Sayfa yolu
Mekke Anlaşması'nın detayları ortaya çıktı: 'Birine yapılan saldırı tümüne yapılmış sayılacak'
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 07.08.2026 , 19:20
AKP iktidarı, "bölgesel barış ve istikrar" kılıfı altında Ortadoğu'nun "güvenlik mimarisini" ABD ve İsrail'in planları ekseninde yeniden dizayn eden bir metne imza attı: "Mekke Ortak Savunma Anlaşması".
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında kurulan ve birine yapılan saldırıyı tümüne yapılmış sayacak olan bu üçlü pakt, resmi makamlarca "herhangi bir ülkeyi hedef almayan, bağımsız ve savunma odaklı bir hamle" olarak pazarlanıyor. Ancak bölgedeki son saflaşmalar, atılan imzaların "tarafsız" bir ittifaktan ziyade, İran'ın sistematik olarak dışlandığı ve Ankara'nın dolaylı olarak taraf olduğu savaş cephelerini genişlettiği yeni bir bloğa işaret ediyor.
Kağıt üzerinde "savunma odaklı" olduğu iddia edilen ancak Tahran cephesinden "Amerikalılara boyun eğmek" diye nitelendirilerek açık bir uyarıyla karşılanan bu mutabakatın perde arkası, yetkililerin "Türkiye çatışmalara sürüklenmiyor" iddialarıyla ciddi bir çelişki barındırıyor.
Başkalarına güvenlik için "yalvarma" eleştirilerinin gölgesinde yankıları süren bu yeni paktın çerçevesi ise resmi açıklamalarla gün yüzüne çıkmaya başladı.

Detaylar belli olmaya başladı
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan tarafından imzalanan "Mekke Ortak Savunma Anlaşması"nın detayları belli olmaya başladı.
Pakistan Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan açıklamada, anlaşmanın "üç devletin kolektif güvenliklerini daha da güçlendirme, güvenli ve müreffeh bir gelecek arayışıyla bölgede ve ötesinde barışı, güvenliği ve istikrarı teşvik etme yönündeki ortak kararlılığı" kapsamında imzalandığı öne sürüldü.
Açıklamada, anlaşmanın herhangi bir saldırganlık eylemine karşı kolektif caydırıcılığı güçlendirmeyi amaçladığı iddia edildi. Anlaşma kapsamında üç devletten herhangi birine yönelik herhangi bir silahlı saldırının, hepsine yönelik bir saldırı olarak kabul edileceği belirtildi. Halihazırda Riyad ve İslamabad arasında uygulanan bu karara Türkiye de eklemlenmiş oldu.
Ayrıca, üç devlet arasındaki savunma işbirliğinin tüm yönleriyle geliştirilmesinin de taahhüt edildiği aktarıldı.
AA'nın konuyla ilgili yetkililere dayandırdığı haberinde ise anlaşmanın "herhangi bir ülkeyi hedef almayan, külfet paylaşımı ve ortak güvenlik anlayışı temelinde bölgesel ve küresel barış, istikrar ve refahın korunmasına yönelik taahhütleri güçlendirmeyi amaçlayan savunma odaklı işbirliğini" kapsadığı öne sürüldü.
AA'ya konuşan yetkililer, anlaşmanın "saldırgan bir askeri cephe, çevreleme girişimi veya saldırı planlaması olmadığını, bölgesel istikrarı sağlamaya yönelik Terörsüz Bölge hedefine katkı sağlayacak bir adım" olduğunu savundu. Fakat yetkililer, bölgedeki "istikrarı bozan terör unsurlarının" kim olduğuna dair herhangi bir yorumda bulunmadı.
Anlaşmayla birlikte bölgedeki güvenlik mimarisinin yeniden dizayn edildiğini öne süren yetkililer, "Türkiye'nin başka çatışmalara sürüklenmediğini" iddia ederek şu ifadeleri kullandı:
"Türkiye değişen ve karmaşıklaşan uluslararası güvenlik ortamında işbirliği seçeneklerini çeşitlendiren bir düzenlemeye imza atmıştır. Türkiye'nin Mekke Anlaşması'na imza atması, küresel deniz ticaret yollarının güvenliğini güçlendirerek ihracata, enerji tedarikine ve ekonomik istikrara katkı sağlayacaktır. Anlaşmaya katılım, Türk askerinin her bölgesel krize gönderileceği anlamına gelmemektedir. Kuvvet kullanımı ve askeri harekat kararları anayasal düzen ile ulusal karar mekanizmaları çerçevesinde alınacaktır."
Gerçekten 'tarafsız' bir ittifak mı?
Oysa bugün ilan edilecek yeni üçlü paktın ABD ve İsrail'in planlarından bağımsız bir "tarafsız" bölge ülkeleri ittifakı olmayacağı son dönemde yaşanan gelişmelerle daha fazla gün yüzüne çıktı.
İran ile Türkiye savunma bakanlıkları arasında yapılan görüşmelerde Tahran'ın İsrail'e karşı Suudi Arabistan, Pakistan ve Mısır’ın da katılımıyla bölgesel bir güvenlik ittifakı kurulmasını önerdiği, Ankara'nınsa bu öneriye sessiz kaldığı ortaya çıkmıştı.
Son olarak Yemen’de Ensarullah hareketinin dünkü saldırılarıyla ağır darbe alan Suudi Arabistan liderliğinde Kızıldeniz'de planlanan yeni deniz gücüne de Ankara hükümeti destek açıklamıştı. Böylece AKP hükümeti Karadeniz'den sonra Kızıldeniz'de İran ve Yemen karşıtı ittifaka destek vererek dolaylı olarak tarafı olduğu savaş cephelerini genişletmişti.
Bugün atılan imzalar ABD ve dolayısıyla İsrail'in bölge planları doğrultusunda, İran’ın dışlandığı bir “bölgesel ittifak”ı güçlendirecek.
İran'dan uyarı: 'Başkalarına yalvarmak zorunda kalmamak için politikalarınızı düzeltin'
Tam da bu nedenle anlaşmanın ardından İran'dan uyarı geldi.
İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Sözcüsü İbrahim Rızai, "Suudiler, Türkiye ve Pakistan ile imzalanacak kağıt üzerinde bir anlaşmanın kendilerine güvenlik sağlamayacağını anlamalıdır" ifadesini kullandı.
Rızai sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamayı şöyle noktaladı:
"Tıpkı yıllarca süren, tek taraflı olarak Amerikalılara boyun eğme politikasının da güvenlik sağlamadığı gibi. Artık güvenlik için başkalarına yalvarmak zorunda kalmamak için politikalarınızı düzeltin."
soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.
İLGİLİ HABER
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.