Breadcrumb
Yargı paketinde sansür yasası: AKP'nin kelime oyunları
Mert Doğan
Yayın Tarihi: 28.10.2025 , 00:57
AKP tarafından meclise sunulan 11. Yargı Paketinde, internet yayınlarının üzerinde adeta Demokles’in kılıcı gibi sallanan, erişim engelleme kararlarının dayanağı olan 5651 sayılı kanuna ilişkin yeni düzenlemeler de bulunmakta. Bu düzenlemelere ilişkin söyleyeceğimiz ilk şey, AKP’nin kelime oyunlarıyla Anayasa Mahkemesi'nin iptal ettiği maddeleri yeniden mevzuata sokma çabası olduğudur.
İçeriğin çıkarılmasına yeni tanım: İnternet ortamından çıkarma
Anayasa Mahkemesi, 11 Ekim 2023 tarihli kararıyla, 5651 sayılı kanunda geçen “içeriğin çıkartılması” ibaresinin BTK Başkanına içeriğin kalıcı olarak internet ortamından kaldırma yetkisi vermesi nedeniyle ihlal kararı vermiştir.
Yeni kanun tasarısında içeriğin çıkartılması kararının tanımına “İçeriğin internet ortamından çıkarılması” ibaresi eklenmiştir. Değişikliğin gerekçesinde bu tanımın “içerikler, gerektiği durumda geri döndürülebilir şekilde internet ortamından çıkarılmasına” imkan sağlayacak şekilde düzenlendiğine yer verilmiştir. Ancak buradaki “geri döndürme”nin nasıl yapılacağı herhangi bir hukuki güvenceye bağlanmamıştır.
AKP’nin hayata geçirdiği tüm mevzuat değişikliklerinde görülen şekilsizlik burada da karşımıza çıkmakta. Gerek kelime oyunlarıyla gerekse muğlak ifadelerle Anayasa Mahkemesi'nin iptal ettiği halden daha sorunlu bir şekille mevzuatımıza sokulmak istenmektedir. AYM’nin 11 Ekim 2023 tarihli kararındaki ihlale neden olan BTK Başkanına tanınan yetki yeniden verilmiş ve içerik çıkarma işlemi bir tanımsal rötuşla yeniden kanuna sokulmuştur. Bununla birlikte BTK Başkanının ifade özgürlüğünü zedeleyici yetkisine hiçbir kısıtlama yahut hukuki denetim mekanizması tariflenmemiştir.
Yeniden diriltilen madde: 9. Madde
Anayasa Mahkemesi'nin yukarıda atıf yaptığımız maddesinin kül halinde kaldırdığı 9. madde, bu yargı paketiyle tekrar hayatımıza sokulmaktadır. Madde daha önce mahkemenin “9. maddenin kapsamı ve sınırlarının belirli olmamasının yargı makamlarına geniş bir takdir alanı yarattığı ve Anayasa Mahkemesi'ne yapılan başvurulara ilişkin somut olaylara bakıldığında 9. madde kapsamında verilen kararlara karşı itirazlardan sonuç almanın zor olduğunun görüldüğü değerlendirilmiştir” ifadesiyle ihlal kararına hükmettiği düzenleme ihlal konusu bütün unsurlarını içerir şekilde, üstelik daha fazla yaptırım düzenleyerek geri getirilmiştir.
Yargı paketiyle sosyal medyaya yönelik de yeni yaptırımlar düzenlenmiştir. Deprem döneminde sık sık uygulanan ve internete sansürün hükümetçe tercih edilen metodu olan bant daraltma artık hukuk mevzuatımızda da yerini almayı beklemektedir. İçerik çıkarma kararını yerine getirmeyen sosyal medya mecralarının önce yüzde 50 sonra yüzde 90 daraltmaya maruz kalabileceği düzenlemede yer verilen bir yaptırım olarak düzenlenmiştir.
Aynı tas aynı hamam: Sulh ceza hakimliklerine tanınan takdir yetkisi
Kanun tasarısında ülkemizde neredeyse hak ihlali makinalarına dönüşmüş olan sulh ceza hakimliklerine verilen yetkiler aynen korunmuştur. Matbu kararlar, etkisiz başvuru yolları ve verilecek kararlardaki takdir yetkisinin nasıl kullanılacağına ilişkin hiçbir düzenleme yapmayan kanun tasarısı, hakimliklere “Sulh ceza hâkimliğince, ayrıntılı bir inceleme yapılmasına gerek olmaksızın ihlalin ilk bakışta anlaşılabildiği hâllerde yirmi dört saat içinde içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesi kararı verilir.” hükmüyle belirsiz bir takdir alanı bahşetmektedir. Her ne kadar AYM tarafından atıf yapılan “ilk bakışta anlaşılabilme” ilkesine yer verilmişse de sulh ceza hakimliklerinin bu ilkeyi işletebilecek niteliklere sahip olduğunu düşünmek halihazırda hayalci bir yaklaşımdır.
Yargı paketinde hakimliklere “ilk bakışta anlaşılabilen” lafzıyla son derece muğlak ve geniş bir takdir yetkisi verilmiştir. Üstelik bu takdir yetkisinin denetimi de yine bir numara sonraki sulh ceza mahkemesine bırakılmıştır. Kanun tasarısında sulh ceza hakimliği incelemelerine dönük eleştirilere bir cevap olarak “itiraz edilen hâkim veya itirazı incelemeye yetkili merci gerekli görmesi halinde tarafları dinleyebilir” hükmü düzenlenmişse de adeta hukuk mezbahası haline gelen sulh ceza hakimliklerinin bu hukuki dinlenilme talebine karşı duruşma açma gibi bir lütfu bize sağlayacağını düşünmek gerçekçi görünmemektedir. Bu düzenleme ne AYM eleştirisini ne hukukçuların itirazlarını gidermeye uygun değildir.
Sonuç
11. Yargı Paketiyle 5651 sayılı kanunun hak ihlali barındıran ve Anayasa Mahkemesi tarafından kaldırılan maddeleri çeşitli rötuşlarla yeniden yürürlüğe konulmak istenilmektedir. Hukuk sistemimizin AKP’li yıllarda yapılan kötü yamalar nedeniyle sürekli hak ihlallerine neden olan yapısı tekrar edilmiştir. Özü itibariyle basına ciddi sansürlerin önünü açacak yeni bir düzenlemeyle karşı karşıyayız.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.