Sayfa yolu
Dünyada sporun gündemi: Djokovic fiyaskosu, Katarlı FIFA Başkanı, 2021 transfer raporu...
Yayın Tarihi: 17.01.2022 , 13:50 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
Bu hafta, gündemin en önemli spor olaylarının tüm yükünü Sırp tenisçi Novak Djokovic üstlenmiş gibi gözüküyor.
Aşı karşıtı tenisçinin yılan hikayesine dönen Avustralya Açık serüveni başlamadan bitti.
Avustralya tarafından vizesinin ikinci kez iptal edilmesinin ardından kararın iptali için tekrar mahkemeye başvuran tek erkekler tenisinin bir numaralı raketi Sırp tenisçi Novak Djokovic, yeniden mültecilerin tutulduğu otele yerleştirilmiş ve mahkeme kararını beklemeye başlamıştı.
Turnuvaya katılmak için “aşı muafiyetiyle” gittiği Melbourne'da, hükümet tarafından ikinci kez vizesinin iptal edilmesi yönünde verilen kararın mahkeme tarafından da onaylanmasıyla sınır dışı edildiği belirtilen Sırp tenisçi Djokovic’in, Avustralya'ya 3 yıl girişi de engellenmiş durumda.
Konu hakkında konuşan Avustralya İçişleri Bakanı Karen Andrews, "Avustralya'ya gelmeye çalışanların yürürlükteki kanunlarına uymaları gerekir" ifadelerini kullandı.
Djokovic’in aşı karşıtları nezdinde olan “prestiji” bir yana Sırp tenisçi hakkında bir çok alaycılığa varan benzetmeler de bulunuyor. Tenisçinin Avustralya’da bekletilmesi bir çok benzetme ile sosyal medyada konuşuluyor.
Kariyeri açısından da önemli bir turnuva olması beklenen Avustralya Açık aynı zamanda Roger Federer ve Novak Djokovic’in katılmadığı bir turnuva olmuş olacak. İki önemli tenisçinin katılmadığı son Avustralya Açık bundan tam 23 sene önce 1999 yılında gerçekleşmişti.
Aşı karşıtları için ‘biçilmiş kaftan’: Djokovic
Öte yandan Djokovic’in aşı karşıtları içerisinde hızlıca öne çıkması da sorun teşkil etmeye devam ediyor. Bir ‘ikon’ olarak görülmeye başlaması sonrasında başlayan tartışmalar turnuva öncesi gündemi siyasi bir meseleye de dönüştürmüştü.
Sosyal medyada paylaşılan mesajlara göre Sırp tenisçi bir anda “aşı dayatmasına boyun eğmediği için aşı karşıtlarının ilahı” haline gelirken, konu Sırbistan ile Avustralya siyasi bir gerilime dönüştü ve Djokovic’in babası, Sırp medyasına yaptığı açıklamada oğlunu “yeni çağın Spartaküs'ü olarak gördüğünü” söyledi.
‘Novak davamızın sancaktarı...’
Fransa’da gerçekleşen aşı karşıtı eylemlerde Djokovic bir sembol olarak öne çıkartılmış ve adına düzenlenmiş pankartlar taşınmıştı. Aynı zamanda, Bordeaux'da AFP Haber Ajansı’na konuşan bir protestocu, "Novak bizim davamızın sancaktarı oldu" ifadesini kullanmıştı.
Euronews’te yer alan habere göre, Djokovic’in aşı karşıtlığının dışında başka özellikleri de bulunuyor. Djokovic’in bir "Sırp milliyetçisi" olduğunu ifade eden Rumen spor yorumcusu Sorin Cucerai, Sırp tenisçi hakkında şunları söylüyor:
“Djokovic’in adeta iki yüzü var. Birincisi tenis dünyasına bir çok seviyede olumlu etki yaratan tarafı. İkincisi ise zaman zaman garip davranışlar sergileyen, aynı zamanda bir komplo teorisyeni. İki karakter de başından bu yana var ve bu iki karakter zaman zaman birbirleriyle çarpışıyor”.
Sırp raketin ilahi güçlere inanışına da atıfta bulunan Cucerai, ünlü sporcunun zehirli yiyecek ve suyu bile şifalı güçlerle suya dönüştürmek için dua ve şükran gücüyle enerji dönüşümünü kullanan insanlara ilişkin yaptığı açıklamalara dikkat çekti.
Djokovic’in, son olarak ABD ve AB ülkelerinin sert tepkisini çeken Bosnalı Sırp milliyetçi lider Milorad Dodik ile birlikte bir kutlama sırasında çekilen görüntülerinin basına sızması yoğun tepkilere yol açmıştı.
Son bir not ise Djokovic'in şu ana kadar yaptıkları ve sonrasına ilişkin...
Bir 'mağdur' olarak Djokovic
Novak Djokovic, hatırlanacağı üzere, aşısı olmadığı için Avustralya'ya alınmadıktan sonra geçirdiği çalkantılı süreçte, önce Covid-19 geçirip 'bağışıklığı olduğunu' dillendirmiş, daha sonra ise Fransız spor gazetesi L'Equipe'e röportaj vererek, kullandığı yanlış beyanları için asistanını işaret etmişti.
İlginçtir ki, Novak Djokovic'e Avustralya Açık kapıları kapanırken, Roland Garros kapılarını açtı. Yapılan açıklamada, Djokovic Fransa Açık'a davet edildi.
Fransa Spor Bakanı Roxana Maracineanu, Sırp tenisçi Novak Djokovic'in Covid-19 aşısı olmasa bile Fransa Açık Tenis Turnuvası'nda yer alabileceğini söyledi.
Bilindiği üzere, geçen sene Fransa Açık Tenis Turnuvası'nda basın toplantısına katılmadığı için "ihraç" tehdidiyle karşı karşıya kalan Japon tenisçi Naomi Osaka medya boykotu nedeniyle 15 bin dolar para cezasına çarptırılmış, daha sonra ise turnuvadan kendi isteğiyle çekilmişti.
Kararın, aşı karşıtı Djokovic için neden askıya alındığı ise ayrı bir 'çifte standart' tartışmasını körükleyecek gibi duruyor.
Katar’da ‘yılın transferi’: İsviçreli FIFA Başkanı Infantino Katar’da...
Dış basında yer alan haberlerde, FIFA Başkanı Gianni Infantino’nun uzun yıllar yaşadığı İsviçre'den ayrılarak Katar'a taşındığı bir süredir konuşuluyor.
İsviçre'de yayın yapan Blick Gazetesi’ne göre, Dünya Kupası'nın başlamasına 1 yıldan az bir zaman kala Infantino'nun ailesiyle birlikte Katar'ın başkenti Doha'ya taşındığını belirtiliyor.
Daha önce İsviçre medyası tarafından Infantino'nun Katar'a taşındığını yazılmış, ancak FIFA bu iddiaları reddetmişti.
Blick gazetesi ise Infantino'nun Katar'a taşındığını belgeledi. Ancak özel yaşama saygı çerçevesinde fotoğrafları paylaşmayı tercih etmeyen gazete, iddiaları da doğrulamış oldu.
Bu duruma kayıtsız kalamayan FIFA, Blick'in haberini doğruladı. Habere göre İtalyan asıllı futbol insanı nadiren İsviçre'ye gittiğini yazdı ve aynı kaynak Infantino'nun kızlarından ikisinin başkent Doha'da okula gittiğini duyurdu.
Gazetenin ulaştığı Infantino ise Dünya Kupası hazırlıkları nedeniyle çok sık Doha’da olması gerektiğini ifade ederken projenin futbol, FIFA ve Katar için çok anlamlı olduğunu belirtiyor.
Buna karşın FIFA’da Blatter sonrası yapılan reformların ardından 2016 yılından bu yana bu tür hazırlıkları artık Genel Sekreter yürütürken başkanın sadece temsil görevi bulunduğu da bilinenler arasında.
Peki FIFA Başkanı’nın Katar aşkı nereden geliyor?
Her ne kadar bunun kökenine uzanmak zor olsa da daha önce yapılan açıklamalar Infantino ile Katar ilişkisinin gelişmekte olduğunu gösteriyordu. Katar ile olan yoğun temasının son günlerde ciddi oranda arttığı bilinen Infantino’ya daha önce yolsuzluk suçlamasıyla soruşturma da açılmıştı.
2022 Dünya Kupası’nın Katar’ın ev sahipliğinde, Katar’a özel bir dönemde (21 Kasım-18 Aralık) oynatılacak oluşunda Infantino’nun yoğun mesaisinin katkısı biliniyor.
Bunlarla birlikte, FIFA’nın Paris’te bir çalışma ofisi açması ve kullanılan binanın Katar’a ait olması ile Katar’da stadyum inşası esnasında ölen binlerce işçinin FIFA tarafından görmezden gelinmesi de hem maddi ilişkilerin derecesini hem de FIFA’nın Katar sempatisinin boyutlarını ortaya koyuyor.
Öte yandan kısa bire önce eski Fransız futbolcu Eric Cantona bir açıklama yaparak Dünya Kupası’nı Katar’da düzenlendiği için izlemeyeceğini söylemişti.
Euronews’te yer alan haberde Cantona, Şampiyonanın “gerçek bir Dünya Kupası olmadığını” iddia eden Cantona, alt yapı ve statların inşası sırasında binlerce kişinin hayatı kaybettiğini ifade etmişti.
Cantona, FIFA’yı “insan hayatına değer vermemek ve sadece parayı düşünmekle” suçladı. 55 yaşındaki eski futbolcu turnuvaya Katar'ın ev sahipliği yapmasının futbolun doğasına ve değerlerine de aykırı olduğu görüşünü dile getirerek, “Ben turnuvayı seyretmeyeceğim” demişti.
Futbolda 2021 yılı transfer harcamaları azaldı
Bir diğer önemli konu futbol ve transfer piyasası üzerine. FIDA Uluslararası Transfer Eşleştirme Sistemi verilerine dayanılarak ortaya konan istatistiklerde, futbol kulüplerinin uluslararası transfer harcamalarının son iki yılda yüzde 33,8 azaldığı ortaya çıktı.
Ortaya konan rakamlara göre, 2021 yılında uluslararası transferlere 4 milyar 860 milyon dolar harcanırken, en fazla uluslararası transfer bedeli Fransız futbolculara ödendi. İkinci sırada ise Brezilyalı futbolcular geliyor.
FIFA Uluslararası Transfer Eşleştirme Sistemi'nden (ITMS) faydalanılarak hazırlanan rapora göre, 2021 yılı boyunca küresel ölçekte yapılan transfer harcaması, geçmiş senelere oranla düşüş gösterdi.
Profesyonel erkek futbolu için yapılan harcamalar düştü
Profesyonel erkek futbolu için 2021'de 4,86 milyar dolar olarak gerçekleşen uluslararası transfer harcaması, 2020'ye göre yüzde 13,6 (5,63 milyar dolar), 2019'a göre yüzde 33,8 (7,35 milyar dolar) düştü.
Harcamaların 2,8 milyar dolarlık kısmı, 18-23 yaşlarındaki oyuncular için yapılırken, bonservisle yapılan transferlerin yüzde 59'u, 500 bin doların altında bedelle gerçekleştirildi.
Tüm veriler futboldaki ekonomik darboğazın aşılmasına dönük bir sinyalin henüz belirmediğini gösteriyor.
İlginç bir veri ise Türk futboluna ilişkin.
Türk kulüpleri transfere 107,2 milyon dolar ödedi
Türkiye’deki verilere bakıldığında, uluslararası anlamda 402 transfer yaparak 107,2 milyon dolar ödeyen Türk kulüpleri, 281 futbolcu göndererek 33,9 milyon dolar elde etti.
Yabancı futbolculara ciddi ödemeler yapan Türk kulüplerinin yaptıkları sözleşmeler ise her sene konuşulanlar arasında yer tutmayı sürdüreceğe benziyor.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.








