Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Ucuz etin görünmeyen faturası: Pakistan’ın tavuk çiftlikleri ‘süper bakterilerin’ üreme alanına dönüştü

Pakistan’da hızla büyüyen endüstriyel tavukçuluk sektörü, on binlerce hayvanın sıkışık koşullarda yetiştirilebilmesi için antibiyotiklere yaslanıyor. Çiftliklerde reçetesiz ve kontrolsüz kullanılan ilaçlar, tedavisi giderek zorlaşan bakterilerin hayvanlardan insanlara ve çevreye taşınması tehlikesini büyütüyor.

Dış Haberler

Yayın Tarihi: 07.09.2026 , 17:04

Pakistan’ın Pencap eyaletinin düzlükleri, son yıllarda ülkenin hızla büyüyen tavukçuluk sektörünün merkezlerinden biri haline geldi. Açık ve görece küçük kümeslerin yerini, aynı anda 30 bin hayvanın yetiştirilebildiği dev kapalı tesisler aldı.

Bu tesislerden çıkan tavuklar, ülkede tüketilen etin neredeyse yarısını sağlıyor. Ancak ucuz ve bol hayvansal protein üretme iddiasıyla büyütülen sektör, halk sağlığı açısından giderek ağırlaşan başka bir faturayı da beraberinde getiriyor.

Financial Times’ın (FT) Pakistan’daki tavuk çiftliklerini incelediği dosyaya göre, yoğun üretim yapılan tesisler antibiyotiklere dirençli bakteriler için adeta birer “patojen süngeri” işlevi görüyor.

Son on yılda yıllık ortalama yüzde 10 büyüyen sektörde yalnızca Pencap bölgesinde 17 binden fazla etlik piliç çiftliği bulunuyor. On binlerce hayvanın birbirine yakın biçimde tutulduğu, hızla büyütülüp yaklaşık beş hafta içinde kesime gönderildiği bu üretim düzeninde hastalıkların yayılmasını önlemek için antibiyotik kullanımı olağan bir uygulamaya dönüşmüş durumda.

Antibiyotikler yalnızca hasta hayvanların tedavisinde değil, hastalık henüz ortaya çıkmadan önlem almak ve hayvanların daha hızlı büyümesini sağlamak amacıyla da kullanılıyor.

Araştırmaya katılan çiftliklerin tamamında antibiyotik kullanıldı

Pakistan’ın kırsal Pencap bölgesinde 40 tavuk çiftliği üzerinde yapılan ve 2023 yılında yayımlanan bir araştırma, kontrolsüz kullanımın ulaştığı boyutu ortaya koydu.

Araştırmaya katılan çiftliklerin tamamında her sürü için antibiyotik kullanıldığı belirlendi. Çiftçilerin yüzde 60’ı ilaçları veteriner reçetesi olmadan temin ederken yüzde 45’i antibiyotikleri hayvanların büyümesini hızlandırmak amacıyla kullandığını söyledi.

Çiftliklerin yüzde 72,5’inde antibiyotikler düzenli olarak kullanılıyordu. Yaklaşık yarısında ise hayvanların kesilmesinden önce uygulanması gereken ve ilaç kalıntılarının vücuttan atılmasını sağlayan bekleme süresine uyulmuyordu.

İlaçların yüzde 82,5 oranında eczane veya veteriner klinikleri yerine yem ve ilaç şirketleriyle çiftçiler arasında aracılık yapan satıcılardan temin edilmesi de sektörün nasıl bir denetimsiz ticari ağ içinde çalıştığını gösterdi. Çiftliklerin yüzde 45’inde veterinerlik hizmetini doğrudan yem şirketleri sağlıyordu.

Araştırmacılar, çiftliklerin yüzde 60’ında kolistin kullanıldığını da belirledi. İnsanlarda diğer antibiyotiklerin etkisiz kaldığı ağır enfeksiyonlara karşı son seçeneklerden biri sayılan kolistinin hayvan yetiştiriciliğinde yaygın kullanılması, bakterilerin bu ilaca karşı da direnç kazanması tehlikesini artırıyor.

Sağlıklı tavuklarda dirençli bakteriler bulundu

Tehlike yalnızca antibiyotik kullanımına ilişkin çiftçi beyanlarından ibaret değil. Şubat 2026’da One Health dergisinde yayımlanan bir başka araştırmada, Rawalpindi’deki çiftlikler ve satış noktalarından alınan 151 sağlıklı tavuk örneği incelendi.

Örneklerden bin 505 bakteri izole edildi. Bunların üçte ikisini E. coli oluştururken, zatürre ve hastane enfeksiyonları gibi ağır hastalıklara yol açabilen Klebsiella pneumoniae ile Pseudomonas aeruginosa bakterilerine de rastlandı.

Araştırmacılar, bakterilerde çeşitli antibiyotiklere direnç sağlayan genler belirledi. Kolistine dirençli olduğu saptanan E. coli örneklerinin yüzde 77,7’sinde, bakteriler arasında aktarılabilen mcr-1 geni bulundu. Çalışmada sağlıklı tavukların bile dirençli bakteriler için önemli bir taşıyıcı olabileceği, bu bakterilerin insanlar ve çevre arasında yayılabileceği uyarısı yapıldı.

Bakteriler çiftlik çalışanlarına doğrudan temasla, tüketicilere ise etin işlenmesi ve hazırlanması sırasında ulaşabiliyor. Çiğ tavukla temas eden eller, bıçaklar ve mutfak yüzeyleri de bulaşma kanalları arasında bulunuyor. Çiftlik atıklarının denetimsiz biçimde çevreye bırakılması ise direnç genlerini toprağa, suya ve tarımsal üretime taşıyor.

Pencap araştırmasındaki çiftliklerin yüzde 85’inde atık su drenaj sistemi bulunmadığı, atıkların çevredeki açık alanlara ve tarım arazilerine aktığı saptandı. Çiftçilerin yüzde 60’ı tavuk dışkılarını gübre olarak kullandığını bildirdi.

Pakistan’da küçük ve açık kümeslerin yerini, on binlerce hayvanın yetiştirildiği büyük şirket tesisleri alıyor. Fotoğrafta Vahdet Tavukçuluk Çiftliği’ne ait üretim kompleksi görülüyor.

Milyarlarca tavuk bakterilerin evrimini hızlandırıyor

Sorun Pakistan’la sınırlı değil. Oxford Üniversitesi bünyesindeki Ineos Oxford Enstitüsü araştırmacılarının yaklaşık 2 bin 800 bakteri genomunu incelediği çalışma, endüstriyel tavukçuluğun insanlarda ishalin en yaygın bakteriyel nedeni olan Campylobacter türlerinin yayılmasını hızlandırdığını gösterdi.

Araştırmaya göre tavuklar ile yabani kuşlar arasındaki bakteri geçişleri, tavukların evcilleştirilmesinden önceki dönemle karşılaştırıldığında 1900’den bu yana 100 kattan fazla arttı. Dünyadaki tavuk sayısı 1960’lardan bu yana yedi katına çıkarak yaklaşık 27 milyara ulaştı.

Çok sayıda hayvanın genetik olarak birbirine benzediği ve dar alanlarda tutulduğu endüstriyel çiftlikler, farklı bakteri türlerinin karşılaşması, çoğalması ve yeni özellikler edinmesi için elverişli koşullar yaratıyor. Antibiyotiklerin sürekli kullanılması ise direnç kazanmış bakterilerin hayatta kalıp baskın hale gelmesine yol açıyor.

Sorunun kaynağı yalnızca çiftçilerin ilaçlar hakkındaki bilgi eksikliğinde değil. On binlerce hayvanı kısa sürede kesim ağırlığına ulaştırmaya dayanan üretim modeli, hastalık riskini işletmenin olağan bir parçasına dönüştürüyor. Şirketlerin düşük maliyet ve kesintisiz üretim baskısı altında çalışan yetiştiriciler için antibiyotikler, sağlıksız üretim koşullarını sürdürebilmenin en ucuz araçlarından biri haline geliyor.

Bazı yetiştiriciler temizlik, havalandırma, aşılama ve çiftliklere giriş çıkışların kontrol edilmesi gibi biyogüvenlik önlemleriyle antibiyotik kullanımını azaltmayı başardı. Ancak bu önlemler ek yatırım gerektirirken denetimlerin zayıf kalması, reçetesiz ilaç satışları ve yemlere antibiyotik karıştırıldığı yönündeki kuşkular sorunun bireysel tercihlerle çözülemeyeceğini gösteriyor.

Antimikrobiyal direncin dünya genelinde 2025-2050 yılları arasında doğrudan 39 milyon kişinin ölümüne yol açabileceği tahmin ediliyor. Pakistan’ın tavuk çiftliklerinde ortaya çıkan tablo, ucuz gıda adına halk sağlığının nasıl uzun vadeli ve küresel bir tehditle karşı karşıya bırakıldığını bir kez daha ortaya koyuyor.


soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.