Breadcrumb
Her yeri delik deşik edecekler: 485 maden sahası ihaleye açılıyor
Fotoğraf: AA
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 07.02.2026 , 12:59
Toprakları yağmalamaya doymayan maden patronları ve iktidar yeni bir talan hazırlığında.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'na bağlı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü'nce (MAPEG) 485 maden sahası için ihale etme kararı alındı.
Konuya ilişkin karar, bugünkü Resmi Gazete'de yayımlandı.
Buna göre, ihale edilecek 485 maden sahasına ilişkin ilan, Resmi Gazete'de yayım tarihinden itibaren en az 15 gün süre ile MAPEG'in internet adresinde yer alacak. İlanda, ihalesi yapılacak sahaların ili, ihale şartnamesi, pafta-koordinat bilgileri, alanları ve ihale tarihleri bulunacak.
İhaleler ilan edilen tarih ve saatte kapalı teklif ve açık artırma usulüyle yapılacak.
Bu karar henüz yeri belli olmayan pek çok ilde toprakların yağmalanması, şirketlerin ihya edilerek patronların desteklenmesi, kaynaklarımızın heba edilmesi anlamına gelecek.
AKP dönemindeki büyük maden yağması: Patronları zengin ettiler
Madencilik, AKP döneminde en büyük yıkımın yaşandığı ve sermayeye kaynak aktarımının en yoğun olduğu alanlardan biri oldu. Cumhuriyet tarihinin en büyük özelleştirme hamlesine imza atan AKP, ülke tarihindeki toplam özelleştirmelerin yaklaşık yüzde 90'ını kendi iktidarı döneminde gerçekleştirdi.
Sadece üretimde olan tesisleri ve madencilik faaliyetlerini değil, aynı zamanda henüz işlenmemiş cevherleri de toprağıyla birlikte özelleştiren iktidar, bu faaliyetleri ile memleket topraklarını ve bu topraklardaki cevheri patronlara peşkeş çekti. TKİ'ye ait kömür sahaları "ruhsat satışı" ve "rödovans" gibi yöntemlerle birer birer özel sektöre devredilirken, kamuya ait madenlerin hangi şartlarda, ne kadar ücretle ve kimlere satıldığı çoğu zaman gizli tutuldu.
AKP'nin özelleştirme pratiğinin en çarpıcı örneklerinden biri Soma B Termik Santrali satışında yaşandı. 685 milyon dolara özelleştirilen santral için şirkete çeşitli teşvikler adı altında 586 milyon dolar geri ödendi. Yani santral hibe edilip üstüne adeta para ödendi.
Özelleştirme furyasının son örneği ise Ankara'nın Çayırhan Maden sahasında yaşandı. Maden işçileri, benzer bir özelleştirme ve varlık satışına karşı verdikleri mücadele ile ile direnerek işyerlerine sahip çıktılar. Ancak günler süren direnişe rağmen satışa engel olamadılar.
Çayırhan yok pahasına satıldı.
Daha önce de bir süreliğine özelleştirilen santralin işçileri soL'a o dönemde yaşadıklarına sıkıntıları anlatmıştı.
Eti Holding’in tasfiyesiyle başlayan süreçte; stratejik öneme sahip Seydişehir Alüminyum, Küre ve Murgul Bakır İşletmeleri Cengiz Holding’e; Eti Krom ve Eti Gümüş gibi kârlı kuruluşlar ise Yıldırım ve Yıldızlar Holding’e peşkeş çekildi. Yağma sadece madenlerle sınırlı kalmadı; Seyitömer, Yatağan, Yeniköy, Kemerköy ve Çatalağzı gibi dev termik santraller, beslendikleri kömür sahalarıyla birlikte "varlık satışı" yöntemiyle Limak, Çelikler, İÇTAŞ ve Bereket Enerji gibi iktidara yakın sermaye gruplarının mülkiyetine geçirildi.
Özelleştirmelerin yanı sıra, yeni maden ruhsatlarının verilme hızı da AKP döneminde rekor seviyelere ulaştı. Ormanlar, tarım arazileri ve su havzaları maden şirketlerinin talanına açıldı.
1923 ile 2002 yılları arasındaki 79 yılda verilen maden ruhsatı sayısı sadece 1186 iken, AKP iktidara geldikten sonraki süreçte, özellikle 2008 ile 2023 yılları arasındaki 15 yılda tam 386 bin maden ruhsatı verildi.
Madenci yoksullaştı, maden bölgeleri çoraklaştı, su kaynakları tükendi
Yeni maden sahaları iktidarın öne sürdüğü gibi "yeni görkemli iş sahaları" yaratmadı. Madenler emekçinin en yoğun sömürüldüğü yerlerden oldu.
Maden işçisi yıllar içerisinde daha düşük ücretlere ve hakları sürekli tırpanlanarak çalıştırıldı. Halk derin bir yoksulluğa sürüklenirken, özelleştirmeler ve taşeronlaşma ile sendikal haklar ortadan kalktı. Maaşları ödenmeyen işçiler özellikle yavaş yavaş patronların terk etmeye başladığı Soma havzasında eyleme geçti.
İş güvenliği "maliyet" olarak görüldüğünden işçiler yerin altında ölüme terk edildi. En büyük maden kazaları AKP döneminde gerçekleşti.
Ülkedeki maden havzalarından biri olan Manisa Soma'da çalışan binlerce işçi bu yoksulluğu son zamanlarda çok çarpıcı bir şekilde hissetmeye başladı.
Maden bölgelerinde yaşayan yurttaşlarsa tarım alanlarının yok edilmesi ve doğanın tahribatı nedeniyle geçim kaynaklarını yitirdi. Pek çok ilde "fazla kullanım" ve "iklim koşullarına" bağlanan temiz su krizinin başlıca sebebi olan maden işletmeleri her zaman gizlenmeye çalışıldı. İliç gibi faciaların asıl sorumluları hesap vermedi. Yerli ve yabancı patronlar adeta ödüllendirildi.
Maden patronları açıkça söylemişti: 'Yeraltında bekleyen 5 bin ton var'
Gözünü para hırsı bürüyen maden patronları bir süredir daha fazla maden sahası isteklerini iktidara açıkça duyurmuştu.
Türkiye Madenciler Derneği (TMD) Başkanı Mehmet Yılmaz, Ankara'da bir grup gazeteci ile 2024 yılında yaptığı toplantıda Türkiye'de yapılmış bir modelleme çalışmasına göre altın madeni potansiyelinin 6 bin 500 ton olduğunu belirterek, "Bu potansiyelin 1500 tonunun nerede olduğunu biliyoruz ve hatta üretmeye başladık. Yeraltında bekleyen 5 bin ton var ve bunun değeri yaklaşık 300 milyar dolar" diye konuşmuştu.
İzinlerin hızlandırılmasını isteyen patronlar çıkarılmayı bekleyen 5 bin tonluk altına işaret ederek, "Madencilik 9 kat artacak" demişti.
Geçtiğimiz yaz AKP ve MHP bu talebe hemen cevap verdi.
Temmuz ayında Meclis'ten makyajlanarak geçirilen yasayla zeytinlik alanlar ve ormanlar maden şirketlerine teslim edildi.
Türkiye’nin yeraltı zenginliklerini "ekonomiye kazandırma" adı altında alınan bu son kararla da henüz yerleri belirsiz pek çok bölge patronlara peşkeş çekilecek.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.