Abluka Günlükleri 126 | 07 Temmuz 2026 Salı
Haber Merkezi
Küba, BM Genel Kurulu’nda emperyalist ablukayı teşhir etti
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda, Küba’nın talebi üzerine “ABD’nin Küba’ya uyguladığı ekonomik, ticari ve mali ablukanın sona erdirilmesinin gerekliliği” başlıklı görüşme gerçekleştirildi. BM Genel Kurulu 136 lehte, 9 aleyhte ve 30 çekimser oyla bir kez daha ablukanın sonlandırılması gerekliliği kararını onayladı. ABD emperyalizminin safında hizalanan Arjantin, Kosta Rika, İsrail, Fas, Çek Cumhuriyeti, Kuzey Makedonya, Paraguay ve Ukrayna abluka tartışmasının açılmasına karşı oy kullandı.
Küba Komünist Partisi Merkez Komitesi Sekreteri ve Cumhurbaşkanı Miguel Díaz-Canel Bermúdez, yaptığı açıklamada “Küba halkı adına, bir ulusun tamamına karşı uygulanan soykırımcı abluka ve askeri saldırı tehditlerinin BM gündemine taşınması lehine oy kullanan 136 ülkeye teşekkür ediyorum” diyerek uluslararası dayanışmanın önemine işaret etti. Díaz-Canel, her bir oyun ABD delegasyonunun açık yalanlarına ve yoğun diplomatik baskısına rağmen ortaya konan bir adalet ve cesaret iradesi olduğunu vurguladı.
Küba Dışişleri Bakanı Bruno Rodríguez Parrilla başkanlığındaki Küba heyeti, BM Genel Kuruluna emperyalist ablukanın son dönemde enerji ambargosu üzerinden daha da keskinleştirildiğini ortaya koyan kapsamlı bir rapor sundu. Rapor, ABD’nin Küba’ya yönelik saldırganlığının çok boyutlu ve sistematik karakterini açık biçimde teşhir ediyor ve aşağıdaki maddeleri içeriyor:
- ABD hükümetinin Küba’ya karşı yürüttüğü saldırgan eylemler, uluslararası hukuku ve uluslararası/bölgesel barış ile güvenliği ihlal eden doğrudan askeri saldırı tehditlerini de içermektedir.
- Mevcut enerji ablukası, ablukanın daha da yoğunlaştırılmasına yönelik diğer önlemlerle birlikte, soykırım niteliği taşımakta; toplu cezalandırma anlamına gelmekte ve Küba halkının insan hakları ile uluslararası insancıl hukukun açık ihlalini oluşturmaktadır.
- Bu eylemler, Küba halkına giderek artan ölçüde zarar, yoksunluk ve acı dayatmaktadır.
- Bu politikanın yol açtığı toplam ekonomik zarar, insani kayıplar hariç tutulduğunda yaklaşık 170 milyar dolara ulaşmıştır.
- Yaşanan acılar, yoksunluklar ve ıstıraplar; elektrik kesintileri ile gıda ve ilaç teminindeki zorluklar ölçülemez boyutlardadır. İnsan kaybı ise hesaplanamaz düzeydedir.
- Bu durum, Küba halkının varlığına, refahına ve insan haklarını kullanma kapasitesine yönelik olduğu kadar, bölgesel barış, güvenlik ve istikrara da açık bir tehdittir.
- Aynı zamanda bu politika, benzer şekilde saldırgan ve yargı yetkisini aşan yaptırımlara maruz kalabilecek tüm egemen devletler için de bir tehdit oluşturmaktadır.
- Küba’ya karşı yürütülen çok boyutlu saldırı halihazırda başlamış olup giderek şiddetlenmektedir; bu süreç, bütünüyle değerlendirildiğinde bir insanlık suçu teşkil etmektedir.
- Bu sistematik saldırganlık, Küba’yı izole etmek ve itibarsızlaştırmak, aynı zamanda emperyalizmin halkımıza karşı işlediği suçu meşrulaştırmak amacıyla tekelci iletişim araçları ile dijital ve geleneksel medya gücünün seferber edilmesiyle pekiştirilmektedir.
- ABD Dışişleri Bakanlığı’na bağlı diplomatik aygıt, baskı, şantaj ve tehdit yöntemlerine başvurarak Birleşmiş Milletler’in bu küresel öneme sahip ve son derece acil konuyu ele almasını engellemeye çalışmıştır.
Uluslararası alanda abluka karşıtı tepki güçlenmeye devam ediyor
BM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmasında Rusya İçişleri Bakanı Vladimir Kolokoltsev, ABD ablukasının doğrudan doğruya Küba halkının yaşam hakkını ihlal ettiğini vurguladı. Günlük yaşamın nasıl felç edildiğini somut örneklerle ortaya koyan bakan “Bizim için elektrik temel bir ihtiyaç. Şimdi Küba'da sıradan bir günü hayal edin: Sabah uyandığınızda ışık yok, su yok çünkü pompalar durmuş; buzdolabındaki yiyecekler bozulmuş, toplu taşıma felç olmuş ve en yakın hastane acil durum jeneratörleriyle çalışıyor" dedi.
Küba’da üç milyon insanın yakıt yokluğu nedeniyle ulaştırılamayan insani yardıma ihtiyaç duyduğunu ifade eden Rusya temsilcisi, su kıtlığının yaygınlaştığını ve on binlerce çocuğun aşıya zamanında erişemediğini dile getirdi. Bu durumun küresel bir kıtlıktan değil, ABD yaptırım mekanizmalarının bilinçli bir tercihi olarak ticareti engelleyen tek taraflı zorlayıcı önlemlerden kaynaklandığının altını çizdi. Ablukanın, Washington tarafından hükümetleri hizaya getirmek için kullanılan sistematik bir cezalandırma aracı haline getirildiğini vurguladı.
Benzer biçimde Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği (ASEAN) de Genel Kurul’da yaptığı açıklamada, ABD’nin tek taraflı zorlayıcı önlemlerini reddederek ablukaya son verilmesi çağrısını yineledi. Örgüt, bu yaptırımların gıda, ilaç ve temel ihtiyaçlara erişimi kısıtladığını; yakıt ihracatına getirilen sınırlamaların enerji krizini derinleştirdiğini ve ülkenin doğal afetlere karşı direncini zayıflattığını belirtti. Bu bağlamda ASEAN, devletler arasındaki anlaşmazlıkları çözmenin bir yolu olarak karşılıklı saygıya dayalı diyaloğu savundu ve Washington ile Havana'yı yapıcı temasları sürdürmeye çağırdı. ASEAN, Küba’nın ABD’nin terörizmi destekleyen devletler listesinden Küba’nın çıkarılmasına çağrısı yaptı.
Başkentin yüzde 51’ine elektrik verildi
Ablukanın enerji boyutunun keskinleşmesi, ülke genelinde elektrik krizini derinleştirmeye devam ediyor. Dün başkentin yalnızca yüzde 51’ine elektrik verilebildi. Pazartesi günü yaşanan Ulusal Elektrik Enerji Sistemi (SEN) kesintisinin ardından, 131 devrenin yeniden devreye alınmasıyla 269,6 MW kapasite sisteme kazandırılmış olsa da, sistemin restorasyon süreci ablukanın dayattığı yapısal sınırlılıklar nedeniyle ancak kademeli olarak ilerleyebiliyor.
Mariel’den Sancti Spíritus’a uzanan hatta sistemin yeniden ayağa kaldırılması için çalışmalar sürerken, Jaruco’daki enerji ünitelerinin devreye alınmasıyla Batı Sistemi’nde geçici bir “ada” oluşturuldu ve Cotorro’daki enerji depolama sistemi sürece entegre edildi. Doğu bölgesine enerji sağlamak amacıyla Felton Termoelektrik Santrali’nin yeniden devreye alınması ise öncelikli hedefler arasında yer alıyor.
Üretimde ablukaya karşı emekçilerin kolektif iradesi
Pinar del Río’daki La Conchita Sebze Konserve Fabrikası, enerji ablukası ve hammadde kıtlığı koşullarında üretimi sürdürmeye devam ediyor. Elektrik kesintileri nedeniyle iş gününün sabah 04.00’e çekilmesi ve gece yarısı başlayan vardiyalar, işçilerin elektriğin sağlandığı her anı üretime dönüştürmesini kararlığını gösteriyor. Bu koşullar altında dahi üretimin kesintisiz sürdürülmesi, işçi sınıfının örgütlü iradesini ve kolektif disiplinini açık biçimde ortaya koyuyor.

Ablukanın üretim zincirinde yarattığı yıkımın en somut göstergelerinden biri de yaklaşık 6 bin tonluk mango üretiminin yalnızca 300 tonunun işlenebilir hale gelebilmesi. Oysa fabrika, 2025 yılında 6 bin 300 tonun üzerinde üretim gerçekleştirerek hem iç pazara hem de uluslararası pazarlara ulaşmayı başarmıştı. Hammadde temininde yaşanan darboğaz ise alternatif tedarik ağlarının kurulmasını zorunlu kılıyor. Çok sayıda ekonomik aktörle geliştirilen işbirlikleri sayesinde yakıtın bağımsız kanallar üzerinden temin edilmesi sağlanıyor. Yakıtın doğrudan üreticiler üzerinden temin edilmeye çalışılması gibi tedarik zincirini yeniden kurmaya yönelik yöntemler, ablukanın yarattığı yapısal tıkanıklara karşı geliştirilen somut ve yaratıcı pratik çözümler olarak öne çıkıyor.
Ülke genelinde güneş enerjisi sistemlerinin yaygınlaştırılması yönündeki seferberlik de bu bağlamda stratejik bir önem taşımaktadır. Bu adımlar, enerji bağımlılığını azaltmaya yönelik planlı bir yönelimi ifade ederken, emperyalist kuşatma koşullarında dahi üretimin sürdürülebilmesini mümkün kılmaktadır. Atılan her adım, sosyalist üretim ilişkilerinin temelini oluşturan kolektif bilinç ve örgütlü emeğin somut bir ifadesi anlamına geliyor.
Sağlık sisteminde ablukaya karşı yaşam mücadelesi
Ulusal Elektrik Sistemi’ndeki çökmeye rağmen sağlık hizmetleri kesintisiz sürdürülmeye devam ediyor. Anne-çocuk sağlığı, yoğun bakım ve acil hizmetleri önceliklendirilirken jeneratör yakıtı, oksijen ve temel ilaç stoklarının sürekliliği güvence altına alınmış durumda. Jinekoloji ve pediatri alanlarında yüksek riskli hastaların kişiselleştirilmiş takibi dikkatle sürdürülüyor.

Kaynakların planlı dağıtılması ve yoğun bakımın güçlendirilmesi amacıyla ağır vakaların bakımı için kurulan komiteler kesintisiz çalışmaya devam ediyor. Toplumcu sağlık sisteminin kriz koşulların aldığı önlemler ve örgütlü kapasitesi olumsuz herhangi bir şey yaşanmaması için seferber ediliyor.
Küba halkı, kolektif emek, dayanışma ve sosyalist planlama temelinde ablukayı aşma iradesini ve direnişi süreklileştirmiş durumda.