Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Dünya Göçmenler Günü: 'Bu soğukta polis tarafından denize atılan hamile bir kadınla tanıştık...'

'Hamile olmasına rağmen bu soğukta denize atılan ve erken doğum yapmak zorunda kalan bir kadınla daha tanıştık. Ölüm haberleri, geri itilen kişilerin darp ve taciz, tecavüz hikayeleri...'

Aslı İnanmışık

Yayın Tarihi: 18.12.2021 , 08:15 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 22:11

18 Aralık, uluslararası kamuoyunun dünya çapında göçmen haklarını 'resmi' olarak tanıdığı gün. 18 Aralık 1990'da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda Uluslararası Göçmen İşçiler ve Ailelerinin Haklarını Koruma Konvansiyonu’nun imzalanmasının ardından 18 Aralık günü, BM tarafından resmi olarak “Uluslararası Göçmenler Günü” olarak kabul edildi.

Türkiye çeşitli sebeplerle ülkelerini terk etmek zorunda kalanlar için bir geçiş bölgesinde yer alıyor.

Peki, Türkiye'de ve bölgede göçmenler neler yaşıyor, tablo ne?

'Koruma başvurusu yapmak isteyenler kapıdan döndürülüyor'

Göçmenlerin durumunu ve en can alıcı sorunlarını Avukat Duygu İnegöllü'yle konuştuk. İnegöllü, göçmenlerin en büyük sorunlarından birinin kayıt altına alınmama olduğunu söyledi. "Uluslararası Koruma başvurusu yapmak isteyen kişiler göç idarelerinin kapılarından döndürülüyor, kayıt almıyoruz deniyor. Geçici koruma kapsamındaki kişiler de çok hızlı kayıt dışı bırakılıyor" diyen İnegöllü, göçmenlerin en ufak bir kabahatinin karakola, oradan da il göç idaresine götürülerek sınır dışı edilmekle sonuçlandığını söyledi.

'Düşük ücret ve kötü çalışma koşullarına karşı direnemiyorlar'

İnegöllü, "Düşünün, komşusuyla tartıştığı için komşusu şikayet etti diye sınır dışı kararı alınıp kimliksiz, statüsüz bırakılan insanlar var. Yargılama boyunca bu halde kalmaya devam ettikleri gibi yargılama sonucunda lehlerine bir karar çıksa bile yeniden kimliklerini almaları çok zor oluyor" diye konuştu. 

Bir diğer önemli sorunun da çalışma izni olmaksızın çalışmanın sınır dışı sebebi olarak kanunda yer alması olduğunu ifade eden İnegöllü, "Bu kanun maddesinin uluslararası koruma başvuru sahipleri ve geçici koruma statüsü sahipleri için geçersiz olacak şekilde düzenlenmesi şart. Çalışma izni patronlar tarafından alınan bir izin ve hiçbir patron o harcı ödeyip izni almıyor. Kişi sınır dışı edileceği korkusuyla düşük ücret ve kötü çalışma koşullarına karşı direnemiyor. Türkiye vatandaşı işçilerin direnişlerine destek olamadıkları gibi grev kırıcılığa zorlanıyorlar" şeklinde konuştu.

'Mültecilerin her şeyi göze batıyor'

İnegöllü şunları söyledi:

"Büyük bir kriminalizasyon var. Mülteciler (geçici koruma ya da uluslararası koruma hepsine mülteci demeyi tercih ediyorum) göçmenler çok yoğun bir suç dalgasına sebep oluyormuş gibi saçma sapan haberler yayılıyor. Tarikat yurtlarında gerçekleşen tecavüzler ve cinayetler göz ardı ediliyor, ülkeyi çeteler yönetir olmuş; bunlar yargılanmıyor. Bunları yargılamamayı misyon edinmiş bir sistemde mültecilerin her şeyi göze batıyor. Kimse kendisinden daha fazlasını, daha zor durumdaki insanlardan beklememeli.

Ölümler, geri itilenlerin darp, istismar hikayeleri...

Çok fazla geri itme mağduru ile kaşılaşıyoruz örneğin İzmir'de. Daha geçtiğimiz günlerde Yunanistan polisleri tarafından ağır şekilde istismara uğradığını söyleyen bir kadınla tanıştık. Yine hamile olmasına rağmen bu soğukta denize atılan ve erken doğum yapmak zorunda kalan bir kadınla daha tanıştık. Ölüm haberleri, geri itilen kişilerin darp ve taciz, tecavüz hikayeleri. İşin kötüsü bu insanlar kurtarıldıktan sonra hiç destek görmüyorlar.

'Somut değerlendirme yapılmadan geri gönderme merkezlerine götütülüp sınır dışı ediliyorlar'

Tecavüz mağduru kadının durumunu raporlamak ve Yunanistan'da irtibatta olduğumuz avukatlarla iç hukuk yolunu tüketip gerekirse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne kadar götürmek istedik. Ama kadını raporlama yapacak sivil toplum kuruluşundan alıp, sınır dışı kararı alıp geri gönderme merkezine götürdüler. Bir de bunlara karşı davalar açmamız gerekti. Somut hiçbir değerlendirme yapılmadan kişiler geri gönderme merkezlerine götürülüp sınır dışı edilmeye çalışılıyor. Ama bir taraftan yandaş medyalar aracılığı ile bu dram sürekli haber yapılıyor, kişiler kurtarılır kurtarılmaz burunlarına kamera dayanıyor ve Yunanistan'ın ne kadar kötü bir ülke olduğunu anlatmaları isteniyor. Elbette öyle. Ama kendi ülkemizde yaratılan sorunla mücadele etmeye çalışmaktan sıra Yunanistan'a gelemiyor.

'Kimlik yok hastaneye gidemiyoruz'

Bu kişilere rahatlıkla insani ikamet vs sağlanabilir, mültecilik iddiası olanlar uluslararası koruma altına alınabilir. Ama bu yapılmıyor. Kimlik yok hastaneye gidemiyoruz, raporlama yapamıyoruz, üzerine kişiler hakkında doğrudan sınır dışı kararı verildiği için bir de onunla mücadele etmeye çalışıyoruz.

16 yaşında bir mülteci çocuk suç işledi diye sürekli hakaret ediliyor. 8 senedir bu ülkede bu çocuk ve hâlâ daha da çocuk. Kim onu suça sürükledi, nasıl böyle oldu diye soran yok. Bu çocuğu yetiştirmeyen düzenin kabahati çocuktan fazladır. İnsanların kendilerini geliştirebileceği, laik ve herkese eşit bir eğitimde direnmek zorundayız.

'Karanlık hepimizi sarıyor'

Mültecilerin ve Türkiye halklarının kendi dillerinde eğitim alarak, kendilerini geliştirerek iyi, dürüst, üretken insanlar olabilmesi gerekiyor. Mültecilerin de işçi sınıfının mücadelesine omuz atabilmesi, mücadelenin bir parçası olabilmesi için her türlü yasal imkanın oluşturulması konusunda ısrarcı olmalıyız. Irkçılığa, ayrımcılığa asla geçit vermemeliyiz; bizim birbirimizden farklı olduğumuzu iddia eden herkes birlikte başarabileceklerimizden korkanlardır, üzerimizden para kazananlardır. Bu karanlık hepimizi sarıyor. hep birlikte kurtulmak dışında bir seçeneğimiz yok."

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.