Sayfa yolu
Eğitimde gerici kuşatma hız kesmiyor: İstanbul Valiliği'nden tüm okullara 'mescit' talimatı
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 28.07.2026 , 11:42 Güncelleme Tarihi: 28.07.2026 , 17:04
AKP iktidarının piyasacı ve gerici politikalarıyla enkaza çevirdiği eğitim sisteminde, yaşanan ağır tahribatın üstü dinci uygulamalarla örtülmeye çalışılıyor.
ÇEDES projesiyle okullarda imamların derse girmesinin önünü açan Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) 2023'te yaptığı değişiklikle anaokulu ve ilköğretim kurumlarında mescit açılması zorunlu hale getirmişti.
İstanbul Valisi Davut Gül'ün imzasıyla 39 İlçe Kaymakamlığı ve ilgili kurumlara gönderilen yazıda, yeni yapılacak okullarda mescit alanlarının zorunlu tutulacağı kararlaştırıldı.
Sömürü, şiddet ve geleceksizlik sarmalındaki gençler
Valiliğin "ibadet ihtiyacı" kılıfıyla okulları ibadethaneye çevirme girişimi, eğitimdeki asıl ve yakıcı sorunları bir kez daha gözler önüne serdi.
Bugün eğitim sistemi tamamen çökmüş durumda. Geçtiğimiz yıl en az 94 çocuk çalıştırılırken hayatını kaybetti. Son 13 yılda yaşamını yitiren çocuk işçi sayısı 836’ya yükseldi. Veriler, çocuk işçiliğinin kırlardan kentlere kaydığına ve MESEM projesi adı altında yüz binlerce öğrenci sermayeye bedava işgücü olarak peşkeş çekildiğini gözler önüne seriyor her defasında. Eğitimdeki çürüme ve güvenlik zafiyeti o boyuta ulaştı ki, Türkiye tarihinde ilk kez okul koridorlarında katliamlar yaşanmaya başlandı.
Öte yandan, mezun olduğunda iş bulamayacağını düşünen, bulsa dahi sefalet ücretlerine ve koşullarına mahkum edilen öğrenciler umutsuz.
Gençler kelimenin tam anlamıyla hayatta kalma ve bir gelecek kurma mücadelesi verirken, tüm bu tablonun sorumlusu olan iktidar ise öğrencilere "çözüm" diye yine dinselleşmeyi dayatıyor.
Gerici hamleye 'manevi değer' ve 'özgürlük' kılıfı
Laik ve bilimsel eğitim anlayışını açıkça hedef alan kararın gerekçesinde ise bilindik argümanlara başvuruldu. Valilik tarafından yapılan açıklamada, okulları dini referanslara göre şekillendirme girişimi, "toplumun manevi değerleri" ve "temel hak ve özgürlükler" gibi ifadelerin arkasına gizlendi.
Eğitim kurumlarının asli görevi olan "sosyal ve kültürel gelişim" kavramlarının içinin boşaltıldığı açıklamada, “inanç ve ibadetlerini uygun ortamlarda yerine getirilebilecekleri alanların sağlanması eğitim hizmetlerinin bütünleyici bir parçası olup önemli bir gereksinim haline gelmiştir” denilerek, ibadethane kurmanın eğitimin bir parçası olduğu iddia edildi.
İstanbul Valisi Davut Gül'ün imzasıyla yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Toplumumuzun manevi değerleri doğrultusunda, öğrencilerimizin ve eğitim çalışanlarının temel hak ve özgürlükleri kapsamında yer alan ibadet ihtiyaçlarının karşılanması önem arz etmektedir. Bu bağlamda, okul ortamlarında öğrencilerin sosyal, kültürel ve ahlaki gelişimlerinin desteklenmesi ile birlikte, inanç ve ibadetlerini uygun ortamlarda yerine getirilebilecekleri alanların sağlanması eğitim hizmetlerinin bütünleyici bir parçası olup önemli bir gereksinim haline gelmiştir.
Millî Eğitim Bakanlığı Kurum Açma, Kapatma ve Ad Verme Yönetmeliğinin 5. maddesinin (ç) bendi ile Millî Eğitim Bakanlığı Okul Öncesi Eğitim ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliğinin 81. maddesinin 6. fıkrası çerçevesinde;
Öğrencilerin uygun zaman aralıklarında ibadetlerini güvenli olarak yerine getirebilmeleri ve ibadet gerekçesiyle okul dışına çıkışların en aza indirilerek eğitim saatlerinin verimli bir şekilde kullanılması, eğitimöğretim süreçlerinin aksamaması amacıyla cuma namazı gibi toplu ibadetlere katılmak isteyenler için okul bünyelerinde uygun fiziki şartlara sahip mescit alanlarının oluşturulması gerekmektedir.
Bu kapsamda; Yeni yapılacak okul ve eğitim kurumlarının proje ve planlamalarında, cuma namazı kılınabilmesine imkan sağlayacak, yeterli fiziki kapasiteye sahip mescit alanına yer verilmesi, Halihazırda kullanılan okul ve eğitim kurumlarında ise; mevcut imkanlar çerçevesinde uygun alanların dönüştürülmesi suretiyle, cuma mescidi olarak kullanılmak üzere alan oluşturulması hususunda; Bilgilerini ve gereğini rica ederim.”
Öğrencilere 'toplu ibadet' dayatması
Valiliğin gönderdiği yazıda en dikkat çeken kısımlardan biri ise cuma namazı üzerinden yapılan "verimlilik" vurgusu oldu.
Öğrencilerin cuma namazı gibi toplu ibadetlere katılımı teşvik edilirken, bu durumun eğitim saatlerini aksatmaması bahanesiyle doğrudan okul bünyesine taşınması istendi.
Bu sene İzmir'de okullardaki kütüphane ve sığınakların kapatılarak mescide dönüştürülmesi istenmiş, gönderilen yazıda mescitler hakkında bilgi istenmesi üzerine konu gündeme gelmişti.
Yine bu yıl MEB'in okullara gönderdiği "ihtiyaç Analizi" formunda okullarda mescit olup olmadığı ve varsa metrekaresinin kaç olduğu sorularının yer alması haberleştirilmişti. Okulların fiziki ve pedagojik ihtiyaçlarından ziyade ‘ibadet odaklı’ sorular yer almıştı.
soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.