Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Rus basınında 'Türkiye' analizi: 'Kusursuz fırtına yaklaşıyor, Erdoğan için en iyi seçenek beklemeden seçime gitmek'

RT’de yayımlanan analize göre “Türkiye’deki iktidar koalisyonu ekonomik ve siyasi krizlerden oluşan bir kusursuz fırtınaya doğru ilerliyor”, Ankara olayların gelişimini iktidarın hayatta kalma mücadelesinin belirleyeceği bir evreye giriyor. Yazıda Erdoğan ve iktidar ortaklarının “fırtına öncesinde” seçim kararı almaktan başka şansı olmadığı görüşü savunuldu.

Dış Haberler

Yayın Tarihi: 30.07.2026 , 12:19 Güncelleme Tarihi: 30.07.2026 , 12:49

Rus basınında yayımlanan bir analizde Yeni Parti’nin kuruluşuyla birlikte, ekonomik durgunluk, bölgesel gerilimler ve çözüm sürecindeki “çözümsüzlük” eşliğinde AKP iktidarını “kusursuz bir fırtına”nın beklediği yorumu yapıldı.

Moskova’daki Ortadoğu Çalışmaları Merkezi Başkan Yardımcısı Mishel Bychkova’nın Russia Today’de (RT) yayımlanan yazısı “Türkiye bir kusursuz fırtınaya doğru ilerliyor” başlığını taşıyor.

AKP’nin yargı kararıyla CHP yönetimine Kılıçdaroğlu’nun getirilmesi ve Özel ekibinin CHP’den istifa ederek Yeni Parti’yi kurmasının ayrıntılı olarak ele alındığı makalede, Türkiye’de özel şirketlerin döviz borçlarının 2013’ten beri ulaştığı rekor seviye ve bölgesel gerilimlerin AKP’yi 2027’nin ilk yarısında bir seçime gitmeye zorlayacağı görüşüne yer verildi.

Son bir haftada siyaset alanında Türkiye standartlarına göre bile oldukça hızlı gelişmelerin yaşandığı belirtilen yazıda Yeni Parti’nin kuruluşunun doğuracağı sonuçların CHP koridorlarının çok daha ötesine uzandığı ifade edildi.

'Ankara olayların akışını siyaseten hayatta kalmanın belirleyeceği bir döneme giriyor'

Yeni Parti’nin kuruluşunu “Türkiye'nin durgunlaşan ekonomisi, gergin bölgesel ortam ve çözülemeyen Kürt sorunu zemininde” değerlendiren makalede bu yeni zeminin doğuşu “ülkenin bir sonraki seçimlerinin zamanlamasını kimin kontrol edeceğine dair daha geniş bir mücadelenin başlangıç ​​hamlesi” olarak göründüğü dile getirildi.

Yazıda “Parçalar bir araya getirildiğinde öyle görünüyor ki Ankara olayların akışını siyasetin değil siyaseten hayatta kalmanın belirleyeceği bir döneme giriyor” denildi.

Türkiye ekonomisi bir kapanla karşı karşıya

Türkiye’de bankacılık sektörünün zorlu bir ikinci çeyreğe girdiğine işaret edilen yazıda, Türk şirketlerin döviz yükümlülüklerinin de Mayıs ayında 2013’ten beri kaydedilen en yüksek seviyesi olan 392,4 milyar dolara ulaştığı, Türkiye’nin net döviz açığının 204,4 milyar dolar olduğu kaydedildi.

Türkiye'de ekonomi yönetiminin bir “kapan”la karşı karşıya olduğu nitelemesi yapılan analizde şu ifadeler yer aldı:

Parayı korumak için daha da sıkılaşmak, büyümeyi boğma ve seçmenlerin günlük harcamalarında zaten hissettiği durgunluk hissini derinleştirme riski taşır. Ekonomiyi canlandırmak için politikaları gevşetmek ise enflasyonu yeniden körükleme ve rekor düzeydeki döviz riski altında zaten zorlanan şirketler üzerindeki baskıyı daha da artırma riski taşır.

Konforlu bir orta yol kalmadı – sadece her geçen çeyrekte daha da acımasız hale gelen bir dizi feragat seçeneği var. Ve Türk para politikası siyasi mülahazalardan bağımsız olarak nadiren işlediğinden, bu feragatlerin her biri eninde sonunda saf ekonomik göstergelerden ziyade seçimler göz önünde bulundurularak alınan siyasi bir karara dönüşüyor.”

İsrail, Yunanistan ve Kıbrıs: 'Bilindik gerilimler daha tehlikeli hale geliyor' iddiası

Türkiye’nin dış politikasının da bir “rahatlama” sunmadığı savunulan yazıda İsrail, Yunanistan ile gerilimlere ve Kıbrıs sorununa işaret edilirken dikkat çekici şu ifadelere yer verildi: “Bunların hiçbiri yeni anlaşmazlıklar değil; bu da mevcut anı bir bakıma daha az değil, daha tehlikeli hale getiriyor. Tanıdık gerilimlerin, artık öyle olmadıkları ana kadar zararsız olarak görülme gibi bir huyu vardır.”

Türkiye’nin İsrail ile ilişkilerinin “ikili ilişkilerin ötesinde bir itibar ağırlığı taşıdığı” ve Batılı ortaklarınca nasıl algılandığını şekillendirdiği ifade edilen yazıda Yunanistan ile herhangi bir gerilimde tırmanmanınsa ittifak ortaklarını da işin içine çekeceği kaydedildi.

'Kürt sorununda 'müzakerenin' de 'çatışmanın' da seçime dair sonuçları olur'

Türkiye’nin Kürt sorununda çözüm sürecinin “durma noktası”nda olduğu iddia edilen yazıda “Eylemsiz geçen her ay, ister yenilenen müzakereler ister yenilenen çatışma şeklinde olsun, nihai eylemin maliyetini artırıyor” ifadesi yer alırken her iki seçeneğin de seçimle ilgili sonuçları olacağı kaydedildi.

'Erdoğan yeni Anayasayı beklemeyecek, seçim kararı alacak'

Erdoğan hükümetinin yeni anayasayla oyunun kurallarını yeniden belirleme fırsatına sahip olduğu savunulan yazıda bu fırsatınsa “muhalefetin kazandığı her puanla” daraldığı görüşüne yer verildi.

İktidarın yeni anayasal düzenini kurmak için beklemek yerine seçim takvimini öne çekeceği öngörüsünde bulunulan yazıda “Beklemek, ekonomik baskının birikmesine izin verir, Özel'in yeni partisine çekiciliğini CHP'nin geleneksel tabanının ötesinde konsolide etmesi için zaman kazandırır ve dış politika anlaşmazlıklarına yönetilebilir pürüzler olmak yerine gerçek krizlere dönüşmeleri için daha fazla zaman verir. Bu eğilimlerin hiçbiri iktidardaki koalisyonun lehine değil ve hepsi aynı sonuca işaret ediyor – zamanın bir zamanlar olduğu gibi Erdoğan'ın yanında olmadığını” ifadeleri kullanıldı.

RT’deki analizin sonuç paragrafında şu yoruma yer verildi:

Önümüzdeki ayların en makul okuması, Erdoğan ve koalisyon ortaklarının, ekonomik baskı daha da artmadan ve yeni muhalefet partisi parlamentonun ötesinde ulusal bir profil inşa etme fırsatı bulmadan önce, büyük olasılıkla 2027'nin ilk yarısında seçimleri öne çekmeye bakacakları yönündedir. 

Muhalefet hâlâ yeniden organize olurken ve kur ile bankacılık baskıları hane halkı bütçelerinde tamamen su yüzüne çıkmadan önce erken harekete geçmek, iktidar koalisyonuna uygun şartlarda iktidarda daha fazla zaman kazanmak için kalan en iyi fırsatı sunuyor.

Bu fırsatı kaçırmak, seçmenin karşısına ekonomik zorluklar, bölgesel gerilimler ve çözülememiş iç sorunlardan oluşan kusursuz bir fırtınanın ortasında çıkma riskini taşır. Yirmi yılını siyasi takvimi rakiplerinden daha iyi okuyarak geçiren bir koalisyon için, geç kalmaktansa erken davranmak akıllıca olacaktır.”


soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.