukanın yarattığı engeller belirleyici oluyor.

Bir çocuğun ameliyatının ertelenmesi, bir hastanın ilaca ulaşamaması, bir engellinin cihazının çalışmaması ya da bir hastanenin enerji yetersizliği nedeniyle hizmet verememesi... Washington’ın “yaptırım” olarak adlandırdığı şey, Küba’da milyonlarca insanın gündelik yaşamına yönelen sistematik bir ekonomik baskının ta kendisi. 

Küba’dan yapay zekâ ile kanser tanısında yeni adım

Küba, ağır ekonomik kuşatma koşullarında bilimsel ve teknolojik üretim kapasitesini geliştirme çabasını sürdürüyor.

Matanzas Bilim ve Teknoloji Parkı tarafından geliştirilen Yapay Zekâ Destekli Tiroid Nodülleri Tanı Sistemi, bu çabanın yeni örneklerinden biri. Henüz geliştirme aşamasında olan sistemin 2027’ye kadar tamamlanması hedefleniyor. Sistem, ultrason görüntülerini analiz ederek tiroid nodüllerinin şekli, ekojenitesi ve diğer özellikleri üzerinden kanser riskinin sınıflandırılmasına destek olacak.

Amaç yalnızca tanı sürecini hızlandırmak değil; aynı zamanda sağlık çalışanlarının karar süreçlerini desteklemek, mevcut kaynakların daha verimli kullanılmasını sağlamak ve gereksiz tıbbi işlemleri azaltmak. Projenin Matanzas Bilim ve Teknoloji Parkı, Devrimci Silahlı Kuvvetler Bakanlığı ve Tıp Bilimleri Üniversitesi arasındaki işbirliğiyle yürütülmesi de dikkat çekici.

Küba, ablukanın dayattığı kıtlık koşullarında yalnızca eksikliklerini gidermeye değil, kendi bilimsel ve teknolojik kapasitesini büyütmeye çalışıyor. Bu çaba, Küba’nın bilim ve sağlık alanındaki üretim kapasitesinin, dışa bağımlılığı azaltma ve toplumsal ihtiyaçlara yanıt verme hedefiyle birlikte ele alındığını gösteriyor.

Elektrik üretiminde son durum 

Üretim kapasitesindeki yetersizlik nedeniyle Küba’da elektrik kesintileri dün de sabahın erken saatlerine kadar devam etti.

Dün elektrik üretim kapasitesindeki en yüksek açık saat 20.40’ta 2.267 MW olarak kaydedilirken, buna karşılık güneş enerjisi parkları dün toplam 5.120 MW üretim sağladı. 

Küba’nın bugün yaşadığı enerji krizi, yalnızca teknik bir üretim sorunu değil. Yakıt tedarikinden finansmana, enerji altyapısından ekipman teminine kadar uzanan abluka zincirinin doğrudan sonuçlarından biridir. Ve Küba, bu koşullarda çözümü teslimiyette değil; kendi kaynaklarını, bilimini ve üretim kapasitesini geliştirmekte arıyor.

Son Küba Gerçeği