Sayfa yolu
Sudan ve yabancı güçlere dayanan iç savaş: BAE ve Türkiye nasıl birbirinin ayağına bastı?
Dış haberler
Yayın Tarihi: 22.06.2025 , 00:12 Güncelleme Tarihi: 22.06.2025 , 10:04
İki yılın geride kaldığı Sudan savaşında yeni gelişmeler yaşanıyor.
Her ne kadar Sudan’daki savaşa resmi olarak hiçbir yabancı güç katılmamış olsa da çeşitli devletlerin Sudan topraklarındaki rekabeti sürüyor. Ülke, adeta diğer birçok gücü de içine çeken bölgesel bir soğuk savaşın sahnesi haline geldi.
Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) tarafından desteklenen Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) ile Türkiye tarafından desteklenen Sudan yönetimi arasındaki çatışmalar son günlerde oldukça şiddetlendi.
Sudan ordusu içinde savaşan Türk personel tarafından işletildiği belirtilen İHA’larla gerçekleştirilen saldırıda, HDK milislerinin yanı sıra 4 BAE vatandaşı da öldürüldü. Bu zamana kadar birbirinin ayağına basmamaya özen gösteren iki ülke arasındaki denklem de böylece bozulmuş oldu.
Saldırıdan yalnızca bir gün sonra, bu zamana kadar savaştan görece etkilenmemiş olan Port Sudan şehrine 3 günden uzun süren bir dizi saldırı gerçekleştirildi. Havalimanı, askeri hava üssü, elektrik santrali, insani yardım limanı ve yabancı diplomatların kaldığı bir otelin hasar gördüğü saldırılarda, Türkiye yapımı insansız hava araçlarının depolandığı askeri hangarlar da hedef alındı.
Söz konusu saldırılarda Türk destek ekibinden üyelerin yaralandığı bildirildi.
Savaşta iki yıl: 150 binden fazla insan hayatını kaybetti
Sudan'da askeri darbeyle yönetime gelen General Abdel-Fattah Burhan yönetimindeki ordu ile General Muhammed Hamdan Dagalo komutasındaki paramiliter Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasında çıkan savaş 2023 yılında başladı.
Sudan ordusunun, HDK'nin 2 yıl içerisinde tamamen orduya entegresini istemesi, HDK'nin ise sivil bir hükümetin ardından yaklaşık 10 yıla yayılan bir süreçte bunu kabul edebileceğini açıklamasıyla başlayan gerginlik, taraflar arasında silahlı çatışmaya dönüşmüştü.
Sudan Silahlı Kuvvetleri resmi komutayı elinde tuttu, ancak HDK de oldukça hızlı aksiyon aldı. HDK militanları, başkent Hartum'u ele geçirmek için kentsel savaş ve sokak taktikleri kullandı, böylelikle başkent haftalar içinde yönetilemez hale geldi.
Bu durum ülkeyi parçalara bölmekle kalmadı, aynı zamanda yeni bir düzenlemeyi de zorunlu kıldı. Bu süreçte Port Sudan fiili başkent olurken, ülkenin batısı etnik katliamlara sahne oldu. Arada kalan topraklar, savaş ağaları, yabancı müteahhitler ve ikmal hatları için bir alan haline geldi.
Hartum'un düşüşünden bu yana 150 binden fazla insan öldürüldü ve 12 milyondan fazla insan yerinden edildi.
Belirli cepheleri olmayan savaş: İHA'lar dönüm noktası oldu
Sudan’da yaşananların geleneksel anlamda bir iç savaş olmaktan çıktığı belirtiliyor. Belirli cepheleri olmayan savaş, rakip etki bölgelerine yönelik uzun menzilli saldırılarla şekilleniyor.
Hızlı Destek Kuvvetleri bugün, Darfur dahil olmak üzere Batı Sudan'ın çoğunu ve o bölgenin sınırları kontrol ediyor. HDK’nin bölgesel avantajından da kaynaklı olarak gücünü kaçakçılık, altın madenleri ve yabancı ülkelerin desteğiyle sağlamlaştırdığı ifade ediliyor. HDK böylelikle “devlet içinde devlet” olarak hareket ediyor. HDK’nin kendi lojistik ağları, hava sahası ve komuta zinciri bulunuyor.
Sudan ordusu ise doğuda konsolide olmuş durumda. Bürokrasi, hava kuvvetleri ve resmi ekonominin kalıntılarını hâlâ yönetiyor, ancak geniş bir bölgeye yayılmış önemli varlıkları savunmak için gücünün yetersiz olduğu görülüyor.
Bahse konu dengesizlik ise savaşın stratejisini şekillendiriyor. Taraflar cephelerde karşı karşıya gelmek yerine, çeşitli baskı araçlarına odaklanmış durumda. Bu süreçte özellikle daha güçlü finans kaynaklarına sahip olan HDK, açlığı silah olarak kullandı, yardım rotalarını kesti ve stratejik kasabaları ele geçirdi. Amaç federal ordunun kaynaklarını tüketmekti ve böylece Sudan yönetimini işlevsiz hale getirmekti.
Ancak bu stratejinin de kimi sınırları vardı. HDK'nin uzun menzilli yetenekleri yoktu ve bu nedenle cepheden uzaktaki hedefleri yardım almadan vuramıyordu. İşte burada da devreye insansız hava araçları (İHA) girdi.
Raporlar BAE'yi işaret ediyor, BAE yalanlamayı sürdürüyor
2023 yılının sonlarına doğru, yerel gözlemciler çatışma alanlarında insansız hava araçlarına ait parçaları raporlamaya başladı. Raporlanan bu parçalar ticari kuadkopter İHA’lara ait değildi; bunlar daireler çizip hedeflere dalmak için tasarlanmış sabit kanatlı İHA’lardı.
Tespit edilen enkazlar, daha önce Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) ihraç edilen Çin yapımı güdümlü bombaları ve İHA’ları işaret ediyordu.
Uluslararası Af Örgütü tarafından yapılan bir soruşturmada, Birleşmiş Milletler tarafından uygulanan silah ambargosuna karşı Çin silahlarının Darfur’a sokulduğu tespit edildi. Bahse konu tespitle birlikte, HDK’yi desteklediği bilinen BAE’nin İHA’ları yasal olarak Çin’den satın aldığı ve sonrasında bunları Somaliland ile Çad üzerinden geçirerek HDK kontrolündeki Darfur’a ulaştırdığı belirtildi.
BAE ise bu iddiayı reddetmeyi sürdürüyor. Her halükârda, HDK artık yüzlerce kilometre uzaklıktaki hedefleri vurabilen bir İHA filosuna sahip.
Baykar da devreye girdi
HDK’nin İHA filosu kurmasının ardından Sudan ordusu da yeni müttefiklere başvurdu. Türkiye de bu süreçte denkleme girdi.
AKP hükümetinin destekleriyle büyüyen Baykar, 2024 yılında Sudan Silahlı Kuvvetleri’yle 120 milyon dolar değerinde İHA anlaşması imzaladı. Kamuoyuna yansıyan haberlere göre teslimat, kargo kayıtları, uydu görüntüleri ve sızdırılan gümrük verileriyle onaylandı.
Zaten teslimat haberlerinden kısa bir süre sonra Baykar’a ait İHA’lar HDK kontrolündeki hava sahasında görülmeye başlandı.
Yabancı güçlerin Sudan topraklarındaki rekabeti
Böylelikle hem Sudan yönetimi hem de HDK, tamamen yabancı güçlere bağımlı şekilde İHA programları işletiyor ve bu bağımlılık savaşın nasıl yürütüleceğini yeniden şekillendiriyor.
Tarafların birbirlerine hasar vermek için cephe savaşı yürütmesine gerek kalmadan ve kara yolları riske atılmadan hedefleri imha etmeyi amaçlıyor. İHA’lar aracılığıyla yollar, havaalanları, yakıt depoları veya fabrikalar gibi altyapı tesisleri yok ediliyor.
Ve aslında bu saldırılar doğrultusunda savaş, yapılan silah anlaşmalarıyla yabancı ülkelere ihale ediliyor. Her ne kadar resmi olarak Sudan’daki savaşa hiçbir yabancı güç katılmamış olsa da yabancı güçler Sudan’ın her yerinde birbirleriyle rekabet halinde.
Para, lojistik, silahlar, hatta strateji, hiçbiri artık Sudan'a ait değil. Ülke, diğer birçok gücü de içine çeken bölgesel bir soğuk savaşın sahnesi haline geldi.
Mısır, Etiyopya'nın güneyde daha fazla etki kazanmasını engellemek için Sudan Silahlı Kuvvetlerini destekliyor. Rus ve Wagner ile bağlantılı ajanların Orta Afrika Cumhuriyeti'nde konuşlanmış durumda olduğu ve HDK’ye lojistik destek sağladığı bildiriliyor. İran savaşa açıktan dahil olmasa da yıllar sonra ilk kez Sudan ile diplomatik olarak ilişki kuruyor. Kızıldeniz'deki istikrarsızlık İsrail’i etkiliyor…
Kısacası Sudan'da olanlar sınırlarının çok ötesinde yankı buluyor. Tüm bu savaş dönemi boyunca, Sudan toprakları sürekli olarak hava yollarına, tedarik zincirlerine ve stratejik koridorlara ayrıldı. Bunun çok azı aslında Sudanlıların kendisi tarafından kontrol ediliyor.
En önemli aktör BAE: Kızıldeniz, maden ocakları, kaçakçılık yolları...
Bu ağın merkezinde resmi olarak tarafsız, gayri resmi olarak kilit rol oynayan BAE var. BAE için Sudan, Kızıldeniz'e hükmetme konusunda daha geniş bir kampanyanın parçası.
Abu Dabi, Doğu Afrika'daki liman altyapısına yoğun bir şekilde yatırım yaptı; Somaliland'daki Berbera, Eritre'deki Assab, Yemen'deki Socotra Adası…
BAE’nin Port Sudan’a sağlayacağı erişimle zinciri tamamlamayı ve Kızıldeniz'i kendi koridoru haline getirerek dünyanın en stratejik deniz yollarından biri üzerinde önemli bir aktör olmayı hedeflediği biliniyor.
Öte yandan BAE’nin amacının yalnızca deniz ticaretiyle sınırlı olmadığı belirtiliyor. BAE’nin HDK ile güçlerini birleştirerek altın madenlerine, nadir toprak minerallerine ve dahası Libya ve ötesine uzanan kaçakçılık yollarına erişim sağladığı kamuoyu gündemine geliyor.
HDK'nin madencilik faaliyetlerine izin verdiği ve bunun karşılığında BAE’den ekipman, fon ve silah tedarik ettiği bildiriliyor. Yetkililerse bu ilişkiyi “kazan-kazan durumu” olarak yorumluyor.
Türkiye gözünü Kızıldeniz'e dikmişti: BAE'ye karşı konumlandı
Öte yandan Türkiye de 2017 yılında Port Sudan’ın hemen güneyinde bulunan Sevakin kentindeki limanı rehabilite etmek amacıyla 99 yıllık bir kira sözleşmesi imzalamıştı. Söz konusu kiralama işleminin nedeni ise Kızıldeniz’de stratejik bir dayanak noktasına sahip olmaktı. Ancak Sudan'daki siyasi çalkantılardan nedeniyle bu plan rafa kaldırılmak zorunda kalındı.
Türkiye başlangıçta arabuluculuk yapmaya çalıştı, ancak Abu Dabi HDK’yi silahlandırmaya başlayınca dengeler değişti ve görüşmeler çöktü.
Buna karşılık, Türkiye taktik değiştirdi ve yasal Sudan hükümetini destekleyerek, BAE’ye karşı “denge” unsuru olarak konumlandı.
Bu süreçte her iki tarafın da askeri danışmanlarını, lojistik ekiplerini ve istihbarat görevlilerini Sudan ordusuna ve HDK militanları arasına yerleştirmeye başladığına dair iddialar gündeme gelmeye başladı. Ancak iki ülke de son zamanlara kadar birbirlerinin ayaklarına basmamaya ve işleri tırmanma eşiğinin altında tutmaya özen gösterdi.
Karşılıklı saldırılarda ölü ve yaralılar: Birbirinin ayağına basmama politikası son buldu
26 Mart’ta Sudan ordusu başkent Hartum’u geri aldı ve HDK birlikleri ülkenin güneybatısına doğru sürüldü. Bu gelişmenin yaklaşık 2 yıldır devam etmekte olan çatışmadaki en büyük dönüm noktası olduğu belirtildi. Başkenti yeniden kontrol altına alan Sudan yönetimi, askeri zaferinin yanı sıra uluslararası güvenirliğini de artıran sembolik bir zafer de kazanmış oldu.
Bir diğer gelişme ise 3 Mayıs’ta yaşandı. Uluslararası medya kuruluşlarının aktardığına göre, Sudan ordusu içinde savaşan Türk personeller tarafından işletilen İHA’lar, Nyala Havaalanı’ndaki bir askeri kargo uçağına saldırdı. Uçağın RSF için dronlar, mühimmat ve radar sistemleri taşıdığından şüpheleniliyordu, fakat edinilen istihbarat eksikti. Uçakta silahların yanı sıra BAE'den subaylar ve askerler de dahil olmak üzere yabancı paralı askerler taşıyordu. Saldırı sonucu düzinelerce HDK milisinin anı sıra 4 BAE vatandaşı da hayatını kaybetti.
Saldırıya bir gün sonra yanıt geldi. Port Sudan, 3 günden uzun süren bir dizi hassas saldırıyla vuruldu. Sudan'ın tek uluslararası havalimanı, bir askeri hava üssü, bir elektrik santrali, insani yardım için ana limanı ve yabancı diplomatların kaldığı bir otel hasar gördü. Saldırıda ayrıca Türkiye yapımı insansız hava araçlarının depolandığı askeri hangarlar hedef alındı ve Türk destek ekibinden üyelerin yaralandığı bildirildi.
Şimdiye kadar Port Sudan, ülkenin geri kalanını parçalayan iç savaştan etkilenmemişti. Resmi hükümete ve yabancı büyükelçiliklere ev sahipliği yapan şehir, Sudan'ın uluslararası ticaret ve insani yardımla tek gerçek bağlantı noktası olarak hizmet ediyordu. Tarafsızlığı stratejikti, ancak bu güvenli bölge artık çöktü.
Söz konusu saldırının HDK komutasında değil, BAE tarafından planlanıp uygulandığına dair iddialar gündeme geldi. Her ne kadar BAE saldırıyı kınasa da Sudan yönetimi bu saldırıların hemen ardından Abu Dabi ile diplomatik bağlarını kesme kararı aldı.
Birleşik Arap Emirlikleri’nin Türkiye’nin savaşa müdahalesinden rahatsız olduğunu belirtiliyor, ancak Port Sudan saldırılarının ardından gerilimin tırmanmasına olası gözle bakılıyor. Yerel araştırmacılar, BAE'nin HDK’ye yönelik askeri desteğini genişletmek için çalışmalarını hızlandırdığını ve bu durumun da çatışmayı şiddetlendireceğini raporluyor.
Bir diğer kritik nokta Dafur
Ayrıca çatışmayı daha da şiddetlendirebileceği belirtilen bir diğer başlık ise HDK’nin kontrolünde tuttuğu Dafur bölgesine ilişkin. HDK’nin bölgede tam kontrol sağlamak için çalışmalarını hızlandırdığı belirtiliyor.
Tam kontrolün anahtarı da Sudan yönetiminin bölgede elinde tutmakta olduğu son büyük şehir El Fasir’i elde etmek. Eğer HDK El Fasir'i ele geçirebilirse, kuzeye daha da yakınlaşacak ve bu sayede BAE, HDK’ye yönelik tedarik hatlarını güçlendirecek.
Sudan yönetimi de doğal olarak bölgede sahip olduğu son büyük şehri savunmak için hazırlıklarını hızlandırıyor.
| Sudan'daki iç savaşın birinci yılı: Ülke kıtlığın eşiğinde, 230 bin kişinin hayatı tehlikede |
|
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.