Breadcrumb
Bahçeli Erdoğan'ın 'Barış' Kurulu'nun başı olması için ABD'ye seslendi, Kobane'den Kamışlı'ya 'temizlik' istedi
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 20.01.2026 , 12:19
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısı gündeme dair açıklamalarda bulundu.
Konuşmasında ağırlıklı olarak Suriye'deki gelişmelere yer veren Bahçeli, Suriye’de SDG'nin varlığının tamamen sona erdirilmesi gerektiğini belirterek Kobane’den Kamışlı’ya kadar “bütüncül eşgüdümlü bir mıntıka temizliği” çağrısı yaptı. Bahçeli, "Konfederasyon, federasyon, özerklik gündeme gelmemelidir" dedi.
Bahçeli, "terörsüz Türkiye" ve "terörsüz bölge" hedefinin kararlılıkla sürdürüleceğini vurguladı.
"MHP Cumhur İttifakı ortağıdır ancak iktidar ortağı değildir" mesajı veren Bahçeli, "İttifak ortağı olarak da Cumhurbaşkanlığı kabinesinin ülkenin kalkınmasındaki aldığı kararlara destek olmak siyasi ahlakımızın gereğidir. Biz boş işlerle uğraşmıyoruz. Teneke gürültüsüne kulak asmıyoruz. Ekonomik ve sosyal meselelere kafa yoruyoruz" ifadelerini kullandı.
Geçen hafta grup konulmasında emekli aylığı için "sefalet ücreti" ifadelerini kullanan Bahçeli, sözlerinin arkasında durduğunu ancak CHP'nin önergesini kabul etmeyeceklerini de söyledi.
‘SDG ve YPG’nin 27 Şubat İmralı çağrısına muhalif hareket ettiği açıktır’
Bahçeli'nin açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:
"Haftalık arayla önce İl Başkanları Toplantımızı, müteakiben Merkez Yönetim Kurulu ve Merkez Disiplin Kurulu ortak toplantımızı gerçekleştirdik. Bundan sonra takip ve temin edeceğimiz siyasi yol haritası üzerine muhtevalı değerlendirmeler yaparak fikir ve görüş birliği sağladık. Ülkemizi her yönden etkileyen iç ve dış gelişmeleri, dünyayı kasıp kavuran siyasi ve stratejik mücadeleleri, çoğalan risk ve tehditleri kapsamlı olarak ele aldık.
Bilhassa terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hedefleri çerçevesinde bir yandan atılan kararlı adımları, diğer yandan da bozucu tesirleri ve bozguncu tertipleri dikkatle yorumladık. Yıkımı ve yıkıcılığı tercih eden Siyonist emperyalizmin yoz ve yeminli işbirlikçilerini, bunların şiddet ve şekavetle yazılmış husumet senaryolarını gözden geçirerek temkinli ve tedbirli siyasi duruşumuzu teyit ettik. Memnuniyetle ifade etmeliyim ki Milliyetçi Hareket Partisi; huzurlu, güvenli, millî birlik ve bütünlüğü çelikleşmiş, barış ve refahla çatısı örülmüş bir Türkiye’yi, Cumhur İttifakı’nın ortak akıl ve ahlaki yapısıyla hayata geçirmenin sonsuz amaç ve azmindedir.
Bölgesel ve küresel gelişmelerin baş döndüren hız ve değişimi hepimizin gözü önünde cereyan etmektedir. Evvel emirde yapacağımız her değerlendirmenin ağırlık merkezinin Türkiye olması mecburiyetindedir çünkü politik kavrayışımızın ve fikir kuvvetimizin kaynak ve hareket üssü, başkent Ankara’nın tarihî, siyasî ve gelecek vizyonuyla sınırlıdır. Pergelin sabit ucunu Ankara’ya koyarak, hareketli ucuyla da dünyayı, yaşanan hadiseleri ve hayatın derinliğini, kuvvetli akışını 360 derecelik açıyla analiz ve takip etmek durumundayız.
Malumunuz olduğu üzere SDG ve YPG yuvalandığı sahalardan Suriye Ordusunun müessir mücadele yeteneği ile sökülmüş nihayet Fırat’ın batısından sürüp çıkarılmıştır. Halep’in yanı sıra Rakka ve Deyrizor esaret baskı dayatma ve işgalden kurtarılmıştır. 10 Mart Mutabakatına direnç gösteren her fırsatta ayak sürüyen dış tesirlerle masayı ve müzakere ortamını sabote eden SDG ve YPG kapsamlı bir süpürme harekatı ile tutulduğu alanlardan zora ve silaha dayalı olarak defedilmiştir. Son gelişmeler hem Suriye hem de bölge ülkeleri hem de Türkiye’miz adına son derece müsbetle kayda değerdir. Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge hedeflerine suikast üstüne suikast SDG ve YPG’nin 27 Şubat İmralı çağrısına muhalif hareket ettiği açıktır.
‘SDG'nin anlaşma imzalamak durumunda kalması hayırlıdır’
Gerçekten de Suriye’de tezahür eden SDG-YPG provokasyonlarını, 27 Şubat barış ve demokratik toplum sürecini baltalama girişimi olarak gören ve gösteren bizzat PKK’nın kurucu önderliğidir. Suriye’de yeni bir siyasî ve toplumsal yapı kurulmaktadır; sıkıyı görünce teslim bayrağını çeken SDG ve YPG’nin, Şam yönetimi ile 14 maddelik ateşkes ve tam entegrasyon anlaşmasını imzalamak durumunda kalması oldukça anlamlı ve hayırlı bir sonuçtur. Suriye’de Arap aşiretlerinin, Kürtlerin, Türkmenlerin ve diğer etnik grupların bir ve kardeşçe yaşamak dışında arayışları ve arzuları yoktur.
Özellikle Rakka ve Deyrizor’da ayağa kalkan Arap aşiretleri, Şam yönetimiyle el ele vermiş, SDG-YPG terörüne karşı olağanüstü bir mücadele sergilemişlerdir. Şunu tekrar açıklamak lazımdır ki Kürt kardeşlerimiz başkadır, SDG-YPG başkadır; SDG-YPG bir terör örgütüdür ve Kürt kardeşlerimizi temsil etmesi, onlar adına söz ve hak iddiasında bulunması kuyruklu bir yalan, A’dan Z’ye hayal mahsulüdür. 18 Ocak 2026 Pazar günü Suriye Cumhurbaşkanı Sayın Şara’ın yayımladığı kararname ve Suriye’de yaşanan gelişmelere ilişkin yapmış olduğum yazılı değerlendirmede her mesele enine boyuna yorumlanmıştır. Bir kez daha ve özetle ifade edecek olursam, Milliyetçi Hareket Partisi olarak yeni Suriye’de kapsayıcı, kucaklayıcı, uzlaşmacı; tüm etnik ve dinî unsurları Suriye’nin ortak geleceğinde buluşturan, Suriye vatandaşlığında bütünleştiren; demokratik, istikrarlı, temsil adaletine ve serbest seçimlere dayalı, temel hak ve hürriyetlerin korunmasını esas alan bir anlayışla anayasa yapılmasını önermiştik.
‘Konfederasyon, federasyon, özerklik gündeme gelmemelidir’
16 Ocak 2026 tarihinde Suriye Cumhurbaşkanı’nın anayasal beyanname hükümlerine dayanarak, yüksek ulusal menfaatlerin gereklilikleri uyarınca devletin ulusal birliğini güçlendirme, tüm Suriyeli vatandaşlar için kültürel ve sivil hakları tanıma konusundaki rol ve sorumluluğuna binaen yayımladığı 2026/13 sayılı kararname, düşüncelerimize ve önerilerimize uygun bir içeriğe sahiptir. Bize göre mezkur kararname isabetli ve anlamlı olup, Suriye’de birlik ve bütünlüğü tahkim etme yönünde doğru zamanda atılmış önemli bir adımdır. Tekraren vurgulamak isterim ki Suriye’nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü esasına dayalı üniter bir yapının tesis edilmesi gerekmekte; konfederasyon, federasyon, özerklik gibi eski çatışma hatlarını ve terörist faaliyetlerini yeniden canlandırabilecek tartışmalar gündeme getirilmemelidir. Suriye Cumhuriyeti’ne vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkesin eşit hak ve özgürlüklere sahip olması, etnik ya da dinî farklılıkların devlet nezdinde hiçbir önem arz etmemesi çok mühimdir. En önemli ortak paydanın Suriye vatandaşlığı olacağı hususunda tüm sosyal kesimlere güvence verilmelidir. Suriye’de hiçbir kesim, hiçbir etnik veya mezhebî grup dışarıda bırakılmamalı, mağdur edilmemeli, yok sayılmamalıdır; tek bayrak, tek devlet, tek ordu anlayışıyla egemen eşitliği her karış toprağında tesis edilmiş Suriye Cumhuriyeti Devleti, bölgesel istikrar ve barışa çok değerli katkılar verecektir.
‘Mıntıka temizliği bütüncül ve eşgüdüm hâlinde hayata geçirilmelidir’
YPG’nin devlet içinde devlet gibi hareket eden fiilî ve mütecaviz tutumunun sürdürülebilirliği kesinlikle yoktur. Bu nedenle sadece Fırat’ın batısı değil, Fırat’ın doğusu da Ayn el-Arab’dan Kamışlı’ya kadar faal hâlde bulunan terörist faaliyetlerin kökü kurutulmalı, mıntıka temizliği bütüncül ve eşgüdüm hâlinde hayata geçirilmelidir. Ne yurt içinde ne de yurt dışında terörizme ve terörist örgütlerin kanlı kumpas ve komplikasyonlarına tahammül etmeyeceğiz; boyun eğmeyeceğiz, alttan almayacağız. Terörün sonu yoktur, terörizm çıkmaz bir sokaktır; insanlığa karşı işlenmiş en vahşi suç terör suçudur ve terörle yaşamak, teröre sessiz ve seyirci kalmak onurlu yaşamanın tam tersi, tam zıddıdır. Cinayet, melanet, ihanet ve rezaletlerin hiç kimsenin yanına kalmayacağı, hiçbir hain örgütünün yanına bırakılmayacağı da gayet iyi bilinmelidir."
Emekli maaşı çıkışı: Söylediklerimin arkasındayım
Bahçeli, AKP'nin 20 bin TL'ye çıkardığı en düşük emekli maaşı için "sefalet ücreti" demesinin ardından yeni bir çıkışta da bulundu:
“Geçen haftaki grup konuşmamda en düşük emekli maaşı olan kardeşlerimizin sefalet ücretine değil en azından insanca yaşayabilecekleri bir seviyeye taşınmasını gündeme getirmiştim. Şu hususu ama fakat demeden tekrar ediyorum. Sözlerimin sonuna kadar arkasında ve emeklilerimizin yanındayız. Biz ne söylemişsek onu yapar, ne yapmışsak onu anlatır ve sahipleniriz.
MHP, Cumhur İttifakı ortağıdır ancak iktidar ortağı değildir! İttifak ortağı olarak da Cumhurbaşkanlığı Kabinesi'nin iyi niyetle Türkiye'nin kalkınmasına, milletimizin huzur ve refahı için bütçe imkanları doğrultusunda aldığı kararlara destek olmak siyasi ahlakımızın gereğidir.
CHP'nin iç çekişmelerine yolsuzluk ve rüşvet çarkına uyuşturucu ve kumar alemlerine akan kaynaklarına ve sorunlu siyasetine aklımız ermez, bilgimiz yetmez. Zira bizim aklımızda da, fikrimizde de hep Türkiye'dir, Türk milletidir. Milliyetçi Hareket Partisi Cumhur İttifakı ortağıdır.”
Özel'in emekli çağrısına yanıt verdi
Bahçeli, “CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in emeklilerle ilgili değerlendirmemizi diline dolaması ve istismara kalkışması kendisini boş yine boşa düşürmüştür. En son olarak Hatay'da yaptığı konuşmayla Cumhur İttifakı içine fitne sokmak, emeklilerimiz üzerinde fitne düzeneği kurmak istemiştir. Şayet verdikleri önergelerine destek vermezsek bizi emeklilere sahip çıkmamakla suçlayacaklarmış. Bu tatlı su kurnazına diyorum ki geçiniz bunları, geçiniz. Sizin önergenize destek olmayız, ayak oyunlarınıza kanmayız, hiç güzel taktiklerinize pabuç bırakmayız” dedi.
Atlas Çağlayan cinayeti: 'Türkiye'nin toplumsal dokusu tahrip ediliyor'
Bahçeli konuşmasına şöyle devam etti:
"Atlas evladımız 15 yaşındaki bir katil tarafından katledildi. Ahmet Minguzzi cinayeti tekrar etti. Ailesine baş sağlığı diliyorum. Suça karışmış çocuklara karşı nere gerekiyorsa yapmalıyız. Türkiye'nin toplumsal dokusu tahrip ediliyor. Cinnet, cinayet, sanal bahis, uyuşturucu eş zamanlı mesafeler alıyoruz.
‘Önüne gelen Bihter, Behlül olmuş’
Medeniyet mirasımız dört bir koldan hücuma uğruyor. Ünlüsü ünsüzü bataklıkta çırpınıyor. Bakıyorsunuz bir özel jette her türlü rezalet sahne alıyor. Türkiye, havada uçan bir günah jetine hapsedilemez. Önüne gelen Bihter olmuş önüne gelen Behlül karakterine bürünmüş. Bu hallere nasıl düştük? Yaşanılanlar Müslüman Türk milletine reva mıdır? Türkiye, Bebek Otel'deki şaibeli olaylarla anılamaz. Temizliğin simgesi 'Bebek' kelimesi, aşağılık ilişkilerle yan yana getirilemez.
‘Barış Kurulu’nun başı Erdoğan olmalı’
Başta Amerika olmak üzere tüm dünyaya sesleniyorum; Filistin ve Gazze meselesinde (Gazze'deki Barış Kurulu) barışın başkanı Recep Tayyip Erdoğan olmalıdır. Barışın başı Türkiye onun başı cumhurbaşkanı olmalıdır."
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.