Ana içeriğe atla
0%

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Abluka günlükleri 189 | 8 Eylül 2026 Salı

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 09.09.2026 , 15:05 "0 dakikalık okuma süresi"
Küba Cumhurbaşkanı Díaz-Canel, Portekiz Komünist Partisi'nce düzenlenen Avante Festivali'ne ilettiği video mesajda emperyalizmin soykırımcı amaçlarına rağmen Küba'nın teslim olmadığını vurguladı. Díaz-Canel "Bugün, her zamankinden daha fazla, Küba için sesinizi yükseltmenize ihtiyaç var" dedi.

Emperyalizmin soykırım niyetine rağmen, Küba teslim olmuyor!

Küba Komünist Partisi Merkez Komitesi Birinci Sekreteri ve Cumhurbaşkanı Miguel Díaz-Canel Bermúdez, Portekiz Komünist Partisi (PCP) tarafından 50'ncisi düzenlenen Avante Festivali'ne bir video mesaj iletti. 

Mesajın içeriğini aşağıda sunuyoruz:

PCP Genel Sekreteri Paulo Raimundo, Portekiz Komünist Gençliği’nin değerli militanları, Avante Festivali’nin 50. yılına katılan konuklar ve tüm katılımcılar, sevgili Portekizli dostlar,

Devrimi inşa etme kararlılığından vazgeçmeden, onu boğmayı amaçlayan soykırımcı girişimlere direnen abluka altındaki Küba’dan sizleri selamlıyor; Partimiz ve kahraman Küba halkı adına sizlere şükran ve kardeşlik dolu bir kucak gönderiyorum.

Ülkemizle dayanışmayı tarih boyunca kesintisiz bir biçimde sürdürme konusundaki örneğiniz için, özellikle de bugün yaşadığımız bu zor koşullarda, sizlere binlerce kez teşekkür ediyoruz.

Bugün ABD hükümetinin giderek tırmanan ve açıkça suç niteliği taşıyan saldırganlığının hedefindeyiz. Aynı hükümet, hiçbir gerçek temele dayanmayan, gerçekleri çarpıtan ve siyasi saiklerle manipüle edilmiş bir kararla küçük, barışçıl ve dayanışmacı Küba Cumhuriyeti’ni kendi ulusal güvenliği açısından 'olağandışı ve olağanüstü bir tehdit' olarak tanımlayan emperyal güçtür.

PCP'nin halkımıza, Küba Komünist Partisi’ne ve Devrim’e verdiği destek; dayanışma açıklamaları; Küba lehine ve ABD emperyalizminin ülkemize dayattığı suç niteliğindeki ekonomik, ticari ve mali abluka ile enerji kuşatmasına karşı yürüttüğü girişimler, bizleri onurlandıran sağlam ve kopmaz kardeşlik bağlarının bir parçasıdır.

Bugün Küba, sessiz bir soykırım olarak nitelendirilebilecek emperyalist bir saldırıya kahramanca direniyor. Küba halkı, ABD ablukasının benzeri görülmemiş ölçüde ağırlaştırılmasının yol açtığı kıtlık ve zorlukları her gün yaşıyor. Abluka; elektrik üretimi, turizm ve gıda üretimi gibi ülkenin kalkınması açısından temel öneme sahip sektörleri ağır biçimde etkilerken, sağlık ve eğitim gibi temel kazanımlarımıza da doğrudan zarar veriyor.

Bu ağır tablonun boyutlarını ortaya koyan bazı verileri sizlerle kısaca paylaşmak istiyorum:

Her gün, yakıt yetersizliği nedeniyle elektrik üretim sistemlerinde kurulu bulunan 1.400 MW’lık kapasite kullanılamıyor. Bunun sonucu olarak halkımız 20 saati aşan elektrik kesintileriyle karşı karşıya kalıyor.

Malzeme ve ameliyathanelerdeki enerji yetersizliği nedeniyle planlanan 98 bin 500’den fazla ameliyat gerçekleştirilemedi. Bunların 12 bini çocuklara yönelik ameliyatlardı. 34 bin hamile kadına gerekli doğum öncesi ultrason taramaları yapılamadı ve 67 bin çocuğun aşı takvimi güncellenemedi. Oysa Küba, bu iki alanda tarihsel olarak dünya çapında öncü ülkelerden biri olmuştur.

Ticaret özgürlüğüyle bağdaşmayan ABD baskıları ve tehditleri sonucunda çeşitli şirketler ve denizcilik firmaları ülkeden çekildi. İthalatımıza yönelik sistematik takip ve baskılar nedeniyle, hayati sektörler için gerekli yükleri taşıyan 7 binden fazla konteyner, Karayipler’deki limanlarda alıkonulmuş durumda. Bölgede faaliyet gösteren şirketlerin hiçbiri, emperyalist yasağın karşısına çıkmaya cesaret edemiyor.

29 Ocak ve 1 Mayıs tarihlerinde alınan iki başkanlık kararı, ülkeyi ekonomik olarak boğmaya yönelik girişimleri daha önce görülmemiş bir düzeye taşıdı. Bunun temel nedeni, açıkça sınır ötesi nitelik taşıyan ve 'ikincil yaptırımlar' olarak adlandırılan uygulamaların hayata geçirilmesidir. Bu yaptırımlar, ülkenin kalkınması açısından stratejik öneme sahip sektörlerde faaliyet gösteren yabancı şirketlerin varlığını da doğrudan etkiliyor.

İşte tam da bu nedenle, Avrupa’da bu tek taraflı politikaların sınır ötesine taşan etkilerine karşı koymak amacıyla 1996 yılından bu yana yürürlükte bulunan AB Engelleme Tüzüğü’nün uygulanmasını savunmak bugün her zamankinden daha acil bir önem taşıyor. (Söz konusu düzenleme, AB tarafından 1996 yılında, özellikle ABD’nin Küba, İran ve Libya gibi ülkelere yönelik ülke sınırlarını aşan yaptırımlarına karşı oluşturulmuştu.)

Sizleri, mümkün olan her platformda bu düzenlemenin etkin biçimde uygulanmasını teşvik etmeye çağırıyorum. Bu yasa, gerek Portekiz’deki gerekse Avrupa’nın diğer ülkelerindeki muhataplarımızın, ülkemizde büyük etkisi olan ekonomik projeleri geliştirmeyi sürdürmeleri için ihtiyaç duydukları güvenceyi ve korumayı sağlamaktadır.

Sevgili Yoldaşlar, emperyalizmin soykırımcı amaçlarına rağmen, Küba teslim olmuyor!

Bu kararlılığımızı tek bir veriyle özetlemek istiyorum: Bu yıl ülkemizde 30 bin 185 üniversite öğrencisi mezun oldu. Bu gençler, edindikleri bilgi ve sahip oldukları yeteneklerle Devrim'e katkı sunmaya hazır biçimde yetişti. Bunların 735’i 62 farklı ülkeden geliyor; aralarında Filistinli ve ABD’li doktorlar da bulunuyor.

Küba halkının örnek teşkil eden direnişinin diğer göstergelerini ise bir kutlama mesajının sınırlı sözleriyle anlatmak mümkün değil. Bunlar ancak, bugün kendisini dünyanın sahibi gibi gören ve insanlığı tarihin en karanlık dönemlerine geri sürüklemekle tehdit eden güçlerin planlarına rağmen, Devrimimizin her gün yeniden doğrulanan varlığında görülebilir.

ABD’nin gerilimi tırmandırmasının ve doğrudan askeri saldırganlık tehdidinin giderek büyümesinin Küba ve bölgemiz açısından taşıdığı tehlikeler konusunda birçok platformda uyarılarda bulunduk. Böyle bir saldırı, Birleşmiş Milletler Şartı’nın, uluslararası hukukun ve Latin Amerika ile Karayipler’in Barış Bölgesi ilan edilmesinin temel ilkelerinin açıkça ihlali anlamına gelecektir.

Küba bir barış ülkesidir ve hiçbir şekilde bu nükleer süper güç için tehdit oluşturmamaktadır. Ancak bizi işgal etmeye kalkarlarsa, topraklarımızı son damla kanımıza kadar savunacağımızın garantisini veriyorum!

Bugün, her zamankinden daha fazla, Küba için; egemenliğimizin ve bağımsızlığımızın savunulması, kendi kaderimizi özgürce tayin etme hakkımız ve kalkınma yönündeki meşru mücadelemiz için sesinizi yükseltmenize ihtiyaç var.

Küba Devrimi’nin lideri ve Başkomutan Fidel Castro Ruz’un, 100. doğum yıldönümünün bu Festival’de de kutlanacağını biliyorum. Fidel, 1961 yılında bunu şu sözlerle açıkça ifade etmişti:

'Emperyalistlerin bizde affedemediği şey, burada olmamızdır; emperyalistlerin bizde affedemediği şey Küba halkının onuru, metaneti, cesareti, ideolojik kararlılığı, fedakârlık ruhu ve devrimci ruhudur.'

Kahrolsun ABD emperyalizmi!

Vatan ya da ölüm!

Kazanacağız!

'Kendimizi dönüştüreceğiz ve ilerleyeceğiz…'

Cumhurbaşkanı Díaz-Canel Bermúdez, ekonomik ve toplumsal alandaki 176 dönüşümün hayata geçirilmesine öncülük eden devlet ekonomik kuruluşlarının temsilcileriyle bir toplantı gerçekleştirdi.

Toplantıya Başbakan Manuel Marrero Cruz, Komünist Parti Merkez Komitesi Örgütlenme Sekreteri Roberto Morales Ojeda, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Salvador Valdés Mesa ve Başbakan Yardımcısı Inés María Chapman Waugh ile diğer üst düzey yöneticiler katıldı. Ayrıca, üst düzey işletme yönetimi kuruluşlarından, şirketlerden, devlete ait mikro, küçük ve orta ölçekli işletmelerden ve taban örgütlerinden yöneticiler de toplantıya katılarak LABIOFAM (Küba Biyolojik İlaç Laboratuvarları Anonim Şirketi), hidrolik ve elektronik endüstrisi gibi sektörlerden iyi uygulama deneyimlerini paylaştı.

Devrim Sarayı'nda gerçekleştirilen toplantıda, Küba'nın sosyalist devlet işletmeleri sisteminin ülkenin ihtiyaç duyduğu katkıyı sağlama konusunda tam kapasiteye sahip olduğunun altı çizilerek yöneticilere değişim sürecinin ön saflarında yer alma çağrısında bulunuldu. Díaz-Canel, çalışanların dönüşümleri kendi süreçleri olarak benimsemeleri, 2027 Planı'nın hazırlanmasına katılmaları ve işletmelerin faaliyetlerini güçlendirmek amacıyla kendilerine tanınan özerklikten yararlanmaları gerektiğinin altını çizdi.

Cumhurbaşkanı, sosyalist devlet işletmeleri sisteminin ülkenin başlıca ekonomik aktörü olduğunu vurgularken, bu sistemin üretim egemenliğini sağlaması, diğer ekonomik aktörlerle bağlantılarını güçlendirmesi ve mevcut siyasi iradeden yararlanarak ülkenin içinde bulunduğu durumun üstesinden gelmesi gerektiğini belirtti.  

PRODECAFÉ, Küba'nın doğusunda üretimin dayanıklılığını artırıyor

Tarım-Ormancılık Kooperatiflerinin Geliştirilmesi Projesi (PRODECAFÉ), doğu Küba'da kırsal kalkınmanın temel dayanaklarından biri olarak güçleniyor. Proje daha dirençli, kapsayıcı ve sürdürülebilir bir tarım modelinin geliştirilmesini teşvik ediyor.

Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu (IFAD) ile Tarım-Ormancılık İşletmeleri Grubu (GAF) arasındaki ortak bir çalışma olan proje, özellikle doğu bölgelerinin dağlık kesimlerinde kahve ve kakao başta olmak üzere tarım-ormancılık üretimini güçlendirmeyi amaçlıyor. Projenin odağında ise iklim değişikliğine uyum sağlanması bulunuyor.

Proje, Granma, Holguín, Santiago de Cuba ve Guantánamo illerinin dağlık bölgelerini oluşturan 27 belediyeye bağlı 98 kırsal alanda geliştiriliyor. Projenin uygulanmasından sorumlu Tarım Bakanlığı Proje Koordinasyon Ofisi'ne (MINAG) göre, 2025 yılına kadar altı milyon dolardan fazla yatırım yapıldı ve bu yatırımlar 17 bin 500 üreticiyi bir araya getiren 130'dan fazla kooperatif üzerinde somut etkiler yarattı.

Proje kapsamında şimdiye kadar üreticilere motorlu testere ve sırt tipi ilaçlama makineleri ulaştırılması sağlandı. Bununla birlikte 71 konteynerlik malzeme ithalatı gerçekleştirildi. Bu konteynerlerde Ulusal Tarım-Ormancılık Enstitüsü için araç-gereç, ekipman ve laboratuvar reaktifleri yer alıyordu.

Projenin hayati önem taşıyan bileşenlerinden biri de Guantánamo'da Oscar Kasırgası'ndan etkilenen üreticilere verilen destek oldu. Bunun yanı sıra, 120 hektardan fazla kahve alanını etkileyecek damla sulama sistemlerinin satın alınması ve kurulması konusunda çalışmalar yürütüldü. Bu sistemlerin birçoğunda güneş panelleri kullanılıyor.

Proje kapsamında aynı zamanda yerel üniversitelerin işbirliğiyle kadınlara ve gençlere yönelik eğitim atölyeleri düzenlendi. Böylece kırsal kesimde yaşayan kadınların üretime katılımına, gelirlerinin iyileşmesine ve yaşam kalitelerinin yükseltilmesine destek olunması hedefleniyor. Bunların yanında PRODECAFÉ kapsamında hastanelerin, yolların ve konutların onarımı gibi toplumsal çalışmalar da yapılıyor.

Vietnam'la koruyucu tıp alanındaki deneyim paylaşılmaya devam ediliyor

Vietnam'ın Quang Tri eyaletindeki Dong Hoi Küba Dostluk Hastanesi'nin açılışının 45. yıldönümü Kübalı ve Vietnamlı yetkili isimlerin katılımıyla düzenlenen bir törenle kutlandı. Küba'nın koruyucu tıp ve temel sağlık hizmetleri alanındaki deneyimleriyle katkı sunduğu hastane, Fidel’in Eylül 1973'te Güney Vietnam'ın kurtarılmış bölgelerine gerçekleştirdiği ziyaretin ardından, onun girişimiyle inşa edilmişti.

Hastanenin 45 yıllık tarihinde pediatri, onkoloji ve kardiyoloji başta olmak üzere farklı uzmanlık alanlarında Kübalı doktorlar görev yaptı. Kübalı sağlık çalışanlarının Vietnam'daki çalışmaları, iki ülke arasındaki dayanışmanın sağlık alanındaki somut örneklerinden biri olmayı sürdürüyor. Söz konusu işbirliğinin temelleri Vietnam Savaşı'na uzanıyor. 1960'lı yıllarda Kübalı askeri ve sivil doktorlar, Vietnam halkına sağlık hizmeti sunmak üzere ülkeye gelmiş ve sağlık alanı, Küba ile Vietnam arasındaki dayanışma ve işbirliğinde öncü bir rol üstlenmişti. 

Bugün bu tarihsel bağ, sağlık alanındaki yeni ortaklıklarla sürdürülüyor. Genfarma ortak girişimi ve Hanoi'deki Hoa Lac Yüksek Teknoloji Parkı'ndaki çalışmalar, iki ülkenin biyofarmasötik alanında işbirliğini geliştirmeye yönelik güncel adımlar arasında yer alıyor. Bu tesislerde, Vietnam halkının yaşam kalitesini doğrudan etkileyecek yeni biyofarmasötik ürünlerin geliştirilmesi ve üretilmesi hedefleniyor.

Zimbabveli Pan-Afrikacı gençlerden Küba'yla dayanışma

Zimbabve Pan-Afrika Gençlik Forumu, Pazartesi günü Harare'de yaptığı açıklamayla, ABD'nin ekonomik, ticari ve mali ablukayı yoğunlaştıran baskıları ve tek taraflı önlemleri karşısında Küba halkı ve hükümetiyle dayanışmasını yineledi.

Forumun Ulusal Başkanı tarafından imzalanan ve Küba'nın Zimbabve Büyükelçisine sunulan açıklamada, Küba halkının, Küba Devrimi'nin tarihsel lideri ve Başkomutanı Fidel Castro Ruz'un önderliğinde, sömürgeciliğe ve apartheid rejimine karşı mücadele eden Afrika'daki kurtuluş hareketlerine yaptığı katkılar hatırlatıldı.

Açıklamada, Afrika'nın kendi mücadelelerine eşlik edenleri unutmadığı vurgulanırken, Küba hükümetine ve halkına duyulan saygının altı çizildi.

Küba'da elektrik üretiminde son durum

Üretim kapasitesindeki açık nedeniyle elektrik hizmetleri aksamaya devam ediyor. Dün de elektrik kesintileri sabahın erken saatlerine kadar devam etti. Dünkü üretim kapasitesi açığının en yüksek etkisi, saat 06.00'da 1500 MW olarak kaydedildi.

Öte yandan ülkedeki 54 güneş enerjisi parkı, dün toplam 3363 MW enerji üretti ve üretim gün içinde 523 MW'a ulaştı.

Dün Küba’da ne kadar elektrik açığı yaşandı?

Son Küba Gerçeği