Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Folkart ve İzmir: Bir kentin yağma günlüğü

Nâzım Hikmet’i İzmir’e “geri getirmeye” hazırlanan Folkart, bu yıl İzmir Enternasyonal Fuarı’nın dokuzuncu kez ana sponsoru. “Romantika” sergisinin de yapımcısı. Folkart ile ilgili soL arşivini açtık: Kamu arazileri, iptal edilen imar planları, otel ruhsatıyla yapılan rezidanslar, Kültürpark’ın yanı başına dikilmek istenen gökdelenler, iş cinayeti, yanan lüks site... Folkart belası İzmir’in başına nasıl tebelleş oldu, hatırlayalım.

Bekâm Örün

Yayın Tarihi: 30.08.2026 , 00:50

Folkart yine İzmir Fuarı’nda. Bu kez, geçen senelerde olduğu gibi yalnız sponsor olarak değil.

5 Eylül’de açılacak 95. İzmir Enternasyonal Fuarı’nın ana sponsorluğunu Folkart üstleniyor. Dokuzuncu kez. Aynı gün Kültürpark Atlas Pavyonu’nda açılacak Nâzım Hikmet sergisi “Romantika / Bir Ömrün Seyrüseferi”nin “yapım ve yönetimi” de Folkart’a ait. İzmir Büyükşehir Belediyesi, görünen o ki, sadece ev sahibi.

Peki nereden çıktı bu Folkart?

soL okurları aslında hiç yabancı değil.

Arşivi biraz kurcalayınca, İzmir’in yakın tarihinin neredeyse her büyük rant ve kent suçu tartışmasının orta yerinden aynı logo çıkıveriyor.

2006: İzmir’de ‘lüks konut açığı’ varmış

Folkart, Saya Grubu tarafından 2006’da kuruldu. Şirketin kendi anlatısına göre Mesut Sancak İzmir’de “lüks konut ihtiyacını” fark etmiş ve inşaat sektörüne girmişti. Bu alana öncü olarak giren ilk şirket Folkart oldu. Ardından İzmir, grubun dev bir gayrimenkul laboratuvarına dönüştü.

Şirket bugün kendi hesabına 22 projede 1 milyon 437 bin metrekareyi aşan inşaat alanından, 7 bin 800’ün üzerinde bağımsız bölümden söz ediyor. İnsan aklının ilk anda kolay kolay algılayamayacağı bir istatistik bu.

Tabii “lüks konut açığı” diye başlayan hikâyenin İzmir açısından anlamı ise bambaşka oldu.

Kamu arazileri peşkeş çekildi, hemen imar hakları değiştirildi. Zaman zaman mahkemeler planları iptal etse de yargı kararlarını “takan” olmadı.  Yapılar aynı hızda yükselmeye devam etti. Güzelim İzmir Körfezi’nin silueti birkaç yıl içinde hızla Folkart ve diğer inşaat şirketlerinin betondan ucubelerine teslim oldu. Başta Çeşme olmak üzere Ege’nin bakir kıyıları talana açıldı, lüks konutlarla doldu.

Şehir Plancıları Odası İzmir Şubesi 26 Ocak 2019’da bunların adını açıkça koyuyordu:

Kent suçu.

Narlıdere: Lüks sitenin içinden kamu yolu çıktı

Folkart’ın ilk büyük İzmir projelerinden Narlıdere Evleri daha başlangıçta şirketin kentle kuracağı ilişkinin küçük bir özeti gibiydi adeta.

Lüks sitenin bloklarının arasından geçen bir kamu yolunun kaşla göz arasında site alanına “katılıverdiği”  ortaya çıktı. Konu yargıya taşındı. İçişleri Bakanlığı müfettişleri belediyede inceleme yaptı. Sonunda İsmail Cem Sokağı üzerindeki tel örgüler ve güvenlik bariyerleri kaldırılmak zorunda kalındı; yol yeniden halkın kullanımına açıldı.

Şehir planlama literatürüne de giren olay şöyle kayda geçti: Proje tamamlandıktan sonra yapı adalarının arasından geçen kamuya ait cadde kapatıldı, dava sonrasında yol yeniden açılarak kamuya terk edilmek zorunda kalındı.

Folkart’ın daha ilk projelerden birinde lüks konut müşterilerinin özel alanı ile kamunun yolu birbirine karışmıştı.

Tesadüf diyelim. Devam edelim.

Bayraklı’ya ‘çifte hançer’

Folkart’ın kent ölçeğindeki asıl sıçraması Bayraklı’da geldi.

2010’da eski Tekel arsalarının bulunduğu bölgede başlayan Folkart Towers projesi, 2014’te tamamlandı. 45’er katlı ve yaklaşık 200 metre yüksekliğindeki iki kule, şirketin vitrini oldu. Koca İzmir’in silueti de o vitrinin parçası.

soL yıllarca o iki kuleyi “Bayraklı’nın bağrına saplanan çifte hançer” diye tarif etti.

Mesele yalnız mimari zevk ya da estetik kaygılar değildi kuşkusuz. Bayraklı-Salhane bölgesinde parsel parsel verilen yüksek yapı haklarıyla oluşan yeni kent merkezine ilişkin meslek odalarının yıllardır söylediği şey açıktı: Ulaşım ve altyapının kaldırmayacağı yoğunluk, kamu yararı yerine arsa değerini esas alan planlama ve İzmir’in kent siluetinin beton kulelere teslim edilmesi.

Nitekim 30 Ekim 2020’de yaşadığımız ve 117 yurttaşımızı yitirdiğimiz İzmir depremi en çok “gökdelen bölgesi” ilân edilen Bayraklı’yı vurmuş, bölgenin planlanan yoğunluğu kaldırabilecek altyapıya sahip olmadığı çok acı bir biçimde gözler önüne serilmişti.

Folkart Time: Kamu arazisinden lüks konuta

Bornova’daki Folkart Time’ın hikâyesi ise çok daha öğretici.

Karayolları’na ait kamu arazisinin imar planları değiştirildi. Alan ticaret kullanımına açıldı ve satışa çıkarıldı. Bornova Belediyesi süreci yargıya taşıdı. Danıştay yürütmeyi durdurdu. Satış yine de yapıldı. 26 Eylül 2013’te arazi, Mesut Sancak’ın şirketinin oldu.

Sonrası soL’un 8 Mayıs 2021 tarihli haberinde uzun uzun anlatıldı: Yeni bilirkişi raporu, yürütmeyi durdurma kararının kaldırılması, Özelleştirme İdaresi ile sözleşme, inşaat...

Daha birkaç yıl öncesine kadar kamuya, İzmir halkına ait olan arazi artık “Folkart Time”dı.

Şehir Plancıları Odası 26 Ocak 2019 tarihli açıklamasında bununla da yetinilmediğini söylüyordu. Resmi alandan ticarete çevrilen ve Folkart’a satılan alanda, Oda’ya göre yasaya aykırı biçimde konut satışı yapılıyordu.

Bugün Folkart Time çoktan bitmiş durumda.

Kısacası kamu arazisi talan edildi. Yerine konanı Folkart’ın sitesindeki tanımından alıntılayalım:

“Lüks konutlar, ticari alanlar ve ofislerden oluşan bir kompleks.”

Incity: Mahkeme iptal etti, Folkart ‘devam edeceğiz’ dedi

Folkart Incity dosyası daha da çarpıcı.

İzmir Büyükşehir Belediyesi 12 Ağustos 2016’da, Bornova Belediyesi ise 2 Eylül 2016’da ilgili Folkart projesi için imar planı değişikliklerini onayladı. Şehir Plancıları Odası dava açtı. İzmir 1. İdare Mahkemesi planları iptal etti. Mahkeme; değişikliklerin parçacı olduğunu, alanda daha önce konut kullanımı bulunmadığını, getirilen yeni nüfus için eğitim ve sağlık gibi sosyal altyapı alanlarının öngörülmediğini belirledi.

Sonuç açıktı: Plan değişiklikleri şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına, kamu yararına ve imar mevzuatına uygun değildi.

Peki bu yargı kararına ilk itiraz açıklamasını belediyelerden önce ve belediyeler adına kim yaptı? Yanıt çok zor olmasa gerek.

Üstelik yargı kararına belediyeler adına tepki gösteren Folkart bununla da kalmadı; yaptığı açıklamada “dava Bornova ve İzmir Büyükşehir belediyeleri tarafından üst mahkemeye taşınacaktır” diyerek belediyelerin ne yapacağını da ilan etti. Burada da durmadı. Yargı kararına açıkça meydan okuyarak “inşaatımız sürecektir.” dedi.

6 Eylül 2018’de TKP İzmir Kent Komitesi çok haklı olarak şu soruyu soruyordu:

“Kenti Folkart mı yönetiyor?”

Bir yıl sonra, 26 Ocak 2019’da Şehir Plancıları Odası hâlâ aynı sorunu kayda geçiriyordu: Incity’nin planları mahkemede iptal edilmişti ama inşaat Danıştay’ın kararı bozana kadar geçen altı aylık sürede durdurulmamıştı. O altı ayda kaba inşaat tamamlanmıştı bile. Şirket yargıya meydan okumuş, dediğini yapmış, dur diyen de olmamıştı.

Peki bugün?

Folkart Incity tamamlandı.

Öyküsü yerel mahkemenin “kamu yararına aykırı” bulduğu planla başlayan yapı kentte adeta bir beton mezarlığı gibi dikilmiş, duruyor. Müteahhit şirketin portföyünde de “tamamlanan projeler” arasında.

Büyükşehir’in kentsel dönüşümünde de Folkart

Yerel yönetimle Folkart’ın ilişkisi yalnız imar planlarından ibaret değildi.

3 Eylül 2016’ya gidiyoruz şimdi. İzmir Büyükşehir Belediyesi, Uzundere’de 280 konut ve 33 işyerini kapsayan kentsel dönüşüm projesinin birinci etabı için dördüncü kez ihaleye çıktı. İhaleye tek teklif geldi. Tabii ki Folkart’tan.

Yaklaşık 64,5 milyon liralık proje için kat karşılığı teklif veren Folkart, ihaleyi kazanmak için önce 1000 TL, belediye bürokratının “biraz daha artırın” “ricası” üzerine 10 bin TL ek teklif verdi. Başka teklif veren olmayınca açık artırma da olmadı. Büyükşehir’in kentsel dönüşümünün ilk etabı Folkart’a kaldı.

Oysa İzmir’de merkezi AKP iktidarıyla yerel iktidarın pek çok konuda kavga ettiği yıllardan bahsediyoruz. Beton söz konusu olduğunda ise anlaşmak o kadar da zor olmuyor; kayıkçı kavgaları bir yana bırakılıyor, dökülen betonların ve  AKP ile CHP’nin arasından su sızmıyordu.

Çeşme: Otel olacaktı, 83 konut oldu

Gelelim Ege’nin kıyılarına. Bu sefer projemizin adı: Folkart Blu.

Yer: Çeşme Paşalimanı, Büyük Liman Koyu.

Turizm imarlı araziye Folkart 2015’te Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan yatırım belgesi aldı. Belgede yapılacak tesisin adı “Paşalimanı Folkart Otel”di. 30 odalı, 120 yataklı; hani neredeyse “butik” denen mütevazı otellerden.

Oysa Folkart daha başından itibaren kamuoyuna başka türlü tanıttı:

83 adet 1+1, 2+1, 3+1 ve 4+1 konut.

2016’da başlayan tartışma yıllarca sürdü. Konu Meclis’e de taşındı. CHP İzmir Milletvekili Atila Sertel 2019’da Bakanlığa “30 odalı otel izni verilen firma nasıl 83 rezidans yapabiliyor?” diye sordu, nafile yere.

Sonuç olarak Folkart, Çeşme’nin en bakir koylardan birine tabiri caizse “çöktü.” Rezidansın önündeki plaj dev saksılarla çevrilerek, şirketin deyimiyle, “özel kumsal ve iskele”siyle fiilen halkın kullanımına kapatıldı. Otel olarak çıkılan yolda tüm lüks konutlar peynir ekmek gibi satıldı.

Bugün şirketin sitesinde bu proje şöyle anılıyor:

“Çeşme’nin En Değerli Koyunda Benzersiz Bir Proje: Çeşme, dünyanın en güzel yarımadası. Folkart Blu Çeşme, bu yarımadanın en mavi noktası. Folkart Blu Çeşme, bu yarımadanın tüm koylarına en kolay ulaşabileceğiniz noktada yeni nesil lüks kavramını baştan tasarlıyor. Çeşme’nin en önemli zenginliği termal suyun şifa veren gücü, Folkart Blu Çeşme’nin sıcak su havuzunda. İster terasınızdan, ister iskelenizden nefes kesen manzaranın keyfini çıkarın!”

Basmane Çukuru: Folkart’ın Kültürpark’a açılan kapısı

Folkart dosyasının belki de İzmir açısından en önemli başlığı Basmane Çukuru. Çünkü buradaki mesele tek başına bir gökdelen değil. Basmane Çukuru ile İzmir Fuarı’nı, yani Kültürpark’ı yaklaşık on metre genişliğinde, incecik bir cadde ayırıyor. Dolayısıyla burada mesele Kültürpark. Mesele Fuar.

Mesele İzmir’in tam kalbi.

Bugün “Basmane Çukuru” denilen alan eski semt garajı. Yani zamanında tüm İzmir halkının kullanımında olan, İzmir’in en merkezi yerinde olan “kupon” bir araziden bahsediyoruz.

Üstelik bu alanın Kültürpark’la ilişkisi yeni keşfedilmiş değil.

1990’da düzenlenen Kültürpark Mimari Proje Yarışması’nın sınırları, Kültürpark ile eski garaj alanını birlikte kapsıyordu. Yukarıda andığımız Refik Saydam Bulvarı’nın kapatılması, Kültürpark ile garaj alanının birleştirilmesi; eski garaj alanına otel, kongre merkezi, borsa ve ticari işlevler getirilmesi öngörülüyordu.

Yani Basmane Çukuru’nun geleceği ile Kültürpark’ın geleceği başından beri birbirine bağlıydı.

1997’de DYP’li Burhan Özfatura döneminde alan Güçbirliği Holding’e verildi. 2001 krizinden sonra TMSF devreye girdi. Davalar, iptal kararları, yeni planlar birbirini izledi. Olay yılan hikâyesine, “çukur” yağan yağmurların birikmesiyle bir gölete dönüştü.

2016’da sahneye Folkart çıktı. TMSF’nin satışındaki hisseleri Folkart bünyesindeki Livamine 80 milyon dolara aldı.

Folkart’ın hazırladığı proje Kültürpark’ın dibine iki kule öngörüyordu. Biri 67, diğeri 48 kat. Konut, iş merkezi, ticaret alanı… İzmir Büyükşehir Belediyesi de kompleksin içinde yer alacaktı.

Şehir Plancıları Odası’nın hesaplarına göre projede yaklaşık 230 bin metrekare inşaat alanı görünürken yürürlükteki plandaki inşaat hakkı 104 bin metrekareydi.

‘Kültürpark’ı Folkart’ın bahçesi yapacaklar’

Kültürpark Platformu 29 Kasım 2016’da Dokuz Eylül Kapısı’nın önünde açıklama yaptı.

Başlığı açık olduğu kadar da vurucuydu:

“Kültürpark’ı Folkart’ın bahçesi yapacaklar.”

Platform, Folkart’ın Basmane projesiyle aynı dönemde hazırlanan Kültürpark Revizyon Projesi’ni birlikte değerlendiriyordu. Açıklamada Kültürpark’a yapılmak istenen kongre merkezinin altındaki otopark ve yol bağlantılarıyla hemen yanındaki Folkart kompleksinin birbirine bağlanacağına dikkat çekiliyor, böylece kentin en önemli kamusal yeşil alanının gökdelen kompleksinin “özel bahçesi” haline geleceği söyleniyordu.

Burası önemli. Yavaş yavaş Fuar’a, Kültürpark’a doğru geliyoruz çünkü.

Çünkü Folkart’ın İzmir Fuar’ıyla ilişkisini yalnız “sponsor oldu” diye okumak yetmiyor. Kültürpark’ın hemen bitişiğine dev bir özel gayrimenkul projesi kurmaya çalışan bir şirketin Fuar’ın ana sponsoru olmaya can atmasındaki niyet son derece açık olmalı.

Folkart Basmane’den çekildi ama çukur yerinde kaldı

Folkart’ın Basmane hayali neyse ki gerçekleşmedi. En azından şimdilik.

2019’da TMSF’nin sözleşmede tanıdığı 30 aylık işe başlama süresi sona erdi. Davalar nedeniyle ruhsat alınamadı. Folkart projeyi TMSF’ye iade etmek zorunda kaldı. Ama açıklamasında kapıyı açık bıraktı:

Arsa tekrar ihaleye çıkarsa yine talip olacaklardı.

Folkart şimdilik çekilse ve artık balıklara, kuşlara yuva olup minik bir ekosisteme dönüşen gölet apar topar belediye eliyle kurutulmuş olsa da Basmane Çukuru yerinde duruyor ve muamma devam ediyor.

2024 ve 2025’te Cemil Tugay döneminde TMSF ile yeni formüller görüşüldü. Önce belediyenin Basmane’deki hakkından vazgeçmesi karşılığında TMSF’nin Konak’taki yeni belediye hizmet binasını yapması gündeme geldi; daha sonra bu formülden vazgeçildi. Tugay Kasım 2025’te belediyenin yüzde 30’luk inşaat hakkının kültür merkezi olarak kullanılacağını, kalan bölümde TMSF’nin temsil ettiği hak sahiplerinin inşaat yapacağını açıkladı. Ocak 2026’da Büyükşehir Meclisi, TMSF ve sözleşmenin taraflarıyla hazırlanacak niyet protokolü için Cemil Tugay’a yetki verdi. Resmi meclis kararında belediyenin payının 2009 protokolüyle yüzde 30’a çıkarıldığı ve alandaki hukuki ihtilafların hâlâ sürdüğü de açıkça yazıyor. Bir ay sonra yeni karar geldi.

Basmane Çukuru’nda yıllarca “serbest” olan yapı yüksekliği 84 metreyle sınırlandırıldı. Yani Folkart’ın 67 katlı kuleleri artık masada değil. Ama 1990’lardan beri süren temel sorun ortadan kalkmış değil:

Kültürpark’ın yanı başındaki kamu toprağı kimin için, hangi işlevle kullanılacak?

Üstelik CHP’den istifa edip Yeni Parti’ye de geçmeyerek bağımsız kalmayı seçen, adı sıkça AKP’ye transfer olma iddialarıyla anılan Cemil Tugay ile AKP hükümeti arasından su sızmıyorken İzmirlilerin bu soruyu yüksek sesle sorması bir kat daha değerli.

Fuar’ın kapısından Folkart girdi

Şimdi tekrar Kültürpark’ın içine dönelim.

Folkart, İzmir Enternasyonal Fuarı’na ilk kez 2016’da ana sponsor oldu. 2017’de ve 2018’de bu unvanını yine hiçbir sermaye grubun bırakmadı.

29 Ağustos 2018’de soL şöyle yazıyordu:

“İzmir Fuarı sermaye gruplarının reklam ve şov alanına dönüştürülüyor.”

Aynı günlerde Kültürpark Platformu da aynı şeyi söylüyordu: Fuar, halka ait kamusal alan anlayışıyla değil, sermaye gruplarına alan açan bir anlayışla yönetiliyordu. Sonra, muhtemelen pandeminin de etkisiyle, ara verdi Folkart ana sponsorluğa. Fakat 2021’de geri geldi. 2022, 2023, 2024, 2025…

Ve 2026.

Bu yıl Folkart tam dokuzuncu kez İzmir Enternasyonal Fuarı’nın ana sponsoru. Dokuz fuar!

Üstelik artık “ana sponsorluk”tan anlanan, logoyu kapıya asmak, afişlere basmak, belediye başkanı elinden alınan teşekkür plaketleri falan da değil.

Sponsorluktan kentin hafızasını yönetmeye

2025’te ana sponsorluk ilişkisi yeni bir aşamaya geçti.

94. İzmir Enternasyonal Fuarı açılırken Kültürpark Atlas Pavyonu’nda İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, Folkart işbirliğiyle iki büyük sergi açıldı.

Biri Refik Anadol Sergisi. Diğeri ise Mustafa Kemal Atatürk sergisi.

Atatürk sergisinin adı, ne tesadüftür ki Nâzım Hikmet’in dizelerinden alınmıştı:

“Ve Mavi Gözleri Çakmak Çakmaktı.”

Sergiler dört ayda yaklaşık 295 bin ziyaretçi çekti.

Folkart’ın gözünün 2025’ten itibaren yalnız İzmir’in arsalarında, kamu arazilerinde, bakir koylarında olduğunu söylemek çok, ama çok eksik kalacak, kalıyor da.

Folkart ortaya yeni bir iddia koyuyor. İzmir’in neredeyse yüz yıldır en büyük geleneklerinden biri olan İzmir Enternasyonal Fuarı’nı paravan olarak kullanıp sözünü buradan yaymaya çalışıyor ve tam olarak İzmir’in, Cumhuriyet’in ve memleketin tarihini nasıl hatırlamamız gerektiğini bize dikte ediyor.

İşte tam olarak bu cürete “dur” demek gerekiyor.

Nutuk’tan Zafer Toprak’a: Tarih de Folkart’tan sorulur

soL 28 Mayıs 2025’te başka bir Folkart dosyasını açmıştı.

Prof. Dr. Zafer Toprak’ın ölümünden önce hazırladığı dört ciltlik Modern Türkiye Tarihi, Folkart Gallery tarafından, 1500 adet olarak basılmıştı. Tabii ki satışa çıkmadı. “Prestij baskı” olarak Folkart’ın belirlediği “seçkin” kişilere gönderildi.

Toprak daha önce Folkart’ın 15. yılı için üç ciltlik bir Nutuk çalışması da hazırlamıştı. Folkart Yönetim Başkanı Mesut Sancak’ın imzasıyla, Nutuk! O da 1500 adet basılmış ve yine piyasaya verilmişti. O da seçilmiş kişilerin kütüphanelerine gönderilmişti.

Bir inşaat şirketinin yalnız arsaya değil, Cumhuriyet tarihinin hangi eserinin kimlerin eline ulaşacağına da karar verdiği, aslında Cumhuriyet tarihine, kent halkına açıktan meydan okuduğu bir “kültür hizmeti” anlayışı.

2026’da ise sıra Nâzım’a geldi.

Bu yıl dokuzuncu sponsorluk: Yanında Nâzım

95. İzmir Enternasyonal Fuarı 5 Eylül’de açılıyor.

Yukarıda da söylediğimiz gibi, Folkart dokuzuncu kez Fuar’ın ana sponsoru.

Üstelik bu yıl şirketin Fuar’a getirdiği kültürel “ürün” Nâzım Hikmet. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin katkıları ve ev sahipliğinde açılacak “Romantika”nın yapımcısı ve “yöneten”i ise Folkart.

Serginin 2 bin 125 metrekarelik 15 salonunda Nâzım’ın elyazmaları, kişisel eşyaları, fotoğrafları, arşiv belgeleri sergilenecek. Belediye bunu “Nâzım’ın İzmir’e geri dönüş hikâyesi” diye tanıtıyor.

Basmane Çukuru’na iki gökdelen dikmek isterken “Kültürpark’ı Folkart’ın bahçesi yapacaklar” denilen şirket, on yıl sonra Kültürpark’ın içinde Nâzım Hikmet sergisinin yapımcısı.

Şaşırmıyoruz. Şaşırmıyoruz; fakat öfkeleniyoruz.

NHKM’nin ve THTM Edebiyat İnisiyatifi’nin ardı ardına yaptığı açıklamalar ise İzmir’in de Nâzım’ın da sahipsiz olmadığını göstermesi açısından çok değerli. 

Bir de işçiler vardı

Bu kadar arsa, imar planı, gökdelen, milyon dolar arasında asla unutulmaması, burada anılması gereken biri var.

Kudbettin Kırergin.

Tarih 21 Haziran 2019.

Bornova Adliyesi yakınındaki Folkart inşaatında çalışan 40 yaşındaki inşaat işçisi Kudbettin Kırergin altıncı kattan düştü. Ege Üniversitesi Hastanesi’ne ağır yaralı olarak kaldırılsa da maalesef kurtarılamadı.

İnşaatta yaklaşık 800 işçi kardeşimiz çalışıyordu.

İşçiler soL’a güvenlik önlemlerinin alınmadığını, işe girerken kendilerine okumadan belgeler imzalatıldığını, iş kazalarında suçun işçiye yüklendiğini anlatmıştı.

Kırergin’in düştüğü yerde beton ve korkuluk kırıktı. İnşaatın dışından çekilen görüntülerde başka korkulukların da kırık olduğu görülüyordu.

Folkart’ın İzmir’de bıraktığı izlerin en acısı da bu: Bir işçinin, Kudbettin Kırergin kardeşimizin kanı.

Narlıdere bir kez daha: Lüks site cayır cayır yandı

27 Nisan 2023’te Folkart’ın ilk büyük projelerinden Narlıdere’deki sitede yangın çıktı. Sekiz katlı blok saatlerce, çıra gibi yandı. İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı’nın incelemesinde yangının elektrik hattındaki kısa devreden çıktığı bildiriliyordu. Yanan blok, İBB İtfaiyesinin 25 Haziran 2009 tarihli raporunda bina yönetmeliğe uygun görülmemişti.  Malikler, yangın söndürme ve alarm sistemlerinin bulunmadığını ileri sürdü.

Sonra başka bir kavga başladı.

Ev sahipleri, Folkart’ın yeniden yapım için kendilerinden kişi başı 222 bin avroya varan “katkı” istediğini öne sürdü. Malikler dava açtı. Folkart ise yıllar sonra yayımladığı 2024 Sürdürülebilirlik Raporu’nda Narlıdere yangınını şöyle tarif etti:

“Önemli bir öğrenim fırsatı.”

Sermayenin dili bazen her şeyi bir cümlede özetleyiveriyor, değil mi?

2025: Yöntem değişmedi, adres Mavişehir

Uzattık; ancak dosyamız henüz kapanmış değil.

Şubat 2025’te bu kez Mavişehir’de yıkılan Ege Park AVM’nin yerine Folkart Mona projesi duyuruldu. Fakat sorun şuydu ki İmar planlarında, yargıya taşınan iddia ve yorumlara göre, alan ticaret kullanımındaydı. Konut yapılamazdı, ruhsat da ticari kullanımlar içindi.

Folkart ise tüm bunlara rağmen vakit kaybetmeden konut satışına başladı.

Temiz İzmir Derneği Ağustos 2025’te İzmir Büyükşehir Belediyesi, Karşıyaka Belediyesi ve Folkart hakkında suç duyurusunda bulundu; imar kirliliği, plan ihlali ve görevi kötüye kullanma iddialarını yargıya taşıdı.

İnşaat durdu mu? Tabii ki hayır.

2026’da Folkart Mona hâlâ o konutlarda asla oturamayacak işçilerin ellerinde yükselmeye devam ediyor ve piyasada 2+1’den 5+1’e kadar konut projesi olarak pazarlanıyor. Teslim için 2027 tarihi veriliyor. 


soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.