Breadcrumb
Petrol kesildi, çizgiler silindi: Hürmüz'de kim kimin yanında?
Yayın Tarihi: 12.03.2026 , 15:55 Güncelleme Tarihi: 15.04.2026 , 12:40
İran'ın saldırılara göğüs gereceği de, Hürmüz'ü kapatacağı da ABD ve İsrail tarafından beklenmiyordu. Krizin derinleşmesi karşısında plansızlık hali süren ABD hükümeti, apar topar dünya rezervlerini piyasaya sürdü ama petrol fiyatları yine de arttı.
Fakat Hürmüz'deki durumun daha önemli etkisi, jeopolitik alanında yaşanıyor. İsrail'e büyük destek veren, ABD çizgisine yakın ve Çin'le gerilimli olan Hindistan hükümeti, yaşanan kriz karşısında önce Çin şirketlerine uyguladığı yatırım yasağını kaldırdı, ardından İran'la görüşüp Hürmüz'den petrol sevkiyatı için izin istedi.
32 ülke bir araya geldi ama petroldeki yükselişi durduramadı
Batı, Hürmüz krizini geçici çözümlerle hafifletme arayışında.
Uluslararası Enerji Ajansı’na bağlı 32 ülke, rezervlerinden 400 milyon varil petrol piyasaya sürmeye karar verdi.
ABD'nin bu hamleye sıcak bakmadığı biliniyordu. Wall Street Journal’in haberine göre, Trump’ın tutumunda ani bir değişiklik yaşandı. Trump yönetimi birkaç saat içinde petrol rezervlerinin paylaşılmasına karşı çıkmaktan, müttefiklerine tarihin en büyük petrol rezervi salınımı için baskı kurmaya geçti.
En büyük pay ABD’den geldi. Washington yönetimi 100 milyon varilden fazla petrol piyasaya sürecek. Bu durum, ABD’nin stratejik petrol rezervinin yarısının altına düşmesine yol açabilir.
Türkiye de 11,6 milyon varil petrolü serbest bırakacağını duyurdu.
Piyasaya sürülecek olan 400 milyon varil, 2022'de Ukrayna-Rusya savaşından sonra serbest bırakılan 182 milyon varillik hacmin iki katından fazla.
Ancak bu miktar bile dünyadaki günlük üretimin yalnızca dört gününe, Hürmüz'den geçen günlük trafiğin ise sadece 16 günlük hacmine tekabül ediyor.
Nitekim rezervlerde tutulan petrolün piyasa salınması teklifi beklenen etkiyi yaratmadı. Aksine brent petrolün varil fiyatı dün yüzde 5’e yaklaşan bir artışla 90 doları aştı.
ABD'nin bu noktada Venezuela petrolüne güvendiği anlaşılıyor. Ocak ayındaki haydutça saldırının ardından ülkedeki yeni yönetim, ABD şirketlerine kapıları açmıştı. Trump'ın rezervlerdeki eksilmeyi Venezuela petrolüyle telafi etmeyi dile getirdiği belirtiliyor.
İki istisna: Çin ve Bangladeş
Öte yandan Hürmüz tamamen kapalı değil. İki ülke petrol sevkiyatını sürdürüyor.
CNBC'nin haberine göre, savaşın başladığı 28 Şubat’tan bu yana İran, Hürmüz Boğazı üzerinden tamamı Çin varışlı olduğu düşünülen en az 11,7 milyon varil ham petrol sevk etti.
Pekin yönetimi, yılın ilk iki ayında petrol stoklama çalışmalarına hız vererek ham petrol ithalatını geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 15,8 artırdı.
Şubat ayında günlük 2,16 milyon varil ile 2018'den bu yana en yüksek ihracat seviyesine ulaşan İran, bu miktarın tamamının Çin'e sattı.
Çin'in Ocak ayı itibarıyla 1,2 milyar varile ulaştığı tahmin edilen rezervleri, ülkenin dışa bağımlı kalmadan yaklaşık 3 ila 4 ay boyunca talebi karşılayabilmesine olanak tanıyor.
Çin'le devam eden sessiz ticaretin ardından Bangladeş'e de yeşil ışık yakıldı.
İran Boğaza girmeden önce yetkililere bilgi verilmesi şartıyla Bangladeş'e ait petrol ve LNG taşıyan tankerlerin Hürmüz Boğazı'ndan güvenli şekilde geçişine izin verilmesini kabul etti.
Hindistan sırada
Çin ve Bangladeş'e verilen izin Hindistan'ı da harekete geçirdi.
BRICS üyesi olan Hindistan bir süredir ABD ve İsrail politikalarıyla uyumlu hareket ediyordu. Ancak yakınlık savaşla birlikte dezavantaja dönüşmüştü.
Hindistan LPG ihtiyacının yüzde 67'sini İran'dan karşılıyor, bunun da yüzde 90'ını Hürmüz üzerinden ithal ediyordu. Bugün gelinen noktada Hindistan enerjiye erişemiyor, Çin ise erişebiliyor.
Krizin 11. gününde Hindistan, Çinli firmalara 6 yıldır uyguladığı doğrudan yabancı yatırım yasağını kaldırdı. Artık Çinli şirketler, hükümet onayı olmadan doğrudan yatırım yapabilecek.
Hindistan bu hamlenin ardından İran'ın kapısını çaldı. Reuters'ın haberine göre Hindistan'a ait tankerlerin Hürmüz Boğazı’ndan geçişi için izin istenildi.
Krizin kaynağında özel sektör de var
ABD, İran'ın bir deniz gücü kalmadığını ve korkulacak bir durum olmadığını ifade etse de gemiler beklemeye devam ediyor.
Trump, tankerlere eskortluk etmeye hazır olduklarını söylese de, Reuters'a bilgi veren kaynaklar ABD Donanması'nın "risklerin çok yüksek olması" nedeniyle askeri eşlik taleplerini şimdilik geri çevirdiğini ifade etti.
Bugüne dek Hürmüz Boğazı'nda en az 14 gemi saldırıya uğradı.
Aslında Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapatan İran donanması olmadı.
Dünyada ticari yük taşımacılığının yüzde 90’ını sigortalayan 12 büyük şirketten 7’si Basra Körfezi’nde savaş riski teminatlarını iptal etti. Gemiler sigortasız kalınca hareket edemez hale geldi.
Boğazdan geçişler günde ortalama 138 gemiden 28 gemiye düşerek yaklaşık yüzde 80 oranında azaldı.
Her biri 2 milyon varil petrol taşıyan en az 40 dev petrol tankeri Körfez açıklarında boşta bekliyor. LNG tankerleriyse rotalarını tamamen değiştirmiş durumda.
İptallerin bu kadar hızlı gerçekleşmesi prim havuzunun küçük olmasından kaynaklanıyor. Örneğin bir büyük tankerin vurulması yaklaşık 250 milyon dolar civarında bir zarara yol açıyor. Bu da neredeyse Körfez bölgesindeki toplanan sigorta primlerinin toplamına denk.
Yani krizin bir kaynağı da özel sektörün kendisi. Hürmüz’den sadece devlet güvencesinde olan ve sigortasız gemiler geçebiliyor.
'Normale' dönüş zaman alacak
Hürmüz’ü baypas edebilecek boru hatları Körfez’deki trafiğin ancak dörtte birini taşıyabilecek kapasitede.
Söz konusu LNG olduğunda sınırlı da olsa bir alternatiften bile söz etmek mümkün değil.
Dünyanın en büyük ikinci LNG ihracatçısı olan Katar'ın eli kolu bağlı. Ras Laffan tesisinde üretim durduruldu. Avrupa'nın kışlık doğalgaz ihtiyacı depolarda hapsolmuş durumda.
Körfez sermayesinin istediği gibi diplomasi devreye girse ve savaş bugün bitse de dahi sigorta şirketlerinin kısa vadede eski düzene dönmeleri mümkün değil.
Yeni duruma göre her gemi yeniden sigortalanacak. Bu noktada şirketlerin yeni fiyatı bulmaları zaman alacak.
2023’te İsrail’in Gazze’de soykırıma başlamasının ardından Yemen’deki Husilerin Kızıldeniz’i gemi trafiğine kapattığında sigorta primleri hızla yükselmiş, fiyatların eski seviyesine dönmesi yaklaşık 2 yıl almıştı. Üstelik bu defa İran’da söz konusu olan prim artışı değil, sistemin neredeyse tamamen kapanması.
İran ablukayı deldi
Öte yandan İran petrol ihracatını sürdürebileceğini de gösterdi.
Tahran yönetimi ayrıca, daha yavaş ve daha az verimli olmasına rağmen, Umman Körfezi'ndeki Jask terminalini alternatif bir ihracat yolu olarak kullanıyor.
Normal şartlarda 2 gün süren bir tankerin yüklenmesi, bu terminalde 10 gün sürüyor. Bu nedenle terminal, gerçek bir alternatiften ziyade “savaşa ve ablukaya rağmen ticareti sürdürebiliyoruz” mesajı taşıyor.
Faturayı ABD'ye çıkaracaklar
Hürmüz Boğazı'ndaki trafiğin durma noktasına gelmesi Körfez ülkelerinin gelirlerini ciddi oranda düşürdü.
Financial Times’ın haberine göre Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Kuveyt ve Katar gibi büyük Körfez ekonomileri, savaşın bütçeleri üzerindeki baskısı nedeniyle mevcut ve gelecekteki yatırım taahhütlerini incelemeye aldı.
Şirketlerin mevcut sözleşmeleri "mücbir sebep" gerekçesiyle iptal edip edemeyeceği tartışılıyor.
Suudi Arabistan'ın 2025 sonu itibarıyla ABD hisse senedi piyasasında 254 milyar riyallik varlığı bulunurken, Körfez ülkelerinin ABD’ye verdiği finansal taahhütlerin toplamının 3 ila 4 trilyon dolar arasında olduğu tahmin ediliyor. Sadece BAE, önümüzdeki on yıl için ABD'ye 1,4 trilyon dolarlık yatırım sözü vermişti.
Savaşın Körfez ülkelerinde yol açtığı faturanın Washington'a ulaştığı ve ödeme koşullarının artık en üst düzeyde pazarlık edildiği kaydediliyor.
Reuters’ın haberine göre, sermayesini BAE’de tutan çok sayıda patron, Dubai’ye düşen füzelerin ardından hesaplarındaki milyonlarca doları Singapur ve Hong Kong’a transfer etti. Saldırılar sürdükçe transferlerin sayısı ve miktarı da artıyor.
BAE, düşük vergiler ve sınırlı regülasyonlar nedeniyle özellikle Çin sermayesinin son yıllardaki gözde merkezlerinden biriydi.
Petrole karşı finans kozunu oynayacaklar
Wall Street Journal’ın haberine göre BAE, İran’ın ülkedeki tüm finansal varlıklarını dondurmayı planlıyor.
Bu hamle oldukça kritik. Çünkü İran finansal yaptırımları aşmak için uzun yıllardır Dubai’yi kullanıyor.
İran sermayesi Dubai’de rahatça faaliyet gösterebiliyor, buradan dünya açılıyor.
Bu kapı kapanırsa İran petrol gelirlerini dövize dönüştürmekte zorlanabilir ve silah sanayi için gerekli döviz kaynağını kaybedebilir.
Bu kapsamdaki son hamle 1979’da yaşanmıştı. Mollaların iktidarı ele geçirmesinin ardından ABD İran’ın ülkedeki 12 milyar dolarlık finansal varlığını dondurmuştu.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.