Sayfa yolu
'Erdoğan'ı istemiyoruz': Somalililer neden Türkiye bayraklarını yakıyor?
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud ile AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan.
Yayın Tarihi: 16.09.2026 , 00:10
AKP'nin her geçen gün faaliyet alanını genişlettiği Somali'de dikkat çekici gelişmeler yaşanıyor.
AKP iktidarının 2011'de "insani yardım" ambalajıyla başlattığı, yandaş medyanın "kazan-kazan" tekerlemeleriyle sunduğu Somali macerası, bugün sokaklarda yanan bayraklarla, sivillerin üzerine yağan bombalarla ve yeni sömürgecilik suçlamalarıyla doğrudan Türkiye karşıtı kitlesel bir öfkeye dönüşmüş durumda.
Geçtiğimiz aydan beri Somali'nin Jubaland, Puntland ve Güneybatı eyaletlerinde sokaklara dökülen kalabalıklar, Türk bayraklarını ateşe veriyor, pankartlarda doğrudan AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hedef alınıyor.
Somali'de ne oluyor, Türkiye bayrakları neden ateşe veriliyor?
Her şey nasıl başlamıştı?
Sürecin temelleri, dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2011 yılında yanına bakanları ve Türk patronlarını alarak başkent Mogadişu’ya yaptığı ziyaretle atıldı. Böylece insani kriz ve kıtlık, Türkiye sermayesi için bakir bir pazara giriş bileti oldu. Kısa süre içinde Somali'nin yol ve altyapı işleri iktidara yakın şirketlere pay edilirken Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA), Maarif Vakfı ve AKP güdümündeki gerici oluşumlar da ülkeye yerleşti.
Ancak sermaye ihracatı kısa sürede askeri nüfuzla tahkim edildi. 2017'de faaliyete geçen ve Türkiye'nin en büyük denizaşırı askeri tesisi olan Somali Türk Görev Kuvveti Komutanlığı'nda (TÜRKSOM), bugüne kadar 15 binden fazla Somalili asker eğitildi. Somali ordusunun omurgasını oluşturan Gorgor (özel kuvvetler) ve Haramcad (polis) gibi elit birlikler doğrudan Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından donatıldı; envanterler MPT-76 piyade tüfekleri, BMC üretimi Kirpi zırhlıları ve Bayraktar TB2 SİHA'larıyla dolduruldu. Hatta Hint Okyanusu kıyısında alan tahsis edilerek Tayfun gibi füzelerin test edilebileceği bir roket üssü projesi başlatıldı.
Bu adımların ardından enerji anlaşmaları gündeme geldi. İmzalanan anlaşmalar doğrultusunda Türkiye'den kalkan gemiler petrol ve doğal gaz çalışmaları için Somali karasularına ulaştı. Ancak anlaşmanın şartları, Somali'de "sömürü" tartışması başlattı. Çünkü iddiaya göre yapılan asimetrik anlaşma kapsamında Türkiye aslan payını alırken Somali ise büyük tavizler verecekti. Somali Parlamentosu'ndan gizlenen ve olası uyuşmazlıkların İstanbul mahkemelerinde çözülmesini öngören bu anlaşma, yerel kamuoyunda Ankara'nın ülkeyi bir "kaynak sömürgesine" dönüştürdüğü tepkilerini beraberinde getirdi.
İktidarın sansür kararı sonrası açtığımız yeni X hesabımızı https://x.com/soLHaber2026 adresinden takip edebilirsiniz. Bu saldırılara boyun eğmeyeceğiz. Yanımızda olmak, desteğinizi sunmak için soL'a abone olun.
Merkezi hükümet ile AKP'nin yakınlaşması tepkilere neden oluyordu
Türkiye'nin merkezi hükümete sunduğu silah, asker ve sermaye akışı, Somali'nin iç siyasi dengelerini altüst etti.
Görev süresi 2026'da dolan Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, parlamentonun ve bölgesel yönetimlerin onayını almadan anayasayı değiştirerek yetkilerini genişletmeye ve seçim sistemini dönüştürmeye çalıştı. Görev süresini uzatan bu hamle, federal üye eyaletler olan Puntland, Jubaland ve Güneybatı Eyaleti tarafından "yasa dışı bir darbe" ve "kişisel diktatörlük inşası" olarak nitelendirildi.
Eyaletler Mogadişu ile ilişkileri keserken, siyasi kriz kısa sürede kanlı bir iç çatışmaya evrildi. Ancak bu çatışmalarda kritik bir kırılma yaşandı: Mogadişu yönetimi, Eş-Şebab'la mücadele gerekçesiyle Türkiye'nin eğittiği birlikleri ve Türkiye'nin tedarik ettiği SİHA'ları, kendi iç siyasi rakiplerini ve özerk eyalet yönetimlerini tasfiye etmek için sahaya sürdü.
Haziran 2026'da eski Cumhurbaşkanı Şerif Şeyh Ahmed ve eski Başbakan Hasan Ali Khaire'nin yerleşkelerine kamikaze İHA'larla saldırılar düzenlendi. Yine aynı dönemde Aşağı Şabel bölgesindeki bir operasyonda Somali Savunma Bakanlığı önce "TSK ile tam koordinasyon halinde F-16'lar kullanıldı" açıklamasını yaptı, ardından gelen tepkiler üzerine "Türkiye" ve "F-16" ifadelerini apar topar metinden sildi.

Özerk eyaletlerde gerilim ve Türkiye'ye dair iddialar
Son haftalarda ise çatışmalar üç ana eyalette hava saldırıları ve askeri operasyonlarla tırmanışa geçti.
Federal güçler, görevden aldıkları Güneybatı Eyaleti Başkanı Abdiaziz Laftagareen'e bağlı güçleri sindirmek için Baidoa'ya ilerlerken, Türkiye'nin eğittiği Gorgor birlikleri ve Türk SİHA'ları hava desteği sağladı. Güneybatı Eyaleti Başkanlığı, "Türk kardeşlerinin bağışladığı teçhizatın kendilerine karşı kullanıldığını" duyururken, Harta Qaanle yerleşiminde füzelerin doğrudan sivilleri ve çiftlik hayvanlarını vurduğu bildirildi. Baidoa çevresindeki çatışmalarda onlarca sivil yaşamını yitirdi, yüzlerce kişi yaralandı.
Jubaland Başkanı Ahmed Madobe'nin federal hükümete rest çekmesinin ardından, sınır kasabası Dolow'da eski Somali Cezaevi Güçleri Komutanı General Mahad Abdirahman'ın konutuna hava saldırısı düzenlendi. Muhalif generalin evini hedef alan ve Türkiye tarafından gerçekleştirildiği iddia edilen saldırıda general kıl payı kurtulurken, eşi ve çevredeki siviller ağır yaralandı.
Yine benzer dönemde Puntland'da bulunan Nugaal kıyılarına hava saldırıları düzenlendi. Türkiye'nin Mogadişu'daki askeri üsse teçhizat taşıyan "MV LUTUF" adlı kargo gemisinin korsanlarca kaçırılmasının ardından bölgeye hava unsurları sevk edildi. Puntland makamlarının açıkladığına göre operasyon kapsamında, korsanlıkla hiçbir bağı olmayan sivil balıkçılar da hedef alındı. Saldırılarda toplam 14 balıkçının hayatını kaybettiği belirtildi. Bölgede hava saldırılarına maruz kalan eski Somali Çalışma Bakanı Abdi Ahmed Libow, yaşananlara "Biz ve Türkiye komşu değiliz. Bizi neden bombalıyorlar? Biz terörist değiliz ve Türkiye ile savaş halinde değiliz" diyerek tepki gösterdi.
Türkiye karşıtı dalga giderek güçleniyor
Yaşanan sivil kayıplar ve askeri müdahaleler, Somali'de uzun süredir mayalanan "ekonomik sömürü" tartışmalarıyla birleşince ülke genelinde Türkiye karşıtı dalga patlak verdi.
Somalili siyasetçiler ve akademisyenler, Türkiye'nin Mahmud'un "kişisel diktatörlüğünü" sağlamlaştırmak, aşiretleri birbirine kırdırmak ve ülkeyi bir "uydu devlete" çevirmek için "neo-kolonyal" bir ajanda izlediğine yönelik açıklamalar yaptı.
Jubaland'ın Kismayo, Afmadow ve Dolow kentlerinde; Güneybatı Eyaleti'nin Harta Qaanle yerleşiminde ve Puntland'ın Maraayo sahil kasabasında Türkiye'ye karşı kitlesel protestolar düzenlendi. Protestolarda Türkiye bayrakları ateşe verildi ve "Erdoğan'ı istemiyoruz, Türkiye'yi istemiyoruz" sloganları atıldı.
Jubaland yönetimi olayların ardından uluslararası topluma çağrıda bulunarak Türkiye'nin müdahalelerinin durdurulmasını ve Somali'ye yönelik Birleşmiş Milletler silah ambargosunun derhal geri getirilmesini istedi.
Merkezi hükümetten 'dış mihraklar' kozu
Yükselen bu tepki karşısında Mogadişu'daki federal yönetim ve AKP iktidarına yakınlığıyla bilinen çevreler de karşı atağa geçti.
Resmi açıklamalar ve sosyal medya ağları üzerinden yürütülen kampanyalarda, bayrak yakma eylemleri Birleşik Arap Emirlikleri ve İsrail gibi "dış güçlerin kışkırtması" olarak nitelendirildi, özerk eyalet yönetimleri ise "terörle işbirliği yapmakla" suçlandı.
Ülkesinde "gayri resmi Türkiye ajanı" olmakla suçlanan Somali Meclis Başkanı Abdulkadir Muhammed Nur, bayrak yakılmasını "utanç verici bir provokasyon" olarak nitelendirdi ve kınadı.
Somalili Milletvekili Aamina Eelay ise milisleri suçlayarak "Türkiye bizim kardeşimizdir. Eğer onlar yaktılarsa, ben o bayrağı öpüyorum, başımın üstüne koyuyorum" sözleriyle Ankara'ya bağlılık mesajı verdi.
soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.
İLGİLİ HABER
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.