Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Hendek’te yaşananlar ve ‘bilinçli taksir’ ayrıntısı: ‘Barutları daha az işçinin bulunduğu yere taşı...’

Hendek’teki katliamın davasında patronlar ‘bilinçli taksir’ hükümleri ile cezalandırıldı, iyi hal indirimlerinden faydalandı. soL, dava sürecini ve yaşananları Avukat Eray Akbal ile konuştu.

İsmail Sarp Aykurt

Yayın Tarihi: 01.03.2022 , 19:30 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

Hendek Coşkunlar Havai Fişek Fabrikası’nda gerçekleşen katliamda 7 işçi yaşamını kaybederken, 128 işçi yaralanmıştı. 

Dün görülen karar duruşmasında mahkeme, sanıklar Aslı Bozkurt, Asiye Angın, Erşan Öztürk, Ahmet Çağırıcı'ya 6 yıl 8 ay, Hasan Ali Velioğlu 12 yıl 6 ay, Ali Rıza Coşkun ve Yaşar Coşkun'a bilinçli taksirden 16 yıl 3 ay hapis cezası verdi.

Mahkeme,  Hasan Ali Velioğlu'nun tahliyesine, patron Yaşar Coşkun hakkında tutukluluğun devamına karar verdi. Buna göre, dosyada tutuklu olan tek sanık patron Yaşar Coşkun kalmış oldu. Mahkeme heyeti hükmü tesis ederken “bilinçli taksir” hükümlerinin uygulanmasına karar verdi ve ayrıca sanıklar hakkında iyi hal indirimi de uyguladı. 

Patlamanın yaşandığı fabrikada daha önce 9 kez patlama gerçekleşmişti. Ancak bu patlamalarda ya ölü sayısının olmayışı ya da çok az oluşu sebebiyle etkin soruşturma ve kovuşturma yürütülmedi. 

Patlamalardan sonra yine gerekli önlemler alınmadan üstelik kapasitesinin çok üzerinde, kaçak depolarda ve kaçak barutla, işçilere baskı yapılarak üretim devam ettirildi.

Mahkemede bulunan sanık patronlar yer yer mahkeme heyetine “Daha çok gençsiniz daha iyi yerlere geleceksiniz” diyerek üstü kapalı rüşvet tekliflerinde bulunurken patlama sonrası AKP’li yöneticilerin kendisini arayarak “geçmiş olsun” dilekleri iletmesini de bir gözdağı olarak beyan ettiler.

 Patlamanın gerçekleştiği fabrikanın bulunduğu arazi tarım arazisi statüsündeyken sanayicilere peşkeş çekildi. Tarım yapamaz hale gelen, çalışacak iş bulamayan ve kalifiye olmayan kadınlar, sayısız patlamanın yaşandığı fabrikada çalışmaya mecbur edildiler.

Üstelik, kendilerini “Madem çok tehlikeliydi bu işçiler neden çalıştı? İşlerinden memnun olacaklar ki çalışmaya devam etmişler” diye savunan patronlara bilinçli taksirden hüküm verildi.

‘Defalarca patlama oldu, örtbas etmeyi amaçladılar...’

soL, Hendek katliamında yaşananları ve mahkemenin verdiği kararların arka planını davayı takip eden Avukat Eray Akbal’a sordu:

“Patlama 9 kez gerçekleşti bu fabrikada. Yani, bu patlama öncesinde 9 kez daha patlama gerçekleşiyor burada. Ancak bu patlamalarda ya ölen sayısı çok az oluyor ya da hiç ölüm gerçekleşmeyip sadece yaralılar oluyor. İfadesi alınan tanık ve katılanlar da belirttiler, bu sebeple de üstü örtülüyor. Buraya gelen denetmenler patronun ofisine geçerek yemek ve çaydan sonra geri gidiyorlar. Yani aktif, işe yarar bir denetim yok...”

Patronun MÜSİAD Sakarya Şube Başkanı Yaşar Coşkun olduğunu hatırlatan Avukat Akbal, ölüm olaylarının gerçekleşmemesiyle birlikte olayın çok kolay örtbas edildiğini, etkin bir soruşturma ve kovuşturma yürütülmediğini, yaralananlara ise fidye olarak ‘kan parası’ verildiğini aktardı.

‘Kaçak depolar var, imar izni bulunmayan depolarda üretim yapılıyor’

Akbal sözlerine şöyle devam etti: 

“Gerçekleşen bu patlamanın büyümesinin sebebiyse yaralı ve ölü sayısının fazla olması.  Peki neden bunlar gerçekleşiyor? Bu işin ‘fıtratında’ mı bu var, yoksa bu olay önlenebilir miydi? Bu olayda geniş bir arazi ve farklı üretim alanları var. Bu araziler aslında köylülerin tarım arazisi ama patronlara peşkeş çekilmiş durumda. İnsanların işsiz kalması nedeniyle fabrikanın çalışanları da daha çok kadınlardan oluşan yöre halkı. Seçeneksizlikten dolayı kadınlar buraya gelip çalışmak zorunda kalıyorlar. Fabrika kaçak depolardan oluşuyor. İmar izni bulunmayan depolarda üretim yapılıyor. Kaçak barut üretiliyor ve kapasitenin çok üzerinde üretim yapılıyor”.

‘Hiçbir önlem alınmamış, ‘ne olursa olsun’ demek bu...’

İşçiler için oldukça zor koşullar olduğunu ve gerekli önlemlerin alınmadığını vurgulayan Akbal, işçilerin terlikle çalıştırıldığını, gerekli ekipmanların işçilere sağlanmadığını, iş güvenliği eğitimlerinin de verilmediğini ifade etti:

“Daha öncesinde de bu patlamaların yaşandığını düşünürsek, bizim burada karşımıza hukuken bilinçli taksir mi yoksa olası kast ayrımı sorusu geliyor. Bunu şöyle anlatabiliriz. Bir insanın öngörüp istemediği sonuçlar hukukta bilinçli taksir hükümlerine tabidir. Olası kastta ise öngörüp kabullenmek söz konusudur. Bu ‘olursa olsun’ demekle aynı şey. Olayda tam 9 kere patlama yaşanıyor. Hiçbir önlem alınmamış. Kaçak depolarda kaçak barut üretilmiş, denetmenler sahaya bile inmemiş patronun ofisinden... Eğitim de yok ve maliyeti düşürmek için yapılan bu şey aslında sonucu kabullenmektir".

Patronun sevkiyatta görevli işçilerden, ısınan barutların daha az işçinin olduğu yere taşınmasını istediğini,  yani burada ‘patlama sonucu ölecekse bile daha az işçi ölsün’ denmek istendiğini aktaran Avukat Eray Akbal, bunun çok açık bir olası kast olduğunun altını çizdi.

‘Burada olası kast söz konusudur...’

Akbal sözlerini şöyle sürdürdü:

“Patlayacağını bile bile çalışmak zorunda kaldı işçiler. Olaydan bir iki hafta öncesinde, üretilen kaçak barutlar ısınmaya başlamış. Fabrikadaki sorumlular ürünleri soğutmak için, günesin altında kurutmak için dışarıya çıkarmışlar.  Barut daha da ısınmış. Patlayacağı çok aşikâr yani. Bir önlem de yok. Daha önce 9 kez patlama olmuş bir yerde hiçbir önlem almazsan ne olur? Patlamanın olacağını öngörüyorum, ama bundan kazanç sağlıyorum. Dolayısıyla patlamayı kabulleniyorum demiş olursun. Burada olası kast söz konusudur”.

‘Karşı taraf kimse bilmiyordu diye savunma yapıyor...’

Karşı tarafın ‘kimse böyle bir patlama olacağını bilmiyordu. İşe girenler de tehlike görmeden bize yalvararak işe alındılar” diyerek bir savunma yaptığını hatırlatan Akbal, karşı tarafın olayın kabullenme olmadığını iddia ettiğini söyledi.

Akbal, yöre halkının iş için patrona yalvarılmasını gerekçe olarak sunan karşı taraf için “İnsanlarının ekmeklerini, arazilerini ellerinden aldınız ve çalışacak tek iş kolu bu kaldı. İnsanlar, özellikle de çoğu orta yaş ve üstü kadın geçimlerini sağlamak için buna mecbur bırakıldılar” ifadelerini kullandı.

‘Denetçi olarak gelen insan sonra güvenlik şefi olmuş...’

Avukat Akbal, sözlerine şunları ilave etti:

“Patlamanın sabotaj sonrasında ortaya çıktığı gibi bir yalan türü uydurdular. Orman yangınlarını çıkaran kimi grupların isimlerini vererek kendilerini sorumluluktan arındırmaya çalıştılar. Diyelim ki öyle, sen sabotajın gerçekleşmemesi için neden bir önlem almadın? Senin bir güvenlik zafiyetin var. Bakın, daha önce bu fabrikayı denetlemeye gelen insan, emekliliğinden sonra gelip fabrikada güvenlik şefi olarak çalışıyor”.

Davanın son durumuna ilişkin de bilgiler paylaşan Akbal, son duruşmalarda umut vadeden gelişmeler yaşandığını, diretmeleri sonucu mahkemenin sanık vekillerinden olası kasta yönelik bir savunma talep ettiğini söyledi.

‘Açıkçası bizde bir umut yarattı...’

Akbal duruma ilişkin şu bilgileri paylaştı:

“Bu, bundan sonra olası kast hükümlerini uygulayacağım demek değil. Ben buna yönelik de karar verebilirim denmiş oluyor. Bir ihtimal... Ama bu bizde bir umut yarattı. Daha önce hep bilinçli taksir üzerinden ilerlenmişti. Ama mahkeme şunu düşünüyormuş. İtiraz mercii olarak dosya bundan sonra bölge mahkemesine giderse olası kast yönünde bir karar çıkarsa eğer, en azından sanık ve müdafilerin dosyada buna yönelik bir savunmanın yer almasını istediler. Temel maksat usuli eksikliğin giderilmiş olması”.

‘Duruşmada söylüyor, patlama sonrasında AKP’liler moral yemeği düzenlemiş...’

Bu duruma rağmen Avukat Eray Akbal, bir şeylerin değişebileceğini düşündüğünü, dosyanın benzer karar ve içtihatlara sahip olduğunu ifade etti. Göz göre göre kabullenmenin taksir değil, kast olduğun bir kez daha vurgulayan Akbal, sözlerine şunları ekledi:

“MÜSİAD Başkanına, patlama sonrasında moral yemeği adı altında AKP’liler tarafından yemek verildi. Defalarca Erdoğan ile Süleyman Soylu ile olan ilişkisini anlattı. Bunlar duruşma sırasında gerçekleşti. Mahkeme heyetine dönüp şunu dedi. ‘Siz daha çok gençsiniz. Allah izin verirse, önünüz açılacak bu duruşmadan sonra’. Yani, üstü kapalı bir hatırlatma, rüşvet... “

‘TKP’liler, EMEP’liler, HDP’liler yüzünden böyle...’

Başka bir duruşmada da benzer şeylerin olduğunu söyleyen Akbal, MÜSİAD Başkanı patronun, yargılamanın bu hale gelmesini TKP’liler, EMEP’liler ve HDP’lilerin duruşmada bulunmasına bağladığını, olayın siyasi olmadığını, mahkeme heyetinin siyasi davranarak hataya düşeceğini aktardı.

‘Farklı şirketler altında ticaret devam etmiş...’

Öte yandan, olaya ilişkin farklı detaylar da paylaşan Avukat Eray Akbal, baba-oğul olan patronlardan tutuksuz yargılanan 77 yaşındaki baba Ali Rıza Ergenç Coşkun’un  avukatıyla birlikte başka bir havai fişek fabrikası açtığını, Hendek patlaması sonrasında da ticaret yapmaya farklı şirketler altında devam ettiklerini ifade etti.

‘Dava İstinaf Mahkemesi’ne gidecek...’

Son olarak, mahkemede sanıklar ve müdafileri tarafından müştekilere ve vekillerine hakaretlerde bulunmalarına karşın mahkeme heyetinin patronlara iyi hal indirimi uyguladığını dile getiren Akbal, ne denetmenler hakkında soruşturulma yürütüldüğünü ne de suç duyurusunda bulunulduğunu söyleyerek, dosyanın artık İstinaf Mahkemesi’ne gideceğini, olası kasttan dolayı bir karar açıklanacağını umduğunu, benzer mahiyette de dosyalar bulunduğunu dile getirdi.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.