Sayfa yolu
Süreç analizi: AKP'nin 'Asya'ya hücumu' bize ne anlatıyor?
Emre Köse
Yayın Tarihi: 20.02.2026 , 13:50
Bir sonraki emperyalist paylaşım savaşının yaşanacağı yönünde kehanetlere konu olan Asya, yirmi birinci yüzyılın üçüncü on yılında, AKP'nin "Yeniden Asya" teşebbüsüyle sadece diplomatik bir söylem olmaktan çıkarak kurumsal bir yapıya kavuştu.
Söz konusu "Asya'ya hücum" açılımının somut yansımaları, Müslüman nüfusun yoğun olduğu ve yüksek kâr potansiyeli barındıran Güney ve Güneydoğu Asya coğrafyasında izleniyor. Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) tarafından yürütülen "diplomasi" faaliyetleri ile silah, enerji ve hızlı tüketim sektörlerinde faaliyet gösteren sermaye gruplarının doğrudan yatırımları, bölge ülkeleriyle tesis edilen ilişkileri "stratejik ortaklık" seviyesine taşıyor. Endonezya, Malezya, Pakistan ve Bangladeş ekseninde gelişen çok katmanlı varlık, AKP'yi "bölgesel aktör" kimliğine büründürdü.
TİKA'nın 'kapasite geliştirme projelerine' dair bilinenler
Bilindiği ölçüde, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA), 1992 yılındaki kuruluşundan bu yana 170'ten fazla ülkede 32 bini aşkın proje ve faaliyet gerçekleştirirken, AKP iktidarının bir tür keşif aygıtı konumunda. Kurumun 2024 yılı itibarıyla dünya genelinde hayata geçirdiği 1600'den fazla proje, uzun vadeli nüfuz ilkeleri çerçevesinde şekillendiriliyor. Güney ve Güneydoğu Asya bölgeleri, TİKA'nın "Doğu ve Güney Asya ile Pasifik ve Latin Amerika" dairesi kapsamında değerlendirilirken, bu bölgedeki faaliyetler için 2024 yılında yaklaşık 268,8 milyon TL bütçe tahsis edildiği belirtiliyor.
TİKA'nın bölgedeki stratejisi, salt yardım temelli bir modelden ziyade, muhatap ülkelerin idari ve beşeri altyapısına müdahale etmeyi amaçlayan bir çerçeveye oturuyor. Bu bağlamda, 2024 yılında söz konusu geniş coğrafyada gerçekleştirilen proje sayısı, Kovid-19 salgını sonrası toparlanma süreçlerinin etkisiyle 176 seviyesine ulaştı. Kurumun bölgedeki fiziksel mevcudiyeti, stratejik olarak konumlandırılan Program Koordinasyon Ofisleri aracılığıyla tesis ediliyor.
TİKA'nın bölgedeki faaliyetlerini yerinden yönetmek ve yerel ihtiyaçlara hızlı cevap verebilmek amacıyla kurduğu ofis ağı, bölge ülkeleriyle kurumsal temasın sürekliliğini temin ediyor. Özellikle Pakistan ve Bangladeş'te faaliyet gösteren ofisler, "teknik işbirliği" süreçlerinde kritik görev üstleniyor. Kurumun Pakistan'da iki ayrı birimi bulunuyor; İslamabad'da Sector F-6/3 bölgesinde yer alan Program Koordinasyon Ofisi ile Karaçi'de DHA Phase 6 bölgesindeki İrtibat Ofisi üzerinden faaliyetler koordine ediliyor. Bangladeş'teki operasyonlar Dakka'nın Baridhara Diplomatik Bölgesi'nde yer alan Program Koordinasyon Ofisi vasıtasıyla yürütülürken, Filipinler'deki süreçler ise Metro Manila'da bulunan Program Koordinasyon Ofisi üzerinden yönetiliyor.
Mevcut ofislerin varlığı, AKP'nin bölgeye yönelik ilgisinin "konjonktürel" değil "yapısal" olduğunu gösteriyor. 2024 yılı faaliyet raporu verilerine göre, TİKA'nın bölgedeki öncelikleri arasında 150'nin üzerinde projeyle sağlık ve 160 projeyle tarım ve hayvancılık sektörleri bulunuyor.
TİKA'nın Malezya'daki ayak izleri
Malezya, TİKA'nın Güneydoğu Asya'daki faaliyetlerinde en kapsamlı projelerin yürütüldüğü ülkeler arasında yer alıyor. Ülkede yerleşik Program Koordinasyon Ofisi bulunmamasına rağmen projeler büyükelçilik eşgüdümü ve Ankara merkezli operasyonlarla icra ediliyor.
Kuala Lumpur'daki Taman Sinar Harapan Ziyad Zolkefli Cheras Bakımevi'nde yürütülen proje, bu adımların somut örnekleri arasında öne çıkıyor.
Sağlık alanında ise Malezya'nın en köklü sağlık kompleksi olan 155 yıllık Kuala Lumpur Hastanesi'ne hasta servis aracı temin edildi. Söz konusu araç, 12 binden fazla çalışanı ve 2 bin 300 yatak kapasitesi bulunan kurumun lojistik operasyonlarına katılıyor. Bilimsel sahada ise Malezya İslam Bilim Üniversitesi (USIM) bünyesindeki İslami Değerli Taşlar Araştırma Laboratuvarı'na sağlanan spektroskop, refraktometre ve polariskop gibi ileri teknoloji ekipmanlar sayesinde mineralojik testlerin dijital ortamda hassas şekilde yapılması sağlandı ve Malezya'nın araştırma kapasitesi artırıldı.
Bangladeş ve Pakistan'da 'insani diplomasi'
Güney Asya'nın iki kalabalık ülkesi olan Bangladeş ve Pakistan'da TİKA'nın faaliyetleri, kriz yönetimi ve eğitim altyapısı ekseninde yoğunlaşıyor. Bangladeş'te Dakka ofisi üzerinden yürütülen çalışmaların önemli bölümünü, Arakanlı sığınmacılara (Rohingya) sağlanan gıda ve temel ihtiyaç yardımları oluşturuyor. İnsani yardım bir tür paravan işlevi görüyor; "mesleki eğitim" merkezleri adı altında Türk şirketlerinin devasa ucuz işgücü havuzuna erişim elde ettiği görülüyor.
TİKA, Pakistan'da ise 2024 yılı itibarıyla eğitim ve sağlık sektörlerine yönelik projelerde yer aldı. TİKA, Pakistan'daki ofisleri aracılığıyla tarımsal projelere dahil oluyor ve genç işgücünün "istihdam edilebilirliğini" sağlayacak mesleki eğitim programlarını destekliyor.
soL Haber, AKP iktidarının ve Türkiye sermaye sınıfının ülke sınırlarını aşan adımlarını tüm detaylarıyla takip edip haberleştiriyor. soL'un bu haberlerine destek olmak ve güç vermek için sen de abone ol.
Türk silah sanayisinin Asya'daki nüfuzunun ölçeği
Öte yandan Türkiye silah sanayisinin, son on yılda küresel pazardaki payını artırarak özellikle Malezya ve Endonezya gibi ülkeler için en temel tedarikçilerinden biri haline geldiği biliniyor. Türkiye'nin bu bölgedeki pazar payını genişletmesi, Batılı veya Rus tedarikçilerin aksine sunulan "teknoloji transferi" ve "ortak üretim" modellerine dayanıyor.
Endonezya, Türkiye'nin Güneydoğu Asya'daki en kapsamlı savunma ortağı konumunu koruyor. FNSS ve Endonezyalı PT Pindad şirketi tarafından ortaklaşa geliştirilen KAPLAN MT (Harimau) orta ağırlık sınıfı tank projesi, iki ülke arasındaki savunma sanayisi işbirliği anlaşmalarının ulaştığı seviyeyi gösteriyor. Toplam 18 adet tankın üretimini kapsayan proje çerçevesinde, ilk 10 tankın imalatı Türkiye'de tamamlandı; kalan 8 tankın üretimi ise teknoloji transferi modeliyle Endonezya'da gerçekleştirilerek 2024 yılında kullanıcı makamlara teslim edildi. Türkiye'nin ilk tank sınıfı ihracatı olan bu teslimat, Endonezya ordusunun paletli personel taşıyıcı ihtiyacı için de Türkiye ile ortaklığı tercih etmesinin yolunu açtı. Ekim 2024'te düzenlenen SAHA Expo fuarında KAPLAN Zırhlı Personel Taşıyıcı (ZPT) geliştirme ve üretim sözleşmesi imzalandı ve 30 ton sınıfı bu aracın imalat faaliyetlerinin 2025 yılı içerisinde başlaması kararlaştırıldı.
Silah sanayisindeki işbirliği kara platformlarıyla sınırlı kalmıyor. Endonezya, TUSAŞ tarafından geliştirme aşamasında olan beşinci nesil milli muharip uçak KAAN projesinin potansiyel ortakları ve ilk yurt dışı müşterileri arasında değerlendiriliyor. Ayrıca Türk tersanelerinden sipariş edilen İstif sınıfı fırkateynler ve 2022 yılında Roketsan ile imzalanan 528 milyon dolarlık KHAN kısa menzilli balistik füze sistemi anlaşması, ülkenin bölgesel deniz ve hava üstünlüğünü Türk teknolojisiyle tahkim ettiğini gösteriyor.
Malezya, Güney Çin Denizi'ndeki tartışmalı bölgelerde gözetleme kapasitesini artırmak amacıyla Türk şirketlerinden insansız hava araçları ve deniz platformları tedarik ediyor.
Bangladeş ise 2021 yılından bu yana Türk silah sanayisi ürünlerinin en büyük dördüncü ithalatçısı konumuna yükselerek bu alanda derinlik kazandı. Bangladeş ordusu, envanterine kattığı 15 farklı kategorideki Türk ekipmanıyla savunma mimarisini modernize ediyor. Roketsan tarafından üretilen TRG-300 Kaplan orta menzilli füze sistemleri, Otokar üretimi Cobra hafif zırhlı araçları ve Baykar üretimi Bayraktar insansız hava araçları bu modernizasyonun temel bileşenlerini oluşturuyor. Türk askeri personelinin Bangladeş'te yürüttüğü "eğitim faaliyetleri", bu sistemlerin sadece teknolojik tedarik değil, iki ülke arasında askeri doktrin paylaşımı süreci olduğunu gösteriyor.
Aksa Enerji'nin Asya'daki ayak izleri
Türkiye'nin Güney Asya'daki iktisadi varlığının önemli ayaklarından birini enerji projeleri oluşturuyor. Aksa Enerji, Türkiye'nin en büyük halka açık bağımsız elektrik üreticisi sıfatıyla Güney Asya pazarında aktif rol üstleniyor. Şirket, 2024 yılının mart ayında Bangladeş'in ilk özel sektör enerji şirketi olan Khulna Power ile 115 megavat (MW) kapasiteli Khulna KPC Ünite II elektrik santralinin satın alınması için varlık satın alma anlaşması imzaladı.
Aksa Enerji'nin küresel operasyonel gücü 2025 yılının ilk yarısında 3 bin MW kurulu kapasiteyi aşarken şirket, Özbekistan'da yürüttüğü projelerle bölgedeki en büyük Türk yatırımcısı konumuna geldi. Özbekistan'da rekor sayılacak 7 aylık sürede tamamlanan 430 MW kapasiteli Talimercan santrali tam kapasiteyle devreye alındı. Eşzamanlı olarak 492 MW kapasiteli Taşkent A ve B santralleri ile Warstila ortaklığında modernizasyonu tamamlanan 298 MW kapasiteli Buhara santrali aktif olarak enerji arzını sürdürüyor.
Şirketin iştiraki Aksa Power Generation, Endonezya'da kurduğu PT Aksa Power Indonesia aracılığıyla jeneratör pazarında dünyadaki ilk üç üreticiden biri olma hedefine doğru ilerliyor. Aksa Enerji'nin finansal performansındaki yüzde 39'luk FAVÖK (Faiz, Amortisman ve Vergi Öncesi Kâr) artışı ile Africa Finance Corporation (AFC) ve TSKB'den sağlanan toplam 230 milyon dolarlık finansman paketleri, şirketin Güney Asya ve Afrika yatırımlarını "sürdürülebilir" bir zemine oturtuyor.
İnşaat tekelleri Pakistan'da
Bunun yanı sıra Türk müteahhitlik sektörünün, Pakistan coğrafyasında yürüttüğü projeler de dikkate değer. Pakistan'da tamamlanan 72 projenin toplam değeri 3,5 milyar dolara ulaşırken bu projeler ulaşım, konut ve enerji gibi stratejik alanlarda yoğunlaşıyor.
Limak İnşaat, Pakistan'ın otoyol ağının modernizasyonunda ana yükleniciler arasında yer alıyor. Şirketin tamamladığı projeler arasında ülkenin iç ve dış ticaret koridorlarını birbirine bağlayan hatlar olan Hassanabdal-Havelian Karayolu (E-35) ve Zhob-Killi Khudae Nazar (N-50) otoyolu bulunuyor. Ayrıca Rawalpindi-İslamabad Metrobüs projesinin her iki etapta da Türk mühendisliği ile tamamlanması ulaşım altyapısına doğrudan teması temsil ediyor.
Beyaz eşya şirketleri de pastadan pay alıyor
Türk şirketlerinin Güney Asya ve Güneydoğu Asya pazarındaki mevcudiyeti, sadece ağır sanayi ile sınırlı kalmayıp halkın doğrudan tüketimine yönelik sektörlerde de mevcut. Arçelik ve Hayat Kimya, buradaki iki kritik aktör.
Arçelik, 2016 yılında Pakistan'ın pazar lideri beyaz eşya üreticisi Dawlance'ı 243-258 milyon dolar bedelle satın alarak Türkiye'nin bölgedeki en büyük sanayi yatırımlarından birine imza atmıştı. Bugün Dawlance markasıyla Arçelik, Pakistan'daki beyaz eşya pazarının yüzde 40'ından fazlasına hakim durumda. Karaçi ve Haydarabad'daki üç fabrikada 4 bin işçi çalıştıran Arçelik, Pakistan'ı "İpek Yolu" ülkelerine yönelik bir üretim ve lojistik üssü olarak kullanıyor. Bangladeş pazarında ise Arçelik buzdolabı kategorisinde 2. sıraya yerleşti.
Bunun yanı sıra Hayat Kimya, 2020 yılından bu yana yürüttüğü 1,1 milyar dolarlık devasa yatırım programının önemli bir ayağını Güneydoğu Asya coğrafyasına ayırıyor. Şirket, Malezya'nın Selangor eyaletinde kurduğu fabrika ile Molfix bebek bezi ve diğer hijyen ürünlerinin yerel üretimini yapıyor. Hayat Kimya'nın Malezya yatırımı, salt üretim tesisi olmanın ötesinde ASEAN pazarındaki 600 milyonu aşkın bir tüketici havuzuna erişmesini sağladı.
2024 yılında Ar-Ge'ye ayrılan 1 milyar TL'lik bütçe, şirketin Malezya ve Vietnam gibi pazarlardaki nüfuzunu artırıyor. 2021 yılını 3,1 milyar dolar ciro ile kapatan grup, bu başarısının yüzde 55'inden fazlasını tüketici ürünleri grubundan elde etti.
Kambersiz düğün olmaz: Serbest ticaret anlaşmalarına dair detaylar
AKP ve patronlar, bölgedeki nüfuzlarını Serbest Ticaret Anlaşmaları (STA) ve Karma Ekonomik Komisyon (KEK) mekanizmalarıyla güçlendiriyor. 2024 yılında Türkiye ile Malezya arasındaki dış ticaret hacmi yüzde 10,6 artarak 5,1 milyar dolara ulaştı. Türkiye'nin Malezya'ya ihracatı 449 milyon dolar seviyesinde kalırken, ithalatı 4,6 milyar doları aştı ve söz konusu durum 4,2 milyar dolar dış ticaret açığına yol açtı.
İhracat kalemleri incelendiğinde kıymetli taşlar (yüzde 25,3), inorganik kimyasallar (yüzde 9,0) ile makine ve mekanik cihazlar (yüzde 8,1) ilk sıraları alıyor. İthalat kalemlerinde ise demir ve çelik (yüzde 26,4), hayvansal ve bitkisel yağlar olan palm yağı (yüzde 17,2) ve elektrikli makineler (yüzde 14,8) başı çekiyor. Malezya, ASEAN ülkeleri arasında Türkiye'nin en büyük "dış ticaret ortağı" olma özelliğini sürdürürken, dengesizliğin giderilmesi için silah sanayisi ve yüksek teknoloji ihracatının artırılması temel hedef olarak belirleniyor.
Diğer taraftan Türkiye ile Pakistan arasındaki ticaret hacmi 2024 yılında bir önceki yıla göre yüzde 35 artış göstererek 1,4 milyar dolar sınırını aştı. İki ülke tarafından belirlenen 5 milyar dolarlık ticaret hedefi doğrultusunda, 2025 yılı eylül ayında İslamabad'da gerçekleştirilen 16. Dönem KEK toplantısı kritik bir dönemeç oldu. Söz konusu KEK protokolü; KOBİ'ler, eğitim, sağlık ve e-ticaret gibi alanlarda "somut işbirliği" adımlarını içeren bir yol haritası sunuyor.
Endonezya ile yürütülen Kapsamlı Ekonomik Ortaklık Anlaşması (IT-CEPA) müzakerelerinde 2024 yılı haziran ayında üçüncü tura gelinmişti. Avrupa Birliği'nin Endonezya ile imzaladığı CEPA anlaşması da, Türkiye'nin pazardaki gümrük vergilerinin kaldırılması hedefinde kıyaslama zemini oluşturuyor.
Sadece açık kaynak verilerin sunduğu tablo net; AKP'nin "büyüme" ve "genişleme" serüveninde Asya, epey bir dikkati hak edecek konumda. Bunun jeopolitik sonuçları da orta vadede netleşeceğe benziyor.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.