Breadcrumb
HTŞ ve SDG gerilimi bu noktaya nasıl geldi?
Dış Haberler
Yayın Tarihi: 20.01.2026 , 13:03 Güncelleme Tarihi: 20.01.2026 , 20:11
Batı’nın ve bölgesel müttefiklerinin yıllara yayılan Suriye hedefi, 2024'ün son günlerinde gerçekleşti. “Esad gitti, demokrasi geliyor” propagandasıyla kamuoyuna sunulan plan kapsamında, Heyet Tahrir'uş Şam (HTŞ) öncülüğündeki cihatçı blok iktidara geldi.
İktidara geldiler gelmesine ama cihatçılar yönetimi tam anlamıyla kendi kontrolüne alamadı, aslında istenen de biraz buydu.
Bu tabloya karşın Suriye'deki birlik görüntüsünün sağlanması adına Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile HTŞ arasında 10 Mart 2025'te anlaşmaya varıldı. Ancak yıl sonuna kadar öngörülen entegrasyonun hayata geçmemesi, pazarlığı daha da kızıştırdı.
Tüm bu gelişmelerin ardından 4 Ocak'ta SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi liderliğindeki üst düzey bir heyet, HTŞ ile entegrasyon sürecini görüşmek üzere Şam'a gitti. Görüşmenin yapıldığı gün tarafların anlaşmaya vardığına dair iddialar kamuoyuna yansırken, HTŞ kontrolündeki devlet televizyonu görüşmeden somut bir sonuç çıkmadığını duyurdu.
Şam ziyaretinin başarısızlıkla sonuçlanması, sahadaki kırılganlığı tetikledi. Entegrasyon müzakerelerinin çıkmaza girmesi üzerine HTŞ yönetimi, Halep’e bağlı Şeyh Maksud ve Eşrefiye bölgelerine operasyon başlattı ve buradaki SDG noktalarını meşru hedef saydığını ilan etti. Günler süren çatışmaların ardından devreye ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın girmesi üzerine SDG, 11 Ocak'ta HTŞ ile anlaşmaya varıldığını duyurdu. Anlaşma kapsamında SDG söz konusu bölgeden çekilirken, mahallelere HTŞ yönetimine bağlı ordu konuşlandı.
Her ne kadar anlaşmaya varılsa da çatışmalar kısa süre içinde kentin doğusuna sıçradı. Deyr Hafir’den Fırat kıyısındaki Meskene’ye kadar uzanan geniş bir hattı "askeri bölge" ilan eden HTŞ, 15 Ocak'ta sivillerin tahliyesi için koridor açtığını söylerken, SDG'nin de Fırat'ın doğusuna çekilmesini talep etti. Bunun üzerine Halep’in doğusundaki temas hatlarından çekilme kararı aldıklarını duyuran Mazlum Abdi, SDG güçlerinin Fırat’ın doğusuna yeniden konuşlandırılacağını açıkladı.
Pazar günü anlaşmaya varıldı ama...
Duyurduğu kararı uygulayan SDG, Fırat Nehri'nin doğusuna çekilirken HTŞ güçleri ise saldırılarını sürdürdü. Bu süreçte SDG kontrolündeki çeşitli bölgeler ele geçirilirken, HTŞ güçleri ve bu güçlerle hareket eden aşiretler de stratejik öneme sahip enerji sahalarında ve kaynaklarında kontrolü sağladıklarını duyurdu.
SDG kontrolündeki Rakka'nın da neredeyse tamamında kontrolün ele geçirilmesi üzerinde HTŞ lideri Ahmet Şara'dan "teslim olma" çağrısı geldi. Bu çağrıdan kısa bir süre sonra ise Suriye devlet medyası, Şara'nın SDG ile varılan anlaşma metnini tutarken çekilen fotoğrafını servis etti.
SDG'nin, Tom Barrack'ın huzurunda belgeyi imzalamak üzere Şam'a gitmesi beklenirken, Şara "Olumsuz hava koşulları nedeniyle Sayın Mazlum Abdi ile bir araya gelemedik. Bu sebeple görüşmemizi telefon aracılığıyla gerçekleştirdik ve süreci değerlendirdik" ifadelerini kullandı.
Şara yaptığı açıklamada “Suriye hükümet güçleri ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasındaki tüm cephelerde ve temas noktalarında derhal ve kapsamlı bir ateşkes sağlanacaktır. SDG ile yaptığımız anlaşmanın temel taşı ateşkestir. Ancak stratejik hedefimiz, devlet kurumlarının Suriye’nin istisnasız tüm illerinde yeniden faaliyete geçmesi ve otoritesini tesis etmesidir” diye konuştu.
Bunun üzerine HTŞ yönetiminin Enformasyon Bakanı Hamza El Mustafa, Abdi'nin imzasının bulunduğu anlaşmanın Arapça versiyonunu sosyal medya üzerinden paylaştı.
Ortaya çıkan anlaşma maddelerine göre tüm cephelerde ve temas noktalarında derhal ve kapsamlı bir ateşkes sağlanması, Deyrizor ve Rakka vilayetleri idari ve askeri olarak derhal HTŞ'ye teslim edilmesi, Haseke vilayetindeki tüm sivil kurumlar ve idari yapıların Şam yönetimine entegre edilmesi, tüm enerji kaynakları ve sınır kapılarının HTŞ kontrolüne girmesi, SDG orduya “bireysel” olarak dahil olması, Haseke Valiliğine SDG tarafından belirlenen bir ismin atanması ve Kobani şehrinin HTŞ'ye bağlı yerel bir polis gücü tarafından muhafaza edilmesi öngörüldü.
Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Genel Komutanı Mazlum Abdi, HTŞ ile varıldığı belirtilen ateşkes anlaşmasına dair açıklama yaptı. Mazlum Abdi "Bu savaşın bir iç savaşa dönüşmemesi, daha fazla ölüm yaşanmaması; özellikle sivil kayıpların ve anlamsız ölümlerin önlenmesi için; sonuçları da belli olmayan bu süreci durdurmak amacıyla Deyrizor ve Rakka bölgelerinden Haseke’ye çekilme kararı aldık ve bu temelde bir anlaşma yapıldı" dedi. Ertesi gün Şam'da gerçekleştirilecek görüşmelerin ardından daha kapsamlı açıklama yapacaklarını kaydeden Mazlum Abdi "Devrimin ve halkımızın kazanımlarını korumakta ısrarlıyız; bölgemizin hassasiyetlerini koruyacağız ve bunun için elimizden gelen her şeyi yapacağız" ifadelerini kullandı.
Öte yandan Abdi'nin "kendilerine dayatıldığını" söylediği anlaşma Suriye'deki ve diğer ülkelerdeki birçok Kürt siyasetçisi tarafından da şiddetle eleştirildi. Söz konusu anlaşmanın, ABD'nin zorladığı bir teslimiyet ve ihanet eylemi olduğunu ifade edenler de oldu.
Şara ve Abdi dün Şam'da görüştü
Olumsuz hava şartları gerekçe gösterilerek 18 Ocak'ta uzaktan varılan ateşkes anlaşmasının ardından dün, başında Mazlum Abdi'nin olduğu heyet Şam'a gitti.
SDG heyeti içinde yer alan Rojava Kadın Savunma Birlikleri (YPJ) Genel Komutanı Rohilat Afrin, HTŞ heyeti ve ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'la gerçekleştirilen müzakereye dair Rûdaw TV'ye açıklamalarda bulundu.
Toplantının beş saatten fazla sürdüğünü belirten Afrin, “Görüşmeye Şam tarafında İstihbarat Sorumlusu Hüseyin Selami, Savunma Bakanı Ebu Kasra, Dışişleri Bakanı Esad Şeybani ve bizzat Ahmed Şara katıldı. Bizim heyetimizin yanı sıra ABD Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack da toplantıda hazır bulundu" dedi.
'Teslimiyet dayatmasıydı, kabul etmedik'
Toplantının içeriğine dair bilgi veren Afrin, HTŞ'nin uzlaşmacı bir tavır sergilemediğini söyledi ve şöyle konuştu:
"Daha önce 4 Ocak’ta yapılan teknik görüşmelerde DSG’nin üç tümen halinde orduya katılması ve özerk yapının korunması üzerinde bir anlayış birliği vardı. Ancak bu son toplantıda her şeyi inkar ettiler. Bize 'Haseke ve Kobani’yi derhal boşaltın, silahları bırakın ve orduya tek tek (bireysel) katılın' dediler. Biz bu yeni durumun değerlendirilmesi ve entegrasyonun gözden geçirilmesi için zaman talep ettik. Ancak onlar taleplerinin hemen uygulanmasını istedi. Bu, 13 yıllık kazanımların yok edilmesi ve Kürt halkının iradesinin teslim alınması demektir. Biz bu dayatmayı kabul etmedik."
Arap medyasında yer alan haberlere göre Şara, Abdi’ye Savunma Bakan Yardımcılığı görevini teklif etti ve Haseke valisi olarak atanacak bir aday göstermesini istedi. Mazlum Abdi ise Haseke’nin tamamen SDG’nin yönetimi altında kalmasını talep etti. Şara ise anlaşmanın tamamlanmasını ve HTŞ'ye bağlı güçlerin bir an önce Haseke’ye girmesini şart koşarak Abdi'nin isteğini reddetti. Bunun üzerine Abdi, SDG yönetimiyle görüşmek için beş günlük bir süre talep etti. Fakat Arap basınına göre, Şara’nın bu talebi de reddederek gün sonuna kadar nihai bir cevap istedi. Şara'nın, nihai bir cevap gelmezse uluslararası taraflara Mazlum Abdi'nin anlaşmadan çekildiğini ve Suriye devletinin Haseke sorununu güç kullanarak çözeceğini bildireceğini söyledi. Afrin, söz konusu iddiaları doğruladı.
Deyrezor ve Rakka’daki saldırıların ardından kendilerine sunulan şartların hemen kabul edilmesini istediklerini söyleyen Afrin, "Bunu bir oldu bittiye getirmek istediler ki belli ki daha önceden planlanmıştı. Ancak biz belli bir süre vermeden, yeni teklifin görüşülmesi için zaman istedik. Sonuçta bizim de bu yeni teklifi kendi komuta kadememizle, kendi siyasi organlarımızla, meclislerimizle istişare etmemiz gerekiyor. Ancak onlar hemen dedi. Bu bir teslimiyet dayatmasıydı, kabul etmedik" diye konuştu.
Mazlum Abdi'nin pazar günü imzladığı anlaşma hakkında da konuşan Afrin, “Abdi savaş ve çatışmaların durdurulması için bu metni imzalamayı kabul etmişti. Zaten konuşmasında da savaşın durmasını ve diyalog ile sorunların çözümü desteklediklerini açıklamıştı" dedi ve gerçekleştirilen son görüşmedeki tavrın "her şeyi oldu bittiye getirerek yani şartları kabul ettirmeye" yönelik olduğunu aktardı. Afrin, dünkü görüşmede olası bir kıyımın ve ölümlerin önünü almak amacıyla hareket ettiklerini söyledi ve "Ancak Şam tarafı her şeyi tek merkezden yönetmek ve bizi tamamen iradesiz bırakmak istedi” dedi.
Afrin, Barrack'ın toplantıda “zayıf kalan” tavrını eleştirdi ve IŞİD’e karşı Uluslararası Koalisyon’un da olanlara sessiz kaldığını belirtti.
'Şam, her şeyinizi teslim edeceksiniz diyor'
Rûdaw’a konuşan Demokratik Birlik Partisi’nin (PYD) yöneticilerinden Foza Alyusuf, görüşmelerin çıkmaza girdiğini söyledi.
Alyusuf’un aktardığına göre HTş yönetimi, SDG'ye “her şeyi teslim etme” şartı sundu.
Alyusuf, “Şam ‘her şeyinizi teslim edeceksiniz ve durum 2011 öncesine dönecek’ diyor. Hiçbir şekilde varlığımızı kabul etmeye yanaşmıyor” ifadelerini kullandı.
Suriye basınından iddialar: Barrack toplantıyı terk etti
Toplantıya dair Suriye medyasına yansıyan kimi iddialar oldu. Bu iddialardan bazılarını da HTŞ yönetimine yakınlığıyla bilinen Suriyeli gazeteci Abdul Malik Aboud paylaştı.
İddialara göre Abdi, Şara'nın kendisine yönelttiği "Dün imzaladığımız anlaşmayı uygulayacak mısınız?" sorusuna, "Anlaşmaya bağlı değilim ve gerçekleşen elektronik imzayı tanımıyorum. Konvoyları durdurun ki şartları görüşebilelim" yanıtını verdi. Bunun üzerine Şara, müzakereye yer olmadığını, sahada attıkları adımların pazar günü varılan anlaşma kapsamında atıldığını söyledi. İddiaya göre Barrack da Abdi'nin yanıtına tepki gösterdi ve "10 Mart anlaşmasının hiçbir maddesine bağlı kalmadın ve şimdi de 18 Ocak anlaşmasını inkâr ediyorsun" diyerek görüşmeden ayrıldı.
Abdi'nin Haseke ve Kobani için tam özerklik talep ettiği, fakat bu talebin de pazar günü varılan ateşkes anlaşmasına işaret edilerek Şara tarafından kesin bir şekilde reddedildiği öne sürüldü. Bir diğer iddiaya göre Abdi, nihai karara varmak için perşembe gününe kadar süre talep etti, ancak Abdi'nin bu isteği de olumsuz yanıt aldı.
İddia: Şara yeni taleplerde bulundu
Al-Monitor'a bilgi veren kaynaklar da Şara'nın Abdi ile görüşmesinde yeni taleplerde bulunduğunu öne sürdü.
Söz konusu talepler arasında Haseke'nin kontrolünün HTŞ'ye devredilmesinin de yer aldığı aktarıldı. Abdi'nin ise pazar günü imzalanan ateşkes anlaşmasına işaret ettiği ve daha fazla taviz verilmesinin kabul edilemez olduğunu belirterek söz konusu talebi reddettiği bildirildi.
Belirsizlik sürüyor
Görüşme olumsuz sonuçlanırken, taraflardan henüz ortak bir açıklama gelmedi.
Bölgedeki çatışmalar şiddetlenirken, HTŞ'nin ilerleyişini sürdürdüğü bildiriliyor.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.