Sayfa yolu
'Öcalan tutanakları'nı yayımladığı için suçlanan Filiz Deniz: Okur çocuk değildir
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 31.08.2026 , 09:58 Güncelleme Tarihi: 31.08.2026 , 10:59
İmralı’da bulunan Abdullah Öcalan’ın görüşme tutanaklarına dair tartışma sürüyor.
Şubat ayında Öcalan’la Kandil’deki PKK liderliği arasında geçtiği öne sürülen bir toplantının tutanaklarını yayımlayan Rastî Haber sitesi, günlerdir “süreci sabote etmekle” suçlanıyordu.
Sitenin genel yayın yönetmeni Filiz Deniz, suçlamalara karşı yanıt verdi.
Ne olmuştu?
Öcalan’la yapılan toplantıların tutanakları geçtiğimiz haftalarda sızdırıldı.
Temmuz ve ağustos aylarında İmralı’da DEM Parti heyetiyle Öcalan arasındaki görüşmelerin notları 17 Ağustos’ta Avrupa’da yayın yapan bir sitede yayımlandı. 19 Ağustos’ta soL Haber, bu tutanakların geniş bir özetini haberleştirdi ve böylece notlar Türkiye gündemine girdi.
soL’un haberleştirdiği görüşmede Öcalan, tüm kamuoyunun merak ettiği, sürecin siyasi doğrultusu ve kendi yaklaşımına dair görüşlerini dile getiriyordu.
Daha sonra Rastî Haber, bu kez şubat ayında Öcalan’la PKK arasında yapıldığı söylenen görüşmelere ait tutanakları yayımladı. Bu tutanaklarda Öcalan genel siyasi analizin ötesinde PKK içindeki çeşitli kişileri isimlerini açıkça zikrederek eleştiriyordu.
soL, bu tutanakların doğruluğunu ayrıca teyit edemediği için haberleştirmedi.
Tutanakların Rastî’de yayımlanmasının ardından DEM Parti, Öcalan ve PKK ayrı ayrı tutanakları yalanladılar. Devlet kaynaklı olduğu anlaşılan bir yalanlama da AA üzerinden servis edildi.
‘Okur çocuk değildir’
Gazeteci Filiz Deniz, dün yayımlanan yazısında, tutanakların ellerine geçmesinin ardından “günlerce üzerinde çalıştıklarını” ve “haber değeri çok yüksek bir belge” olduğuna kanaat getirdiklerini dile getirdi.
Bunları yayımlamalarının ardından konunun artık kamuoyunu ilgilendirdiğini belirten Deniz, “Çünkü benim gazetecilik anlayışımda okur, hangi bilgiyi kaldırıp kaldıramayacağına başkalarının karar vereceği bir çocuk değildir” dedi:
"İnsanlar okur, karşılaştırır, şüphe eder, tarafların açıklamalarını dinler ve kendi kanaatini oluşturur.
Gazetecilik biraz da okura bu saygıyı gösterebilmektir.
Filiz Deniz, haberlerin ardından gelen suçlamaların kendisine başka bir şey düşündürdüğünü belirtti:
Bir belgenin yayımlanıp yayımlanmamasına gazeteci değil de siyasi süreçlerin ihtiyaçları karar vermeye başladığında, gazetecilik nerede kalır?
Çünkü yayın sonrasında en fazla duyduğumuz kelimelerden biri 'sabotaj' oldu.
Sürece zarar verdiğimiz söylendi.
Ben bunun tehlikeli bir yere çıktığını düşünüyorum.
Gazeteci bir müzakerenin görevlisi değildir.
Devletin de değildir.
Bir partinin ya da örgütün de değildir.
Gazetecinin sorumluluğu, her şeyden önce kamuoyunadır."
'Kürt basınında bağımsız gazetecilik ne kadar mümkün?'
Sosyal medyada günler süren bir lince maruz kaldıklarını belirten Deniz, “Bir süre sonra haber ortadan kayboldu, gazeteci hedef haline geldi. Daha acısı, bunun ilk işaretlerinin gazetecilerden gelmesiydi” dedi.
Rastî Haber Genel Yayın Yönetmeni, olayın kendisine uzun zamandır düşündüğü başka bir meseleyi de daha çıplak biçimde gösterdiğini belirtti.
"Kürt basınında bağımsız gazetecilik gerçekten ne kadar mümkün?
Bu soruyu başkasına değil, hepimize soruyorum.
Devletin baskısını yıllardır biliyoruz. Gazetecilerin gözaltına alınmasını, tutuklanmasını, gazetelerin kapatılmasını, internet sitelerinin engellenmesini biliyoruz.
Fakat yalnızca devlet baskısını konuşarak özgür basın sorununu açıklayamayız.
Kendi içimizdeki iktidar ilişkilerini de konuşmak zorundayız.
Siyasi hareketlerin, partilerin, örgütlerin, çevrelerin basın üzerindeki görünür ya da görünmez etkisini konuşmadan özgür gazetecilikten söz edemeyiz.
Gazeteci devlet karşısında bağımsız olup kendi siyasi mahallesine karşı bağımsız değilse, ortada yine eksik bir özgürlük vardır."
‘Kürt kamuoyunun neyi bilip neyi bilmeyeceğine kim karar verecek’
O notları bugün eline verseler yine yayımlayacağını ifade eden Filiz Deniz, meselenin artık kendilerinin yayımladığı tutanaklar olmadığı görüşünü dile getirdi:
"Mesele Kürt kamuoyunun neyi bilip neyi bilmeyeceğine kimin karar vereceğidir.
Devlet mi?
Siyasi partiler mi?
Örgütler mi?
Gazeteciler mi?
Ben toplumun kendi gerçeğiyle karşılaşabilecek olgunlukta olduğuna inanıyorum.
Gazetecinin işi gerçeği toplum için ayıklayıp 'bunu bilmenizde sakınca yok, bunu bilmeniz şimdilik uygun değil' demek değildir.
Elbette gazeteciliğin sınırları vardır. İnsan hayatı, güvenlik, mahremiyet, doğrulama, kaynak koruma gibi ağır sorumluluklarımız vardır.
Ama siyasi konfor bunlardan biri değildir.
Birilerinin huzuru kaçacak diye haber saklanmaz.
Bir siyasi süreç zorlanacak diye gazeteci susmaz.
Bir örgüt rahatsız olacak diye belge çekmeceye kaldırılmaz.
Bir devlet istemiyor diye kamu yararı ortadan kalkmaz."
soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.
İLGİLİ HABER
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.