Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Fidan 'Mekke İttifakı'nı savunmaya girişti: 'Anlaşma teknik olarak NATO'nun beşinci maddesiyle aynı'

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suudi Arabistan ve Pakistan'la imzalanan askeri ittifakın detaylarını anlattı. Kurulan askeri paktın teknik olarak NATO'nun 5. maddesiyle aynı işleyişe sahip olduğunu belirten Fidan, Kızıldeniz'deki ABD ve İsrail eksenli hamlelere katılımı ise "Söz sahibi olmak için var olmalıyız" diyerek savundu.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 09.08.2026 , 12:35

AKP, Suudi Arabistan ve Pakistan'la imzalanan "Mekke Ortak Savunma Anlaşması"yla Türkiye'yi yeni ve son derece tehlikeli bir askeri maceranın içine soktu. Bu macerayı savunmak da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'a düştü. 

Söz konusu anlaşmanın bölgeye kalıcı istikrar getirecek en önemli adım olduğunu öne süren Fidan, Mekke Anlaşması'nın teknik olarak NATO Antlaşması'nın kolektif savunmaya ilişkin 5. maddesiyle aynı olduğunu söyledi ve "Zaten onun için bir güvenlik paktı kuruyorsunuz" dedi.

Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye'nin yayılmacı politikalar izleyen ülkeler olmadığını öne süren Fidan, "Bölgede ister bölge içinden ister bölge dışından saldırıya uğramadığı sürece bu ittifakın herhangi bir ülkeyle alıp veremediği olamaz" diye konuştu.

Fidan, ittifakın ana çekirdeğini Ankara, Riyad ve İslamabad'ın oluşturduğunu, ancak üçüncü ülkelerin de zamanla aralarına dahil olacağını, buna yönelik çalışmaların sürdüğünü aktardı. İttifaka katılması beklenirken anlaşmaya dahil olmayan Mısır hakkında da konuşan Fidan, "Mısır zaten bizim doğal bir ortağımız bütün meselelerde, ben bir sonraki aşamada Mısır'ın da bizim aramızda olacağına inanıyorum" dedi.

'Bölgesel sahiplenmemizin artırılması önemli'

Anadolu Ajansı Editör Masası'na konuk olan Fidan, gündeme ilişkin soruları yanıtladı, değerlendirmelerde bulundu.

Bakan Fidan, Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan "Mekke Ortak Savunma Anlaşması"na ilişkin, "Gerçekten tarihi bir gündü. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde yürüttüğümüz dış politikamızda, gerçekten uzun yıllardır hedeflediğimiz bazı köşe taşları var. Onlardan birinin gerçekleşmesiyle alakalı bir olaya tanıklık ettik" diye konuştu.

Türkiye'nin amacına dair "Bölgesel sahiplenmemizin artırılması önemli. Çünkü dışarıdan gelen hegemonlar, bölgedeki sorunları çözmüyor, daha da akut hale getiriyor, maliyeti çok yüksek oluyor" diyen Fidan, "Bölge ülkelerinin kendi güvenliklerini, kendi ekonomik istikrarlarını, kendi kalkınmalarını, kendi refahlarını, kendilerinin aslında garanti altına alıcı daha kurumsal noktalara gitmeleri gerekiyor" dedi.

Anlaşma için 2 yıl 8 aylık bir hazırlık süreci yürütüldüğünü aktaran Fidan, "Tabii, bunun fikir düzeyinden kavrama, kavramdan anlaşma noktasına geçmesi" dedi.

'Anlaşma teknik olarak NATO'nun 5. maddesiyle aynı'

Fidan, Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın teknik olarak NATO Antlaşması'nın kolektif savunmaya ilişkin 5. maddesiyle aynı olduğunu belirterek, "Zaten onun için bir güvenlik paktı kuruyorsunuz. Onun için nihai derecede bir ittifaka katılma kararı alıyor diğer ülkeler. Birbirinin koruyucu desteğinden faydalanmak için" dedi.

Fidan sözlerine şöyle devam etti: 

"Caydırıcılık gücünüzü artırıyorsunuz. İkinci bir husus da bu türden ittifaklara girmenin yolu, bir dışarıya mesaj vermekten ziyade, bu ittifaka imza atan ülkeler birbirlerinin güvenliğine tehdit olmayacaklarını, aslında birbirlerinin güvenliğine tersine garanti olacaklarını ortaya koyuyorlar, taahhüt ediyorlar. Başlangıç noktası bu. Bir güvenlik ittifakına girdiğiniz zaman dışarıdaki bir aktöre karşı değil, içeride 'biz birbirimize artık bundan sonra dayanışma halindeyiz, birbirimizden diğerine zarar gelmez' meselesi."

Fidan, "Saldırı durumunda hemen bir yükümlülük doğuyor mu? Bu yükümlülük nasıl işlevsel hale gelecek" sorusuna, "Anlaşma metnine bakıldığında orada genel taahhütler var. Bu genel taahhütlerin hangi pratikte ne şekilde hayata geçeceği her zaman için ifade ettiğim gibi tartışmaya ve ilgili kurulların karar almasına bağlı" yanıtını verdi.

Bir ülkenin bu konuda çağrıda bulunması gerektiğini söyleyen Fidan, "yardımın keyfiyetini de ülkenin tanımlayacağını" savundu.

Fidan, şunları ifade etti:

"Der ki 'benim istihbarata ihtiyacım var, lojistiğe ihtiyacım var, mühimmata ihtiyacım var, olmadı, daha ileri safhada askeri ünitelere ihtiyacım var. Bunlar çok aşamalı, tehdidin boyutuna göre değişen hususlar. Şu ana kadar yapılan çalışmalarda bizim ortaya koyduğumuz perspektif şu, şimdi bizim bir yapısal olarak bakanlar komitesi olacak. Aynı NATO'da olduğu gibi dışişleri bakanları, savunma bakanları ve genelkurmay başkanının olduğu siyasi ve askeri komite var. Siyasi ve askeri komite, liderlerin ortaya koyduğu vizyonu, bu ittifak içinde karara bağlayan, çalışmaları yapan komite. Bunun ortaya koyduğu vizyonu hayata geçirecek bir genel sekreterlik olacak, bir teşkilat olacak."

'Ortak çalışabilirlik çok önemli'

Fidan, "Burada tabii çok fazla husus var askeri konular yani 'ortak çalışabilirlik' dediğimiz yani NATO'da 'interoperability' diye kavramsallaştırılan çok önemli bir husus var. Yani farklı ordu yapıları olan ülkelerin beraber bir arada iş görebilmesi, çalışabilmesi, karşılıklı eğitim, destek hususları, lojistik mevzuları, tehdit analizleri, istihbarat paylaşımı ve en önemlisi savunma sanayi alanlarında işbirliği. Dün en çok liderler arasında konuşulan konu, savunma sanayi alanındaki işbirliği ve buradaki teknolojilerden ülkelerin birbirinden istifade etmesi" diye konuştu. 

Bunun ciddi ve süreklilik gerektiren kurumsal bir iş olduğunu söyleyen Fidan, "Ülkeler sıkıştıkça 'ya biz ne yapacaktık beraber' deme durumunda olmayacaklar. Bizim her zaman için yani vurguladığım husus, dış politikada veya herhangi bir konuda başarıyı rastgeleliğe bırakmamak gerekiyor, kurumsallaştırmak gerekiyor. Devamlı hale getirmek gerekiyor." ifadesini kullandı.

Belli "menfaatler" etrafında ülkelerin bir ittifaka yoğrulması gerektiğini söyleyen Fidan, "Bu üç ülke, çekirdek ülke" dedi.

'Yayılmacı politikaları olan ülkeler değil' iddiası

Fidan, Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın caydırıcılık anlamında hedefinin ne olduğuna ilişkin soruya ise "Şu anda dediğim gibi biz yani bir herhangi yazıya çiziye bağlanmış, üstünde altına imza attığımız ortak tehdit diye bir husus yok. 'Biz artık birbirimizin güvenliğiyle yakından ilgileneceğiz' taahhüdünde bulunuyoruz. Bu bir başlangıç noktası" yanıtını verdi.

Fidan, Mekke Ortak Savunma Anlaşması'ndaki ülkelere ilişkin "Suudi Arabistan, Pakistan, Türkiye dış politika tavırlarına baktığınız zaman yayılmacı politikaları olan ülkeler değil. Kendi sınırları içerisinde, kendi dertleriyle, kalkınmalarıyla meşgul, mümkünse de iyi ilişkiler ve komşuluklar yoluyla da bulundukları ortama pozitif katkı sağlamak isteyen ülkeler" iddiasında bulundu.

Bu ülkelerin farklı tarz ve kapasitelere sahip olduğunu söyleyen Fidan, "Şimdi biz bu ülkelerle bir araya geldiğimiz zaman tabiatıyla savunmaya yönelik bir örgüt oluyoruz. Yani ofansif gidelim şurada da hep beraber şunu yapalım şunu edelim tarzında bir yaklaşım değil. Dolayısıyla bölgede ister bölge içinden ister bölge dışından saldırıya uğramadığı sürece bu ittifakın herhangi bir ülkeyle alıp veremediği olamaz. Ama bölgesel istikrara katkıda bulunmak için tabii ki ortaya koyduğumuz bu güç kompozisyonun yapıcı katkısı olacaktır" ifadelerini kullandı.

Fidan, Mekke Ortak Savunma Anlaşması'ndaki ülkelere saldırmayan ülkelerin "hedefte olmadığını" iddia etti.

Ensarullah'a karşı ittifakı savundu: 'Tabii ki söz sahibi olmak için var olmamız gerekiyor'

Fidan, baskılar ve saldırıların ardından Yemen'deki Ensarullah'ın Suudi Arabistan'a karşı Kızıldeniz'de abluka başlatması ve bunun üzerine Riyad'ın gerçekleştirdiği toplantıya da değindi.

Toplantı sonucu Ensarullah'a karşı kurulan ittifakta Türkiye de yer alırken, Fidan "bu konuda ticari veriler ve teknik detaylara girmek gerektiğini" öne sürerek şöyle konuştu:

"Bizim buna askeri ilgi göstermemiz, yani uluslararası camia orada toplanmışken, burada nasıl bir tedbir alacağız diye durmuşken, gayet normaldi. Cumhurbaşkanımız da bu konuda gerekli onayları verdiler. Genelkurmay Başkanımız gidiyor, toplantılara katılıyor. Yani buradaki güvenlik hani Türkiye'nin de büyük bir perspektifinin olması lazım."

Fidan, Kızıldeniz'in hemen yukarıda Süveyş Kanalı üzerinden Akdeniz'e açıldığını belirterek, "Akdeniz'in en önemli ülkesi kim? Biziz. Büyük limanların olduğu, ticari hareketlerin olduğu Akdeniz'deki bütün kargo gemilerini bir yerden bir yere taşırken muhakkak durduğu liman. Yine biz dolayısıyla bizim oradaki bir oluşum üzerinde tabii ki söz sahibi olmak için var olmamız gerekiyor. Yani ondan daha normal bir şey yok" iddiasında bulundu.

'İran'ın bölgenin yapıcı politikalarına katkıda bulunması gerekiyor'muş

Fidan, zaman zaman kendisine "Suudi Arabistan-İran geriliminden siz nasıl etkileneceksiniz?" diye sorulduğunu aktararak şöyle konuştu:

"(Suudilerin) İran'la ilgili yani biz İran'la savaşalım, İran'ı yok edelim, İran'da şunu yapalım, İran'da bunu yapalım gibi bir stratejileri ve niyetleri yok. Bu konuda daha farklı düşünceleri var. Özellikle Hürmüz Boğazı'nda devam eden şiddetin bir an önce durmasını, Amerikalılara yaptığı en büyük telkin ki son birkaç gün önce de biz Mekke'deyken de Sayın Muhammed bin Salman anlattı bunu, Sayın Trump da yaptığı görüşmede de yani bu savaşın bir an önce durmasını, askeri müdahalenin, hiçbir şekilde İran'a yönelik askeri müdahalenin çözüm olmadığını konuşma yoluyla, anlaşma yoluyla bu meselenin halledilmesi konusunda bir duruşları var. Şimdi Suudi Arabistan meselesi, aslında Suudi Arabistan ile İran problemli olduğu için aralarının açıldığı bir konu değil. Amerika ve İsrail de bunların arası problemli olduğu için bir noktada sorun oraya çıktı."

Fidan, İranlı muhataplarıyla bunları konuşup konuşmadığının sorulması üzerine, "İki yıldan fazladır biz bölgede bunu konuşuyoruz. İranlılarla da bunları konuştuğumuz dönemler oldu. Yani İran bölgede kendi sorunlarını çözdüğü zaman, bölgenin yapıcı politikalarına katkıda bulunmaya, o kolektif alana girilmesi gerektiği zaman, onların da bu rolüne ihtiyaç var. Biz onu her zaman söylüyoruz yani İranlılar bu konunun yabancısı değiller" yanıtını verdi.

Fidan, İsrail ve Ankara'nın müttefiki olan ABD'nin İran'a başlattığı saldırıyı göz ardı ederek Tahran'ı "bölgenin yapıcı politikalarına katkıda bulunmamakla" suçlarken, geçtiğimiz günlerde gelen teklife ise değinmedi.

İran Savunma Bakan Vekili Tuğgeneral Rıza, Milli Savunma Bakanı Güler ile yaptığı telefon görüşmesinde Türkiye, Mısır, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın katılımıyla bölgesel bir güvenlik ittifakı kurulmasını önermişti. Söz konusu öneri İran basınından öğrenilirken, Milli Savunma Bakanlığı tarafından duyurulmaması dikkat çekmişti.

İttifaka üçüncü ülkeler katılacak mı?

Mekke Anlaşması'na katılmak isteyen, adını vermek istemediği başka ülkeler de olduğunu ve anlaşmayı oluştururken bu husus üzerinde karar vermekte zorlandıklarını söyleyen Fidan, "Diğer ortaklarımızın ağırlıklı tercihi bu anlaşmadaki ilgili maddeyle de ifade edildiği gibi üç ülke kurucu çekirdek ülke olsun. Prensipleri, standartları ve yani bu yapının bekasını belirlemede aktif rol oynasınlar. Ama bu çekirdek ülkelerinin onayıyla da diğer ülkeler buraya katılsınlar. Cumhurbaşkanımızın vizyonunda zaten bizim üç ülkeyle sınırlı kalmamamız daha da büyümemiz" diye konuştu.

Söz konusu anlaşmanın bölgeye kalıcı istikrar getirecek en önemli adım olduğunu öne süren Fidan, "Bakın bu bölge son 100 yıldır Osmanlı'nın bölgeden çekilmesinden beri istikrarsızlıkla anılan bir bölge. O veya bu şekilde. Ama artık bölge ülkeleri yani kendileri bir araya gelerek kendi sorumluluklarını üstlenerek bir önemli adımlar atıyorlar" dedi.

Fidan, ittifakın isminin şu anda "Mekke İttifakı" ya da "Mekke Savunma İttifakı" olduğunu belirterek, kesin ismin zamanla oturacağını söyledi.

'Mısır'ın da bizim aramızda olacağına inanıyorum'

Öte yandan bir anlaşmaya varılmadan önce bahse konu üç ülkenin yanında bir devletin daha olası ittifaka katılacağı belirtiliyor, hatta bu oluşuma dış basında "Müslüman dörtlüsü" adı yakıştırılıyordu. Fakat anlaşmada, beklenen diğer ülke yani Mısır yer almadı.

Mısır'ın da olduğu bölgesel dörtlünün çok önemli bir siyasal platform olduğunu ve var olmaya devam edeceğini söyleyen Fidan, şöyle konuştu:

"Mısır da zaten bizim doğal bir ortağımız bütün meselelerde, ben bir sonraki aşamada Mısır'ın da bizim aramızda (ittifakta) olacağına inanıyorum. Zaten şu anda ittifak üyesiymiş gibi davranıyoruz birbirimize, bütün ülkelerle ilişkiler öyle. Orada birkaç tane teknik husus var. Bunlar hayata geçildiği zaman Mısır'ın da olmaması için hiçbir sebep yok. Ama bölgesel dörtlü önemini koruyor. Mısır önemli bir ülke, bu konuda ne Pakistan'ın ne Suudi Arabistan'ın bir görüş ayrılığı yok."


soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.