Sayfa yolu
GÖRÜŞ | Karşı devrimle doğanlar: Liseliler ve cumhuriyet
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Anıl Ovacık, Umut Araz
Yayın Tarihi: 24.08.2023 , 09:43 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
Yirmiyi aşkın yıldır süregelen AKP Türkiye’sine doğduk biz gençler.
AKP iktidara geldiği ilk günden beri patronların çıkarlarına hizmet etti ve dahası 1923’te kurulan cumhuriyetin tüm kazanımlarına saldırdı. Bu amaçta ortaklaşan düzen muhalefetinin de desteğini alarak patron sınıfının karşı devrimci iktidarı olma görevini üstlendi.
İçinde olduğumuz bu çağı Fyodor Gladkov’un Devrimle Doğanlar isimli eserini anımsayarak “Karşı Devrimle Doğanlar”ın dönemi olarak adlandırmak mümkün.
Savaşın ağır ve karanlık günlerini yaşayan Sovyetler Birliği’ni anlatıyor söz konusu eserinde Gladkov. Babası cepheye giderken henüz on altı yaşında olan Stepaşa, Meslek Öğrenim Merkezi’ne gönderiliyor. Savaşın üretim üzerindeki kötü etkisini hafifletmek amacıyla da bu merkezlerdeki yetenekli gençler fabrikalara gönderiliyor.
Geldiği köyün sakin ve durağan yaşamına alışkın olan genç Stepaşa, babasını cepheye uğurlarken ona verdiği sözü tutmak için çabalayan iyi, disiplinli ve çalışkan bir insan. Şehirde bencil, kayıtsız akranlarıyla karşılaştığında önceleri şaşkınlık ve öfke duyarken zaman geçtikçe bu duruma teslim olmak yerine arkadaşlarının hayatlarına dokunmayı ve birlikte dönüşmeyi öğreniyor. Kendisinden daha deneyimli olan Dureşenko’ya dert yandığı bir gün onu etkileyen şu cevabı alıyor: ‘‘Çalışmayı, ulaşacağın mevzii, alnının teriyle kazanmayı öğrenmelisin. Mücadele etmelisin, yoksa köy! Hayır, kardeş. Yalnızca geleceği için mücadele eden biri, galip ve kahramandır: Daha şimdiden iyiyle kötüyü ayırmak çok önemli. Eğer bunu görebiliyorsan her şey yoluna girer…’’.
Stepaşa’nın bu mücadeleci kişiliğiyle birlikte birçok gencin eyleminin amacını kavrayabilen ve bu oranda da o eylemlerden kıvanç duyan mutlu bireylere dönüşümüne tanık oluyoruz bu kitapta. O gençlerin hayatlarındaki kırılma ise sahip oldukları yetenekleri cephe gerisindeki mücadelenin bir parçası kılabilmeleri oluyor. Savaşın tüm ağırlığını hisseden ve cephedeki ailelerinin yolunu gözleyen gençler toplum için umut ve heyecan olmayı başarıyor.
İşte bu sürece odaklanıyor Gladkov. Devrimle hayatlarında yeni bir sayfa açılan gençler kendi yolunu arıyor, dönüşüyor ve mücadele ediyorlar. Kendi savaşlarında bir taraf haline geliyorlar.
Bir de AKP Türkiye’sine bakalım.
Veriler 105 bin öğrencinin parasızlıktan üniversiteye gidemediğini ve 131 bin 881 öğrencinin ise 1. sınıfa kaydolmuşken 12. sınıftan mezun olamadığını yani eğitimini tamamlayamadığını gösteriyor.
Öğrencilerin önemli bir bölümü maddi yetersizliklerden ve devlet okullarında bir gelecek görememelerinden dolayı açık liseye geçiyor. MEB’in verilerine göre 1 milyon 200 bin öğrenci açık liseye kayıtlı.
Ya çocuk yaşta çalışmak zorunda kalıyor ya da geleceksizlik ve yoksulluk içerisinde tarikatların karanlık dünyasına mahkûm ediliyoruz.
Geçtiğimiz günlerde İstanbul’da Suffa Vakfı örneğindeki gibi vakıf adı altındaki tarikatlar “Anadolu Lisesi” statüsünde eğitim verdiğini iddia ediyor. Ve önemli sayıda genç dini bir eğitim alarak diploma sahibi oluyor.
Bugün milyonlarca gencin anayasal hakkı olan laik ve ücretsiz eğitim hakkı açık açık gasp ediliyor.
Geçtiğimiz yüz yıl ise bundan çok daha farklıydı.
Yanı başımızdaki Sovyetler Birliği’nde gençler sosyalist bir devrimle doğarken emperyalist işgalcileri Anadolu’dan def ederek kurulan Cumhuriyet ileriye doğru büyük bir atılımı gerçekleştiriyordu. Bu iki devrim, iki ülkenin gençleri için de yeni bir gelecek anlamına geldi. SSCB’de eşitlikçi bir ülke için canla başla çalışan Stepaşa gibi Türkiye’de Köy Enstitüleri sayesinde yoksul köylü ailelerin çocukları bilim, müzik, resim eğitimi almaktan bir tarlada üretim yapabilme ya da marangozluk becerisi elde edebilme fırsatına sahip oldu.
Daha sonra SSCB emperyalist dünyaya teslim olarak çözüldü ve aynı süreçte Türkiye’nin egemen sınıfı patronlar, devrimin tüm kazanımlarını ortadan kaldırdılar.
Bugün SSCB’nin yarattığı eşitlikçi dünyadan da Anadolu’daki Cumhuriyet’ten de eser kalmadı.
Gittikçe çürüyen sömürü düzeni bugünkü karanlık tabloya karşı gençlere temelde iki yol sunuyor.
Biri yaşadığı topluma ve topraklara yabancı olmayı, Türkiye’yi terk etmeyi öğütleyen liberal özgürlükçülük.
Diğeri ise kimi zaman AKP yanlısı kimi zaman AKP karşıtı bir biçimde karşımıza çıkan milliyetçilik.
Bu iki yol da sorunun kaynağı olan sömürü düzenine dokunmamakta, patronların çıkarına zarar vermemekte kesişiyor.
Yüz yıl önce devrime doğan gençlerin görevi o devrimi korumak, ileri taşımaktı.
Bugün ise bizim, karşı devrime doğanların yaşadığı ülkeye sahip çıkmasının ve sahte çözümlere aldanmamasının yolu yeni bir ülke için mücadele eden “Stepaşa”lar olmaktan geçiyor. Laikliği ve devletçiliği tasfiye ederek geleceğimizi patronların ve tarikatların eline bırakan sömürü düzenini alaşağı edip yerine eşitlikçi, bağımsız, laik bir cumhuriyeti kurmaktan…
Kaynaklar:
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.