Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Panista işçileri hak gaspına karşı direnişi büyütüyor: 'Artık sömürülmek istemiyoruz!'

Maaşları ve tazminatları gasp edilen, hileli iflas oyunuyla hakları yok sayılan Panista işçileri, Patronların Ensesindeyiz Ağı ile birlikte direnişi büyütüyor. "Artık sömürülmek istemiyoruz" diyen işçiler, yaşadıkları hak gasbını ve verdikleri mücadeleyi soL TV'ye anlattı.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 12.07.2026 , 01:41

Yaklaşık bir yıl önce maaşları, yıllık izinleri ve ihbar tazminatları verilmeden işten çıkarılan Panista işçileri hakları için Patronların Ensesindeyiz Ağı ile birlikte direnmeye devam ediyor.

Patron Gürsel Erbap, hileli iflas oyunuyla hem mallarını kurtarmış hem de işçilerin hukuken haklarını aramasının önüne geçmeye çalışmıştı.

İşçiler önce Panista şubeleri önünde direnişe başladı. Ardından patronun lüks evinin kapısına dayandı. Direnişlerini Ankara'ya taşıyan işçiler Erbap’ın genel başkanı olduğu Hububat Tedarikçileri Derneği’nin Sheraton Otel’de düzenlediği buluşmada da eylem düzenledi. Direniş karşısında geri adım atan patron Gürsel Erbap, HUBUDER genel başkanlığı görevinden de istifa etti ve işçilerin tüm alacaklarını ödeme sözü verdi ama sözünü hâlâ tutmadı. 

Alacakları tamamlanana dek direnişlerini sürdürmekte kararlı olan işçiler, soL TV’de yayınlanan Gökhan Kazbek'in sunduğu Sınıfın Penceresinden Yurt ve Dünya'da programına konuk oldu.

'Şirketi bir mahkumun üzerine yaptılar'

İşçiler, karşı karşıya oldukları hukuksuzluğun boyutlarını anlatırken patronların sorumluluktan kaçmak için başvurdukları yöntemlere dikkat çekti. Panista işçisi Emre Oytun, şirket sahipliğinin kağıt üzerinde nasıl değiştirildiğini şu sözlerle ifade ediyor:

"Şirketin üç ortağından biri diyor ki, 'Benimle hiç alakası yok, ben yönetim kurulu başkanıyım'. Biri diyor ki 'Benimle hiç alakası yok, ben mali müşavirim'. Biri diyor ki 'Benimle hiç alakası yok, diğerleri şirketin ortağı'. Ticaret Sicil Gazetesi'ne bakınca bu şirketin şu anda sahibi kim diye, bir kişi bulabiliyorsunuz. O bir kişi de şu anda hapishanedeki bir mahkum. Yani aslında hapishanedeki bir mahkumun üzerine yaptılar şirketi."

'Pandemide durak bilmedik, cebimizde para taşıdık'

Çalışma koşullarının ağırlığına değinen Panista işçisi Nagihan Özdemir, pandemi döneminde bile durmaksızın çalıştıklarını, ancak karşılığında hem hak ettikleri ücretleri alamadıklarını hem de hukuki boşlukların kurbanı olduklarını belirtti. Özdemir yaşadıklarını şöyle anlatıyor:

"Pandemide de çalıştık, hiçbir zaman durak bilmedik, gecelerimiz yoktu. Gece 02.00’de işe gidiyordum, akşam19.00-20.00’ye kadar çalışıyorduk. Pandemi izni falan da yapmadık. Daha sonraki süreçte önceki şirket olan Komşu Fırın'ın hacizleri gelmeye başladı. Hacizler geldikçe telefon açıp 'Paraları cebinizde taşıyın' diyorlardı. Biz de paraları cebimizde taşıdık. Yani hukuksuzluklarının çoğuna biz de dahil olmak zorunda kaldık. Maaşlarımız 2 ayda bir, 15 günde bir yatıyordu. Artık biz maaşlarımızı da kontrol edememeye başlamıştık."

Özdemir ayrıca 139 günlük yıllık izin ve fazla mesai alacağı olduğunu ancak bu haklarının da evrakların kaybolduğu bahanesiyle gasp edilmeye çalışıldığını vurgulayarak, "Buradaki absürtlük şu: 139 günden bahsediyoruz, saatten değil. Ortalama 10-15 yılın üzerinde çalışmış işçilerin fazla mesaisinin ödenmediği ve saatlerce çalıştırıldığı anlamına geliyor. Toplamın 139 gün üzerinden hesaplanıp 8 ile çarpılması bile inanılmaz bir rakam yapıyor" ifadelerini kullandı.

Patronların Ensesindeyiz Ağı ile büyüyen direniş

Patronların Ensesindeyiz Ağı temsilcisi avukat Baran Nevcanoğlu, işçilerin hakkını gasp eden patron Gürsel Erbap’ın "saygın iş insanı" imajını sarsan eylemlerin önemine değindi. Ankara Sheraton Otel’de, Hububat Tedarikçileri Derneği’nin (HUBUDER) düzenlediği toplantı önünde yaptıkları eylemin dönüm noktası olduğunu belirten Nevcanoğlu, şunları söyledi.:

"Gürsel Erbap, buranın saygın iş insanlarından biri olduğu için dernek başkanlığını yapıyor. Durum trajikomik aslında. Bir yandan işçiden para kaçırıyor, piyasayı dolandırıyor, şubeler açıp şube müdürlerini hukuksuzluğa itiyor. Sadece Gürsel Erbap değil, diğer yönetim kurulu üyeleri de hep beraber bu işi yapıyorlar ama hepsi çok 'saygın'. O imajın ya da hukuki boşluğun arkasına sığındıkları için Sheraton otellerde takım elbiseleriyle Türkiye tarımının geleceğini anlatıyorlar. Ta ki biz Sheraton otelde kendisinin 'façasını çizene' kadar... Eylemleri planlayıp programladık. Panista şubelerinin önüne, Cengiz Doğan'ın ve Gürsel Erbap'ın evlerinin önüne gittik. En son Sheraton'da, diğer patronların, uluslararası konukların ve akademisyenlerin önünde eylem yapınca görüşmek zorunda kaldı."

'Birlik olmadan hiçbir şey olmuyor'

Direnişin işçiler üzerindeki dönüştürücü etkisine vurgu yapan Panista çalışanı Duygu Düzgün, istifa etmiş olmasına rağmen mücadelenin bir parçası olmaya devam ettiğini belirterek, şu ifadeleri kullandı:

"Ben işten çıkartılmadım, kendi isteğimle ayrıldım ama mahkemeye verdim. Yine aynı durumlar burada da söz konusu olmaya başladı. Maaşlarımız bölünmeye başlamıştı. Personel bölge yöneticisi olduğumuz için altımızda çalışan 100'e yakın personel var ve onların da maaşları aynı şekilde bölünüyordu. Bu süreçten dolayı ayrılmıştım. Mahkemem hâlâ devam ediyor, Eylül ayında sonuçlanacak ama kazansam da aslında buraya, bu dayanışmanın içinde olmamın sebebi bir yandan da o. Çünkü kazansam da bu hakkımı yasal ve hukuki olarak alamayacağım, hileli bir iflas verildi. Patronların Ensesindeyiz Ağı'ndaki dayanışmamız büyüdükçe bizi dinlemeye başladılar. Örgütlü çalışmanın çok önemli olduğunu düşünüyorum, yoksa ben de umudunu kesenlerdendim ama şu an öyle düşünmüyorum."

Sürecin başından beri hiçbir muhatap bulamadıklarını ifade eden bir diğer Panista çalışanı Gazi Yıldız ise, "Bize alacağımız paranın çok cüzi bir miktarını önerdiler. Bunu da 'onay verirseniz ancak şu kadar süreçte alabilirsiniz' diyerek 24 aya bölmek istediler. Biz bunu kabul etmedik. Birbirimizle destek olduğumuz sürece kendimizi çok güçlü hissediyoruz. Bizden sonraki gelen nesillerin aynı sıkıntıları yaşamaması adına, yaşadıklarımızın örnek teşkil etmesi gerekiyor" değerlendirmesinde bulundu.

'Artık sömürülmek istemiyoruz'

Yalnızca haklarını istediklerini vurgulayan Panista işçisi Nagihan Özdemir, patronlara şu çağrıda bulundu:

"Şu anda kendimi o kadar güçlü ve kuvvetli hissediyorum ki her şeyi yapabileceğimize inanıyorum. Bu patronlara mücadelemizi kabul ettirerek paramızı alacağımızı düşünüyorum. Biz onlardan artı ya da eksi hiçbir şey istemiyoruz, sadece hakkımız olanı istiyoruz. Bize fazla para versinler ya da emeğimizin fazlasını versinler istemiyoruz; sadece emeğimizin karşılığını, çalıştığımız haklarımızı, bizi sömürdükleri hakları versinler yeter. Çünkü artık sömürülmek istemiyoruz."

Panista işçileriyle söyleşinin tamamını soL TV'nin Youtube kanalından izleyebilirsiniz.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.