Küba Cumhurbaşkanı Díaz-Canel: 'ABD’yle görüşüyoruz, egemenlikten taviz vermeyiz'
Granma

Küba Cumhurbaşkanı Miguel Díaz-Canel, 13 Mart sabahı düzenlen basın toplantısında, son aylarda adaya yönelik saldırganlığı, Küba halkını boğmaya çalışan tam bir ablukaya çeviren ABD’yle görüşmeler yaptıklarını duyurdu.
Küba Gerçeği, Küba Komünist Partisi'nin yayın organı Granma'da konuyla ilgili çıkan haberin çevirisini paylaşıyor.
Küba Komünist Partisi Merkez Komitesi Birinci Sekreteri ve Cumhurbaşkanı Miguel Díaz-Canel Bermúdez, Küba Basın Günü arifesinde tebriklerini ilettiği medya mensuplarının karşısına çıktığı basın toplantısının başında, ABD Hükümeti yetkilileriyle son dönemde görüşmeler yapıldığını doğruladı.
Konu hakkında üretilen çok sayıda spekülasyonun tersine, süreç hakkında "tam olarak gerçekleştiği anda" bilgi verildiğini ifade etti.
‘Süreç şu an başlangıç aşamasında’
Bunların ketumiyet içinde yürütülen, uzun süreçler olduğunu ve şu an başlangıç aşamasında bulunduğunu, ayrıca Küba Devrimi'nin tarihi boyunca savunduğu tutarlı politikaya uygun olarak, Devrimin lideri sıfatıyla Ordular Generali Raúl Castro Ruz ve kendisi tarafından yönetildiğini söyledi.
Geçmiş yıllardaki benzer süreçlerde olduğu gibi, uluslararası aktörlerin katılımının bu temasları kolaylaştırdığını belirtti ve Raúl Castro tarafından yürütülen, eski ABD Başkanı Barack Obama yönetimiyle yapılan görüşmeleri buna örnek gösterdi.
Küba Başkanı mevcut sürecin üç temel amacını şöyle sıraladı:
1. Çözüme kavuşturulması gereken ikili sorunların neler olduğunu belirlemek.
2. Bu sorunlar için olası çözüm yolları oluşturmak.
3. Halklarımızın yararına olacak somut adımlar atma iradesinin olup olmadığını saptamak; ki bu da tehditlerle yüzleşmek ve her iki ülkenin güvenlik ve barışını garanti altına almak için işbirliği alanlarını belirlemeyi gerektirir.
Díaz-Canel, görüşmelerde Küba tarafının, süreci eşitlik, her iki devletin siyasi sistemlerine saygı, her iki hükümetin egemenliği ve kendi kaderini tayin hakkı temelinde, mütekabiliyet ve uluslararası hukuka bağlılık anlayışını dikkate alarak yürütme iradesini ifade ettiğini belirtti.
‘Elektrik kesintilerinde temel sorun uluslararası piyasada yakıta erişimin imkansızlığı’
Ulusal elektrik sisteminin her geçen gün daha da karmaşık bir mesele haline gelmesiyle ilgili olarak Díaz-Canel, bu kritik durumun asıl sorumlusu ABD ablukası olmasına rağmen, şu an sorunun kökeninde uluslararası piyasada yakıta erişim imkansızlığının yattığına dikkat çekti.
"Üç aydır ülkeye yakıt girmiyor" diyerek, dizel ve fuel oil taşıyan bir geminin gelişinin nasıl sistematik olarak engellendiğini anlattı.
Bu durumun, dağıtık üretim (yerel jeneratör ağları) için tutulan dizel ve fuel oil rezervlerinin tükenmesine yol açtığını ve büyük bir istikrarsızlık durumu yarattığını belirtti.
Bu noktada Cumhurbaşkanı, ülkenin 1.400 megavatın (MW) üzerinde geri kazanılmış ve kullanıma hazır dağıtık üretim kapasitesine sahip olduğunu, ancak yakıt eksikliği nedeniyle bunların kullanılamadığını açıkladı. Gece yoğun saatlerdeki mevcut açığın 500 ila 700 MW civarında olduğunun altını çizerek, "Eğer yakıtımız olsaydı, gece saatlerinde bizi gece tüketiminin pik yaptığı saatleri atlatmamızı sağlayacak, fazladan 1.400 MW üretimimiz olurdu" dedi.
Öte yandan Díaz-Canel, ülkenin büyük bölümünü etkileyen son elektrik kesintisi dahil olmak üzere son dönemdeki devasa kesintilere yol açan olaylar silsilesini detaylandırdı: "Yakıt yetersizliğinden dolayı dağıtık üretim santralleri devreden çıkınca sistem son derece kırılgan hale geldi. Bir gün bir ünitenin aniden devreden çıkması olayı yaşandı ve bu çıkışın yarattığı dalgalanmalar tam elektrik kesintisine neden oldu" dedi.
Sistemin toparlanmasının, termik santrallerin ve fotovoltaik (güneş enerjisi) parklarının senkronize olmasını sağlayacak sinyalleri veren "Ada" konumundaki jeneratör grupları için yakıt gerektiren, karmaşık bir süreç olduğunu açıkladı. Bunun, tam da bu tür durumlar için öngörülen ve tesislerde sahip oldukları asgari yakıtla halihazırda yapıldığını belirtti.
Bu arada, temel hizmetlerin korunmasına öncelik verilerek ve uzun vadeli, sürdürülebilir ve egemen bir çözüm olarak yenilenebilir enerji kaynakları projeleri hızlandırılarak, Ulusal Enerji Stratejisi kapsamında öngörülen tedbirlerin uygulanmasına devam edildiğini söyledi.
Bu bağlamda şunları ifade etti:
• Yeni petrol kuyuları ve bunlarla ilişkili doğalgazın işletimi artıyor.
• Ulusal gaz ve petrol üretim planlarındaki değişiklikle birlikte termik santraller için daha fazla ham petrolümüz olacak.
• Havana’da doğalgaz şebekesini kullananların sayısı 25.000 arttı ve 529.529 abone oldu. [Küba’da doğalgaz ısıtma için değil, ocaklar için kullanılıyor. Doğalgaz bağlantısı olmayan evlerde elektrikli ocaklar kullanılıyor. - Küba Gerçeği’nin notu]
• Ana Depolama Üssü'nde dört tank inşa edildi.
• 185 MW termik üretim kapasitesi geri kazanıldı.
• Fotovoltaik parklar gündüz saatlerinde enerjinin %49 ila %51'ini üretiyor.
• Ülkede pişirme için kullanılan enerji türünde dönüşüme gidebileceği tespit edilen fırınların neredeyse tamamının dönüştürülmesi sağlandı; odun veya kömüre dönüştürülen 715'ten fazla fırın bulunuyor.
• Ulaşımı zor yerleşim yerleri ve sosyal merkezlere 995 güneş enerjisi sistemi kuruldu.
• Evlerinde klimaya ihtiyaç duyan hastalıklara sahip 120 çocuğun artık güneş paneli var.
• Sağlık ve Eğitim çalışanlarına kurulan 10.034 güneş paneli bulunuyor.
• Önümüzdeki haftalarda başka güneş enerjisi parkları da eklenecek ve Ulusal Elektrik Sistemi (SEN) ile senkronize edilecek.
• Yük frekansını düzenlemek için batarya istasyonlarının kurulumunu içeren bir proje var ve sistemdeki elektrik kesintilerini önlemeye yardımcı olacak 50 MW'ı tamamlamak için diğer sekiz depo üzerinde çalışmalar devam ediyor.
• Hem kamu kurumlarında hem de hanelerde ve özel işletmelerde yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelik yatırımları teşvik eden bir mekanizma oluşturuldu.
• Faaliyetlerini yürütmek için fotovoltaik sisteme sahip olan 900'den fazla devlet şirketi bulunuyor.
• Fotovoltaik sistemler aracılığıyla Ulusal Elektrik Sistemi’ne halihazırda bağlanmış 6.765 konut var.
• Mahallelerde su şebekelerinde 636 güneş enerjili su pompalama sistemi mevcut.
• Tarımsal sulama için 462 güneş enerjili pompa var ve aynı zamanda hidroelektrik ile rüzgar enerjisi dallarında da yatırımlar yapılıyor.
Küba'da enerji alanındaki sıkıntıların istihdama etkileri
Miguel Díaz-Canel, enerji ablukası nedeniyle ülkenin karşı karşıya kaldığı karmaşık durumu ve bunun halkın günlük ve üretken yaşamı üzerindeki etkisini yineledi.
Cumhurbaşkanı, "Üretim hayatında faaliyetler ve sunulan hizmetler azaldı. Hiçbir ülke enerji olmadan normal büyüklükte üretim yapamaz. Bu durum istihdam ayarlamalarını, çalışanların görevlerinde değişiklikleri ve yeniden yerleştirmeleri [işyerinin faaliyetini durdurması gibi sebeplerle çalışanın başka bir işe yerleştirilmesi - Küba Gerçeği notu] beraberinde getirdi ki bu da hem iş hem de maaş açısından aksaklıklara neden oluyor" dedi.
Díaz-Canel, hükümet yönetimi ve Parti liderliği tarafından çalışanların iş ve maaş korumasına öncelik verildiğinin altını çizdi ve uyum sağlama, yeniden yerleştirme ve iş değişikliği arayışına girme, topluluklardaki iş fırsatlarını değerlendirme gerekliliğinde ısrar etti.
"Mahallelerde yapılacak çok şey var. Toplum projeleri organize edebilir, yerel düzeyde gıda üretimini güçlendirebilir, en savunmasız olanlarla ilgilenebilir, katı atık toplama işlerini iyileştirebilir ve konunun uzmanı olan profesyonellerle birlikte eğitim sistemini destekleyecek yaratıcı girişimler geliştirebiliriz. Tüm bunlar, çalışanlar her zamanki işyerlerinde bulunmadıklarında bile topluma katkıda bulunmalarını sağlayabilir."
Küba iş mevzuatının işçileri korumak için özel önlemler içerdiğini vurgulayan Díaz-Canel, örnek olarak kamu kurumlarında, Bakanlar Kurulu tarafından onaylanan ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından işleme konulan şekliyle, işsiz kalıp yeniden işe yerleştirilemeyenlerin ilk ay maaşlarının yüzde yüzünü, ikinci aydan itibaren ise yüzde 60'ını aldıklarını hatırlattı.
Devlet şirketlerinde, “acil durum rezervleri, kurumların kârlarından kullanılmayan rezervler ve tazminat fonları” olmak üzere maaşların güvence altına alınmasında faydalanılabilecek üç kaynak daha bulunduğunu belirten Cumhurbaşkanı, bunların devlet bütçesindeki kaynaklarla birleştirilmesinin, yeterli bir iş ve maaş düzenin garanti etmeye olanak tanıdığını sözlerine ekledi.
Díaz-Canel ayrıca sendikaların işleyişlerini güncel duruma uyarlaması, işçilerin yeniden yerleştirildiği çalışma alanlarında da işçinin yanında olması ve hakları ile maaşlarının korunmasını sağlaması gerektiğine vurgu yaptı.
"Eğer elimizdeki emek gücünü mahallelerde değerlendirmenin yollarını bulabilirsek, yerel sorunların çözümünde ilerleyebilir, birliği güçlendirebilir ve kimsenin atıl kalmamasını, aksine topluma katkıda bulunmasını güvence altına alabiliriz" dedi.
'Eğitim her koşulda öncelikli olmayı sürdürecek'
Mevcut durumun eğitim süreçleri, özellikle de yükseköğretim üzerindeki etkileri konusunda Küba Başkanı, ABD hükümeti tarafından dayatılan enerji ablukasının temel nedenlerine geri döndü.
“Kesintilerle, öğretmenleri ve öğrencileri taşıyacak yakıt olmadan, okullarda gıda açığı varken, bilgi teknolojilerinin kullanımı anlamına gelen araçlar olmadan eğitim nasıl işler?” diye sordu.
Hem genel eğitimde hem de yükseköğretimde müfredat yeniden tasarlanması gerektiğini ve özellikle üniversitelerde daha önce de başvurulan ve işleyen çeşitli yüz yüze ders yöntemlerinin mahallelerde daha aktif hale getirileceğini söyledi.
Díaz-Canel, burada sonuç almanın, mahallelerdeki öğrencilerle doğrudan ilgilenmesi gereken öğretmenlere de bağlı olduğunu belirtti.
“Bir aydır yürütüyoruz bu süreci ama her yerde iyi gitmedi. Bunu diğerlerinden daha iyi yapan yerler var ve bu durum doğal olarak, öğrencilerin, öğretmenlerin ve ailelerin katılımıyla yürütülen ve onların önerilerini dinlemek ve değerlendirmek için düzenlenen toplantılara katılanlarda endişeler yarattı.”
Sonuç olarak, önlemlerin tekrar ele alındığını ve Eğitim Bakanı ile Yükseköğretim Bakanı tarafından önümüzdeki hafta yapılacak basın açıklamalarında atılacak adımların ayrıntılarının aktarılacağını bildirdi.
Díaz-Canel, hem genel eğitimin hem de yükseköğretimin her koşulda Devrim için öncelik olmaya devam edeceğini vurguladı ve mevcut kriz aşıldığında eğitim sisteminin gerektirdiği koşullara uygun olarak sınıflara dönüleceğine dair güvence verdi.
'Yurtdışındaki Kübalıların ülkenin kalkınmasına katılmasını sağlayacağız'
Devlet Başkanı, hükümetinin yurtdışında yaşayan Kübalılar’a yönelik yaklaşımını detaylandırdı ve bu kesimi, “ülkenin ekonomik ve sosyal kalkınmasına katılma hakkına sahip olan, ulusun aktif bir parçası” olarak tanımladı.
Onları kucaklamanın, dinlemenin, onlarla ilgilenmenin ve onlara bir katılım alanı sağlamanın hükümetin sorumluluğu olduğunu vurguladı.
"Yurtdışındaki Kübalıların birçoğu meslek sahipleri veya teknik uzmanlığı olan kişiler ve eğitim sistemimiz içinde Devrim'in yetiştirdiği nitelikli işgücünün parçası onlar. Kültürel köklerini, Küba kültürü ve milletiyle olan bağlarını, kimliklerini koruyan insanlar" dedi.
Cumhurbaşkanı, yurtdışındaki Kübalılarla bağ kurmanın yeni bir politika olmadığını, aksine köklerinin Devrim tarihinde bulunduğunun altını çizdi: “Bu nedenle, bu yakınlaşmanın bir parçası olarak, ülkenin önde gelen yöneticileri, yurtdışı ziyaretlerinde Küba vatandaşlarıyla sistematik olarak bir araya gelerek onların öneri ve endişelerini dinlemektedir.”
“Dışişleri Bakanlığı ile Dış Ticaret Bakanlığı'nın yürüttüğü yoğun bir diyalog süreci sonucunda, Küba’da düzenlenen etkinliklere yurtdışında yaşayan Kübalı eğitimcilerin katılımı gibi bölgesel ve sektörel buluşmaları da içeren yeni bir iletişim ilişki zemini tarif edildi.”
Díaz-Canel, uygulanacak yeni önlemlerin, yurtdışında yaşayanlar tarafından gündeme getirilen talepleri "neredeyse tamamen" çözeceğini ve Küba’nın kalkınması çabalarına katılımlarını kolaylaştıracağını ifade etti.
Son olarak Cumhurbaşkanı, Başbakan Yardımcısı ve Dış Ticaret ve Yabancı Yatırım Bakanı Oscar Pérez-Oliva Fraga'nın, yakın gelecekteki bir basın toplantısında bu adımların detaylarını paylaşacağını duyurdu.
'Küba yurtdışından gelen bağışların dağıtımını adalet ve şeffaflıkla yürütüyor'
Díaz-Canel, dost ülkelerin Küba ile dayanışmasına dikkat çekti ve ülkeyi kararlı bir şekilde savunan Meksika'ya ve Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum'a özel olarak değindi.
Bu süreçte Küba'nın bağışlar aldığını, bunun da sağcı kesimler tarafından bu kaynakların kullanımı ve akıbetini sorgulayan bir dezenformasyon kampanyasına yol açtığını belirtti.
"Küba Devrimi’nin ahlakı yıkılamaz. Bağışların dağıtımındaki şeffaflığı ve dürüstlüğü sarsabilecek hiçbir kampanya yoktur" dedi.
Başkan, Küba'nın uluslararası kuruluşlardan, işbirliği projelerinden, dayanışma içindeki kurumlardan ve hükümetlerden bağış alma konusundaki köklü tarihi deneyimini hatırlatarak, planlama, dağıtım ve denetimin örgütlü şekilde yürütüldüğünü ifade etti.
Bağışların kasırga veya diğer doğal afetler gibi acil durumlarda, dost hükümetlerin inisiyatifiyle ya da Dünya Gıda Programı (WFP) ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı gibi ajanslarla yürütülen işbirliği projelerinin bir parçası olarak gelebileceğini ekledi.
Díaz-Canel, "Bağışçının amacına her zaman saygı duyuyoruz. Eğer bir bağış belirli bir eğitim, sağlık veya topluluk merkezine yönelikse, tam olarak oraya teslim edilir. Diğer durumlarda, bağışçı genel bir amaçla kaynak sağladığında, ülke en acil ihtiyaçlara göre öncelikleri belirler" dedi.
Cumhurbaşkanı, bağışların öncelikli olarak en savunmasız kesimlere, sağlık kurumlarına, eğitime ve anne sığınma evleri, huzurevleri ile kimsesiz çocuk merkezleri gibi sosyal hizmetlere ayrıldığını ve tüm kaynakların, devlete herhangi bir ekonomik çıkar sağlamaksızın, toplumsal amacı güvence altına alınarak ücretsiz dağıtıldığını vurguladı.
Denetleme ve şeffaflık sisteminin sosyal hizmet uzmanlarının katılımını, Başsavcılık ve Sayıştay'ın denetimlerini ve ilgili kurumların iç teftişlerini içerdiğini, ayrıca uluslararası kuruluşların ve büyükelçiliklerin temsilcilerinin, bağışların ulaştığı yerlere doğrudan ulaşarak kaynakların doğru kullanıldığını teyit ettiğini belirtti.
Díaz-Canel, Meksika'dan gelen en son yardım vakasında, Meksika büyükelçiliğinin teslimat noktalarını ziyaret ederek yardımların Kübalı ailelere dağıtıldığını doğruladığını vurguladı ve "Meksika ile olan ticari ilişki piyasada satılan ürünleri de içerir, ancak bağışlar ayrı tutulur ve mutlak bir şeffaflıkla yönetilir" dedi.
Cumhurbaşkanı, hiçbir dezenformasyon ve çarpıtma çabasının Küba hükümetinin ve Devrim'in çalışma ahlakını ve şeffaflığını etkileyemeyeceğini belirtti ve bağışların sosyal ve toplumsal katkı amaçlarına ulaştığının garantisini verdi.
Küba'ya silahlı çıkarma yapmaya dönük sızma girişimi
Villa Clara kıyılarından sızmaya çalışan bir terörist timin silahlı sızma girişiminin engellenmesi hakkında konuşan Küba Cumhurbaşkanı şunları söyledi: “Olay tam olarak bu, ABD topraklarından finanse edilen ve organize edilen, terör amaçlı silahlı bir sızma girişimi.
Ağır silahlarla geldiklerini ve bu durumun hem niyetlerini hem de “ailelerini aramak için geldikleri” iddiasının yalan olduğunu açıkça gösterdiğini belirten Díaz-Canel, "Böyle bir yalanla bir halkın kandırılabileceğini mi sanıyorlar?" diyerek durumu değerlendirdi.
Bir saldırı girişimi olarak tanımladığı bu olayın amacının, kafa karışıklığı ve korku yaratmak için askeri birimlere ve sosyal merkezlere baskın düzenlemek olduğunu bildirdi.
Hayatta kalan zanlılar hakkında, aileleriyle iletişim de dahil olmak üzere tüm yasal güvencelerin sağlandığı bir ceza davası sürecinin başlatıldığını ve yaralıların tıbbi gözetim altında tutulduğunu, onların da bu tedaviden ötürü minnettar olduklarını aktardı.
Ölenler hakkında, ailelerinin onları teşhis ettiğini ve cenazelerin kaldırılması sürecine katıldıklarını ifade etti.
Soruşturmalarda, tüm zanlıların katılımlarını itiraf ettiklerini, Küba sahil güvenliğine ilk ateş açanların kendileri olduğunu kabul ettiklerini ve bu girişimin örgütlenmesi, katılanların eğitilmesi ve eylemin finanse edilmesi noktasında isimler, kurumlar ve amaçlar dahil detaylar sağladıklarını belirtti.
Tutuklulardan ikisinin ulusal terörist kişi ve kuruluşlar listesinde yer aldığını hatırlatan Díaz-Canel, bu bilgilerin eşzamanlı olarak ABD'deki muhataplarına iletildiğini, ABD tarafının bu bilgi için teşekkür ettiğini ve diplomatik kanallar aracılığıyla olayın aydınlatılmasına katılmaya hazır olduklarını ifade ettiklerini söyledi.
Cumhurbaşkanı, Amerika Birleşik Devletleri Federal Soruşturma Bürosu'nun (FBI), Küba İçişleri Bakanlığı ile işbirliği yapmak üzere yakın zamanda bir ziyaret gerçekleştireceğini açıkladı ve söz konusu saldırının soruşturulmasında karşılıklı işbirliği yapılacağını belirtti.
Olaydan iki gün sonra, katliam niyetiyle gelen saldırganların açtığı ateş sonucu yaralanan, uzun bir hizmet geçmişine sahip genç bir adam olan Küba sahil güvenlik gemisinin komutanını hastanede ziyaret ettiklerini anlattı.
Komutanın mütevazı bir ailenin ferdi olduğunu belirterek, "Sohbetimizde bize acısını değil, görevini yerine getirmiş olmanın gururunu büyük bir coşkuyla anlattı" dedi.
Díaz-Canel, komutanın yaralı olmasına rağmen zayıf düşüp komutayı başka bir yoldaşına devretmek zorunda kalana kadar nasıl dümenin başında kaldığını aktardı.
Venezuela'da çatışmada yaşamını yitiren yoldaşlarının ardından, hem sayı hem ateş gücü bakımından kendilerinin iki katı büyüklüğündeki bir grubun saldırısını boşa çıkaran beş sahil güvenlik savaşçısının, geriye çok sayıda ders bıraktığını söyledi.
Onların cesaretinin kararlılıklarını güçlendirdiğini belirten Cumhurbaşkanı, "Kahramanların birer yüzü ve ismi olduğunda, öyküleri binlerce savaşçıda yankılanarak büyür." dedi.
Ayrıca, yıkıcı faaliyetler nedeniyle tutuklanan ve yargılanan on Panama vatandaşına da değinerek, onların da kendilerini kimlerin askere aldığı, örgütlediği ve finanse ettiği konusunda ayrıntılar verdiklerini ve bunun zamanı geldiğinde bildirileceğini söyledi.
'Küba saldırılar karşısındaki gücünü enternasyonalist değerlerden alıyor'
Küba Devlet Başkanı konuşmasında, Küba'nın hükümet programları aracılığıyla çeşitli ülkelerin kalkınmasına destek verdiğini ve üstlendikleri bu rolün uluslararası alanda son derece takdir gördüğünü belirtti.
Küba dış politikasını karakterize eden "halklar arasında derin bağlar kurma” yaklaşımının yanı sıra, Latin Amerika ve Karayipler ile olan tarihi kardeşlik mirasını vurguladı. Meksika'da yakın zamanda yapılan "Dolores Çağrısı” anmasını örnek gösterdi [Meksika'nın İspanyol sömürge yönetimine karşı başlattığı Bağımsızlık Savaşı'nın ilk kıvılcımı ve sembolik başlangıç anı, ulusal bağımsızlık günü - Küba Gerçeği notu] ve bu duygunun, Kübalı doktorların, uluslararası görevlere katılanların veya enternasyonalist mücadele yürütenlerin adım attığı dünyanın her köşesinde yankı bulduğunu ifade etti.
Küba’ya karşı tek taraflı yaptırımlara değinen Cumhurbaşkanı, Küba'nın bu saldırılar karşısındaki gücünü tam da bu enternasyonalist değerlerden aldığını ve bu tavrın uluslararası toplumda hayranlık uyandırdığını dile getirdi.
Díaz-Canel, egemenlikten asla taviz verilmeyeceğini vurguladı
Díaz-Canel, belirli kişilere cezai indirim uygulanmasıyla ilgili olarak bu kararların, Küba tarafından bağımsız bir biçimde ve dışarıdan hiçbir dayatma olmaksızın alınan, egemenlikten taviz vermeyen uygulamalar olduğunu vurguladı. [Küba bu hafta içinde 51 hükümlünün cezaevlerinden tahliye edilmesine karar verdi - Küba Gerçeği notu]
Díaz-Canel, "Bu, daha önce görülmemiş bir uygulama değil, bunu başka dönemlerde de hayata geçirdik. Bu indirimler, kişilerin iyi halini takdir etmek açısından insancıl bakışımızla ve Devrim'in adaleti sağlama biçimiyle örtüşmektedir" ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı, geçmişte yaşandığı gibi bu kararlar üzerinden de medyada karalama kampanyaları veya çarpıtmalar olabileceği konusunda uyarıda bulundu ve hükümetin egemenlikte taviz vermeyen, şeffaf duruşunu sürdürdüğünü yineledi.
Díaz-Canel, Küba Basın Günü etkinlikleri kapsamında basın temsilcilerine katılımlarından dolayı teşekkür ederek sözlerini tamamladı.
Çeviri: Yiğit Günay
Tarih: 13 Mart 2026
Kaynak: Granma
"Küba Gerçeği", 2023 Şubat ayında Türkiye Komünist Partisi'nin (TKP) girişimiyle başlatılan bir yayın.
Küba'da siyaset, ekonomi, yaşam, kültür gibi konularda Kübalı yazarların ürettiği makalelerin çevirilerini yayımlayan Küba Gerçeği'nde çıkan makaleler, artık soL'da paylaşılacak.