Sayfa yolu
GÖRÜŞ | Ne öğrenci ne öğretmen: Milli Eğitim Akademisi eziyeti
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Kenan Altınışık
Yayın Tarihi: 14.08.2026 , 00:04 Güncelleme Tarihi: 14.08.2026 , 00:05
Milli Eğitim Akademisi, AKP’ye göre öğretmen yetiştirme amacıyla dayatılan bir kurum haline geldi.
2016 ile 2026 yılları arasında mülakatlarda elenen binlerce öğretmenin tepkisi, 2024 seçimleri öncesinde Erdoğan’ın verdiği “mülakatları kaldırma” sözüyle birleşti. Bu söze rağmen Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, iki yıl daha mülakatlara devam etti. Bu mülakatlardaki torpil ve adaletsizlikler sebebiyle birçok öğretmen liste dışı kaldı. Liste dışı kalan öğretmenler, yargı yoluyla ve eylemlerle seslerini duyurmaya çalıştı.
Daha dün, 2023’te mağduriyet yaşayan 1164 öğretmenin atamasının yapılmak zorunda kaldığını duyurdular. Yapılan haksızlıkların kabul edilmesi anlamına gelen bu kararı ise kendileri adına sorun oluşturmasın diye PİKTES üzerinden gerçekleştirdiler. Mağdur olan öğretmenler hülle yoluyla PİKTES öğretmeni olarak atanacak, üç ay sonrasında ise branşlarına geçirilecek.
Kimse mülakat sisteminden daha kötüsünü tahmin etmemişti
Tüm adaletsizliklerine rağmen 10 yıldır uygulanan mülakat sistemi kaldırıldığında yerine daha kötüsünün geleceğini kimse tahmin edemedi. KPSS puanı yerine AGS puanıyla yerleştirilen Öğretmen Akademileri, atama hakkı kazanmış öğretmenler için tam bir eziyet hâline geldi. Hiçbir planın ve programın olmadığı bu yeni uygulamada her şey “kervan yolda düzülür” mantığıyla ilerlemekte.
Örneğin Ankara ve İstanbul gibi barınmanın büyük bir problem olduğu illerde öğretmenlere sunulan seçenek, geceliği 2 bin TL’ye gelen öğretmenevleriydi. Hiçbir öğretmen, aylık 60 bin TL’yi bulan bu seçeneği değerlendiremedi. Çünkü öğretmenlere verilen maaş sadece 32 bin liraydı.
32 bin lirayla geçim savaşı
Birçok öğretmen kalabalık öğrenci yurtlarında, iki-üç kişi birleşerek tuttukları evlerde ya da akrabalarının yanında kalmak zorunda bırakıldı. Akademide birçok öğretmen, ailesini ve çocuklarını geride bırakarak bu şehirlere geldi. 32 bin TL ile hem barınmayı hem gıdayı hem okul masraflarını hem de ulaşımı çözmeleri beklendi.
Birçok kez çözülmesi için öğretmenlerin bastırdığı indirimli ulaşım kartları sorunu ise çözülemedi. Öğretmen ve öğrencilere çıkarılan indirimli kartlarla ilgili sorun, akademideki öğretmenlerin ne öğrenci ne de öğretmen sayılması sebebiyle çözülemedi. Akademi kantinlerinde uygun fiyata yemek talebi ise yine duymazdan gelindi.
Tüm bu zorluklara rağmen mesleğini yapma isteğiyle akademiye başlayan öğretmenler, derslerin içeriğiyle tekrar hayal kırıklığına uğradılar.
Zorunlu derslerde gerici propaganda
10 bin öğretmenin ortak ve zorunlu olan birkaç dersinden ve bu derslerin içeriklerinden bahsetmekte fayda var.
Örneğin “Türk Kültürünün Kurucu Metinleri” dersinde, AKP’nin yaratmak istediği Türk-İslam sentezine dayanan tarih anlayışı öğretmenlere dikte edilmeye çalışıldı. Derse ve içeriğine yönelik itirazların tümü görmezden gelindi.
Yine “Türk Eğitim Düşüncesini Etkileyen Lider Şahsiyetler” dersi kapsamında Türk sağının isimlerine yer verildi. Erol Güngör, Yılmaz Özakpınar, Mümtaz Turhan, Nurettin Topçu gibi Cumhuriyet’e ve laikliğe düşman, Alevilere ve solculara hakaret eden, Türk Ocakları ya da Millî Türk Talebe Birliği üyesi isimler anlatıldı.
En radikal diyebileceğimiz ders ise “İnsanın Varlık Tasavvuru ve Anlam Arayışı” dersiydi. Sözde insanın anlam arayışının sorgulanacağı izlenimi veren bu ders, tam da AKP’nin istediği Sünni İslam anlayışına uygun bir din kültürü dersine dönüştürülmüştü. Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenlerinin anlattığı derste vahiy, Kur’an, tevhid anlayışı, nübüvvet ve hadis gibi başlıklar, insanın anlam arayışının tek çözümü olarak sunuldu.
Osmanlı övgüsü
Tüm bu ders içerikleri yetmezmiş gibi, her hafta zorunlu tutulan kültür-sanat uygulamaları kapsamında açıktan AKP propagandasının yapıldığı etkinlikler düzenlenmekte. Bu etkinliklerin tümünde ana fikir Osmanlı’nın çok iyi olduğu, Osmanlı döneminde dünyayı Türklerin yönettiği, Cumhuriyet ile birlikte her şeyin kötüye gittiği ve son 25 yıldır ise tekrar Osmanlı’daki güçlü zamanlara döndüğümüz iddiasıydı. Açıktan Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlığı yapılamasa da verilen mesaj açıktı: 100 yıl önce bir şey olmuştu ve bu şeyi yapanlar kötü insanlardı.
15 Temmuz haftasına katılmayanlardan savunma istendi
Bu kültür-sanat etkinliklerine katılmayan öğretmenler için kamera kayıtlarının incelenip savunma istendiği bile oldu. Özellikle 15 Temmuz haftasına katılmayanların sayısının fazlalığı akademi idarecilerini kızdırmış, o hafta katılan ya da katılmayan birçok öğretmenden savunma istenmişti.
Katılımın zorunlu tutulduğu ve öğretmenlerin dinlemek istemediği bu etkinlikler, akademinin sosyal medya hesaplarından çok kalabalık ve coşkulu geçtiği şeklinde paylaşılmakta. Halbuki idarecilerin bile kulağına gidecek şekilde, etkinliklere katılan isimlerle ilgili şikayetler öğretmenler tarafından dile getirildi. İdareciler ise buna karşılık, isimlerin akademi merkezi tarafından belirlendiğini, kendilerinin herhangi bir inisiyatifinin olmadığını söylemekle yetindiler.
Kültür-sanat uygulamalarında konuşmacı olan isimler
Peki, kültür-sanat uygulamaları kapsamında kimler konuşmacı olarak yer aldı?
- Her Türk erkeğinin gazel ve beyitleri ezbere bilmesi gerektiğini söyleyen Diyanet TV program yapımcısı Hayati İnanç;
- Erdoğan’ın ve Davutoğlu’nun danışmanlığını yapmış Savaş Barkçin;
- Cemaatin gazetesi Zaman’da uzun yıllar tarihçilik yapmış, Atatürk ve Cumhuriyet düşmanı Mustafa Armağan’ın kızı İkbal Betül Armağan. Armağan, sunumunda nezaket gereği bir kadının, erkek selam vermediği müddetçe devlet kurumunda da olsa bir erkeğe selam veremeyeceğini anlatmıştı.
- Laiklere “salak” ve “beyinsiz” demesiyle bilinen Yusuf Kaplan;
- “Cemaat de dinle kandırdı, Atatürk de” diyen eski AKP milletvekili ve Fırıncılar Tarikatı lideri Said Yüce;
- İsmailağa Tarikatı’nın çocuk evlilikleri hakkındaki haberleri nedeniyle Sözcü ve BirGün gibi gazeteleri düşman ilan edip kendisini Menzil ve İsmailağa tarikatlarına siper eden, Şule Yüksel Şenler hayranı Haber7 yazarı Mahmut Bıyıklı;
- Allah katında tek dinin İslam olduğunu, diğer dinlerin hiçbirinin semavi bile sayılmayacağını söyleyen ve bunların az da olsa okutulmasını bile doğru bulmayan Murat Ertaş;
- 15 Temmuz Derneği Başkanı İsmail Hakkı Turunç;
- NATO toplantılarında İslam dininin değerlerini anlatan Şaban Ali Düzgün;
- AKP’nin Alevi Açılımı Koordinatörü Necdet Subaşı;
- Erdoğan’ın ellerine, gözlerine, alnına, hatta dudaklarına bile övgüler düzen, Binali Yıldırım’ın eski basın danışmanı Mehmet Aycı.
soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.