Breadcrumb
Söğütlüçeşme'den sonra adı da satıldı: İstasyona bir bankanın adını verdiler
Fotoğraf: X / @kaptan_nemo_
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 11.05.2026 , 17:26
Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları (TCDD), İstanbul'daki en yoğun tren istasyonlarından birinin adını Katar'lı bir bankaya sattı. Söğütlüçeşme İstasyonu'nun adı "QNB Söğütlüçeşme İstasyonu" oldu.
Satışın kapsamı, süresi ve tutarı kamuoyuyla paylaşılmadı. İstanbullular isim özelleştirmesini tabela değişikliğiyle öğrendi. Kentin bir bölgesinin adının satılması sosyal medyada tepkiyle karşılandı.
'Viyadük yapacağız' deyip AVM dikmişlerdi
Öte yandan Söğütlüçeşme'deki satış ilk değil. İstasyonun adından önce arazisi, halkın tepkilerine rağmen Akfen Holding'e peşkeş çekilmişti.
TCDD Söğütlüçeşme İstasyonu'nda ek viyadük ayakları yapmak için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'ndan onay almış ancak viyadük bağlantıları tamamlanmadan AVM ortaya çıkmıştı. Böylece söz konusu alanda viyadük yapılmasının gerekli olup olmadığı dahi tartışmalıyken asıl hevesin viyadük altına yapılan dükkanlar olduğu gün yüzüne çıkmıştı.
Proje kapsamında yaklaşık 500 ağaç bir geceyarısı gizli saklı kesildi. Kadıköy Kent Suçları Takip Ağı ve Kadıköy Halk Temsilcileri Meclisi bir "kent suçu" olarak nitelediği alışveriş merkezi projesini "Söğütlüçeşme halkındır, sermayenin değil" diyerek yargıya taşıdı ancak çevresel etki değerlendirmesi yapılmadan itirazlar reddedildi.
'Kamu alanlarının ticari projelere dönüştürülmesi kabul edilemez'
Kadıköy eski Belediye Başkanı Aykurt Nuhoğlu, geçtiğimiz ay soL için kaleme aldığı yazısında Kadıköy'ün ihtiyacının yeni bir alışveriş merkezi değil, daha fazla kamusal alan olduğunu vurgulamış ve Söğütlüçeşme'deki alışveriş merkezinin neden kabul görmemesi gerektiğini şu sözlerle ifade etmişti:
Ya kamusal aklı savunursunuz…
Ya da kenti ticaretin rantı uğruna yaşanmaz duruma getirirsiniz.
Elli yılı aşkın süre Kadıköy’de yaşayan ve bu kente belediye başkanı olarak hizmet etmiş biri olarak şunu açıkça söyleyebilirim: Bu kentin en büyük eksikliği, kamusal alan yetersizliğidir.
Yeşil alanlar sınırlı, spor alanları yok denecek kadar az.. Futbol, basketbol, voleybol, masa tenisi gibi en temel spor etkinlikleri için yeterli alan bulunmuyor. Kentin en uzun yürüyüş yolu bile sahildeki dolgu alanla sınırlıdır.
Böyle bir tabloda, elde kalan son kamu alanlarının ticari projelere dönüştürülmesi kabul edilemez.
(...) Bu nedenle sorulması gereken soru şudur: Kadıköy’de yaşayan yüz binlerce insanın ve bu istasyonu kullanan on binlerin gereksinimlerindeki öncelikler hiç mi önemli değil?
'Hafıza mekanları toplumsal mücadelelerin konusu'
Kentsel bir mekanın isminin para karşılığı değiştirilmesi da ilk değil. Stadyumlar onlarca yıldır tarihsel adlarıyla değil markalarla anılıyor. On iki yıl önce Atatürk Oto Sanayi metro durağının başına "Vodafone" eklenmişti. İki yıl önce de metronun Kozyatağı durağı, Sabancı Holding'le yapılan anlaşma sonucu "Pegasus-Kozyatağı" olmuştu.
Kozyatağı'ndaki değişikliğin ardından soL, "Kentin bir bölgesinin adı nasıl satılabilir" sorusunu yöneltmiş, kent sosyolojisi ve hafıza mekanları üzerine araştırmalar yapan Prof. Dr. Zeynep Suda, şu yanıtı vermişti:
Kentsel bir mekanın adını belirlemek iki şirket arasındaki anlaşmadan öte bir toplumsal mücadelenin konusu. Kentsel mekanların toplumsal tarih açısından bir hafızası vardır. Buralara verilen isimlerin o yerin geçmişi, kurucuları, kuruluşuyla ilgili çeşitli kökenleri vardır. Demek ki kentsel hafızaya yön veren insanlar, sınıf mücadeleleri, ulusal ve uluslararası faktörler var. Bu kentsel mekanlarda bir faktör de sermaye. Gücü oranında adını oraya veriyor.
İstanbul’daki yerel isimler de bu tarihsel silsileyle ortaya çıktı ama artık sermayenin isimlerini görüyoruz. Sermaye oraya reklamını çakıyor ve bize büyüklüğünü göstermeye çalışıyor. Bütün mirası sahiplendikleri gibi yeni bir miras oluşturuyorlar. İster durak ister stat adı olsun, bu yeni miras bize şirketlerin isimlerini söylüyor.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.