Sayfa yolu
Tuncer Bakırhan: İran bence Suriye’yi örnek almalı
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 20.08.2026 , 21:35
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’ın Türkiye’de yürütülen sürece dair Rudaw’a verdiği mülakatın önemli bir bölümünün İran’a yönelik olması dikkat çekti.
İran’a Suriye’deki HTŞ yönetimini örnek alma çağrısı yapan Bakırhan “İran bence Suriye’yi örnek almalı. Bütün eksikliklerine rağmen Kürtlerle diyaloğu seçen bir Şam hükümeti var. Kürtler Suriye’de merkezi hükümetle meselelerini görüşerek çözmeye çalışıyor” dedi.
Bakırhan İran için “İdamlara ve saldırılara devam ederse, kendisi için büyük bir kırılma yaşanır. Kürtler de kendini savunmaktan geri durmaz” ifadelerini kullandı.
Öcalan’ın değerlendirmesini de aktaran Bakırhan “Eğer İran, Kürtlere yönelik saldırı politikasında bir değişikliğe gitmez, idamlara son vermezse, Kürtlerin ulusal birlik ruhuyla kendilerini savunmaktan başka bir çaresi kalmaz. Kürtler bunu elbette başka hiçbir gücün koçbaşı olmadan, kendi iradeleriyle yapmalı” dedi.
'İran saldırılara devam ederse kendisi için büyük bir kırılma yaşanır'
Rûdaw Ankara Temsilcisi Şevket Herki’nin sorularını yanıtlayan Bakırhan “İran savaşı ve bölgede yaşanan gelişmeler Ortadoğu’daki dengeleri yeniden şekillendiriyor. Bu savaşın ve olası bölgesel yayılmanın Kürtler açısından yaratabileceği en büyük riskler nelerdir? Kürtlerin yeniden bölgesel çatışmaların ortasında kalmaması için nasıl bir politika izlenmeli?” sorusuna şöyle yanıt verdi:
İran’daki savaş ve bölgede yaşanan gelişmeler, aslında Ortadoğu’daki dengeleri baştan aşağı değiştiriyor. Bu savaş bölgesel bir çatışmaya dönüşürse en çok kim etkilenir diye sorarsanız, cevabım açık: başta İran, Irak ve Suriye olmak üzere Kürtlerin yaşadığı hemen her yer risk altına girer. Zaten savaşın ilk günlerinden itibaren gördük bunu. İran rejimi ve ona bağlı güçler, kimi zaman doğrudan kendisi, kimi zaman Irak’taki İran yanlısı gruplar eliyle Kürdistan Bölgesel Yönetimi topraklarını hedef aldı. Bütün bunlara rağmen Kürtler bölgesel bir savaşın parçası olmayacaklarını, hiçbir gücün koçbaşı olmayacaklarını ısrarla söylüyor.
Peki her Allah’ın günü saldırılar devam ederse Kürtler ne yapacak? Herhalde kurbanlık koyun gibi sessiz beklemeyecek. Şunu net söyleyeyim: saldırıya uğrayan herkes gibi Kürtlerin de kendini savunma hakkı var, bunda hiçbir Kürt dinamiği tereddüt duymaz. Ama Kürtler bugüne kadar başka güçlerin oyununa gelmedi, diyalogu ve müzakereyi esas aldı, bu çizgiyi de sürdürüyor. İran bence Suriye’yi örnek almalı. Bütün eksikliklerine rağmen Kürtlerle diyaloğu seçen bir Şam hükümeti var. Kürtler Suriye’de merkezi hükümetle meselelerini görüşerek çözmeye çalışıyor. Kürtlerle savaş halinde olan bir Şam mı daha istikrarlı olur, yoksa sorunlarını müzakere yoluyla çözmeye çalışan bir Şam mı? Cevap belli. Müzakere ve diyalogdan hem Şam kazançlı hem Kürtler kazançlı çıkar.
Irak’ta da zaman zaman gerilimler yaşansa da Bağdat ile Erbil arasında birbirini tanıma var, diyalog var. Doğru olan da budur.
İran ise hâlâ Kürtleri baskıyla, idamlarla, zorla susturmaya, tasfiye etmeye çalışıyor. Bu tutumdan bir an önce vazgeçilmeli. İran, kendi topraklarında yaşayan Kürtler başta olmak üzere farklı halkların, farklı inançların demokratik haklarını tanımalı. En hayırlı yol budur. İdamlara ve saldırılara devam ederse, kendisi için büyük bir kırılma yaşanır. Kürtler de kendini savunmaktan geri durmaz. Bu, Kürtlerin kendi tercihi değil, kendilerine dayatılmış zorunlu bir sonuç olur. Bölgenin ihtiyacı yeni bir savaş değil, kalıcı bir barış ve diyalog zeminidir."
'Sofraya oturmayanın adının menüde olduğu bir dönemdeyiz'
Kürtler arasında ulusal birlik tartışmalarına dair soru üzerine ise Bakırhan, Erbil ile Süleymaniye arasında “güçlü bir ortaklaşma iradesi” gösterilmesinin ilk adım olacağını belirterek “Çünkü ulusal perspektif artık kendini dayatıyor. Dünya değişiyor, Ortadoğu yeniden dizayn ediliyor; sofrada oturmayanın adının menüde olduğu bir dönemdeyiz. Böyle dönemlerde küçük hesaplar büyük kayıplara mal olur” diye konuştu.
“Türkiye’de yaşayan Kürtler olarak tavrımız bellidir ve değişmemiştir: sorunumuzu çözeceğimiz adres Ankara’dır, çözümü de burada, bu topraklarda arıyoruz. Türkiye’nin her bir karışını kendi yurdumuz biliyoruz” diyen Bakırhan, “Sınırların ötesindeki kardeşlerimizle güçlenecek bir siyasi, kültürel ve ekonomik etkileşim, kimsenin aleyhine değil, herkesin lehine bir kazanımdır” iddiasında bulundu.
'Kazanan yine hep birlikte olacağız: Şam, Ankara ve Kamışlo'
Bakırhan şöyle konuştu:
Bugün bile Habur Sınır Kapısı’ndan en çok kazanan Türkiye’dir; Kürdistan Bölgesel Yönetimi topraklarında çalışan, yatırım yapan Trabzon’dan Diyarbakır’a binlerce Türkiyeli var. Yarın Kamışlo-Nusaybin sınır kapısı açıldığında da kazanan yine hep birlikte olacağız: Şam, Ankara ve Kamışlo. Kürtlerin kendi arasındaki birlik ve huzur, bölgedeki istikrarı güçlendirir; bölgedeki istikrar da doğrudan Türkiye’nin güvenliğine ve refahına hizmet eder. Yani bu birlik meselesi bir tehdit değil, Türkiye’nin de yararına olan, herkesin kazanacağı bir zemindir.”
Rûdaw’ın “Bu bağlamda Öcalan’ın İran’ın saldırılarına ilişkin size yansıyan bir değerlendirmesi oldu mu? Özellikle saldırıların odağındaki Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ne yönelik bir önerisi, bir çağrısı var mı?” şeklindeki sorusu Bakırhan şöyle yanıt verdi:
Öcalan, İmralı heyetimizle yaptığı görüşmede bu soruyu da karşılayan çok önemli değerlendirmelerde bulundu. Sayın Öcalan’ın görüşlerini dört başlıkta özetleyebilirim. Diyor ki:
Birincisi; Süleymaniye ve Erbil arasındaki parçalı durum sona ermeli. Sorunlar demokratik ilkeler etrafında çözülmeli ve ortaya merkezi bir bölgesel hükümet çıkmalı.
İkincisi; kurulacak bu bölgesel hükümette Kürdistan Bölgesi’ndeki bütün güçlerin ve dinamiklerin söz ve siyaset hakkı olmalı. Çünkü her parçalı duruş, bölgeyi saldırılara daha açık hale getiriyor.
Üçüncüsü; İran, başta Süleymaniye ve Erbil olmak üzere Kürdistan Bölgesel Yönetimi topraklarına yönelik saldırılarını derhal durdurmalı, idamlara son vermeli.
Dördüncüsü; İran, Kürtlerin haklarını tanımalı ve demokratik bir yaklaşım sergilemeli. Türkiye de bu süreçte pozitif bir rol oynamalı. Eğer İran, Kürtlere yönelik saldırı politikasında bir değişikliğe gitmez, idamlara son vermezse, Kürtlerin ulusal birlik ruhuyla kendilerini savunmaktan başka bir çaresi kalmaz. Kürtler bunu elbette başka hiçbir gücün koçbaşı olmadan, kendi iradeleriyle yapmalı.
Nitekim Kürt örgütlerinin İran’ın saldırıları karşısında bugüne kadar sergilediği tutum da bu yönde olmuştur. İran bu gerçeği görerek hareket etmeli.”
soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.
İLGİLİ HABER
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.