Sayfa yolu
Düzen siyaseti ancak böyle ayakta kalabiliyor: Kendileri gidecek dosyaları kalacak yadigar
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Orhan Gökdemir
Yayın Tarihi: 25.02.2023 , 12:18 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ile ilgili gizli bilgilere sahip olduğunu ve bir yıl önce de bu bilgileri dosya halinde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na ilettiğini iddia eden eski Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan'ın CHP ile ilişiği kesildi.
Akşener ile ilgili sözleri tartışma yaratan ve İYİ Partililerin tepkisini çeken Okuyan ile Kılıçdaroğlu bir araya geldi. Yarım saat süren görüşme için Okuyan, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, “Kılıçdaroğlu ile yarım saati aşan bir süre TBMM'deki CHP Grup odasında görüştük. Deprem ve seçimleri ele aldık” diyerek fotoğraf paylaştı.
İYİ Partili isimler, Kılıçdaroğlu'na Okuyan'la görüştüğü gerekçesiyle tepki gösterdi. İBB İYİ Parti Grup Başkan Vekili İbrahim Özkan, “Bu yalancının Genel Başkanıma iftirası ortada dururken, bu görüntüyü kabul etmiyorum” dedi. CHP'den, görüşmeden bir gün sonra yapılan açıklamada ise Yaşar Okuyan’ın Cumhuriyet Halk Partisi ile ilişiği kesildiği açıklandı. Okuyan, 2018'de Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcılığı görevinden ayrılmış, 2019’da CHP'ye üye olmuştu. CHP’den ayrılmıştı ayrılmasına ama istediğinde Kemal Kılıçdaroğlu’nu ziyaret edebiliyordu.
Masa altından dosya savaşı
Yaşar Okuyan'a göre Akşener'in cumhurbaşkanı adaylığından vazgeçmesinin nedeni bu gizli bilgiler. CHP içinden veya CHP’ye yakın çevrelerin yürüttüğü Kılıçdaroğlu karşıtı kampanyaların arkasında da İYİ Parti ve Akşener var. Kılıçdaroğlu ise bu iddiaları reddediyor, “Böyle bir şey yok. Zaten benim çalışma anlayışıma da uygun değil” diyor. "Sayın Okuyan zaman zaman beni ziyaret ediyor. Eski bir bakan olarak görüşme talebine zamanım uygunsa yanıt veriyorum. Ancak ifade ettiği gibi bana Akşener hakkında gizli bilgi veya da dosya vermiş değil. Kamuoyunun dikkatine sunarım.” Kılıçdaroğlu açısından mesele bundan ibaret.
Zaten partiden ihraç edildiği yönünde yapılan açıklamanın ardından Yaşar Okuyan, ihraç edilmediğini, kendisinin istifa ettiğini söyledi. Artık parti sorumluluğu olmadığına göre değer verdiği bu bilgileri neden açıklamadığını açıklamadı tabii.
Ortalıkta dolaşan dosya iddiası Meral Akşener’le sınırlı değil zaten. Cumhuriyet gazetesinin İYİ Parti'ye Yakın yazarı Mine Kırıkkanat da Kılıçdaroğlu hakkında dosya olduğunu açıklamıştı. “Bakın ne olduğunu söylemeyeceğim. Çünkü başım derde girebilir, benim başım da kıymetli” diyen Kırıkkanat, sözlerini şöyle sürdürmüştü; “Kılıçdaroğlu ve ekibi hakkında çok kapsamlı bir dosya var. Çok can alıcı bir dosya, çok yakıcı bir dosya. Bu dosya yandaş basının elinde. Bende de var ama yandaş basın çıkaracak normal olarak, öyle söylendi bana.”
Kırıkkanat’ın gerekçesi de en az Okuyan kadar net. Şöyle açıklıyor bunu: “Şu anda yandaş basın o dosyayı kullanmıyor biliyor musunuz? Neden biliyor musunuz? Çünkü Sayın Tayyip Erdoğan, Kılıçdaroğlu'ndan daha iyi bir ana muhalefet partisi lideri bulamaz. CHP'den daha iyi, daha kolay, daha soft, daha yumuşak, daha suya götürecek susuz getirecek bir parti bulamaz.”
Herkesin dosyası kendine
Dosya savaşları sadece altılı masa altında yapılmıyor, AKP’nin İçişleri Bakanı da elinde dosyalarla dolaşıyor. Onları zaman zaman tehditkâr bir biçimde muhalefet sıralarına doğru sallıyor. İBB’de çalışan sayısız terörist hakkında da dosyaları var ama açıklamıyor. Yaygın kanı kendi partisinin yüksek yöneticileri hakkında da dosyalar tuttuğu yönünde. Zaten iktidar partisi sürekli not alıyor ve dosya tutuyor. Hatta Süleyman Soylu’nun iktidar nezdindeki dokunulmazlığının da o dosyalardan kaynaklandığı söyleniyor. Düzen siyaseti dosyasız ayakta kalamıyor.
Dosyası patlatılan ender siyasetçilerden biri olan Deniz Baykal geçenlerde hayata gözlerini yumdu. Dosyası onun siyasi macerasına son verememişti. Gerçi hayatını bir siyasi mevta olarak tamamladı ama olsun. Baykal’ın kamera kayıtları patlatıldığı gazeteciler arasında şöyle bir espri dolaşıyordu; “Meclis üyeleri ikiye ayrılır; kameraya çoraplı yakalananlar, çorapsız yakalananlar.”
Özal zamanıydı. “Civangate” olarak tarihimize geçen skandal patlak vermişti. Her şey düzenin nasıl çürüdüğünü gösteriyordu. O skandalın duruşmalarından birinde müteahhit Selim Edes, rüşvet verildiğine değin belge olmadığı savunması yapan Emlak Bankası Genel Müdürü Engin Civan'a “Rüşvetin belgesi olur mu pezevenk!” diye çıkışmıştı. Sonra belgesi olduğu anlaşıldı ama düzen düşmediği için her şey olduğu gibi kaldı.
“Civangeyt” skandalının mottosunu şöyle güncelleyebiliriz; Meral Akşener’in, Süleyman Soylu’nun, diğerlerinin dosyaya ihtiyacı mı var? Hepsi, sağcı, hepsi gerici, hepsi düzenin adamı. Bu düzen yıkılınca, yerine eşitlikçi ve adil bir düzen kurulunca o dosyalar yeniden gündeme gelecek. Şimdilik not etmekle yetiniyoruz. Kendileri gidecek dosyaları kalacak yadigar.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.
