Sayfa yolu
İmamoğlu gündeminin öteki yüzü: AKP’liler Erdoğan’ın hangi suçtan yargılandığını unuttu mu?
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 13.11.2025 , 11:58 Güncelleme Tarihi: 13.11.2025 , 14:57
“Bu yargılama süreci Türk siyaseti açısından bir milat. Böylece artık siyasetin finansmanı adına belediyeler veya başka kurumlar üzerinden yasadışı yollara başvurma ve pervasızca parayla siyaseti ele geçirme devri de bitmiş olacak."
Sabah gazetesi yazarı Mahmut Övür, bugünkü köşe yazısında yukardaki ifadeleri kullandı.
Konusu tabii ki Ekrem İmamoğlu iddianamesi.
Övür, iddianamedeki “rüşvetle siyasetin finanse edildiği” iddialarını merkeze alıyor ve en temelde buna karşı "temizlik" çağrısında bulunuyor.
Övür’e göre bu dava bir milat olacak, belediyeler üzerinden kurulan rüşvet çarkıyla siyaseti ele geçirme devri bitecek.
Bu tezde Övür yalnız değil, birçok AKP’li benzer iddiaları sürekli olarak dile getiriyor.
Ancak ortada ciddi bir hafıza, bunun yanı sıra da düzen sorunu var, bu atlanıyor.
Hafıza kısmına gelmeden, işin düzen kısmına dair bir parantezle başlayalım.
Bu ülkede on yıllardır belediye hizmeti denilen her başlık, patronların, bürokratların ve belediye başkanlığı yapan siyasetçilerin iştahını kabartan bir rant unsuru olarak görülüyor.
Bunun istisnası da bulunmuyor. AKP, CHP, MHP ya da diğer partilerden isimlerin belediye başkanı olması durumu değiştirmiyor, hepsi bu rant havuzu üstünden hareket ediyor.
Öyle ki, eskiden partilerden milletvekili olmak için büyük bir yarış varken, artık vekiller belediye başkanı olmak için vekillikten istifa sırasına giriyor. Çünkü en büyük pasta burada. Bunun nasıl tıkır tıkır işletilen bir mekanizma olduğunu Aktaş iddianamesine ilişkin haberimizde vurgulamıştık.
Bu konuda bir parantez açacaksak, bir partiyi özel bir yere koyacaksak bu açık ara AKP olur. Sadece Melih Gökçek dönemine bir göz atmak, belediyede yaşananları hatırlatmak dahi yeterli.
Şu an İBB dahil "muhalif" partilerin belediyelerine yapılan operasyonlardaki rant sistemi, aslında AKP’nin yıllardır tüm belediyelerde işlettiği sistemin bir benzeri.
soL’da Türkiye’de rüşvet çarkının nasıl döndüğüne ayrıntılarıyla yer vermiştik, merak edenler haberimize yeniden göz atabilir.
Şimdi AKP’lilerin hafıza sorununa gelelim...
Ne diyordu Övür, “artık siyasetin finansmanı adına belediyeler veya başka kurumlar üzerinden yasadışı yollara başvurma ve pervasızca parayla siyaseti ele geçirme devri de bitmiş olacak” değil mi?
soL’da kısa süre önce bir dosya açmıştık, Albayrak Grubu ile Erdoğan’ın yakın ilişkilerini konu alan bir dosya.
O dosyada tozlu raflara havale edilen eski bazı haberleri hatırlatmıştık:
“Albayraklar soruşturmasını tamamlayan İstanbul Cumhuriyet Savcıları Erolcan Özkan, Rasim Işıkaltın ve Hüseyin Yıldız; Mustafa Albayrak, dönemin İSKİ Genel Müdürü Veysel Eroğlu ve Erdoğan’ın danışmanı Necmi Kadıoğlu’nun da aralarında bulunduğu 70 sanık hakkında “çete”, “zimmet” ve “dolandırıcılık” suçlarından dava açtı. Sanıkların 3 ile 75 yıl arasında değişen ağır hapis cezalarına çarptırılmasının istendiği iddianamede, Erdoğan’ı “geleceğin başbakanı” yapmak amacıyla çete oluşturulduğu ifade edildi. Organize olarak ihalelere fesat karıştırıldığı ve şartnamelerin Albayraklar’ın menfaatleri doğrultusunda hazırlandığı iddia edilen iddianamede, ‘Siyasal ve sosyal görüşten kaynaklanan bir amaçla, cürüm işlemek için devasa bir teşekkül oluşturuldu’ denildi.”
Söz konusu davanın odağında Albayraklar'a Erdoğan döneminde İBB üzerinden verilen 140 milyon dolar hacmindeki ihaleler bulunuyordu. Bu ihalelere ilişkin de tıpkı İmamoğlu davasındakine benzer iddialar dile getiriliyordu.
Yani adı geçen şüpheliler, "Erdoğan'ı başbakan yapmak için" çete kurmak, rüşvet almak ve yolsuzlukla yargılanmıştı. Tıpkı Övür'ün ve Savcılığın İmamoğlu'na yönelik iddialarında olduğu gibi.
Sonuçta bu dava nihayete ermeden Erdoğan iktidara geldi ancak yine de Albayrak grubundan ve Erdoğan'a yakınlığı bulunan isimlerden bir bölümü hapis cezası aldı.
Üstelik aradaki benzerlik sadece bununla da sınırlı değil, Övür için bir örnek daha verelim.
Ne diyor Övür ve Savcılık, İmamoğlu ihaleler ve rüşvetle siyaseti dizayn ediyor...
Yine Erdoğan'ın İBB döneminden bir haberi hatırlayalım:
“Uzmanların yaptığı araştırmalar, Büyükşehir-Akbil-Albayrak üçgenindeki usulsüzlükleri tespit etmekle kalmadı. Akbil'de, 250 milyon dolarlık bir usulsüzlük yapıldığı ancak bunu tespit etmenin mümkün olmadığı ifade edildi. Bu paranın, Tayyip Erdoğan öncülüğünde başlayan parti kurma çalışmalarında kullanıldığı ileri sürüldü.”
Övür’ün "para nerede, tespit edilmemiş" savunması yapması içten bile değil. Tıpkı bugünlerde olduğu gibi.
Öte yandan bu davaya dair bir hatırlatma daha.
Söz konusu davanın hakimi, Erdoğan'ın yargılandığı duruşmada strese dayanamayıp düşüp bayılacaktı. O hakim yıllar sonra, AKP iktidarında Yargıtay’ın başına geçecek İsmail Rüştü Cirit'ti.
Tüm bunlar ne anlama geliyor?
Kısacası bugün İmamoğlu hakkındaki iddiaların tamamı zamanında Erdoğan hakkında da neredeyse aynı içerikle gündeme gelmiş, hatta bir bölümü ceza konusu dahi olmuş.
Sonuç olarak başta yaptığımız hatırlatmaya geri dönüyoruz.
Bu düzenin belediyecilik diye tarif ettiği şeyin doğasında ihaleler ve rant var, bu rantın merkezinde de çürüme var.
Tüm bu ağı kuran ya da bugüne hediye eden parti olarak AKP'nin "siyasette milat" denilebilecek bir adım atması ancak yandaş isimlerin uydurması olabilir.
Ortada bir temizlik, siyasette milat niyeti değil, düpedüz siyasi hesaplar var.
soL bu hesapların nasıl bir mantıkla kurulduğunu iddianameye dair detaylı dosyasında ortaya koyuyor.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.