Breadcrumb
'Kader, fıtrat' diyerek ölümü reva gördüler: AKP’nin 23 yıllık madenciler karnesi
Yayın Tarihi: 04.12.2025 , 00:18 Güncelleme Tarihi: 04.12.2025 , 15:50
AKP iktidarı, yönetime geldiği günden bu yana madenleri bir rant kapısı, maden emekçilerini ise ekonominin çarkları arasında ezilen birer unsur olarak gördü. Sermayenin ihtiyaçları doğrultusunda şekillenen bu politikalar sonucunda madencilerin payına güvencesizlik, düşük ücretler ve ölüm düştü. İktidar temsilcileri yaşanan katliamların ardından zaman zaman "bu işin fıtratında ölüm var" diyerek, zaman zaman da "güzel öldüler" diyerek madencilerin hayatını kadere ve ölüme paye etti.
soL, 4 Aralık Dünya Madenciler Günü vesilesiyle AKP'nin kanlı maden karnesini derledi.
Madende özelleştirmeler
AKP döneminde en büyük yıkımın yaşandığı ve sermayeye kaynak aktarımının en yoğun olduğu alanlardan biri madencilik faaliyetleri oldu. Cumhuriyet tarihinin en büyük özelleştirme hamlesine imza atan AKP, ülke tarihindeki toplam özelleştirmelerin yaklaşık yüzde 90'ını kendi iktidarı döneminde gerçekleştirdi.
Sadece üretimde olan tesisleri ve madencilik faaliyetlerini değil, aynı zamanda henüz işlenmemiş cevherleri de toprağıyla birlikte özelleştiren iktidar, bu faaliyetleri ile memleket topraklarını ve bu topraklardaki cevheri patronlara peşkeş çekti. TKİ'ye ait kömür sahaları "ruhsat satışı" ve "rödovans" gibi yöntemlerle birer birer özel sektöre devredilirken, kamuya ait madenlerin hangi şartlarda, ne kadar ücretle ve kimlere satıldığı çoğu zaman gizli tutuldu.
AKP'nin özelleştirme pratiğinin en çarpıcı örneklerinden biri Soma B Termik Santrali satışında yaşandı. CHP Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz'ın açıkladığı verilere göre, 685 milyon dolara özelleştirilen santral için şirkete çeşitli teşvikler adı altında 586 milyon dolar geri ödendi. Yavuzyılmaz bu durumu, "AKP şirkete, devlete ait santrali bedavaya hediye etti, üstüne de para verdi" sözleriyle özetledi.
Özelleştirme furyasının son örneği ise Ankara'nın Çayırhan Maden sahasında yaşandı. Maden işçileri, benzer bir özelleştirme ve varlık satışına karşı verdikleri mücadele ile ile direnerek işyerlerine sahip çıktılar. Ancak günler süren direnişe rağmen satışa engel olamadılar.
Yok pahasına satılan Çayırhan'la elden çıkan lojmanlarla birlikte işçiler evlerinden de oldu. Daha önce de bir süreliğine özelleştirilen santralin işçileri soL'a o dönemde yaşadıklarına sıkıntıları anlatmıştı.
İktidar, yasal düzenlemelerle özelleştirmelerin önünü açmaya ve maden sahalarını parsel parsel satmaya devam ediyor.
Cumhuriyetin varlıkları yandaşa altın tepside servis edildi
Özelleştirmelerin yanı sıra, yeni maden ruhsatlarının verilme hızı da AKP döneminde rekor seviyelere ulaştı. Ormanlar, tarım arazileri ve su havzaları maden şirketlerinin talanına açıldı.
Veriler, ruhsatlandırma sürecindeki korkunç artışı gözler önüne seriyor. 1923 ile 2002 yılları arasındaki 79 yılda verilen maden ruhsatı sayısı sadece 1186 iken, AKP iktidara geldikten sonraki süreçte, özellikle 2008 ile 2023 yılları arasındaki 15 yılda tam 386 bin maden ruhsatı verildi.
AKP iktidarı, Cumhuriyet tarihi boyunca kamu eliyle ve halkın vergileriyle kurulan madencilik ve sanayi devlerini, "özelleştirme" adı altında sistematik bir yağma ile sermayeye devretti. Eti Holding’in tasfiyesiyle başlayan süreçte; stratejik öneme sahip Seydişehir Alüminyum, Küre ve Murgul Bakır İşletmeleri Cengiz Holding’e; Eti Krom ve Eti Gümüş gibi kârlı kuruluşlar ise Yıldırım ve Yıldızlar Holding’e peşkeş çekildi. Yağma sadece madenlerle sınırlı kalmadı; Seyitömer, Yatağan, Yeniköy, Kemerköy ve Çatalağzı gibi dev termik santraller, beslendikleri kömür sahalarıyla birlikte "varlık satışı" yöntemiyle Limak, Çelikler, İÇTAŞ ve Bereket Enerji gibi iktidara yakın sermaye gruplarının mülkiyetine geçirildi.
Halka zarar, patrona garanti kaldı
Bu satışlar kamunun kaynaklarının patronlara aktarıldığı devasa bir servet transferi olarak tarihe geçti. Tesisler, depolarındaki stokların değerine bile ulaşmayan "ölü fiyatına" rakamlarla elden çıkarılırken, devlet özelleştirdiği santrallere verdiği "alım garantileri" ile kendi kömüründen üretilen elektriği fahiş fiyatlarla satın almaya mahkum edildi. Stratejik madenlerdeki kamu kontrolünün yitirilmesiyle Türkiye sanayisi dışa bağımlı hale getirilirken; şirketler devlet desteğiyle kârlarını katladı, kamu maliyesi ise hem üretim gücünü hem de milyarlarca dolarlık potansiyel gelirini kaybetti.
Patronların kâr hırsına, iktidarın "fıtrat" yalanına karşı gerçeğin sesini büyüt. Madenler halkın, söz madencinin olana kadar yazmaya devam edeceğiz. Sermayeye değil emekçiye taraf olan gazeteciliğe güç ver, soL'a abone ol.
Katliamın adı 'fıtrat', tesellisi 'güzel ölüm' oldu
AKP dönemi, madencilik tarihi açısından "iş cinayetleri dönemi" olarak kayıtlara geçti. Yaşanan her katliamdan sonra yetkililer sorumluluk almak yerine, ölümleri normalleştiren açıklamalar yaptı.
Dönemin başbakanı Tayyip Erdoğan, 301 işçinin hayatını kaybettiği Soma katliamının ardından "bu işin fıtratında var" diyerek faciayı olağanlaştırmaya çalıştı. 2010 yılında Zonguldak'ta 30 madencinin öldüğü grizu patlaması sonrasında ise dönemin Çalışma Bakanı Ömer Dinçer'in "güzel öldüler, acı çekmediler" şeklindeki skandal ifadeleri hafızalara kazındı.
Sadece sözlü şiddet değil, fiziksel şiddet de madenci yakınlarına reva görüldü. Soma'daki katliamın ardından Erdoğan'ın o dönemki müşaviri Yusuf Yerkel'in, yerdeki bir madenci yakınını tekmelemesi, iktidarın maden emekçisine bakışının simgesi haline geldi.
Resmi raporlar, haber ajansları ve akademik çalışmalardan derlenen verilere göre, AKP iktidarı boyunca (2002-2024) en az 2 bin 188 madenci iş cinayetlerinde hayatını kaybetti.
İşte yıl yıl o karanlık tablo:
* 2002: Yıl genelinde 14 madenci hayatını kaybetti.
* 2003: Aşkale'de (Erzurum) grizu patlaması sonucu 8 işçi, Ermenek'te (Karaman) grizu patlaması sonucu 10 işçi yaşamını yitirdi. Yıllık toplam ölü sayısı 19 oldu.
* 2004: Küre'de (Kastamonu) bakır ocağındaki yangın 19 can aldı. Toplamda yıl boyunca en az 30 madenci öldü.
* 2005: Gediz'de (Kütahya) grizu patlamasında 18 işçi hayatını kaybetti.
* 2006: Odaköy'de (Balıkesir) meydana gelen grizu patlamasında 17 madenci öldü.
* 2009: Mustafakemalpaşa'da (Bursa) göçük altında kalan 19 işçi yaşamını yitirdi.
* 2010: Madencilik tarihinin en kanlı yıllarından biriydi. Odaköy'de 17, Zonguldak Karadon'da 30 madenci öldü. Yıl genelinde toplam 105 madenci hayatını kaybetti.
* 2011: Afşin Elbistan'da (Kahramanmaraş) meydana gelen heyelanda 11 işçi toprak altında kaldı.
* 2013: Kozlu'da (Zonguldak) 8 işçi metan gazı patlamasında öldü. Yıl genelinde 93 ölüm gerçekleşti.
* 2014: Türkiye tarihinin en büyük iş cinayeti yaşandı. Soma'da (Manisa) 301 madenci katledildi. Aynı yıl Ermenek'te (Karaman) su baskını sonucu 18 işçi boğularak can verdi. 2014 yılında toplam 386 madenci iş cinayetlerine kurban gitti.
* 2016: Şirvan'da (Siirt) bakır madeninde meydana gelen heyelanda 16 işçi öldü.
* 2022: Amasra'da (Bartın) TTK müessesesinde yaşanan patlamada 42 madenci hayatını kaybetti.
* 2024: İliç'te (Erzincan) Çöpler Altın Madeni'nde siyanürlü toprak yığınının kayması sonucu 9 işçi 10 milyon metreküp toprağın altında kaldı.
Madenci yoksullaştı şirketler büyüdü
Gelinen noktada AKP'nin "Yeni Türkiye"sinde maden şirketleri kârlarına kâr katarken, maden emekçileri ve halk derin bir yoksulluğa sürüklendi. Özelleştirmeler ve taşeronlaşma ile sendikal hakları tırpanlanan, iş güvenliği maliyet olarak görülen madenciler, açlık sınırındaki ücretlerle yerin yüzlerce metre altında ölüme terk edildi.
Ülkedeki maden havzalarından biri olan Manisa Soma'da çalışan binlerce işçi bu yoksulluğu son zamanlarda çok çarpıcı bir şekilde hissetmeye başladı.
Pek çok maden işçisi zaten uzun, yorucu ve güvencesiz çalışmasının yanısıra bir de maaşlarını alamıyor.
Maden bölgelerinde yaşayan halk ise tarım alanlarının yok edilmesi ve doğanın tahribatı nedeniyle geçim kaynaklarını yitirdi. 4 Aralık Dünya Madenciler Günü'nde geriye, zenginleşen bir avuç patron ve "fıtrat" denilerek geçiştirilen binlerce işçi cenazesi kaldı.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.