Skip to main content
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Panista'da hileli iflas oyunu: Paravan şirketle malları kurtardılar, işçinin kıdemine çöktüler!

Panista’da işçilerin tazminatına çöken hileli iflasın arkasından tanıdık ayak oyunları çıktı. soL’un ulaştığı belgeler patronun kurduğu çarkı gözler önüne serdi. Borca batırılan şirket paravan isimlerle terk edilirken, kârlı şubeler ve marka gelirleri yine patron Gürsel Erbap’ın aile şirketlerine kaçırıldı.

Panista işçileri, patronun eylem öncesi savurduğu tehditlere karşın firmanın Beşiktaş Akatlar Şubesi önünde eylem yaptı.

Emre Alım

Yayın Tarihi: 16.05.2026 , 00:14

Gazetelerde ekonomi sütunlarının demirbaşlarından biridir konkordato haberleri. “60 yıllık sanayici iflas bayrağı çekti”, “Dev tekstil şirketi konkordato ilan etti”, “Kimse bunu beklemiyordu: Ünlü şirket battı”...

Bu başlıklarla halk kadar patronların da mağdur olduğu havası estirilir. Sermaye dernekleri, düzen partileri, maaşlı yorumcular bir ağızdan “Hepimiz aynı gemideyiz” nakaratını tekrarlar.

Çok geçmez. Kısa süre sonra “başarı” haberleri gelir. Aynı patronun aynı sektördeki bir başka şirketi ciro rekorları kırmış, kârını katlamıştır ne hikmetse. 

Aslında herkes bilir ki, konkordato ilanı bir kaçış rampasıdır. Naylon iflasla borçlar faizsiz dondurulur, varlıklar paravan şirketlere kaçırılır, alacaklılar masaya oturtulup tavize zorlanır. 

En ağır fatura emekçilere çıkarılır. İşçiler tazminatsız kovulur, yasal başvuru yolları tıkanır, hakları senelerce ödenmez.

Bu tanıdık senaryoya son olarak Panista’da başvurulmak istendi. Ancak işçilerin direnişi hesap edilmedi…

Altı yıl sonra aynı ucuz senaryo

Senaryonun merkezindeki isim patron Gürsel Erbap. Tekirdağ’da Doruk Un adında bir fabrikası ve buna bağlı şirketleri var.

Bu şirketlerden biri de İstanbul’un birçok ilçesinde şubeleri bulunan, pastane zinciri Komşu Fırın.

Komşu Fırın 2018-2020 yılları arasında borçlarını bahane ederek çok sayıda işçiyi işten çıkardı, şirketin içini boşalttı ve tabelasını Panista olarak değiştirdi. Böylece kıdem tazminatları, yıllık izinleri, eksik ücretleri ödenmeyen işçilerin haklarını yasal olarak arayacakları bir adres kalmadı.

O dönem Patronların Ensesindeyiz Ağı’nda örgütlenen işçiler, Gürsel Erbap’ın halefi Hasip Gencer’i masaya oturttu ve haklarının önemli bir bölümünü aldı.

1
Doruk Un patronu Gürsel Erbap

Fakat 6 yıl sonra aynı tablo tekrar yaşandı. Bu defa Panista işçileri hakları ödenmeden işten çıkarıldı, benzer bir operasyonla hileli iflas ilan edildi, markanın bağlı olduğu şirket değiştirilerek içi boşaltıldı ve işçilerin hak arayışının önüne geçilmek istendi.

Bir kez daha Patronların Ensesindeyiz Ağı’nda bir araya gelen işçiler hakları için mücadeleye başladı.

Geçtiğimiz hafta firmanın Akatlar şubesi önünde eylem düzenleyen işçiler, eksik ücret, tazminat ve yan haklarının derhal ödenmesini talep etti.

Haklarını alana dek direnişlerini sürdürmekte kararlı olan işçiler yarın da Panista’nın Acrloft şubesi önünden seslenecek.

Panista'da hileli iflas oyunu

Gürsel Erbap'ın avukatları, işçilerin hak arayışının önüne geçmek için paravan şirketlerin devreye sokulduğunu ve hileli iflas ilan edildiğini reddediyor.

soL’un ulaştığı bilgiler ise tam aksine, şirketin işçilerden ve diğer alacaklılardan kaçmak için kanunları hiçe saydığını gösteriyor.

Patron Erbap, Panista markasının bağlı olduğu Kile Un adlı şirket iflas sürecinde olduğu için  işçilere haklarını ödeyemediğini savunuyor.

Kile Un’un iflas sürecini başlatan dava bu yıl Emine Tezcan isimli bir alacaklı tarafından açıldı.

Peki, kim bu Emine Tezcan?

soL’un ulaştığı bilgilere göre, Tezcan Nisan 2025’e yani dava açılmadan bir yıl öncesine dek Kile Un’da imza yetkisine sahip. 

Bu da iflasın, şirketin eski çalışanı üzerinden kontrollü bir şekilde yürütüldüğünü ispatlıyor.

Şirketin içini boşalt, markayı akrabaya devret

Ayak oyunları bunlarla sınırlı değil.

Kile Un’un yüzde 68 hissesini elinde tutan Doruk Un ve yüzde 17 hissesine sahip olan Palamar Gıda, icra takiplerinin başladığı dönemde paylarını yüzde sıfıra indirerek şirketi borçlarıyla baş başa bırakıp terk etti.

Bu şirketlerin isimleri tesadüf değil. İkisi de bizzat Kile Un'un eski yöneticileri tarafından kontrol ediliyor.

Gürsel Erbap, hem Doruk Un hem de Palamar Gıda'nın Yönetim Kurulu Başkanı.

Palamar Gıda'nın tek sahibi olarak görünen Servet Reis ise daha önce Kile Un'da imza yetkisi bulunan bir yönetici.

Ayrıca Panista’nın bazı şubeleri de Gürsel Erbap'ın yakını olan Pınar Erbap üzerine kurulan Etiler Bakery adlı şirkete devredildi.

Organize yağma

Son olarak borca batırılan Kile Un’un SGK'ya olan borçları nedeniyle, şirketin en değerli varlığı olan "Panista" markası haczedildi. Markayı icradan Mineralim Unlu Mamulleri adlı şirket satın aldı.

Bu isim de tesadüf değil.

Mineralim Unlu Mamulleri’nin kuruluşu ile SGK’nın haciz bildirisi gönderdiği tarih arasında  sadece iki gün var.  

Nitekim Panista’nın birçok çalışanı da Mineralim’e transfer edildi.

Böylece Panista’nın kârlı şubeleri ve marka gelirleri Erbap ailesinde kaldı. Kile Un ise borca batık bir tabela şirketi olarak bırakıldı.

Ne mesai ücreti ne yıllık izin...

Patronun tüm ayak oyunlarına karşın işçiler mücadele etmekte ve haklarını almakta kararlı.

soL’a konuşan Panista işçileri, geri adım atmayacaklarını vurguladı.

Panista işçileri, ödenmeyen ücret, mesai, yıllık izin ve kıdem tazminatı hakları için Patronların Ensesindeyiz çatısı altında dayanışma ağı kurdu.

İşyerindeki çalışma koşullarının son yıllarda giderek kötüleştiğini ve ücretlerin düzenli ödenmediğini belirten Panista işçisi Emre Oytun, işten çıkarılmadan önce yaşadıklarını şöyle anlattı:

"Son iki buçuk sene maaşlar hep geriden geldi. Yarım yarım yatırıldı. Böyle böyle başladı. Son bir senede 2 ay içeride kaldığı olduğu maaşların. Benim 15 yıllık emeğim vardı. İhbar yapıp çıkabilirdim ama mahkeme sürecinin uzayacağını bildiğim için yapmadım.”

Panista'da uzun yıllar çalışan bir diğer işçi Nagehan ise fırın zincirinde maruz kaldığı ağır ve sağlıksız çalışma koşullarını ve buna bağlı olarak gelişen meslek hastalıklarını dile getirdi. 

"2010 yılında çalışmaya başladım. Yıllarca ne mesai verdiler ne senelik izinlerimizi kullandırdılar. Bütün emeklerimizi çaldılar. Ben burada eksi 18 derecede çalıştığım için boyun fıtığı ve dizlerimde sıvı kaybı yaşadım. Tedavime gidebilmem gerekiyordu. Doğru düzgün rapor kullandırmıyorlardı çünkü işler yoğundu.”

'Haciz gelince evrakları gizlerlerdi'

Uzun mesai saatlerine karşın mesai ücreti alamadıklarını aktaran Nagehan, “Daha sonra maaş ödememeye başladılar. Maaş ödemeyince personel bulamıyorduk. Normalde 7 kişi olması gerekirken 3 kişiyle çalışıyorduk. Bazı günler mesaiye gece 2'de gidiyordum, neredeyse 18 saat çalışıp akşam 8’de çıkıyordum. Mesai isteyince ‘Alacak olarak yazın’ diyorlardı. Onu da vermediler. İşten çıkardılar" diye konuştu.

Şirketin mali bir imkansızlık içinde olmadığını, tam tersine bilinçli bir biçimde varlıkların kaçırıldığını ve evrakların yok edilmek istendiğini aktaran Nagehan, karşılaştığı usulsüzlüklere dair şunları kaydetti:

"Bunlar artık hırsızlığa, arsızlığa alışmışlar. Şirketleri boşaltmışlar, depo tutmuşlar, o depoya yığmışlar. Benim 130 gün sadece senelik izin alacağım vardı. Ama kabul etmediler, bilgisayarlar bozuldu dediler. Hiç alakası yok. Haciz için memurlar geldiğinde de Komşu Fırın’la bağlantıyı gösteren evrakları gizler, sonra ‘kayboldu’ derlerdi. Evrakları da ne yaptıkları belli değildi.”

'Yapmayacağımız tek şey vazgeçmek'

Patronların lüks içinde yaşamaya devam ederken kendilerinin ekonomik dar boğaza sürüklendiğini belirten Nagehan, şu ifadeleri kullandı:

"Çalışanların hakkını yiyorlar. Kendileri bir araba satsalar 9 kişinin tazminatını öderler. Onlar villalarda yaşıyorlar. Hizmetçileri var.  Güçlerinden hiçbir şey kaybetmediler. Ama bizim kredi kartlarımız patladı. Evimizin ihtiyaçlarını karşılayamıyoruz.”

Patronların Ensesindeyiz Ağı ile birlikte mücadele etmekte kararlı olduklarını vurgulayan Emre Oytun, yol haritalarını şu şekilde aktardı:

"Tek başına bir şey yapmak kolay olmuyor. İnsan sesini duyuramıyor. Biz Patronların Ensesindeyiz ile beraber bu işe gönlümüzü verdik. Sağ olsunlar bize yol gösteriyorlar. Haklı mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz. Bunun için şubelerin önlerinde eylemler yapıyoruz. Pazar günü Akatlar şubesi önündeydik. Cumartesi günü de Acrloft şubenin önünde olacağız. Sonraki hafta başka bir şubede. Gürsel Erbap, Hububat Tedarikçileri Derneği başkanı. Gerekiyorsa HUBUDER binasının önüne gideceğiz. Haklarımızı alana kadar bu işin peşindeyiz. Yapmayacağımız tek şey vazgeçmek."

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.