Sayfa yolu
Yarım asırlık talanın şerefine: Limak'ın 50. yılında Nihat Özdemir 'İçimiz de gönlümüz de rahat' diyor
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 21.10.2026 , 13:19 Güncelleme Tarihi: 21.10.2026 , 13:29
"50 yıl, dile kolay"
Bu sözler Türkiye’nin son çeyrek yüzyılına özelleştirmeler, doğa katliamları, işçi düşmanlığı ve milyarlarca dolarlık kamu ihaleleriyle damga vuran Limak Şirketler Grubu'nun 50. yılını kutladığı gece Nihat Özdemir'in ağzından döküldü.
Kutlamaların son adresi dün akşam İstanbul Atatürk Kültür Merkezi (AKM) oldu. Gecenin ilk bölümünde sanatçı Melis Binay'ın Limak'ın 50. yılına özel hazırladığı ‘Geleceğe Açılan Kapılar’ sergisi vardı. Ardından Limak'ın 1976'dan bugüne uzanan gelişimini konu alan 50. yıl belgeselinin özel gösterimi gerçekleştirildi. Program, Jülide Ateş'in moderatörlüğünde Limak'ın kurucu başkanları ve yönetim kurulu üyelerinin katıldığı söyleşiyle sürdü. Gecenin sonunda ise Limak Filarmoni Orkestrası ve dünyaca ünlü tenor Murat Karahan konser verdi.
Özdemir ve Bacaksız ailelerinin kapıda karşıladığı davetliler arasında patronlar ve medya dünyasının tanıdık isimleri Ahmet Çalık, Yasin Ekinci, Fikret ve Nurten Öztürk, Hakan Ateş ve Ertuğrul Özkök gibi figürler yer aldı.
Arkalarında bıraktıkları özelleştirme ve talan dosyalarına rağmen gecede konuşan Limak Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Özdemir, yaptığı konuşmada "Bizim için önemli birkaç şey var. Bir tanesi çok çalışmak. Her sabah kalkıyoruz ve misyon için çalışıyoruz. Önemli olan başarmak ve iş yapmak. Para kazanıp kazanmamak değil. Sonuçta başarıyla bir işi bitirmek bizim hep en büyük önceliğimiz oldu. Ve kaliteli yapmak. İkincisi de biz hep demokratik olarak karar alıyoruz. İstişare ederek alıyoruz" ifadelerini kullandı.
PD'den Necla Dalan'a konuşan Nihat Özdemir, "Allah’a şükürler olsun bugünleri gördük. Artık içimiz de rahat gönlümüz de… İnşallah bizden sonraki nesil daha iyi işler yapacak. Bundan eminiz. Ben ve Sezai Bey bütün yüreğimizle çok mutluyuz ve rahatız. Limak’ı ikinci 50 yılda da daha iyi bir şekilde yaşatacaklarına eminim" dedi.
Sezai Bacaksız'ın ise "Keşke 20’nci yılda olsaydık. Çok yaşımız gitti, kalanlara Allah güzel günler göstersin" demesi dikkat çekti.
Ebru Özdemir ise “Hala beraberiz, daha gençler ve bizden daha enerjikler. Çok enerjik bir 50 yıla başlıyoruz” dedi.
soL Haber, görünenin arkasındakilere, gerçeklere odaklanıyor. Hiçbir yerde görmediğiniz içerikler hazırlıyor. Bu haberlerin daha da artması, güçlenmesi okurumuzun verdiği destekle mümkün. Siz de abone olun, soL'un haberlerine güç verin.
Sermaye 'sanat'la meşruiyet arıyor
Limak'ın 50. yıl kutlamaları AKM ile sınırlı değildi. Şirket, 22 Ağustos’ta da Limak Filarmoni Orkestrası eşliğinde Bodrum Antik Tiyatro’da bir yaz konseri düzenlemişti. İktidarın altın tepsisinde sunulan dev ihalelerle palazlanan ve halk arasında "Beşli Çete" olarak anılan sermaye grubunun bu "sanat" atılımı, AKP ile büyüyen sermayenin üzerindeki "sonradan görme" etiketini silme ve eski İstanbul sermayesiyle entegre olma çabası olarak yorumlanıyor.
Nitekim Bodrum'daki VIP konuk listesi, devlet-sermaye bütünleşmesinin fotoğrafı gibiydi. AKP Sözcüsü Ömer Çelik, Nihat Özdemir ve Yıldırım Demirören’in yanı başında otururken, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in eşi Esra Şimşek ile Limak Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Özdemir birbirlerine sarılarak şarkılara eşlik etmişti. VIP listesinde eski AB Bakanı Volkan Bozkır, TFF Yönetim Kurulu Üyesi Hasan Surözü, Aksoy Holding Kurucu Başkanı Erdal Aksoy, Kütahya Porselen’den Nafi Güral ve ailesi, Prof. Dr. Osman Müftüoğlu ile senarist Gani Müjde de boy göstermişti.
İstanbul'daki gecenin ardından Limak'ın 50. yıl programı, 22 Ekim'de de Ankara Congresium'da düzenlenecek özel etkinlikle sürecek.
Peki bu 50 yıl gerçekte nasıl geçti?
Patronların, siyasilerin ve cemiyet hayatının övgülere boğduğu "başarı" öyküsünün temelinde ise kamu varlıklarının yağmalanması yatıyor.
Özdemir’in Limak’ı, TEKEL’in içki bölümü Mey İçki’yi 292 milyon dolara satın alan patron gruplarından biriydi. TEKEL’in devasa içki stoklarıyla birlikte adeta bedavaya kapatılan şirket, kısa süre sonra ABD'li bir firmaya tam 810 milyon dolara satılarak eşine az rastlanır bir vurguna imza atıldı.
Bunu ucuza kapatılan çimento fabrikaları izledi. Nihat Özdemir, 2012'de verdiği bir röportajda bu büyümenin sırrını gizleme gereği bile duymamış ve “Sonuçta doğru yatırım kararları ve doğru konjonktür büyümemizi destekledi. Bizim için en önemli dönüm noktası, 2000 yılında çimento sektörüne girmemiz oldu. Burada özelleştirmeleri çok iyi değerlendirdik” diyerek AKP'nin özelleştirme rüzgarını nasıl arkalarına aldıklarını itiraf etmişti.
Mega projeler, mega yıkımlar
AKP'nin her mega projesinde Cengiz ve Kolin ile birlikte değişmez aktörlerden biri olan Limak, Sabiha Gökçen Havalimanı işletmesinden 3. Havalimanı inşaatına, barajlardan sayısız elektrik üretim santraline kadar her alanda devlet garantili ihaleleri topladı.
Sermaye birikiminin faturası ise doğaya ve emekçilere kesildi. 2020 yılında Muğla Milas’taki termik santrallere kömür sağlamak amacıyla Akbelen Ormanı, dönemin bakanı Bekir Pakdemirli'nin imzasıyla Limak ve IC Holding iştiraki YK Enerji’ye devredildi. Şirket kömür için ormanı tıraşlarken, köylüler jandarma copu altında ağaçlara sarılarak direndi.
Yandaş medya ve holding medyası halkın haber alma hakkının büyük önem kazandığı her anda sessizliğe gömülüyor. Bu tabloya karşı, haber alma hakkına sahip çıkmak, dayanışmayı büyütmek için tüm okurlarımızı soL’a abone olmaya çağırıyoruz.
Sömürü sadece yurt içinde de kalmadı. Limak, 2020 yılındaki pandemi koşullarında Kuveyt’teki havalimanı şantiyesinde çalışan işçilerin haklarını gasp etmesiyle gündeme geldi. İşçiler şantiyede hak direnişi verirken şirketin taleplere kulağını tıkaması ancak aynı günlerde Nihat Özdemir’in, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın pandemiyle ilgili başlattığı bağış kampanyasına tek kalemde 11 milyon lira aktarması, Limak'ın sınıf refleksini bir kez daha gözler önüne serdi.
Futbola da uzandı
Sadece inşaat ve enerjiyle yetinmeyen Özdemir, "futbol camiası" üzerinden de toplumsal nüfuz alanını genişletti. Bir dönem Fenerbahçe'de yöneticilik yapan Özdemir, şike operasyonu sonrası cemaat-kulüp ilişkisine dair “Benim 20 milyon taraftarımın 2-2,5 milyonu da cemaat mensubu arkadaşlarımızdır. Onlar da dua etmişlerdir” çıkışıyla tepki çekmişti. Ardından Yıldırım Demirören’den boşalan Türkiye Futbol Federasyonu’nun (TFF) başına geçen Özdemir, burada da doğrudan AKP’nin futboldaki sözcüsü gibi konumlandı.
Bugün AKM sahnelerinde ve Bodrum antik tiyatrolarında klasik müzik eşliğinde kutlanan Limak'ın 50 yılı Özdemir'in dediği gibi "dile kolay" olsa da halk için, işçi sınıfı için kolay değildi. Şirket, Türkiye halkının yoksullaşma, kamunun mülksüzleşme ve doğanın talan edilme tarihinin büyük bir parçası olmaya devam ediyor.
soL'un dört kez sansürlenen X hesabını takip ederek yaygınlaştırabilirsiniz.
soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.
İLGİLİ HABER
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.