Skip to main content
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Gazetecilikte yeni dönem: Yılmaz Özdil'in Sedat Peker övgüsünün arkasında neler var?

"Aslında tüm bu övgülerde de, kanalın makas değiştiren hattında da şaşırtıcı bir şey yok. Özdil belli ki kendi gemisinin seyrini merkeze almış durumda, o geminin daha hızlı gitmesi için ihtiyaç duyduğu yakıtı alıyor. Ancak biz tüm bu övgülerin arasında, bir kez daha sormak ve gerçekleri hatırlatmak zorundayız..."

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 28.01.2026 , 11:08

“Herkes unuttu ancak bu unutkanlığa teslim olmayanlar da var, biliyoruz. Bugünlerde AKP içi kavganın izlediği seyirle birlikte yeniden bir 'kahraman' etiketine büründürülen Peker'in dosyasını yeniden hatırlatıyoruz” demiştik, bundan üç ay önce.

O günden bu yana Sedat Peker övgüleri bambaşka bir boyuta taşındı.

Şimdi bunun en özel örneklerinden birine hep birlikte, yakından bakalım.

Son dönemde Yılmaz Özdil’in direksiyona geçmesi sonrası AKP övgülerine başlayan Sözcü TV, çok sayıda eleştiriye konu oluyor.

Türkiye’de yaygın medya, parayı verenin düdüğü çaldığı bir yer olduğu için bu tip direksiyon kırışlarında şaşırılacak bir şey yok, ülkemiz medyasında son derece alışıldık tablolar bunlar.

Ancak biz yine de süreci kısaca başa sarıp hatırlatalım istiyoruz.

Sözcü TV direksiyonu nasıl kırdı?

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) geçtiğimiz yıl 27 Mart'ta İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun 19 Mart'ta gözaltına alınmasının ardından yaptığı canlı yayınlarda "halkı kin ve düşmanlığa teşvik" ettiği gerekçesiyle Sözcü TV'ye 10 gün yayın durdurma cezası vermişti.

Kanala benzer cezaların gelmeye devam etmesi durumunda lisans iptalinin gündeme geleceği haberleri sardı her yanı.

Bu olaydan sadece iki ay sonra, Ali Koç’un Mustafa Varank’ın elinden baklava yemesini “Sadece ağız tadını değil, keyif de kaçıran okunmuş baklava” diye haberleştiren Sözcü gazetesi, Koç’un gazeteye ilan ambargosuyla karşı karşıya kaldı.

Yani hem patronlardan hem de iktidardan iki sağlam sopa yedi Sözcü, ikisinin de gerekçesi adlı adınca gazetecilik faaliyetinde bulunmasıydı.

Ancak belli ki bu darbeler Sözcü patronunda ciddi bir para kaybı korkusu yarattı ve yukarıda da işaret ettiğimiz üzere Yılmaz Özdil, operasyonun başına geçti.

Bunu hiçbir şekilde doğrulamasa da patron adına kanalda söz sahibi ismin o olduğu herkesin dilinde.

Önce temizlik, sonra Peker...

Aralık 2025, yani Sözcü’nün iki ayrı cezayla karşı karşıya kalmasının üzerinden birkaç ay geçmiş durumda.

Yılmaz Özdil'in Sözcü TV'nin başına geçeceği belirtiliyor ve bu haberle eş zamanlı olarak kanalda işten çıkarmalar başlıyor.

Genel Yayın Yönetmeni Özgür Çakmakçı dahil çok sayıda kişi hızlıca işsiz bırakılıyor.

Kanalın Genel Yayın Yönetmeni de bir anda İpek Özbey oluyor.

Sonrasında ne mi oldu?

Ülkücü mafya Sedat Peker’in Sözcü TV’ye ortak olduğu iddia edildi.

Bu iddiaların ardından Sedat Peker'in avukatı Ersan Barkın, Sözcü TV’nin de avukatı oldu.

İddialar iyice ayyuka çıkınca Barkın, Peker’in kanalın ortağı olduğu iddiasını, “Sedat Peker’in Yılmaz Özdil’e duyduğu saygı çok açık bu haliyle Sözcü’nün yürüttüğü ve yürüteceği mücadeleyi içtenlikle destekliyor. Benim Sözcü’nün parçası olmamdan da çok memnuniyet duydu” diyerek yalanladı.

Ancak bu sözler haliyle pek de inandırıcı bulunmadı.

Sonuç olarak Peker, kanalın ortağı oldu mu, olmadı bilinmez ama kanal, 19 Mart ve Koç haberlerinden yeterince “ders” almış gibi görünüyor.

Bu hamlenin ardından kanalda artık AKP övgüsü içeren yayınlar dikkat çekiyor.

Sedat Peker övgülerinde arşa çıkan isim

Bu özet girişin ardından, şimdi en başta aktardığımız konuya gelelim, Sözcü’nün Sedat Peker övgülerindeki özel yerine.

Kanalın Genel Yayın Yönetmeni Özbey, Yılmaz Özdil’e Sedat Peker’e ilişkin bir soru soruyor, ülkenin en güvenilir kişisinin Peker olduğu iddiasıyla.

Özdil’in yanıtı gerçekten çok çarpıcı.

O yanıta gelmeden kısa bir hatırlatma yapalım.

Genç yaşlarında devlet kontrolünde mafya olan, 1997 ve 1998’de işlenen iki cinayetle adını duyuran ve hakkında onlarca suçlama olan Peker, sonrasında tuhaf bir şekilde Ergenekon’dan bir süre tutuklu kalsa da, cezaevinden çıkışının hemen ardından en fanatik AKP destekçilerinden biri olmuş, koruma altına alınmıştı.

Erdoğan için mitingler düzenleyen, AKP’nin Suriye’de desteklediği cihatçı ÖSO’ya yardım tırları yollayan, “Türkiye’nin kaderiyle Recep Tayyip Erdoğan’ın kaderi birlikte devam ediyor. Recep Tayyip Erdoğan’a diz çöktürülürse, bu devlete de diz çöktürürler" diyen, akademisyenleri tehdit edip “oluk oluk kan akıtacağız tehdidinde bulunan, tüm bu adımları dolayısıyla kendisine polis koruması verilen bir isimdi Sedat Peker.

Sonrasında AKP içinde cereyan eden, içinde mafyanın çeşitli unsurlarının da olduğu bir iç kavga yaşanınca soluğu yurt dışında almak zorunda kaldı.

Sonrası malum.

Önce çeşitli videolarla Süleyman Soylu başta olmak üzere birçok AKP’liye dair ifşaatlarda bulundu, sonrasında “anlaşma” sağlanınca videolarını durdurdu.

Son dönemde Cumhur İttifakı’nın ortağı MHP’den bazı isimler Sedat Peker’in yeniden Türkiye’ye dönüşü için harıl harıl bir faaliyet içinde, yine AKP içindeki kavganın bir uzantısı olarak.

Peker'den yardım isteyenler Yılmaz Özdil'e ulaşıyormuş...

Tam da böyle bir dönemde, Özbey’in Peker sorusunu yanıtlayan Yılmaz Özdil, kendisine yakışan bir derinlikte konuştu.

Öncelikle “Sedat Peker’in varlığıyla onur duyduğunu” söylüyor Özdil, insanların Peker’den yardım istemek için kendisine ulaştığını söyleyecek kadar da açık sözlü konuşuyor:

“İşte kimine tekerlekli sandalye, şehit ailelerine ev alıyor ya da dara düşen insanlara, ameliyat olamayan insanlara yardımcı oluyor falan. Tabii bizim başımız derde giriyor. Bir şekilde benim telefonumu buluyorlar, mail adresimi buluyorlar, Sedat Peker'e ulaşmaya çalışıyor. İnanılmaz bir şey yani. Sadece ben değil işte mesela avukatı çalışamaz vaziyete gelmiş haldeler çünkü Sedat Peker yardım ediyor.  Çok yoksul, çok darda insanlarımız var. Onlara düzenli yemek çıkarıyor. Ben bunu yazmıştım.”

Mesela namuslu bir insanın Sedat Peker'den zarar gördüğünü ben görmedim. Sen gördün mü? Ben görmedim. Görürsem onu da söylerim. Ama görmedim” diyor Özdil.

Peker’in imzasını taşıyan mafya cinayetleri, “oluk oluk kan akıtacağız” tehditleri bir anda buhar oluyor. Adlı adınca ülkücü bir çete liderinin, organize suç örgütü lideri sıfatıyla tutuklanan bir ismin kimseye zarar vermediğini söylüyor Özdil. Belki de kendi gemisinin yüzmesine olan desteklerinden dolayıdır, bilinmez.

Özdil kendisini hiçbir şekilde durduramıyor, “şehit ailelerine ev aldı, bunu da ilk kez ben duyuruyorum” diyerek ülkücü mafya lideri övgüsünü başka bir boyuta taşıyor: “Sanırım Türkiye ilk kez bunu duyacaktır. Sedat Peker bir şehit ailesine hayatında ilk kez ev aldığında henüz kendisi kirada oturuyor. Kendisi kirada otururken yapıyor bunu. O zaman çok eski. Kendisi 23 yaşındayken hayatında ilk kez bir şehit ailesine ev alıyor."

Aslında tüm bu övgülerde de, kanalın makas değiştiren hattında da şaşırtıcı bir şey yok.

Özdil belli ki kendi gemisinin seyrini merkeze almış durumda, o geminin daha hızlı gitmesi için ihtiyaç duyduğu yakıtı alıyor.

Ancak biz tüm bu övgülerin arasında, bir kez daha sormak ve gerçekleri hatırlatmak zorundayız: Bu kadar kolay mı? Sedat Peker dosyasında unutulan gerçekler

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.