Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Trump: Bombardıman ve adam kaçırma

Sonucun ABD'yi yöneten suç çetesi için bu kez daha yüz güldürücü olacağını düşünmek için elimizde pek fazla veri yok; emperyal saldırılara karşı halkın tepkisi nadiren derhal belirir, onu beklemek gerekebilir. Ama o ateş bir kez yandı mı, önünde hiçbir güç duramaz.

Atilio Boron

Yayın Tarihi: 09.01.2026 , 12:42 Güncelleme Tarihi: 09.01.2026 , 13:08

3 Ocak'ta ABD emperyalizmi, Venezuela'ya hain bir saldırı düzenleyerek Devlet Başkanı Nicolás Maduro ve eşi Cilia Flores'i kaçırdı. soL, bu olayla ilgili Latin basınında çıkan makalelerden hazırladığı seçkinin çevirilerini sunuyor.


Donald Trump, o çokça sözü edilen "kurallara dayalı dünya düzeninden" geriye kalan kırıntıları da az önce yok etti. Karakas ve çevresindeki çok sayıda askeri tesisin bombalanması (ve sivil hedeflerdeki kaçınılmaz yan hasarlar) ve ardından Başkan Nicolás Maduro Moros'un "çıkarma" değil, düpedüz kaçırılması; uluslararası sistemde yeni bir sayfa açıyor. Artık çok sayıda aktör, dünyanın en çeşitli yerlerindeki güç çatışmalarını kendi lehlerine çözmek için Trump'ın Venezuela'da oluşturduğu bu emsali kullanabilecektir.

Kendini "barış başkanı" ilan eden ve hüsrana uğramış bir Nobel Barış Ödülü heveslisi olan bu kişi, son zamanların en savaş yanlısı ismi oldu: Soykırımcı Benyamin Netanyahu'yu tepeden tırnağa silahlandırıyor ve ona diplomatikten askeri ve medyatik olana kadar her türlü korumayı sağlıyor; onursuz Avrupalı vasallarını, neo-Nazi Volodimir Zelenskiy’yi ayakta tutmak için silah ve askeri mühimmat almaya zorlayarak, Trump'ın "24 saatte bitireceğim" diye böbürlendiği ama çoktan geri dönülmez şekilde kaybedilmiş bir savaşta Ukrayna halkının çektiği azabı uzatıyor. Patolojik megalomanisiyle yolunu şaşıran Trump, sözde müslümanların saldırısına uğrayan bazı Hristiyan toplulukları kurtarmak bahanesiyle Nijerya'nın kuzeyini bombalama emri veriyor. Gazze'de barışı sağladığını iddia ediyor, bu kuyruklu bir yalan; ırkçı İsrail rejimi katliamlarına devam ediyor, altı binden fazla kamyon aylardır sınırda yiyecek, su ve ilaç yüklü halde beklerken şimdi de açlığı, susuzluğu ve kamu sağlığının çöküşünü silah olarak kullanıyor. Kamboçya ve Tayland arasında barışı sağladığıyla övünüyor ama iki taraf arasındaki saldırılar durmaksızın devam ediyor.

Ve şimdi sıra, uzun aylar süren çok maliyetli bir operasyonun, Başkan ve eşi Cilia Flores'in şaşırtıcı bir şekilde kaçırılmasıyla sonuçlandığı Venezuela'da. Halka açık basın toplantısında Trump, bu askeri operasyonun ABD'nin dünyanın en güçlü ülkesi olduğunu kanıtladığını söyledi; bu, Çin'e ve bir anlamda Rusya'ya yönelik açık bir mesajdı. Sadece bu da değil: "Mantıklı ve uygun bir geçiş yapana kadar ülkeyi biz yöneteceğiz" diyerek kendini Venezuela'nın emperyal valisi ilan etti. Washington'un "halkının çıkarlarını gözetmeden başkasının Venezuela'da iktidarı ele geçirmesine izin vermeyeceğini" belirtti; sanki sözde süngüsü düşmüş Chávezci halk, onu petrolünü (Trump'ın ilgilendiği tek şey) çalmaya gelen bir haydut olarak değil de bir kurtarıcı olarak karşılayacakmış gibi. Trump ne demokrasiyi, ne adaleti, ne özgürlüğü ne de insan haklarını —hele ki dünyanın bu bölgesinde— asla umursamadı; Venezuelalı kadınlar ve erkekler bunu çok iyi biliyor.

Kendi sözlerinin sarhoşluğuyla Trump, Maduro'yu (hayali) "Güneşler Karteli" aracılığıyla ABD'ye "devasa miktarda" uyuşturucu sokmakla ve suçluları göçmen kılığında göndermekle suçladı. Ayrıca uyuşturucu kaçakçılığını, Venezuela tarafından ABD vatandaşlarını öldürmek için organize edilmiş bir kampanya olarak niteleyerek, ülkeyi küresel düzeydeki en büyük terör örgütleriyle bir tuttu. Seri bir yalancıdan bir yalan daha: Washington Post, ilk döneminde Trump'ın 30.573 yalan söylediğini kanıtlamıştı. Her halükarda, ABD halkını uyuşturucu kaçakçılığının yıkımından korumaya yönelik bu hassasiyetin; ABD'ye 400 tondan fazla kokain ve diğer uyuşturucuların sokulmasıyla sonuçlanan çeşitli operasyonlara katıldığı kanıtlandığı için ABD yargısı tarafından 45 yıl hapse mahkum edilen eski Honduras Devlet Başkanı Juan Orlando Hernández'i affederken gözetilmemiş olması dikkat çekicidir. Ama narko-kaçakçı Maduro, öyle mi?

Neredeyse bir yıldır süren aralıksız başarısızlıkların ardından dış politikada bir başarı gösterme çaresizliği, Trump'ı tüm varını yoğunu Venezuela operasyonuna yatırmaya itti. Ancak bu, daha birçok bölümü olacak bir trajedinin sadece ilk perdesiydi, sonraki bölümlerin Washington için bu sabahki kadar şanslı olması pek olası değil. Ayrıca bu durum, zaten çalkantılı olan uluslararası sistemdeki diğer aktörlerde de benzer davranışları teşvik edecek. Pekin, ABD tarafından Çin Halk Cumhuriyeti'ni taciz etmek için manipüle edilen asi bir Çin eyaleti olan Tayvan'ın yeniden birleşmesini tamamlamak için neden Çin Devrimi'nin zaferinin yüzüncü yıldönümü olan 2049'u beklesin? Özellikle de Tayvan'ın her zaman Çin'in bir parçası olduğunu çürütülemez bir şekilde kanıtlayan onca emsal varken.

Diğer önemli emsallerin yanı sıra, Washington ve Pekin arasında teati edilen ve bunu doğrulayan dört diplomatik nota bulunmakta. Tel Aviv rejimi neden bir dakika daha beklesin ve Batı Şeria'daki Filistin Ulusal Yönetimi'ni ortadan kaldırıp nehirden denize "Büyük İsrail"i inşa etmek ve Ortadoğu'daki yangını daha da büyütmek için o korkunç askeri gücünün tamamını kullanmasın? Azerbaycan neden harekatını tamamlayıp Ermenistan topraklarının tamamını kesin olarak ele geçirmekten kaçınsın? Rusya neden şimdi tüm yıkıcı potansiyelini Ukrayna'yı harap etmek ve topraklarının büyük bir kısmını almak için kullanarak savaşı hızla bitirmekten geri dursun? Trump'ın yaptıklarını taklit ederek bunları yapmalarını engelleyen hangi kural kaldı?

New Yorklu kodamanın yaptıkları bizi şaşırtmamalı. İmparatorluklar, yüzlerce kez tekrarladığımız gibi, çöküş evrelerinde şiddetlerini artırırlar. Ancak bugün Washington'da Beyaz Saray’da çınlayan zafer marşlarına rağmen, bir muharebeyi kazanmış olmak savaşı kazanmak anlamına gelmez. Vietnam öfkeyle bombalanırken ve on yıllar sonra Afganistan bombalanırken de aynı coşku hakimdi. Her iki durumda da ABD travmatik ve aşağılayıcı yenilgilerle karşılaştı. Tarih bir şey öğretiyorsa, o da bugün bizi endişelendiren bu tür maceraların imparatorluk için genellikle kötü bittiğidir. Sonucun ABD'yi yöneten suç çetesi için bu kez daha yüz güldürücü olacağını düşünmek için elimizde pek fazla veri yok; emperyal saldırılara karşı halkın tepkisi nadiren derhal belirir, onu beklemek gerekebilir. Ama o ateş bir kez yandı mı, önünde hiçbir güç duramaz.


Özgün makale: http://www.cubadebate.cu/opinion/2026/01/06/trump-bombardeo-y-secuestro…;

DOSYA

karakas_gosteri

ABD'nin Karakas saldırısına Latin dünyasından bakış

3 Ocak'ta ABD'nin Venezuela'ya yaptığı haydutça saldırı ve Maduro ve eşinin kaçırılmasının ardından soL, Latin Amerika'da konuya dair çıkan değerlendirmelerden bir seçkiyi paylaşıyor.

Küba’ya olan borcumuzABD'nin Venezuela bombardımanından çıkarılacak derslerVenezuela ve tarihin çamuruEmperyal barbarlık

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.