Ana içeriğe atla
0%

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Abluka Günlükleri 148 | 29 Temmuz 2026 Çarşamba

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 30.07.2026 , 17:08 "0 dakikalık okuma süresi"
Halk İktidarı Ulusal Meclisi’nin 10. Yasama Dönemi 7. Olağan Oturumu’nda ABD ablukası “soykırımcı bir ekonomik savaş” olarak kınandı. Ekonomik dönüşüm programları, bütçe sonuçları ve yeni yasa tasarıları Meclis gündemine taşındı.

Halk İktidarı Ulusal Meclisi’nde ABD ablukası değerlendirildi

Halk İktidarı Ulusal Meclisi (ANPP) 10. Yasama Dönemi 7. Olağan Oturumu başladı. Küba Dışişleri Bakanı Bruno Rodríguez, oturumda yaptığı değerlendirmede, ABD ablukasını sert sözlerle eleştirerek Küba’nın egemenliğini savunmaya ve uluslararası dayanışmanın güçlenmeye devam edeceğini vurguladı. Orgeneral Raúl Castro ile Cumhurbaşkanı Miguel Díaz-Canel'in de katıldığı oturumda, uluslararası ortamın giderek daha tehlikeli hale geldiği, ABD'de McCarthycilik anlayışının ve siyasi baskı politikalarının yeniden güç kazandığını belirtildi.

Abluka, Küba ekonomisini zayıflatmayı ve toplumsal yaşamı zorlaştırmayı amaçlayan bir “toplu cezalandırma” işlevi görüyor. Enerji ambargosunun ağırlaştırılması, ticari ilişkilerin sınırlandırılması ve Küba'nın uluslararası finans ve ticaret sisteminden dışlanmasının ülkenin yakıt, ilaç, tıbbi malzeme, teknoloji ve elektrik üretimi için gerekli ekipmanlara erişimini ciddi biçimde etkiliyor. ABD’nin Küba’yı kendisi için bir tehdit olarak tanımlamasına karşın küresel ölçekte en büyük askeri güç olması, bu yaklaşımın siyasal niteliğini daha görünür kılıyor.

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda her yıl geniş çoğunlukla reddedilen ABD ablukası, uluslararası dayanışma üzerindeki baskısını da arttırıyor. Bununla birlikte, mevcut tablonun diğer ülkelere yönelik benzer yaptırımlar açısından emsal oluşturma riski taşıdığı değerlendirmesi yapılıyor. image

Meclisin gündeminde ekonomik dönüşüm ve kurumsal düzenlemeler de var

ANPP’nin 10. Yasama Dönemi 7. Oturumu, ülkenin ekonomik ve kurumsal dönüşüm sürecine ilişkin başlıkları da ele alındı. Oturumda 2025 bütçe sonuçları değerlendirilirken, 2026 bütçesinin uygulanmasına dair güncel veriler de paylaşıldı.

Ablukanın yarattığı ekonomik daralma koşullarında ülkenin iç kaynaklarını yeniden düzenleme ve kurumsal yapıyı güçlendirme arayışının bir parçası olarak ele alınan Ekonomik ve Toplumsal Program da Meclisin gündeminde. Bu kapsamındaki dönüşümlerin seyri, tarım ve orman arazileri, merkezi yönetimin yeniden düzenlenmesi, konut, iş kanunu ve kimlik–ikamet sistemi gibi alanlarda hazırlanan yasa tasarıları da gündeme alınacak.

Küba Meclisi'nden ABD'ye: Abluka soykırım politikasıdır

Oturumda kabul edilen bildiride, ABD’nin Küba’ya yönelik politikalarını “ekonomik savaş”, “toplu cezalandırma” ve “soykırımcı nitelikte bir saldırı” olarak tanımlandı. Zira enerjiye erişimi zorlaştıran yaptırımlar, uluslararası ticaret ve finans sisteminden dışlama ve üçüncü ülkelere uygulanan ikincil yaptırımlar, ülkenin temel ihtiyaç zincirlerini doğrudan etkiliyor.

Bu etkiler özellikle enerji, sağlık ve gıda alanlarında somutlaşıyor. Elektrik kesintileri, ameliyatların ertelenmesi, ilaç tedarikinde yaşanan zorluklar ve günlük yaşamın aksaması bu tablonun parçası. Küba, bu koşulların yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda açık bir insani kriz boyutu taşıdığını ısrarla vurguluyor.

Orgeneral Raúl Castro'ya yönelik suçlamaların, Küba'nın egemen iradesini baskı altına alma girişimlerinin parçası olduğu savunulan bildiride, Küba'nın bağımsızlığını, kendi kaderini tayin hakkını ve sosyalist sistemini koruma kararlılığının müzakere edilemez olduğunu vurgulandı.

Açıklamada, ABD'den gelebilecek askeri müdahale tehditlerinin Birleşmiş Milletler Şartı'nı ihlal ettiği belirtilerek, böyle bir girişimin Küba halkının kararlı direnişiyle karşılaşacağı ifade edildi. Küba'nın hiçbir ülke için tehdit oluşturmadığı vurgulandı.

Enerji ablukası altında günlük yaşam ve dayanışma pratikleri

Mecliste yapılan konuşmalar, ablukanın gündelik yaşamdaki karşılığını somut örneklerle ortaya koyuyor. Yoğun bakımda solunum cihazlarının kesintisiz çalışabilmesi için bilgisayarların yedek güç kaynaklarına başvurulması, sağlık sisteminin karşı karşıya olduğu baskıyı gösteren çarpıcı bir örnek olarak aktarıldı.

Cumhurbaşkanı Miguel Díaz-Canel'in "günlük kahramanlık" olarak nitelendirdiği örneklerin ülkenin her yanında yaşandığını söyledi. Elektriğin geldiği kısa saatlerde çocuklarına yemek hazırlayabilmek için gecenin ilerleyen saatlerinde uyanan anneler, işe gitmeden önce kömürle yemek pişiren emekçiler ve laboratuvarlarda uzun saatler çalıştıktan sonra ulaşım ve enerji sorunlarıyla mücadele etmek zorunda kalan bilim insanları, “günlük fedakarlık” pratiklerinin parçası olarak öne çıkıyor.

Bu süreçte toplumsal dayanışma, yalnızca bir değer değil, aynı zamanda yaşamı sürdürebilmenin temel araçlarından biri haline geldi. Komşuluk ilişkilerinin, bakım ihtiyacı olanlara destek sağlanmasının ve kaynakların paylaşımının abluka koşullarında toplumsal dokuyu ayakta tutan temel unsurlar olduğu görülüyor.

Küba Meclisi, uluslararası topluma yaptığı çağrıda ablukanın sona erdirilmesini, askeri tehditlerin durdurulmasını ve uluslararası hukuka dayalı ilişkilerin güçlendirilmesini talep ediyor. Küba’nın kendisini tehdit değil; sağlık, eğitim ve uluslararası dayanışma alanlarında katkı sunan bir aktör olarak tanımlaması, bu siyasal çerçevenin temelini oluşturuyor.

Jusvinza’nın ağır Covid-19 tedavisinde etkisini kanıtlandı

Abluka koşullarına rağmen Küba’nın biyoteknoloji alanındaki üretimi devam ediyor. Genetik Mühendisliği ve Biyoteknoloji Merkezi (CIGB) tarafından geliştirilen Jusvinza adlı ilaç, otoimmün hastalıklar ve ağır Covid-19 vakalarında etkili bir tedavi seçeneği oldu.

Molekülün tasarımından preklinik araştırmalara ve biyomodel çalışmalarına kadar uzanan süreçte, ilacın bağışıklık sistemini baskılamadan iltihaplanmayı düzenlediği ortaya kondu. Toksikoloji testleri güvenliğini doğrularken, romatoid artrit hastaları üzerindeki klinik çalışmalar olumlu sonuçlar verdi.

Covid-19 salgını sırasında CIGB-258 adıyla ağır hastalarda kullanılmaya başlanan ilaç, aşırı iltihaplanmanın kontrol altına alınmasına katkı sağlaması ile birlikte ulusal tedavi protokolüne dahil edildi. Aşıların yaygınlaşmasından önce ölüm oranlarının düşürülmesinde rol oynayan ilaç hamileler, lohusalar ve ağır seyirli çocuk vakalarında da olumlu sonuçlar veriyor.

Jusvinza örneği, ablukanın yarattığı kısıtlı koşullara rağmen Küba’nın bilimsel üretim kapasitesini koruduğunu ve sağlık alanında özgün çözümler geliştirmeyi sürdürdüğünü gösteren somut bir örnek olarak değerlendiriliyor.

Ciego de Ávila’da ilaç krizi abluka nedeniyle derinleşiyor

ABD’nin Küba’ya uyguladığı ekonomik, ticari ve mali abluka, Ciego de Ávila ilinde ilaç tedarik krizini ağırlaştırıyor. Hammadde ve ambalaj malzemelerinin ithalatındaki kısıtlamalar, ilaç tedarik zincirini ciddi biçimde sekteye uğratıyor.

İl Eczacılık ve Optik Şirketi Genel Müdürü Dulce María Fernández Martínez’in açıklamasına göre, ulusal temel ilaç listesinde yer alan 603 ilacın yalnızca yaklaşık yüzde 10’u artık eczanelerde bulunabiliyor. 306 ilaç ise tamamen tükenmiş durumda. Ayrıca lojistik aksaklıklar ve yakıt yetersizliği nedeniyle temel listedeki 457 ilacın depolarda da hiç stokunun kalmadığı bildirildi.

Küba ilaç sanayisi üretim kapasitesini koruduğu halde üretimin büyük ölçüde ithalata bağımlı; çünkü kutu, blister, şişe gibi ambalaj malzemeleri ile ilaç hammaddelerinin ülkeye girişi abluka nedeniyle ciddi biçimde engelleniyor.

Krizden en çok etkilenen ilaçlar arasında antibiyotikler, tansiyon ilaçları, sakinleştiriciler, antikonvülsanlar ve kalp hastalıklarında kullanılan ilaçlar yer alıyor. Reçeteyle dağıtılan 84 temel ilacın 47’si şu anda stoklarda bulunmuyor.

Yetkililer, tüm zorluklara rağmen, Ulusal Anne ve Çocuk Sağlığı Programı (PAMI) kapsamında özellikle küçük çocuklar ve hamile kadınların ilaç ihtiyaçlarının öncelikli olarak karşılanmaya devam ettiğini vurguluyor. Öte yandan ilaç sıkıntısının ekonomik etkileri dikkat çekici boyutlara ulaşmış durumda. İlaç üretim şirketinin aylık geliri 10 milyon pesodan 6 milyon pesoya gerilerken, 4 milyon pesoluk kaybın doğrudan ilaç ve hammadde eksikliğinden kaynaklandığı ifade ediliyor. Buna karşın şirket, 2025 yılını 22 milyon peso kâr ve 124 milyon pesonun üzerinde gelirle tamamlayarak “Ulusal Öncü” unvanını koruyor.

Küba’da yürürlüğe giren ekonomik dönüşüm programı kapsamında sosyalist devlet işletmelerine yönelik 176 reformdan 17’sinin uygulandığı; bu adımlar arasında, temel ilaç listesi dışındaki ürünlerin satıldığı Farmatodo mağazasının açılması da yer alıyor.

Küba Ulusal Elektrik Sistemi’nde güncel durum

Küba’da yetersiz üretim kapasitesi nedeniyle günün erken saatlerinden itibaren 24 saat boyunca elektrik kesintileri yaşandı. En büyük kesinti saat 22.20’de gerçekleşti ve 2228 MW’lık kapasite kaybıyla ülkenin tüm illerini etkiledi. Bugün için ise yaklaşık 2380 MW’lık bir kesinti öngörülüyor.

Öte yandan, ülkede faaliyet gösteren 54 güneş enerjisi parkı dün toplam 4927 MWh enerji üretirken, ulaşılan maksimum güç 766 MW oldu.

Son Küba Gerçeği