CANLI
Breadcrumb
Suriye'de son durum: HTŞ yeni anlaşmayı duyurdu, ABD 'SDG'nin misyonu bitti' dedi
HTŞ, Haseke'ye dayandı, Kobani'yi kuşattı. Akşam saatlerinde SDG ile yeni bir anlaşma varıldı. Haseke ve Kamışlı'da fiilen ateşkes ilan edildi. Sürece son noktayı "SDG'nin misyonu bitti, yeni adres Şam" mesajıyla ABD'nin Özel Temsilcisi Barrack koydu.
- HTŞ ve SDG yeni bir mutabakatta anlaştı. Haseke ve Kamışlı'ya dokunulmayacak
- Petrol sahaları, barajlar ve IŞİD'lilerin bulunduğu cezaevleri HTŞ'ye devredilecek
- ABD Temsilcisi Barrack: SDG'nin işlevi sona erdi
Fotoğraf: AA
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 20.01.2026 , 08:03 Güncelleme Tarihi: 21.01.2026 , 10:21
BU HABERİN GÜNCELLEMELERİ 20 OCAK 2026 GECESİ SAAT 00:00 İTİBARİYLE SONLANDIRILMIŞTIR. KONUYLA İLGİLİ DİĞER YAZILARIMIZ İÇİN DOSYAMIZA BAKABİLİRSİNİZ.
Suriye'de HTŞ ve SDG güçleri arasında 1 yıl boyunca kağıt üzerinde kalan "entegrasyon" görüşmeleri, 18 Ocak'ta yerini topyekun bir çatışmaya bıraktı.
HTŞ'nin kısa sürede stratejik noktaları ve enerji sahalarını ele geçirdiği operasyonların ardından SDG askeri ve siyasi bir kuşatmayla karşı karşıya kaldı.
Bu süreçte ABD garantörlüğünde anlaşma girişiminde bulunulsa da başarılı olunamadı.
Çatışmalarının üçüncü gününde sona gelinirken, HTŞ yeni bir anlaşma üzerinde mutabakata varıldığını duyurdu. SDG de anlaşmayı kabul ettiğini ilan etti.
Saat 20.00 itibariyle başlayan fiili ateşkes kapsamında 4 gün boyunca Haseke ve Kamışlı'ya saldırı düzenlenmeyecek ama HTŞ güçleri kentin çeperinde konuşlu kalacak.
Ayrıca SDG askerlerinin HTŞ ordusuna "entegre" olacağı, SDG komutanı Mazlum Abdi'ye Savunma Bakan Yardımcısı ve Haseke Valisini belirleme hakkının verileceği açıklandı.
Anlaşmanın hemen ardından ABD de tutumunu açıkça ilan etti.
ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Esad sonrası dönemde SDG ile ortaklığın gerekçesinin kalmadığını belirterek petrol sahalarının, barajların ve IŞİD'lilerin bulunduğu cezaevlerinin Şam yönetimine devredilmesini öngören "entegrasyon" sürecinin detaylarını açıkladı.

23:09,
Trump: Suriye'de iyi bir iş çıkardım
ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’da düzenlediği basın toplantısında HTŞ yönetiminin lideri Ahmed Şara'ya övgüler düzdü.
"Ahmed Şara çok çalışkan, güçlü ve sert bir adam. Dün onunla hapishanelerdeki durum ve dünyanın en kötü teröristlerinin orada tutulması hakkında konuştum. Şara bu süreci yakından takip ediyor. Öylesi bir yerde temiz bir çocuğu göreve getirip bir şeyler başarmasını bekleyemezdiniz."
ABD’nin SDG ile ilişkisi hakkındaki soruları da yanıtlayan Trump, Kürt yapılan yardımların boyutuna dikkat çekti:
"Suriye'de iyi bir iş çıkardım. Kürtleri seviyorum ama şunu anlamanız gerekir ki; Kürtlere muazzam paralar ödendi. Onlara petrol ve başka şeyler verdik. Yani bunu bizim için yaptıklarından daha fazla kendileri için yapıyorlardı. Ama Kürtlerle iyi anlaşıyoruz ve onları korumaya çalışıyoruz."
Türkiye'ye dair tutumu sorulan Trump, "Çok sevdiğim Cumhurbaşkanı Erdoğan ile çok önemli bir telefon görüşmesi yapacağız. Kendisiyle konuşmak için sabırsızlanıyorum" dedi.
'IŞİD'lileri yakalamak için Şara ile çalıştık'
Şeddadi'de bulunan IŞİD'lilerin tutulduğu SDG kontrolündeki hapishaneden HTŞ saldırıları sırasında firar edenler olmuştu.
ABD Başkanı Donald Trump, hapishanedeki krize "bizzat müdahale ettiğini" söyledi.
New York Post'a konuşan Trump, "Avrupalı teröristler hapishaneden kaçmışlardı. Suriye hükümeti ve Suriye'nin yeni lideri ile çalıştık, onlar tüm mahkumları yakaladılar ve onları tekrar hapse attılar. Bunlar hepsi Avrupalı olan dünyanın en kötü teröristleriydi" dedi.
HTŞ yönetimi dün yaptığı açıklamada, IŞİD'lilerin firarından SDG'yi sorumlu tutmuştu. Açıklamada hapishaneden kaçtığı belirtilen 120 IŞİD'liden 81'inin yeniden yakalandığı aktarılmıştı.
21:43,
SDG'den ateşkes açıklaması
SDG Genel Komutanlığı, HTŞ ile varılan ateşkes kararına ilişkin bir basın açıklaması yayımlayarak, uzlaşıya tam olarak uyacaklarını duyurdu.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
"Şam hükümeti ile üzerinde anlaşılan ateşkes kararına güçlerimizin tam bağlılığını ilan ediyoruz. Güçlerimize yönelik herhangi bir saldırı gerçekleşmediği sürece, tarafımızdan hiçbir askeri eylemin başlatılmayacağını teyit ediyoruz."
Açıklamada Suriye'nin geleceğine dair müzakere süreçlerine hazır olduğunu belirtilerek, "Siyasi yollara, müzakereci çözümlere ve diyaloğa açık olduğumuzu; istikrarı hizmet etmek adına 18 Ocak anlaşmasının uygulanması noktasında ileriye dönük adımlar atmaya hazır olduğumuzu vurguluyoruz" denildi.
19:49,
Barrack: SDG'nin misyonu doldu, yeni adres Şam
HTŞ'nin duyurduğu yeni anlaşma ile eş zamanlı olarak ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack da ülkesinin pozisyonunu açık etti.
Barrack yayımladığı mesajda ABD’nin bölgedeki askeri varlığının ve ortaklıklarının nitelik değiştirdiğini vurgulayarak, "SDG'nin sahadaki rolü büyük ölçüde miadını doldurmuştur" dedi.
SDG ile ortaklığın "IŞİD ile mücadele" kapsamında kurulduğunu hatırlatan Tom Barrack, Esad yönetiminin devrilmesinin ardından Suriye'de muhatap alınabilecek yeni bir merkezi hükümetin kurulduğunu söyledi.
"Suriye artık, Küresel Koalisyon'a katılan, Batı'ya yöneldiğinin ve terörle mücadelede ABD ile iş birliği yapacağının sinyallerini veren tanınmış bir merkezi hükümete sahiptir. Bu durum, ABD-SDG ortaklığının gerekçesini de değiştirmektedir: SDG'nin sahadaki birincil IŞİD karşıtı güç olma rolü büyük ölçüde miadını doldurmuştur; zira Şam yönetimi artık IŞİD gözaltı tesislerinin ve kamplarının kontrolü de dahil olmak üzere güvenlik sorumluluklarını devralmaya hem isteklidir hem de buna uygun konumdadır."
'SDG, orduya entegre edilecek, IŞİD hapishanesi Şam'a devredilecek'
Barrack, ABD'nin federalizmi desteklemediğini ifade etti.
Bu kapsamda HTŞ yönetimi ve SDG arasında yürütülen görüşmeler sonucunda 18 Ocak tarihinde bir entegrasyon anlaşmasının imzalandığını duyurdu.
Anlaşmanın içeriğine dair bilgi veren Barrack, "Bu anlaşma, SDG savaşçılarının bireysel olarak ulusal orduya entegre edilmesini, petrol sahaları, barajlar ve sınır kapıları gibi kritik altyapıların devredilmesini ve IŞİD hapishanelerinin kontrolünün Şam’a geçmesini öngörmektedir" ifadelerini kullandı.
Barrack, ABD’nin bölgede uzun süreli bir askeri varlık niyetinin olmadığını iddia etti.
19:44,
HTŞ yeni anlaşmayı duyurdu: Haseke ve Kamışlı'ya girilmeyecek
SANA'nın, Şam yönetimine dayandırdığı açıklamaya göre, HTŞ güçleri ile SDG arasında Haseke vilayetinin geleceğine ilişkin mutabakata varıldı.
Bu akşam saat 20:00 itibarıyla yürürlüğe gireceği belirtilen anlaşmanın askeri hükümleri şöyle:
- Haseke ve Kamışlı şehir merkezlerine giriş yapılmayacak.
- Anlaşma kapsamında SDG'ye, bölgelerin pratik birleşme mekanizmasına dair detaylı bir plan hazırlaması için 4 günlük bir istişare süresi tanındı.
- HTŞ güçleri, Haseke ve Kamışlı şehir merkezlerine girmeyecek, şehrin dış kısımlarında konuşlanacak.
- Kamışlı dahil olmak üzere Haseke vilayetinin barışçıl bir şekilde devlet yapısına dahil edilmesine ilişkin takvim ve detaylar daha sonra müzakere edilecek.
- İki tarafa ait askeri birlikler Kürt köylerine girmeyecek. Sadece bölge sakinlerinden oluşan yerel güvenlik güçleri bulunacak.
- SDG'ye bağlı tüm askeri ve güvenlik güçlerinin kademeli olarak HTŞ yönetiminin Savunma ve İçişleri Bakanlıkları bünyesine katılacak.
SDG'ye bakan yardımcılığı ve valilik
Anlaşma kapsamında siyasi temsiliyet başlığında da uzlaşlıya varıldı.
Buna göre, SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi, HTŞ yönetiminin Suriye Savunma Bakan Yardımcılığı ve Haseke Valiliği için aday önerecek.
Ayrıca parlamentoda temsil edilecek isimler ile devlet kurumlarında istihdam edilecek kişilerin listesi de SDG tarafından sunulacak.
Anlaşmada, Kürtlerin kültürel haklarını ve vatandaşlık statülerini düzenleyen 13 Sayılı Kararname’nin uygulanacağı vurgulandı.
18:36,
İlham Ahmed: Acil müdahale talep ediyoruz
Gün boyu süren çatışmaların ardından Rojava Özerk Yönetimi Dış İlişkiler Dairesi Eş Başkanı İlham Ahmed’den kritik bir açıklama geldi.
AFP’nin haberine göre, SDG’nin İsrail ile temas halinde olduğunu belirten Ahmed, "İsrail devletinden bazı yetkililer bizimle iletişim kurdu ve bu görüşme desteğe yol açarsa, her kaynaktan gelecek desteğe açık oluruz" dedi.
SOHR’un aktardığına göre, uluslararası güçlere çağrıda bulunan Ahmed, “Suriye'deki Kürtlere yönelik soykırım saldırılarının durdurulması için acil müdahale talep ediyoruz" ifadelerini kullandı.
Uluslararası güçlerin sessizliğinin, bölgedeki gerilimin daha da tırmanmasına ve insani bir felaketin yaşanmasına yol açacağı uyarısında bulunan Ahmed, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Kürt bölgelerinin istikrarını bozmayı ve demografik yapısını değiştirmeyi amaçlayan saldırılara bir sınır konulmalıdır. Kürt sorunu çözülmeden ve Kürtlerin hakları güvence altına alınmadan, Suriye'nin geleceği barışa doğru ilerleyemez.”
16:45,
HTŞ'nin Savunma Bakanlığı: 'Kürt köyleri ve kasabalarına girmeyeceğiz'
HTŞ yönetimi, Hol Kampı'nı SDG'den almasının ardından bir açıklama yaptı.
Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklama şöyle:
"Bölgedeki Hol Kampı ve tüm IŞİD cezaevlerini devralmaya tam hazır olduğumuzu ilan ediyor; önceliğimizin IŞİD ile mücadele olduğunu vurguluyoruz.
Mahkumlar dosyasının, SDG liderliği tarafından kaos yaymak ve istikrarı sarsmak amacıyla rehineler veya siyasi pazarlık kozu olarak kullanılmasını reddediyoruz.
SDG liderliğini yükümlülüklerini yerine getirmeye ve 18 Ocak anlaşmasını derhal uygulamaya çağırıyoruz.
Kürt kardeşlerimizi koruma, güvenlik ve huzurlarını muhafaza etme konusundaki mutlak kararlılığımızı teyit ediyoruz.
Güçlerimizin Kürt köylerine ve kasabalarına girmeyeceği sözünü yeniliyoruz; ordu, tüm Suriyelilerin kalesidir, amacı istikrarı yeniden tesis etmek ve kamu kurumlarını korumaktır."
16:10,
SDG çatışmaların ardından Hol kampından çekildi
HTŞ'yle SDG arasında Haseke'nin doğusunda IŞİD'li tutukluların bulunduğu Hol Kampı yakınlarında şiddetli çatışmalar yaşandı.
HTŞ’nin Hol Kampı çevresinde saldırı başlattığı ifade edilirken, bölgede SDG’lilerle şiddetli çatışmalar yaşandığı belirtildi.
Askeri bir kaynak, sonrasında El Ekberiya'ya verdiği bilgide, Hasake'nin doğusundaki Hol kampını korumakla görevli SDG unsurlarının kamptan çekildiğini kaydetti.
HTŞ'nin Harekat Komutanlığı da SANA'ya yaptığı açıklamada şunları aktardı:
"SDG örgütü, Hol kampındaki muhafızlarını geri çekti ve böylece içerideki tutukluları serbest bıraktı."
SDG de resmi açıklamayla IŞİD kampından çekildiğini doğruladı.
SDG tarafından yapılan açıklamada, “IŞİD terör örgütü meselesine uluslararası alanda gösterilen ilgisizlik ve uluslararası toplumun bu ciddi meseleye ilişkin sorumluluklarını yerine getirememesi nedeniyle, güçlerimiz El-Hol Kampı'ndan çekilmek ve artan risk ve tehditlerle karşı karşıya olan Kuzey Suriye'deki şehirlerin yakınlarına yeniden konuşlanmak zorunda kaldı” denildi.
16:02,
Türkiye'den yüzlerce kişi Kamışlı sınırını geçti
HTŞ'nin SDG noktalarına dönük saldırılarının ardından yapılan çağrıların ardından, Mardin’in Nusaybin ilçesinde yüzlerce kişi polis barikatlarını aşarak sınırı geçti ve Suriye kenti Kamışlı’ya vardı.
15:48,
Dışişleri Bakanı Fidan'dan Suriye açıklaması: 'ABD Türkiye'nin rolünü takdirle karşılıyor'
Suriye açıklaması yapan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "18 Ocak Mutabakatı'nın bütün zorluklarına rağmen hayata geçmesinin ben Suriye'nin birliği, bütünlüğü adına fevkalade önemli bir işlev göreceğine inanıyorum" dedi. Mutabakat HTŞ yönetimi tarafından açıklanmış, Şam'daki görüşme sonrası SDG'nin mutabakatı imzalamadığı anlaşılmıştı.
Barrack ile görüşmesiyle ilgili de konuşan Fidan, "Türkiye'nin yapıcı rol oynamaya devam edeceğinin altını çizdik, takdirle karşılıyorlar" dedi.
14:57,
DEM Parti grup toplantısını Mardin'de yaptı: 'Mutabakata uymayan Şara yönetimidir'
Meclis yerine Mardin'in Nusaybin ilçesinde grup toplantısı yapan DEM Parti eş başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan konuşmalarında "10 Mart Mutabakatı'na uymayan Şara yönetimidir, onun arkasındaki güçlerdir" dedi.
Hatimoğulları, "Nusaybin'de sınırın sıfır noktasındayız. Birkaç adım ötede Kamışlı'da kardeşlerimiz şiddetli bir savaş tehlikesi altındalar. Rojava'da şiddetli bir çatışma devam ediyor. Suriye'de geçici Şam yönetimi ile SDG arasında birden masa devrildi, çatışmanın önü açıldı. Bu katliamı başlatan HTŞ güçlerini kınıyoruz, savaş hayır, barış hemen şimdi diyoruz" şeklinde konuştu.
Bakırhan ise "Kürt ümmet değil mi? Kabe'de omuz omuza değil misiniz?" dedi.
13:52,
TKP'den Suriye açıklaması: Ülkemiz şimdi daha güvenli değil
TKP, Suriye'de yaşanan gelişmelere ilişkin bir açıklama yayınladı.
TKP'nin açıklamasında, "ABD, İngiltere, İsrail, Türkiye başta olmak üzere, geniş bir koalisyonun katıldığı bir uluslararası operasyonla iç savaşa sürüklenen, ardından HTŞ denen çeteye teslim edilen Suriye’de etnik kimlik ve mezhep temelli kanlı hesaplaşmaların yeni bir evresi başlamıştır" denildi.
"HTŞ’nin yönetimindeki Suriye’nin birliğini sağlamanın ancak Kürt, Alevi, Dürzi nüfusa dönük katliamlarla mümkün olacağını söylemiştik. Şimdi bu noktaya gelmiş durumdayız" ifadelerine yer verilen açıklamada, tarafların birbirini "Amerikancılık ve İsrailcilikle" suçladığı, bunun emperyalizmin "başarısı" olduğu vurgulandı.
"SDG’yi silahlandıran da, HTŞ’yi SDG’nin üzerine süren de, AKP’ye cesaret veren de aynı odaktır" denilen açıklamada, şu ifadeler kullanıldı:
Türkiye’nin güvenliği, halkımızın ve yurttaşlarımızın güvenliğidir. Türkiye paranın egemen olduğu bu düzenden derhal kurtulmalıdır. Emperyalizme ve sömürüye karşı eşitlikçi bir Cumhuriyet için, laiklik için hep birlikte ayağa kalkmaktan başka çıkış yolu yoktur. Irkçılara, NATO’culara, TÜSİAD’çılara karşı birleşelim. Bu aynı zamanda kardeşliğin, gerçek bir birliğin de yolunu açacaktır. TKP bunun için üzerine düşeni yapacaktır.
13:44,
Haseke sınırında çatışmalar: 'Kamışlı'ya doğru göç edenler var'
soL'un yerel kaynaklardan edindiği bilgilere göre Haseke'nin çevresinde askeri hareketlilik artarken, sivil halkın güvenli bölgelere çekilmeye çalıştığı ifade ediliyor.
HTŞ güçlerinin Haseke'ye doğru ilerlediği yönündeki bilgilerle birlikte, Haseke şehir merkezinde ve çevresinde saldırılara karşı gergin bir bekleyiş devam ediyor. Şehrin dış mahallelerinde askeri hareketlilik olduğu ifade edilirken, HTŞ güçleri ile SDG arasında yer yer artan çatışmaların Haseke içine doğru kaydığı bildiriliyor.
Bu karışıklık sırasında, Geveran Mahallesinde bulunan ve IŞİD militanlarının tutulduğu El Sina hapishanesine HTŞ tarafından bir saldırı düzenlendiği ifade ediliyor.
Siviller Kamışlı'ya yöneliyor
Çatışmaların şehre yaklaşması ve hapishane bölgesindeki saldırılar nedeniyle Haseke sakinleri evlerini terk etmeye başladığı ifade ediliyor. Yerel kaynaklar, halkın bir kısmının çatışma bölgelerinden uzaklaşarak Kamışlı'ya doğru göç ettiğini aktarıyor.
Diplomatik iddialar ve sahadaki gerçeklik
Gazeteci Amberin Zaman'ın aktardığı bilgilere göre, ABD Başkanı Trump'ın taraflarla yaptığı telefon görüşmesinde Haseke'ye saldırılmaması yönünde telkinde bulunduğu iddia ediliyordu. Ancak Hasekeliler, bu tür diplomatik duyumların sahaya yansımadığını, çatışmaların ve tehdidin fiilen devam ettiğini belirtiyor.
12:16,
SDG: Kobani çevresinde saldırılar püskürtüldü
Suriye Demokratik Güçleri (SDG), Kobani'ye yönelik saldırı girişimlerine ilişkin yaptığı son açıklamada, gece boyunca devam eden hareketliliğin karşılık verilerek engellendiğini bildirdi. SDG'nin sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada Sırin ve Han Memed bölgelerinde yoğunlaşan çatışmalarda, HTŞ güçlerine ait olduğu belirtilen çok sayıda askeri zırhlı aracın hedef alındığı ve konvoyların bu müdahale sonucu geri çekilmek zorunda kaldığı aktarıldı.
SDG ve Kadın Savunma Birlikleri (YPJ) tarafından yapılan ortak açıklamada, SDG'nin her türlü saldırı senaryosuna karşı tam hazırlık içinde olduğu ifade edildi. Bölgedeki savunma hatlarının korunduğuna dikkat çekilen açıklamada, halkın ve toprakların savunulması konusundaki kararlılığın süreceği mesajı verildi.
12:00,
Dışişleri Bakanı Fidan, ABD'nin Ankara Büyükelçisi Barrack ile görüştü
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'ı Ankara'da kabul etti.
AA'nın "diplomatik kaynaklara" dayandırdığı habere göre, Bakan Fidan, Suriye Özel Temsilcisi Barrack ile Ankara'da görüştü.

11:41,
IŞİD'in elinden sağ kurtulan Nadia Murad'dan uluslararası topluma Suriye çağrısı: 'Sessiz kalamazsınız'
Nobel Barış Ödülü sahibi Nadia Murad, Suriye'de yaşanan güncel gelişmeler ve HTŞ'nin Kuzey ve Kuzey Doğu Suriye'ye yönelik operasyonları hakkında açıklama yaptı. Hapishanelerdeki IŞİD üyelerinin durumuyla ilgili endişelerini dile getiren Nadia Murad, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada soykırım ve cinsel şiddet faillerinin serbest kaldığına dikkat çeken Murad, tarihin tekerrür etmesinden duyduğu endişeyi dile getirerek "Dünya bunu yeniden görmezden gelemez" dedi ve Ortadoğu'da barışın hakim olması temennisini paylaştı.
Nadia Murad kimdir?
IŞİD'in 2014 yılında Irak Şengal'e düzenlediği saldırıda kaçırılan ve örgütün uyguladığı cinsel şiddet ile işkencelere maruz kalan Ezidi kadın, esaretten kurtulduktan sonra yaşadıklarını dünya kamuoyuna duyurmasıyla tanınıyor. Ezidilere yönelik yapılan IŞİD katliamlarını duyurması ve cinsel şiddetin bir savaş aracı olarak kullanılmasına karşı yürüttüğü mücadele nedeniyle 2018 yılında Nobel Barış Ödülü'ne layık görülen Murad, IŞİD'e karşı uluslararası kamuoyunun önemli isimlerinden biri olarak kabul ediliyor.
11:37,
Bahçeli Kamışlı'ya kadar 'temizlik' istedi
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında Suriye ile ilgili açıklamalar yaptı. "Suriye'de bütünlüğün tesis edilmesi gerektiğini" belirten Devlet Bahçeli, "Şam'ın güvenliği Ankara'nın güvenliğidir" dedi.
"Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin de konuşan Bahçeli, "Ucuz hesaplara taviz verilmeyecek kadar hayatidir" derken şöyle konuştu:
"Malumunuz olduğu üzere SDG ve YPG, yuvalandığı sahalardan Suriye ordusunun müessir mücadele yeteneğiyle sökülmüş, nihayet Fırat’ın batısından sürülüp çıkarılmıştır. Halep’in yanı sıra Rakka ve Deyrizor esaret, baskı, dayatma ve işgalden kurtarılmıştır. 10 Mart mutabakatına direnç gösteren, her fırsatta ayak sürüyen, dış tesirlilerle masayı ve müzakere ortamını sabote eden SDG ve YPG, kapsamlı bir süpürme harekâtıyla tutulduğu alanlardan zora ve silaha dayalı olarak defedilmiştir. Son gelişmeler hem Suriye hem de bölge ülkeleri ve Türkiye’miz adına son derece müsbet ve kayda değerdir.
SDG-YPG yuvalandığı sahalardan söküldü. Her fırsatta müzakere ortamını sabote eden SDG defedildi. Kürt kardeşlerimiz başka, SDG-YPG başkadır. YPG terördür, kürtlerle ilgisi yoktur. Fırat'ın batısı değil doğusu da terörden temizlenmelidir.
YPG’nin devlet içinde devlet gibi hareket eden fiilî ve mütecaviz tutumunun sürdürülebilirliği kesinlikle yoktur. Bu nedenle sadece Fırat’ın batısı değil, Fırat’ın doğusu da Ayn el-Arab’dan Kamışlı’ya kadar faal hâlde bulunan terörist faaliyetlerin kökü kurutulmalı, mıntıka temizliği bütüncül ve eşgüdüm hâlinde hayata geçirilmelidir. Ne yurt içinde ne de yurt dışında terörizme ve terörist örgütlerin kanlı kumpas ve komplikasyonlarına tahammül etmeyeceğiz; boyun eğmeyeceğiz, alttan almayacağız."
11:29,
Macron'dan Trump'a: Suriye konusunda tamamen aynı çizgideyiz
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un kendisine gönderdiği bir mesajı ifşalayan ABD Başkanı Donald Trump, Macron'un kendisine gönderdiği mesajda “Suriye konusunda tamamen aynı çizgideyiz. İran konusunda büyük işler yapabiliriz. Grönland konusunda ne yaptığını anlamıyorum” dediğini belirtti.
11:17,
HTŞ saldırılarının ardından Süleymaniye'de protestolar: Gönüllü gruplar Suriye'ye gidiyor
Suriye'de HTŞ'nin Kuzey ve Doğu Suriye'ye doğru başlattığı askeri hareketliliğin ve saldırıların ardından, Türkiye'den ve Irak'taki Kürt kentlerinden çeşitli protestolar yapıldı.
Bunlardan biri de Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi'ndeki Süleymaniye kentinde gerçekleşti. Dün akşamdan bu yana yapılan eylemlerde HTŞ'nin saldırıları protesto edilirken, sabah saatlerinde yüzlerce gönüllü de saldırılara karşı Suriye'deki Kürtlerle dayanışmak için yola çıktı.
Otobüslerle yola çıkan Süleymaniyeliler, başta Kobani olmak üzere Rojava'daki Kürt kentlerine ulaşmaya çalışacak. IKBY ile Suriye Kürtleri arasındaki tek sınır kapısı olan Semalka'ya doğru yola çıkan gönüllüler, saldırılara karşı direniş çağrısı yaptı.
10:55,
HTŞ'den SDG açıklaması: Mazlum Abdi ile yapılan toplantı beklentileri karşılamadı
HTŞ lideri Ahmed Şara’nın danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi’nin Şam’a gerçekleştirdiği ziyaret kapsamında yapılan görüşmenin beklentileri karşılamadığını açıkladı. Zeydan, görüşmenin “iyi geçmediğini ve hedeflenen sonuçları vermediğini” söyledi.
El Arabiya/El Hadath’a konuşan Zeydan, uluslararası toplumun "Suriye devletinin ülkenin tamamında egemenliğini tesis etmesi" konusunda fikir birliği içinde olduğunu vurguladı.
'SDG devleti IŞİD dosyasıyla baskılıyor'
Zeydan, SDG’yi sert ifadelerle eleştirerek, örgütün IŞİD tutuklularının bulunduğu cezaevlerini Şam’a karşı bir baskı unsuru olarak kullandığını savundu. Danışman, SDG kontrolündeki cezaevlerinden bazı IŞİD mensuplarının kaçtığını da iddia etti.
SDG içinde ciddi görüş ayrılıkları bulunduğunu ileri süren Zeydan, “Mazlum Abdi’nin devletle imzaladığı anlaşmalar, SDG içindeki Kandil çizgisi tarafından kabul edilmiyor. Milis zihniyeti hâlâ etkili” ifadelerini kullandı.
Zeydan ayrıca, HTŞ yönetiminin son yayımlanan başkanlık kararnamesiyle Kürt toplumunun haklarını güvence altına aldığını savunarak, SDG’nin Kürtleri de baskı altında tuttuğunu öne sürdü.
Anlaşma sonrası karşılıklı suçlamalar
Yaşanan gelişmeler, Şara ile Abdi arasında pazar günü imzalanan ve ateşkes ilan edilmesini, SDG güçlerinin orduya entegrasyonunu ve Rakka ile Deyrezor’u idari ve askerî olarak Şam’a devretmesini öngören anlaşmanın ardından geldi.
Ancak taraflar kısa sürede birbirini anlaşmayı ihlal etmekle suçladı. Fransız haber ajansı AFP’ye konuşan Kürt kaynaklar, Şam’daki son görüşmede özellikle anlaşmanın uygulanma mekanizmaları konusunda ciddi görüş ayrılıklarının ortaya çıktığını belirtti.
Bu gelişmelerin ardından SDG, pazartesi gecesi “genel seferberlik” ilan ederek, Suriye içinde ve dışında bulunan gençlere “direnişi desteklemek” için çağrıda bulundu.
10:47,
Mazlum Abdi ile aynı heyette olan komutan Şam’daki görüşmelerin detaylarını anlattı: 'Tam teslimiyet dayatıldı'
Rojava Kadın Savunma Birlikleri (YPJ) Genel Komutanı Rohilat Afrin, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Genel Komutanı Mazlum Abdi başkanlığındaki heyet ile HTŞ yönetimi arasında gerçekleşen görüşmelerin detaylarını paylaştı.
Rudaw’a konuşan Afrin, Şam yönetiminin diyalog yerine "tam teslimiyet" dayattığını, cezaevlerindeki IŞİD mensuplarının bilinçli olarak serbest bırakıldığını ve müzakere sürecinin tıkandığını belirtti.
'Toplantı sırasında durumlar değişti'
Rohilat Afrin, Şam’da gerçekleşen ve beş saatten fazla süren toplantıya, Ahmed Şara yönetimini temsilen İstihbarat Sorumlusu Hüseyin Selami, Savunma Bakanı Ebu Kasra, Dışişleri Bakanı Esad Şeybani ve bizzat Ahmed Şara'nın katıldığını ve SDG heyetinin yanı sıra ABD Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın da görüşmede hazır bulunduğunu ifade etti.
Afrin, 4 Ocak’ta yapılan teknik görüşmelerde SDG’nin üç tümen halinde orduya katılması ve özerk yapının korunması üzerinde bir mutabakat oluştuğunu, ancak son toplantıda bu durumun değiştiğini ifade etti. Afrin, Şam heyetinin önceki anlayışı reddederek, Haseke ve Kobani’nin derhal boşaltılmasını, silahların bırakılmasını ve SDG güçlerinin orduya bireysel olarak katılmasını talep ettiğini aktardı.
SDG heyetinin bu yeni şartların değerlendirilmesi ve entegrasyonun gözden geçirilmesi için zaman istediğini belirten Afrin, Şam yönetiminin taleplerin hemen uygulanmasını dayattığını söyledi. Afrin bu durumu, "13 yıllık kazanımların yok edilmesi ve Kürt halkının iradesinin teslim alınması" olarak nitelendirerek kabul etmediklerini belirtti.
Barrack sessizce izledi
Afrin, daha önce ABD Temsilcisi Tom Barrack’ın SDG’nin birleşik bir güç olarak kalacağı ve Kürtlerin kendi bölgelerini yöneteceği yönünde sözlü güvenceler verdiğini doğruladı. Ancak toplantı sırasındaki tavrını eleştiren Afrin, Barrack’ın ve IŞİD’e karşı Uluslararası Koalisyon’un sürece sessiz kaldığını ifade etti.
SDG'ye süre dayatması: 'Hemen şimdi!'
Rohilat Afrin, HTŞ yönetiminin daha önce anlaşmanın uygulanması için bir ay süre öngördüğünü ancak Deyrezor ve Rakka saldırılarının ardından öne sürülen şartların hemen kabul edilmesini istediklerini belirtti. Afrin, SDG heyetinin belirli bir süre sınırlaması koymadan yeni teklifi komuta kademesi ve siyasi organlarla istişare etmek için zaman istediğini, ancak karşı tarafın "hemen" diyerek durumu bir oldu bittiye getirmeye çalıştığını ifade etti. Afrin, bu yaklaşımı bir teslimiyet dayatması olarak gördüklerini belirtti.
'Metne savaş dursun diye imza attık'
Afrin, Şam yönetiminin SDG içinde yer alan PKK unsurları iddialarını reddederek, bunun SDG’yi kriminalize etmek için bir bahane olarak kullanıldığını ifade etti. Ayrıca, bölgede yeni bir IŞİD tehdidinin ortaya çıktığını belirterek, IŞİD’lilerin bilinçli olarak serbest bırakıldığını ve koalisyonun somut bir tavır göstermemesi halinde bu durumun Suriye ve komşu ülkeler için tehdit oluşturacağını söyledi.
Mazlum Abdi’nin önceki gün imzaladığı anlaşmaya da değinen Afrin, Abdi’nin bu metni savaşın durması ve sorunların diyalogla çözülmesi amacıyla imzaladığını belirtti. Ancak Şam tarafının dünkü tavrıyla her şeyi tek merkezden yönetmek istediğini ifade etti. Afrin, açıklamasının sonunda Kürt halkına, birlik çağrısında bulundu.
10:24,
Suriye Demokratik Meclisi: Kobani'ye saldırı, terörü yenilgiye uğratanlardan intikam alma girişimidir
Suriye Demokratik Meclisi (SDM), Rojava Yönetimi bölgelerindeki "tehlikeli tırmanış" konusunda sert bir uyarıda bulunarak, HTŞ'ye bağlı silahlı grupların Kobani şehri için doğrudan bir tehdit oluşturduğunu açıkladı.
SDM yayınladığı bildiride, saldırıların Kürt halkını ve "IŞİD'e karşı savaşın ön saflarında yer alıp örgütün yenilgiye uğratılmasında rol oynayan" güçleri hedef aldığına dikkat çekti.
Söz konusu grupların eylemlerini kınayan Meclis, şu ifadeleri kullandı: "Kadın Savunma Birlikleri (YPJ) savaşçılarının esir alındıktan sonra infaz edilmesi ve IŞİD mensuplarının serbest bırakılması, terörün yeniden üretilmesidir; bu durum bölgesel ve uluslararası güvenliğe yönelik doğrudan bir tehdittir." SDM ayrıca, "Halep'te Alevilere, Dürzilere ve Kürtlere karşı yaşananlara benzer yeni katliamların gerçekleştirilmesi" ihtimali konusunda da uyarıda bulundu.
'Kobani'ye saldırı terörü yenilgiye uğratanlardan intikam alma girişimidir'
Kobani şehrini "IŞİD'e karşı küresel direnişin ve örgütün çöküş sürecinin başlangıcının sembolü" olarak nitelendiren SDM açıklamasında, şehrin doğrudan bir tehditle karşı karşıya olduğunu vurgulayarak şu ifadelere yer verildi:
"Kobani'ye saldırı, demokratik değerlere ve özgürlüğe saldırıdır; aynı zamanda terörü yenilgiye uğratanlardan intikam alma girişimidir."
SDM'ye göre Kobani ile eş zamanlı olarak, "Cezire bölgesi de Arap, Kürt, Süryani ve Asuri tüm bileşenleriyle hedef alınmıştır. Bu saldırıların amacı, bir arada yaşama projesini bozmak ve özgür, demokratik bir Suriye'nin kurulmasını engellemektir."
Suriye Demokratik Güçleri'ne (SDG) destek çağrısında bulunan Suriye Demokratik Meclisi şu çağrıyı yaptı:
"Bugün SDG'yi desteklemek siyasi bir tercih değil; terörün geri dönüşünü engellemek ve sivilleri korumak adına ahlaki ve insani bir sorumluluktur."
Meclis ayrıca, "bu tehlikelerin görmezden gelinmesinin, terörün bir kez daha dünyanın kapısını çalmasına neden olacağı" uyarısında bulundu.
SDM, "Geçici Hükümet ile diyalog ve müzakere diline bağlı olduklarını" yinelemekle birlikte, "diyalog ve barışçıl çözümü reddeden Şam yönetiminin vahşi eylemlerini" kınadı. Bu nedenle, "özgürlüğü ve onuru savunmak; demokratik, çoğulcu, ademi merkeziyetçi ve tüm evlatları için güvenli bir Suriye inşa etmek adına meşru direnişin sürmesi gerektiğini" vurguladı.
10:05,
Ali Yerlikaya: Hiçbir provokasyona ve algı operasyonuna müsamaha göstermeyeceğiz
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Suriye’de son dönemde yaşanan gelişmeler ve Türkiye’nin sınır hattındaki hareketliliğin devletin ilgili tüm birimleri tarafından anbean takip edildiğini belirterek, "ülkenin huzurunu hedef alan hiçbir girişime izin verilmeyeceğini" söyledi.
Yerlikaya, yaptığı açıklamada, "provokasyonlara ve algı operasyonlarına karşı sıfır tolerans politikası" izlendiğini ifade etti. "Özellikle sosyal medya üzerinden kasıtlı biçimde yayılan yalan haberler ve kamuoyunu paniğe sevk etmeyi amaçlayan paylaşımların açık bir dezenformasyon faaliyeti" olduğunu ileri sürdü.
Bakan şöyle devam etti:
"Bu tür provokatif içerikli yayın yapanlar hakkında, Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığımız ve Güvenlik Daire Başkanlığımız çalışmalarını aralıksız sürdürmektedir.
Sayın Cumhurbaşkanımızın da ifade ettikleri gibi, “Türkiye, bölge halklarına çok büyük acılar yaşatan meselelerin, kardeşlik zemininde, aklıselimle çözülmesini savunan bir ülkedir.”
09:47,
Murat Karayılan: Rojava’ya saldırılar Kürt halkının kazanımlarına dönük bir komplodur
KCK Yürütme Komitesi Üyesi Murat Karayılan, Fırat Haber Ajansı’na (ANF) yaptığı açıklamada, Rojava’da Halep’ten Haseke’ye uzanan hatta süren çatışmaların yalnızca bölgesel değil, tüm Kürt halkını hedef alan kapsamlı bir planın parçası olduğunu savundu.
Karayılan, Rojava’ya dönük saldırıların “bölgenin yeniden dizaynı” kapsamında yürütüldüğünü ifade ederek, Kürt halkının irade ve statü sahibi olmasının engellenmek istendiğini söyledi. Açıklamasında, bu sürecin aynı zamanda Türkiye’de Kürt sorununa dair yürütülen siyasi tartışmaları boşa düşürmeyi amaçladığını ifade etti.
'Türk devleti bu süreçte aktif rol oynuyor'
Karayılan, Türkiye’nin askeri ve istihbari kapasitesiyle sahada doğrudan rol aldığını iddia ederek, savaş uçakları ve keşif faaliyetlerinin yanı sıra silahlı gruplar aracılığıyla fiili bir müdahale yürütüldüğünü öne sürdü. Rojava’daki gelişmeler ile Türkiye’de “iç barış” söylemi arasında ciddi bir çelişki bulunduğunu savundu.
Uluslararası güçlere tepki
Açıklamada, ABD başta olmak üzere uluslararası koalisyon ülkeleri de sert biçimde eleştirildi. Karayılan, IŞİD’e karşı yürütülen mücadelede Rojava güçlerinin belirleyici rol oynadığını söyleyerek, bugün gelinen noktada bu güçlerin saldırılar karşısında yalnız bırakıldığını savundu. Özellikle Rakka’daki cezaevlerinin hedef alınmasına dikkat çekerek, koalisyonun bu duruma sessiz kalmasını “riyakârlık” olarak nitelendirdi.
'Seferberlik çağrısı tüm Kürdistan içindir'
Karayılan, Demokratik Özerk Yönetim’in ilan ettiği seferberliğin yalnızca Rojava’yı değil, "Kürdistan’ın dört parçasını" kapsadığını ifade etti. Kürt halkına ve özellikle gençlere çağrıda bulunan Karayılan, yurt dışında yaşayan Kürtlerin de bulundukları ülkelerde siyasi ve toplumsal sorumluluk almaları gerektiğini söyledi.
'YPG, YPJ ve SDG tarihi bir direniş sergileyecek'
Açıklamasının sonunda, sahada direnen güçlere güven duyduklarını belirten Karayılan, Kobané direnişini hatırlatarak benzer bir tarihsel sürecin yaşandığını ileri sürdü. Rojava’daki direnişin, örgütlü ve uzun soluklu bir mücadeleyle sonuç alabileceğini savundu.
Karayılan, “Ne olursa olsun Rojava halkını yalnız bırakmayacağız” diyerek sözlerini tamamladı.
09:33,
HTŞ sure ile Kürtlere karşı 'fetih' ilan etti
HTŞ'nin Diyanet İşleri ve Vakıflar Bakanlığı, Suriye'deki camilere gönderdiği bir yazıda, Kürtlere ve Rojava’ya yönelik saldırıları "Fütuhat" (Fetihler) olarak nitelendirdi. Diyanetin gönderdiği genelge, Kuran'ın Enfal Suresi'nin 9. ayetiyle başlıyor.
Rudaw'ın aktardığına göre, HTŞ'nin Diyanet İşleri ve Vakıflar Bakanı Dr. Muhammed Ebu Hayr Şükri'nin imzasını taşıyan ve 18.01.2026 tarihli genelgede, Bakanlık cami hatiplerine talimat verdi. Bakan, hatiplerden namazlarda, "HTŞ askerlerinin zaferi için" dua etmek amacıyla "Kunut" duası okumalarını istedi.
Ayrıca Bakan, HTŞ'ye bağlı ordunun Rojava'da Kürt halkına yönelik saldırılarındaki "fütuhat ve zaferlerini kutlamak ve sevinçlerini ifade etmek amacıyla" cami hatiplerinin tekbir getirmelerini talep etti.
Metinde, Irak hükümetinin 1987 ve 1988 yıllarında sekiz aşamalı olarak başlattığı ve 182 bin Kürdün diri diri gömüldüğü "Enfal" harekatına atıfta bulunuldu. Ayrıca "Fütuhat" kavramının, şeriat ve İslami yorumlara göre "kâfirlere" karşı uygulandığına değinildi.
09:25,
Yılmaz Tunç duyurdu: Sosyal medyadan Suriye paylaşımlarına soruşturma
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç sosyal medya üzerinden Suriye üzerine paylaşım yapan bazı hesaplara ilişkin resen soruşturmalar başlatıldığını açıkladı.
Türkiye Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Suriye'deki gelişmelere ilişkin "Bu hassas süreçte, özellikle sosyal medya mecraları üzerinden yürütülen dezenformasyon faaliyetleri ile halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmeyi amaçlayan provokatif paylaşımlarla ilgili Cumhuriyet Başsavcılıklarımızca resen soruşturmalar başlatılmıştır" ifadelerini kullandı.
Bakan Tunç, sosyal hesabından yaptığı paylaşımda, şunları kaydetti:
"Bu hassas süreçte, özellikle sosyal medya mecraları üzerinden yürütülen dezenformasyon faaliyetleri ile halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmeyi amaçlayan provokatif paylaşımlarla ilgili Cumhuriyet Başsavcılıklarımızca resen soruşturmalar başlatılmıştır. Suç teşkil eden içerikler bakımından, erişim engeli başta olmak üzere tüm yargısal ve teknik tedbirler kararlılıkla uygulanacaktır. Sosyal medya mecralarında bilgi kirliliğine, dezenformasyona, toplumumuzun huzurunu bozacak ve kaosa sebep olacak girişimlere asla müsaade edilmeyecektir."
09:18,
CHP'den çarpıcı Suriye çıkışı: 'Artık SDG yok, gelişmeler olumlu sonuçlara kapı aralıyor'
Suriye'de cihatçı HTŞ yönetiminin SDG kontrolündeki bölgelere yönelik başlattığı saldırılar sürerken, CHP'den konuya ilişkin ilk değerlendirme geldi.
CHP'nin dış politika tutumunu belirleyen isimlerden olan Namık Tan, "Suriye’de artık SDG yok. Esat devrilip, IŞİD ortadan kalkınca ABD'nin SDG'ye ihtiyacı kalmadı. Avrupalıların ise başı kalabalık" dedi.
"On yıldır iktidarın ABD'nin binlerce kamyonla dişinden tırnağına ağır silahlarla donattığını iddia ettiği 100.000 kişilik terörist ordusu, Zagros'tan Amonos'a terör koridoru, İsrail'in kapımıza dayanmak için kullanacağı koçbaşı gibi anlatılarının tümüyle palavra olduğu açıkça ortaya çıktı" diyen Tan, "SDG'nin 2/3'ünü oluşturan yerel Arap aşiretler gücü ve parayı takip ederek taraf değiştirdi ve 24 saatte SDG bitti" ifadesini kullandı.
Rojava'nın ya da Fırat'ın Doğusu'nun "Suriye Kürdistanı" olmadığını söyleyen Tan, "Suriye’de Kürtler Afrin, Kobane ve haritanın 'ördek gagası' denilen kuzeydoğu ucundaki Kamışlı, Amude, Derik gibi yerleşim birimlerinde üç ayrı cepte çoğunluk idi. Oysa Irak Kürdistan Bölgesi nüfusunun neredeyse tamamı Kürt ve Irak'ın Kürt nüfusunun neredeyse tamamı da IKB'de yaşıyor" kıyaslaması yaptı.
'Olumlu sonuçlara kapı araladığını düşünüyoruz'
Tan konuyla ilgili değerlendirmelerini şöyle sürdürdü:
"Suriye’de Kürtlerin yaşadığı 'cepler' ise Afrin istisnası dışında dümdüz.
Afrin Kürtlerin belki bin yıllık yurduyken diğer sınıra bitişik ceplerdeki Kürt nüfus Cumhuriyetin kuruluş döneminde ayaklanmalar sonrasında Türkiye'den göçmüş veya kaçmış aşiretlerin devamı.
IKB'nin de denize çıkışı yok ancak yeraltı zenginlikleri, başkenti Bağdat'la, komşuları İran ve Türkiye ile geliştirdiği ilişkiler de artık yok olan DAANES'ten taban tabana farklı.
CHP olarak biz laik Cumhuriyetimizin dış politikasının da seküler olmasını savunuyoruz.
Mezhepçi, etnikçi yaklaşımlardan kaçınmayı önceliyoruz.
Laik Cumhuriyet yurttaşlığı ile 'komünalizm' birbirleriyle bağdaşmaz.
Komünalizm, Britanya İmparatorluğu çökerken İngiltere’ye gelen Hindu, Pakistanlı Müslüman gibi çeşitli azınlık gruplara 'sizin topluma entegre olmanıza gerek yok, kendinize ayrılan yerlerde ve zümreler halinde yurttaşlık haklarınızdan yararlanın, kendi inancınızla kendi dilinizle sınırlı kalın' demekti.
Laik düzende ise bir diğer sömürge imparatorluğu Fransa’da olduğu gibi devlet inançlar ve etnik kökenler karşısında kör ve sağırdır: Yurttaşlar özgürdür, eşittir, kardeşçe yaşar.
Dolayısıyla, CHP’nin Kürt yurttaşa da, inançlı yurttaşa da, inanmayan yurttaşa da, Karadenizliye de, Trakyalıya da, milliyetçiye de komüniste de söylediği belli: Cumhuriyetin anayasal çatısı altında, yasalar önünde hepimiz eşitiz; haklarımız ve sorumluluklarımız aynı.
Türkiye’nin sınırları da belli: Bu sınırlar kanla, ateşle ve çelikle Cumhuriyet kurulurken çizilmiş, bu sınırların içinde yaşayan halktan modern bir ulus yaratılmış, bu ulusun fertleri Cumhuriyetin eşit yurttaşları olmuş.
Cumhuriyet vizyonu budur.
Eksikler giderilerek, yanlışlar düzeltilerek, tarihle yüzleşilerek çıkılacak yol ve varılacak menzil budur.
Bunun ötesinde Türk ile Kürt arasındaki gönül bağı Cumhuriyetimizin temel temel harcıdır.
Bizim mayamız, tılsımımız başkadır. Vatanımız, geleceğimiz, hikâyemiz ortaktır.
CHP olarak bizim için dış politikada akıldan başka rehber, ulusal çıkarlardan başka savunulacak konu, ulusal egemenlikten başka öncelik yoktur.
Bu bağlamda CHP Suriye’ye baktığında, Irak’a baktığında, İran’a baktığında her şeyden önce ayrı ayrı ülkeler görür.
CHP Suriye’nin, Irak’ın, İran’ın halklarının iradelerine saygı duyar.
Bu ülkelerin müreffeh, huzurlu, tümleşik yapılara kavuşması için elden gelen desteğin verilmesini, devletlerin kurumsal altyapılarının güçlendirilmesini savunur.
Sınır ötesi Kürtler doğru Cumhuriyetçi politikalar benimsendiğinde Türkiye’ye kendiliklerinden bir güvenlik kuşağı ve Ortadoğu’ya giriş kapısı oluşturacaktır.
Teröristten devlet adamlığına dönüşme fırsatı tanınacaksa bu herkes için geçerli olmalıdır. Sunulan olanağın muhatapları da bu fırsatı zamanlıca değerlendirmeyi, ıskalamamayı bilmeli ve ona göre tutum benimsemelidir.
Suriye’deki gelişmelere ana hatlarıyla bu çerçeveden bakıyoruz.
Suriye’deki gelişmelerin olumlu sonuçlara kapı araladığını düşünüyoruz."
08:23,
Mustafa Karasu'dan 'Rojava' açıklaması
Kobani'nin kuşatıldığı, Haseke'ye doğru ilerlendiği haberleri gece boyu devam ederken, KCK'den yaşananlara ilişkin açıklama geldi.
Mustafa Karasu tarafından yapılan açıklamada çözüm sürecine ve AKP iktidarına dair bir atıf yer almaması dikkat çekerken, "Şu anda Kuzey Doğu Suriye'de, Rojava'da Kürt halkına karşı ağır bir saldırı yapılmaktadır" denildi.
Karasu'nun açıklamasında "Bu açıdan yarın geç olabilir, şimdiden ayağa kalkılmalıdır. Başta gençler ve kadınlar olmak üzere bu mücadeleye güç katmalıdırlar. Kürdistan gençliği bugünler için vardır. Bu açıdan gençlik her yerde ayağa kalkmalı. 2014'te Suruç-Kobanê sınırı DAİŞ'e karşı direnişin sembol yeriydi. Bugün de benzer biçimde Rojava Kürdistan direnişine her yerde destek verebiliriz. Şimdi bunun zamanıdır. Çünkü saldırılar alçakçadır, vahşicedir. Halep'te bir Kürt kadının cenazesinin nasıl atıldığını gördük. Kürtler onlarca yıldır büyük direniş gösteriyorlar. Bütün saldırılara rağmen ayakta kaldılar, direndiler. Büyük gelişme yarattılar" denildi.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.