Sayfa yolu
'Küresel gıda güvenliği Ukrayna savaşının kurbanı olabilir'
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Dış Haberler
Yayın Tarihi: 26.08.2026 , 09:19
Rusya kökenli siyaset bilimci ve Carnegie Russia Eurasia Center Direktörü Alexander Gabuev, Financial Times için kaleme aldığı yazıda, Rusya ile Ukrayna’nın birbirlerinin tarımsal ihracat altyapısını hedef almaya başlamasının küresel bir tahıl krizine yol açabileceği uyarısında bulundu. Dünya buğday ihracatının dörtte birinden fazlasını gerçekleştiren iki ülkenin Karadeniz üzerinden yaptığı sevkiyatın kesintiye uğraması, özellikle gıda ithalatına bağımlı ülkeler açısından ciddi sonuçlar doğurabilir.
Ukrayna savaşında son haftalarda Karadeniz’e yayılan karşılıklı saldırılar, savaşın dünya ekonomisi üzerindeki etkilerini yeniden gündemin ön sıralarına taşıyor. Rusya ve Ukrayna’nın limanlarının, tahıl terminallerinin ve ticari gemilerin hedef haline gelmesi, dünyanın en önemli tahıl ihracat güzergâhlarından birinde sevkiyatları aksatırken buğday fiyatları yükseliyor. Böylece savaşın daha geniş bir çatışmaya dönüşme tehlikesine, özellikle Ortadoğu ve Afrika ülkelerini vurabilecek yeni bir küresel gıda krizi olasılığı da ekleniyor.
Üstelik Karadeniz’de yaşananlar dünya ticaretinin kritik güzergâhlarının peş peşe askeri çatışmaların etkisi altına girdiği bir döneme denk geliyor. Hürmüz Boğazı’nda yaşanan kriz, dünya petrol ve doğalgaz ticaretini ciddi biçimde etkilerken enerji, gübre, sigorta ve taşımacılık maliyetlerindeki artış savaşın ekonomik sonuçlarını Ortadoğu’nun çok ötesine taşıdı. Kızıldeniz’de uzun süredir devam eden güvenlik sorunları da uluslararası deniz taşımacılığı üzerinde ek baskı yaratıyor.
Karadeniz’deki son gelişmeler bu tabloya yeni bir halka ekliyor. Hürmüz’deki çatışma tarımsal üretimin enerji ve gübre gibi temel girdilerini etkilerken, Rusya ile Ukrayna arasındaki karşılıklı saldırılar bu kez dünya buğday ticaretinin en önemli kaynaklarından birinin ihracat altyapısını ve nakliye yollarını tehdit ediyor. Dolayısıyla tek tek savaşların sonuçlarının ötesinde, dünya ticaretinin kritik damarlarının aynı dönemde kesintiye uğraması ihtimali giderek daha fazla tartışılıyor. Reuters da Karadeniz’de gemilere, limanlara ve ihracat terminallerine yönelik saldırılardaki artışı, küresel emtia akışlarını etkileyen yeni bir stratejik darboğaz olarak değerlendiriyor.
Bu kaygı son haftalarda Batı ekonomi basınında belirgin biçimde öne çıkmış durumda. Reuters, küresel buğday alıcılarının Karadeniz’deki saldırılar nedeniyle olası bir arz sıkışmasına hazırlandığını, özellikle Rusya ve Ukrayna tahılına yüksek ölçüde bağımlı ülkelerin daha pahalı alternatif tedarik kaynaklarına yönelmek zorunda kaldığını bildiriyor. Financial Times da Karadeniz limanları ve ticari gemilere yönelik saldırıların deniz yoluyla tahıl ihracatını ciddi biçimde aksattığına ve buğday fiyatlarının üç yılın en yüksek seviyelerine yaklaştığına dikkat çekiyor.
Rusya uzmanı Alexander Gabuev’in Financial Times’ta yayımlanan “Küresel gıda güvenliği Ukrayna savaşının kurbanı olabilir” başlıklı yazısı da Batı’da bu gelişmeler etrafında şekillenen tartışmanın dikkat çekici örneklerinden biri. Gabuev, savaşın taraflarının birbirlerinin tarımsal ihracat kapasitesini hedef almasının dünya piyasaları ve gıda güvenliği üzerinde yaratabileceği sonuçlara odaklanıyor ve Karadeniz’de tahıl ticaretini çatışmanın dışında bırakacak yeni bir uluslararası girişim çağrısında bulunuyor.
Bu çağrı yalnızca bir yorumcunun ortaya attığı bir öneri de değil. Kiev kısa süre önce üçüncü taraflar aracılığıyla Karadeniz’de tarım ürünleri taşıyan sivil gemilere yönelik saldırıların karşılıklı olarak durdurulmasını Moskova’ya önerdi. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’in açıklamasına göre Moskova ise böyle bir düzenlemenin yalnızca tahıl gemileriyle sınırlı kalmasına karşı çıkarak Rus petrol rafinerileri ve boru hatları gibi enerji altyapısının da anlaşma kapsamına alınmasını istedi. Dolayısıyla olası bir Karadeniz ateşkesinin kapsamı konusunda taraflar arasında şimdilik aşılabilmiş bir uzlaşmazlık bulunuyor.
Rusya kökenli Gabuev bugün Berlin merkezli Carnegie Russia Eurasia Center’ın direktörlüğünü yürütüyor. Uzun yıllar Rusya’da gazetecilik yaptıktan sonra Carnegie’ye geçen Gabuev’in bugün çalışmalarını Batı’nın önde gelen liberal dış politika düşünce kuruluşlarından biri bünyesinde sürdürmesi, yazının siyasi çerçevesi açısından da not edilmeli.
Öte yandan Gabuev’in uyarıları, Batı’da Ukrayna savaşına ilişkin tartışmaların bütünüyle tek sesli olmadığını da gösteriyor. Savaşın sürdürülmesi ve Rusya üzerindeki askeri baskının artırılmasını savunan yaklaşımların yanında, çatışmanın daha fazla genişlemesinin yaratacağı ekonomik ve jeopolitik sonuçlardan kaygı duyan, savaşı belirli sınırlar içinde tutmayı ve giderek bir müzakere sürecine bağlamayı savunan görüşler de bulunuyor. Gabuev’in emperyalist sermaye ve iş dünyasının başlıca yayınlarından Financial Times’ta yayımlanan yazısını, Karadeniz’deki tırmanmanın dünya ticareti ve gıda piyasaları açısından yaratacağı maliyetlere dikkat çeken bu ikinci eğilimin örneklerinden biri olarak okumak mümkün.
Dünya buğday ihracatının dörtte birinden fazlası
Gabuev’in yazısının hareket noktası, savaşın Karadeniz’deki tarımsal ihracat altyapısına giderek daha fazla yayılması. Ukrayna’nın Rus tahıl ihracatı açısından kritik önemdeki Novorossiysk bölgesindeki terminalleri ve Rus tahılı taşıyan gemileri hedef alan saldırılarına karşılık Rusya da Ukrayna’nın Karadeniz limanlarına ve ticari gemilere yönelik saldırılarını yoğunlaştırmış durumda.
Novorossiysk’teki saldırılardan etkilenen terminaller Rusya’nın toplam tahıl ihracatının yüzde 40’tan fazlasını gerçekleştiriyor. Ukrayna tarafında ise Rus saldırıları Karadeniz üzerinden yapılan ihracatı ciddi ölçüde aksatmış durumda. Böylece savaşın başından beri hedef haline gelen enerji ve ulaştırma altyapısının yanı sıra, iki ülkenin dünya pazarlarına tarım ürünü ulaştırmasını sağlayan lojistik ağ da doğrudan çatışmanın konusu haline geliyor.
Gabuev’e göre tehlikenin boyutunu anlamak için Rusya ve Ukrayna’nın dünya tahıl piyasasındaki ağırlığına bakmak yeterli. İki ülke birlikte dünya buğday ihracatının yaklaşık yüzde 27 ila 30’unu gerçekleştiriyor ve bu ihracatın önemli bölümü Karadeniz üzerinden dünya pazarlarına ulaşıyor.
Bu nedenle sorun yalnızca Rusya ve Ukrayna’nın ihracat gelirlerinin azalması değil. İki ülkenin Karadeniz’den yaptığı sevkiyatın aynı anda ciddi biçimde azalması veya tamamen kesilmesi, dünya piyasasında kısa sürede ikame edilmesi son derece güç bir arz kaybı yaratabilir.
Nitekim bunun ilk sonuçları görülmeye başladı. Reuters’ın 20 Ağustos tarihli haberine göre Chicago buğday vadeli fiyatları temmuz başından bu yana yüzde 17’den fazla yükseldi. Mısır ve Endonezya gibi Karadeniz tahılına yüksek oranda bağımlı büyük ithalatçılar özellikle kırılgan durumda. Mısır’ın 2026’nın ilk yarısında ithal ettiği buğdayın yüzde 82’den fazlası Rusya ve Ukrayna’dan geldi. Karadeniz tahılının yerini alabilecek Avustralya ve diğer üreticilerin ürünleri ise daha yüksek fiyatlarla piyasaya sunuluyor.
Üstelik Gabuev’e göre kriz, dünya tahıl piyasasının zaten baskı altında olduğu bir dönemde ortaya çıkıyor. Kuraklıkların yanı sıra sezon başında yakıt ve gübre maliyetlerinde yaşanan şok, buğday fiyatlarını son üç yılın en yüksek düzeylerine taşımış durumda. Rusya ve Ukrayna’nın Karadeniz üzerinden yaptığı ihracatın tamamen ortadan kalkması halinde fiyatların daha da yükselmesi bekleniyor.
En büyük risk Ortadoğu ve Afrika için
Böyle bir senaryodan en fazla etkilenecek bölgelerin başında Ortadoğu ve Afrika geliyor. Bölgedeki birçok ülke buğday ihtiyacının önemli bölümünü Rusya ve Ukrayna’dan karşılıyor. Alternatif ihracatçıların da iklim ve üretim sorunları yaşaması, Rus ve Ukrayna tahılının kısa sürede başka kaynaklarla ikame edilmesini zorlaştırıyor.
Sorunun bir başka boyutunu ise iki ülke açısından tarımsal ihracatın ekonomik önemi oluşturuyor. Tarımsal ürün ihracatı hem Rusya açısından önemli bir gelir kaynağı hem de savaş koşullarındaki Ukrayna ekonomisi için kritik döviz girdilerinden biri.
Bu tablo, tarım ihracatının neden savaşın ekonomik hedeflerinden biri haline geldiğini de açıklıyor. Tarımsal altyapının ve ihracat yollarının vurulması karşı tarafın döviz gelirlerini azaltabilecek bir araç olmakla birlikte, Gabuev’e göre bunun askeri getirisi sınırlı, üçüncü ülkeler açısından yaratabileceği sonuçlar ise son derece büyük.
Gabuev: Karadeniz için yeni bir anlaşma mümkün
Gabuev bu nedenle uluslararası toplumun Rusya ile Ukrayna arasında kapsamlı bir barış anlaşmasını beklemek yerine, daha sınırlı ve ulaşılabilir bir hedefe yönelmesini öneriyor: Karadeniz’deki tarımsal ihracatın karşılıklı saldırıların dışında tutulması.
Bu noktada savaşın ilk yıllarında uygulanan Karadeniz Tahıl Girişimi’ni hatırlatıyor. Türkiye ve Birleşmiş Milletler’in arabuluculuğuyla 2022’de oluşturulan mekanizma, savaş devam ederken Ukrayna tahılının Karadeniz üzerinden dünya pazarlarına taşınmasına olanak sağlamış, ancak Rusya 2023’te anlaşmadan çekilmişti.
Gabuev’e göre benzer bir mekanizmanın yeniden oluşturulması bugün savaşın tamamını sona erdirmeye yönelik diplomatik girişimlerden daha gerçekçi olabilir. Rusya ve Ukrayna’nın tarımsal ihracatına yönelik saldırıların durdurulması ve ticari gemilerin güvenli geçişinin sağlanması, küresel gıda piyasalarındaki baskıyı azaltabileceği gibi savaşta daha geniş kapsamlı bir gerilimi düşürme sürecinin de başlangıç noktası haline gelebilir.
Bu konuda yalnızca savaşan tarafların değil, tahıl ticaretinin kesintiye uğramasından doğrudan etkilenecek ülkelerin de çıkarı bulunuyor. Ortadoğu ve Afrika’daki tahıl ithalatçılarının yanı sıra Çin ve Hindistan’ın da Rusya ve Ukrayna’yla önemli ekonomik ilişkileri var. Avrupa açısından ise yeni bir gıda krizinin ekonomik sonuçlarının yanında Afrika ve Ortadoğu’dan yeni göç hareketlerini tetikleme ihtimali söz konusu.
Gabuev’in önerisi bu nedenle, söz konusu ülkelerin Moskova ve Kiev üzerinde ortak baskı oluşturabileceği uluslararası bir girişimin gündeme gelmesi. Türkiye’nin önceki Karadeniz tahıl anlaşmasında oynadığı rol de böyle bir mekanizma açısından önemli bir deneyim oluşturuyor.
Gabuev, tarımsal ihracata yönelik saldırıların askeri sonuçlarının sınırlı, üçüncü ülkeler açısından yaratabileceği sonuçların ise son derece büyük olduğuna dikkat çekiyor. Ancak Karadeniz’deki karşılıklı saldırıların taşıdığı risk gıda güvenliğiyle sınırlı değil. NATO ülkelerinin Ukrayna’ya sağladığı askeri desteğin ve Rusya topraklarındaki hedefleri vurabilecek uzun menzilli kapasitenin giderek genişlediği bir ortamda, savaşın mevcut sınırlarının dışına taşması ve Rusya ile NATO arasında daha doğrudan bir çatışmaya dönüşmesi ihtimali de ciddi bir tehlike oluşturuyor.
Dolayısıyla Karadeniz’de yaşananları iki ayrı riskin kesiştiği bir noktada değerlendirmek gerekiyor. Bir yanda zaten son derece tehlikeli bir düzeye ulaşmış savaşın daha geniş bir uluslararası çatışmaya dönüşme ihtimali, diğer yanda ise bu tırmanmanın dünya ekonomisinin kritik ticaret yollarını ve temel gıda maddelerinin dolaşımını vurması bulunuyor. Hürmüz ve Kızıldeniz’de yaşananların ardından Karadeniz’in de küresel ticaretin askeri çatışmalar nedeniyle kesintiye uğrayan ana arterlerinden birine dönüşmesi, savaşların bedelinin cephelerden binlerce kilometre uzaktaki halklara enerji, gübre, taşımacılık ve nihayetinde gıda fiyatlarındaki artış olarak taşınabileceğini gösteriyor.
soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.