Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Dönüş sinyalleri artarken: AKP'nin eski mafyası Sedat Peker aslında kimdi ve neden üstü çizilmişti?

BAE'deki tecridin biteceğine yönelik sinyaller MHP'nin "vatanına kavuşacaktır" sözleriyle kuvvetlenirken, Sedat Peker de "halkla ilişkiler" kampanyasını sürdürüyor. İnsanlara yardım eden, tonlarca mamayla "hayırsever" imajı çizen Peker aslında kimdi ve bir dönem sistemin içindeyken neden harcanmıştı?

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 04.10.2026 , 18:42

Ülkücü mafya lideri Sedat Peker'in uzun süredir devam eden Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki "dijital tecridi" ve yurtdışı "serüveni" sona mı eriyor?

Mafya-siyaset-sermaye üçgeninin en çarpıcı figürlerinden biri olan Peker’in dönüşüne dair en net sinyal, geçtiğimiz günlerde bizzat Cumhur İttifakı cephesinden, MHP'den gelmişti. MHP Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir, Peker'i "değerli bir dava ve gönül adamı" olarak tanımlamış, Devlet Bahçeli'nin "ülküdaşımızdır" sözlerini hatırlatarak "Allah izin verirse yakında kendisi ve ailesi de vatanımıza kavuşacaktır" demişti.

Siyaset cephesinde dikkat çekici gelişmeler yaşanırken, Peker'in gövde gösterileri de devam ediyor. Dün dolaşıma sokulan yeni bir videoda, Peker adına başlatılan "Türkiye Geneli Mama Seferberliği" adı altında devasa bir halkla ilişkiler faaliyeti sergilendi. 

Videoda, üzerinde Peker'in baş harflerinin ve "Bir Umuttur Yaşamak" sloganının bulunduğu Türkiye forması giydirilmiş bir köpek ile "Reis Sedat Peker" yazılı devasa pankartlar yer aldı. Sedat Peker'in, Türkiye genelinde başlattığı "yardım seferberliği" kapsamında barınaklara 100 ton daha köpek maması gönderdiği ve son sevkiyatla birlikte yapılan toplam mama yardımının 450 tona ulaştığı belirtildi.

Ancak videoda asıl dikkat çeken detaylardan biri arka planda kullanılan şarkı oldu. Peker'in Türkiye'ye döneceğine yönelik iddiaların arttığı dönemde, söz konusu videoda Pinhani'ye ait "Hele Bi Gel" şarkısı kullanıldı.

Mafyanın, yoksullaştırılan veya çaresiz bırakılan toplumsal kesimler üzerinde "hayırseverlik" şemsiyesiyle meşruiyet kurma çabası Türkiye için yeni bir olgu değil. Sedat Peker de bu "iyiliksever kabadayı" imajını sistematik bir biçimde kullanmaya devam ediyor. Kimi zaman yoksul mahallelere tırlarla dağıtılan erzak kolileriyle, kimi zaman sosyal medyada kendisinden yardım isteyenlere gönderilen nakdi yardımlarla, kimi zaman ise kan bağışı kampanyalarıyla boy gösteriyor. 

Devletin sosyal yüzünün tasfiye edildiği, adaletin ve güvencenin piyasalaştığı bir düzende; yeraltı ekonomisinden elde edilen devasa servetin ufak bir kısmının "sadaka" olarak dağıtılması Peker'in yaratmaya çalıştığı imajı her geçen gün güçlendiriyor.

Peki ama, "patili dostlara" yüzlerce ton mama gönderen, çektikleri videolarla kendisinden yardım isteyen insanları yanıtsız bırakmayan, kendisine atfedilen "Bir umuttur yaşamak" sloganıyla her geçen gün ünlenen ve iyilik meleğiymiş gibi lanse edilen Sedat Peker aslında kimdi ve neden üstü çizilmişti?

90'ların karanlık sokaklarından çıkan bir figür

Geçmişe dönüp bakıldığında, Peker'in hikayesi Türkiye'de mafya-devlet-siyaset ilişkilerinin nasıl şekillendiğinin en net özetlerinden birini sunuyor.

Peker, şimdilerde yaratmaya çalıştığı imajın aksine, adını 1990'ların karanlık ikliminde duyurmuştu. O dönem Türkiye'sinde Mehmet Ağar gibi isimler "büyük siyaset" tablosunda faili meçhullerle anılırken, 1971 doğumlu Peker kendi sokağında yer tutmaya çabalıyordu. 

Kamuoyunda adının öne çıkması, 1997 yılında yaşanan iki cinayet dosyasıyla oldu. Rize'de "kaçakçı" Abdullah Topçu'nun ve Ortaköy'deki She Bar'da çalışan barmen Oğuz Atak'ın öldürülmesi olaylarında yargılandı. Adamları hapse girerken Peker işin içinden sıyrılmayı başardı. Dosyası kabarıp hakkındaki haberler arttığında çareyi yurtdışına çıkmakta bulan Peker, 1998 yılında Emniyet güçleriyle "uzlaşarak" özel uçakla Türkiye'ye döndü ve bunca suçlamaya rağmen sadece sekiz ay cezaevinde yattı.

Ardından AKP-Cemaat ortaklığıyla başlatılan Ergenekon operasyonu devreye girdi ve bu operasyona kamuoyunda destek bulmak için bazı “kirli isimler” soruşturmaya dahil edildi. Bu kirli isimlerden biri de Peker oldu ve Ergenekon operasyonuna dahil edilerek hapis cezası aldı. Ancak Peker'in asıl sıçraması, 2014 yılında bu davadan tahliye edilmesiyle başladı.

AKP'nin 'resmi' mafyası: Kan banyosu tehditlerinden polis korumasına

Cezaevinden çıkar çıkmaz "ülkemizdeki pozitif olan gelişmelerle uyum sağlayarak devam edeceğiz" diyen Peker, çok geçmeden AKP'nin sokaktaki gayriresmi vurucu gücü olarak konumlandı. Geçmişte Cemaat'e "himmet" ve bağış aktardığını bizzat itiraf eden Peker, yeni dönemde rotasını hızla Saray'a çevirdi.

2015 yılı, bu "uyum" sürecinin zirvesi oldu. Dönemin AKP sosyal medya direktörü Taha Ün'ün düğününde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile el sıkışan Peker, bu kareyi toplumdaki "normalleşme" konumunun bir kırılma anı olarak tanımladı ve Erdoğan'a minnettar kalacağını ilan etti. 

Peker artık devletin muteber bir figürüydü. O kadar ki, şehirlerarası seyahatlerinde Emniyet Müdürlüğü tarafından kendisine resmi polis eskortu ve koruma aracı tahsis edildi.

Bu resmi koruma kalkanının altında muhalefete yönelik ağır tehditler de ardı ardına geldi. Rize'de "teröre lanet" adı altında düzenlediği ve Erdoğan'a destek verdiği mitingde, iktidar karşıtlarını "oluk oluk kanlarını akıtacağız" diyerek tehdit etti. Barış İçin Akademisyenler bildirisini imzalayanları ise "Kanlarınızla duş alacağız" sözleriyle açıkça hedefe koydu. Erdoğan'a "diktatör" diyenleri en yakın bayrak direklerine ve ağaçlara asmakla tehdit eden de yine oydu. 2019 seçimleri öncesi daha da ileri giderek Cumhur İttifakı destekçilerine "silahlanın" çağrısı yaptı.

Tüm bu şiddet çağrılarına ve açık tehditlerine rağmen yargı ona dokunmadı; açılan davalardan "suçun yasal unsurları oluşmadığı" gerekçesiyle beraat etti, hatta mahkeme kararının gerekçesinde "terör örgütlerine karşı devletin ve milletin yanında olmak" ifadeleriyle adeta tebrik edildi.

Suriye'ye de el attı

Peker sadece içeride değil, dışarıda da iktidarın politikalarının sahadaki en hevesli destekçisi oldu. 

Suriye'deki Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) mensuplarına üzerinde kendi isminin baş harfleri bulunan çelik yelekler, telsizler ve dronlar taşıyan tırlar dolusu yardım gönderdi. 

2015 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın ambleminin de bulunduğu bir kurultayda kendisine "Dünya Türklüğü Hakan'ı" unvanı layık görüldü. 2017'de ise iktidar medyasının ve CHP'li Beşiktaş Belediyesi'nin sponsorluğunda düzenlenen bir törende "En hayırsever iş adamı" ödülünü aldı. 

Erdoğan'a hakaret ettiği gerekçesiyle gözaltına alınan eski bir AKP'li vekili karakolda darp ettirdiği iddiaları ve Akit gazetesinin iftar sofralarında ağırlanması, onun o dönemki dokunulmazlığının sembolleri oldu.

İttifaklar değişirken: Neden üstü çizildi?

Peki, AKP için mitingler düzenleyen, 2018 seçimlerinde "ölümüne Cumhur İttifakı" diyerek oy toplayan Peker neden bir anda "istenmeyen adam" ilan edildi?

Cevap, iktidar bloğundaki güç kaymalarında ve ittifakın yeni ortaklarında gizliydi. Cemaat ile ortaklığın bitişi ve 15 Temmuz sonrası atmosferde, MHP'nin siyasi ağırlığı arttı, yeni bir iş bölümüne gidildi. AKP'nin sokakta bıraktığı boşluğu Mehmet Ağar ve ülkücü mafya Alaattin Çakıcı ekibi devralmaya başladı. Dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun da bu yeni ekibin yanında yer aldığı iddiaları, Peker'in sistem dışına itilmesini hızlandırdı.

MHP himayesinde tahliye edilen Çakıcı güçlenirken, Peker için çember daralmaya başladı. Çakıcı'nın adamları tarafından açıkça "Seni Erdoğan bile koruyamaz, devlet seni alacak" diye tehdit edilen Peker, tasfiyenin yaklaştığını 2018'in sonlarında fark etti. O dönem yaptığı bir açıklamada, birilerinin devleti ve polisi kendisine düşman etmeye çalıştığını söylemeye başladı.

Nihayetinde Ağar-Çakıcı hattının devlet içinde tahkim edilmesi, Peker'in iddiasına göre Pelikan grubu ve dönemin Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ın da kendisini hedefe koymasıyla ipler koptu. 

2020 yılına gelindiğinde artık gözden düşmüştü; planlara göre yeniden cezaevine girmesi ve yeni bir döneme kadar susması gerekiyordu. Ancak içeriden sızdırılan bir bilgi sayesinde operasyon yapılmadan hemen önce yurtdışına kaçtı.

Başlangıçta Karadağ'dan "üniversite okumaya geldim" gibi bahanelerle durumu kurtarmaya, devlete ve iktidara sadakat mesajları vermeye çalıştı. Ancak bu hamlelerin karşılık bulmadığını anladığında strateji değiştirdi ve Berat Albayrak'ı, Mehmet Ağar'ı ve Pelikancıları doğrudan hedef alan ifşaat videolarıyla bir savaş başlattı.

Bugün Pinhani'nin müzikleriyle ve barınaklara gönderilen tonlarca köpek mamasıyla makyajlanan o "iyiliksever kabadayı" imajının arkasında; 90'ların karanlık infazlarından AKP döneminin mafya-siyaset ortaklığına uzanan karanlık bir geçmiş yatıyor. 

MHP'den gelen son destek açıklamaları ve yürütülen halkla ilişkiler çalışmalarının, Peker'in "hele bi gelmesine" ne kadar yardımcı olacağını süreç gösterecek.


soL'un dört kez sansürlenen X hesabını takip ederek yaygınlaştırabilirsiniz. 

soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.