Skip to main content
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Bu kadar kolay mı? Sedat Peker dosyasında unutulan gerçekler

Herkes unuttu ancak bu unutkanlığa teslim olmayanlar da var, biliyoruz. Bugünlerde AKP içi kavganın izlediği seyirle birlikte yeniden bir 'kahraman' etiketine büründürülen Peker'in dosyasını yeniden hatırlatıyoruz.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 22.10.2025 , 17:22 Güncelleme Tarihi: 23.10.2025 , 00:02

Türkiye gerçekten ilginç bir ülke…

AKP içi kavgadan sekenler, üzerimize bulaşan çamurlar, ölüm tehditleri, mafyalar, çeteler hepsi bir anda buharlaşabiliyor, unutulabiliyor.

İşimiz hem unutkanlığı engellemek hem de gerçekleri yerli yerine oturtmak.

Bu haberde hem 2021 öncesi, hem 2021 sonrası hem de son bir yılda yaşananlara bakıp ülkücü mafya Sedat Peker hakkında oluşan, oluşturulan kanaatleri ve bunların düzen için nasıl da işlevli şekilde kullanıldığına odaklanacağız.

Gerçekten tüm bunlar unutuldu mu?

“Düzenin her daim yanında tuttuğu, ihtiyaç anında devreye soktuğu mafyalar, şimdi yeni bir operasyonun parçası haline gelmiş durumda.

Bu kez bu operasyon iki taraflı yürüyor, bir tarafta Ağar ve Çakıcı var ve bu ikilinin arkasında AKP ve MHP. Daha doğrusu belki de bu ittifakın bir kesimi...

Diğer tarafta ise son yıllarda AKP’nin resmi “mafyası” gibi davranan, AKP yöneticilerinin ricasını kırmayarak “eski vekili karakolda dövdüren”, AKP destekli ÖSO’ya tırlar dolusu destek gönderen, AKP’ye destek mitingleri yapan, Erdoğan'a diktatör diyenleri bayrak direklerine asmakla tehdit eden, "ölümüne Cumhur İttifakı" diyen Peker.”

soL Haber’de 11 Mayıs 2021 tarihinde yer verdiğimiz Sedat Peker portresi haberi yukarıdaki ifadelerle başlıyordu.

Peker’in nasıl kadro dışı kaldığını, o sürece nasıl ilerlendiğini detaylı şekilde aktarmıştık.

Peki, aradan geçen yılların ardından neden yeniden ihtiyaç duyduk bu hatırlatmaya?

Sadece Paramount dosyası yeniden gündeme geldi diye mi?

Önce buradan başlayalım…

"Sayın REİS SEDAT PEKER’e dair toplumsal hafızayı diri tutmayı amaçlayan paylaşım hesabıdır" mottolu bir hesaptan yapılan paylaşımlar bu haberi tetikleyen değil, haber için hazırlığa başladığımızda karşılaştığımız ve düşündüğümüzün de  ötesinde bir tablonun olduğunu gösteren sayfalardan biri.

Aslında ortada bir tesadüf yok. 

Planlı, üzerinde düşünülmüş bir 'PR' çalışması var.

Bir kadın şiddete uğruyor, bir çocuk cinayeti oluyor, bir baba sokak ortasında çocuğunun yanında dayak yiyor ve sosyal medya üzerinden bir koro harekete geçiyor: Yetiş Sedat Reis!

Toplumun gözünü diktiği bazı davaları "Sedat Peker'in sadece avukatı değilim, onu seven biriyim" dediği isim üstlenmiş durumda.

Her mahkeme aynı zamanda Peker'in aklanmasının bir vesilesi haline geliyor.

Örnek mi?

Peker'e yakın bir hesaptan yapılan bu paylaşımda şu not yer alıyordu: "Sayın REİS SEDAT PEKER’in kardeşleri, dava süreci boyunca, ablamız Yasemin Minguzzi’yi yalnız bırakmadı.Sayın REİS, şimdilik gurbette olsa da, aklı, kalbi buradadır.Elbet bir gün, vatanına da dönecektir."

Ortada onlarca suçlamadan yargılanmış, ceza almış, devletin çeşitli kesimleri tarafından yıllarda korunup kollanmış bir ülkücü mafya var.

Geçmişi, yapıp ettikleri hepsi detaylıca biliniyor.

Ancak şu aralar yeni bir süreç işliyor, başka ve çok daha büyük bir kavga yaşanıyor.

Bu sürecin bir yanı AKP içi kavgada Peker'in de bir aktör olduğu dönemin sonlanması. 

Buna ek olarak belli ki hem MHP hem de AKP içindeki kimi isimler ona yeniden alan açma istediği içinde.

Anlaşılan Peker'in kadro dışı kaldığı günleri sonlandıracak yeni bir süreç geliyor.

Yoksa bunca yaşananların ardından Süleyman Soylu, Berat Albayrak, Pelikan çıkışlarının sonrasında AKP'nin en yakın müttefiki MHP'nin önemli isimlerinden, partinin Genel Başkan Yardımcısı İzzet Ulvi Yönter'den şu paylaşım gelmezdi sanıyoruz:

 

Erdoğan'ın da memleketi olan Rize'de düzenlenen ve ünlü isimlerin katıldığı 21 milyon liralık festivali doğrudan Peker'in finanse etmesi bir sorun olmuyor, AKP'nin yakından takip ettiği davaların Peker'in himayesindeki görüntüsü sıkıntı çıkarmıyorsa birçok sorun aşılmış demektir.

Bu sadece AKP içi kavga ve Peker'e dair gelişmelerle ilgili olsa dahi oldukça dikkat çekici olurdu ancak öyle değil.

Peker "kahraman" olarak halkın geniş bir kesimine sunuluyor ve bu düzenin yarattığı çürümeyi çözmesi için sürekli etiketlenmeye devam ediyor.

Burada gerçekten bir sorun yok mu?

 

'Ölümüne Cumhur İttifakı'ndan, 'oluk oluk kana' Peker...

Erdoğan'ı bir tripod, bir kamerayla devirmesi beklendi.

Onun böyle bir iddiası yoktu ama düzen içi "muhalifliğin" düştüğü durumla bu beklenti birleşti.

Öyle ki bazı "muhalif" isimler, gazeteciler Peker'den büyük bir AKP karşıtı çıkarmak için ellerinden geleni yaptılar.

O ise kavgada kendi rolünü oynadı.

Hedefte başlangıçta Albayrak vardı, müdahale sonrası eksen değişti, Süleyman Soylu baş hedef oldu.

İfşaları AKP içindeki birçok isme dokundu ama hiçbiri operasyon konusu olmadı.

Ta ki AKP içindeki savaşın kontrolsüz bir seyre büründüğü son döneme kadar.

Kavganın yeni aşaması, belli ki ona Türkiye'ye dönüş için dahi kapı aralayacak, bunu yakında göreceğiz.

Ancak tuhaflık tam da burada başlıyor.

Toplumda öyle bir Peker algısı oluşturuldu ki, AKP karşıtı, halkın yaşadığı haksızlıklarla dertlenen, yaşanan sorunlara koşturan bir isim...

Gerçekleri biz hatırlatalım, unutulan bazı gerçekleri.

soL'da daha önce aktarmıştık, şimdi madde madde ve yeniden ve kısaca sıralayalım:

*1997'de Rize'de “kaçakçı” Abdullah Topçu'yu öldürmek suçundan yargılandı. Adamlarıyla birlikte yargılandığı bir cinayetten yıllar sonra sosyal medyadan yaptığı bir paylaşımda “Parti Başkanı Meral Akşener suç duyurusunda bulunacaksa, 1997'de işlenen barmen cinayetinin hemen sonrasında kendisi İçişleri Bakanı'yken, ortak tanıdığımız birinin gizli organizasyonuyla, benimle niçin görüştüyse, asıl bunun için suç duyurusunda bulunmalıdır” dedi. Bu mesajı paylaştığı sırada Peker AKP’ye yakın bir isimdi.

*Yine aynı yıl, Ortaköy’deki She Bar'da barmen olarak çalışan Oğuz Atak’ın öldürülmesiyle suçlandı. Davada yine Peker’in adamları tutuklandı.

*Peker, bu haberlerin ardından şimdilerdeki gibi yine Türkiye'den ayrılacak, sonrasında Emniyet'le anlaşarak 1998’in Ağustos ayında kaçaklığa son verecek, ülkeye dönecekti. Karşılığını hakkındaki tüm bu suçlamalara rağmen sadece 8 ay cezaevinde kalarak alacaktı. Şimdi de benzer bir gelişmeyi bekliyor, yeniden dönmek için.

*Peker, 2004 yılında bu kez Kelebek Operasyonu kapsamında tutuklandı. Peker’le birlikte söz konusu davada yargılanan dikkat çekici isimlerin başında Sivasspor Başkanı Mecnun Odyakmaz geliyordu. 

*Hakkında onlarca suçlama, karanlık da bir sicili vardı. Cumhuriyeti tasfiye operasyonları olarak AKP-Cemaat ortaklığıyla başlatılan Ergenekon torbasına atılacak kötü sicilli isimlere ihtiyaç olunca, akıllara o geldi. 

*Cemaat-AKP ortaklığı bitip savaş başlayınca önce serbest kaldı, sonra yeniden, üstelik bu kez çok daha büyük rol ve görevler üstlendi.

*Peker, cezaevinden çıktıktan kısa bir süre sonra bir milletvekilini karakolda dövdürme haberiyle gündeme geldi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'a ‘hakaret’ suçlamasıyla tutuklanan eski AKP milletvekili Feyzi İşbaşaran, gözaltında tutulduğu Beyoğlu Polis Merkezi’nde Sedat Peker’in avukatı Barbaros Aslan tarafından darp edilmişti. Sonrasında öğrendik, talep AKP'li Metin Külünk'ten gelmiş, Peker uygulamıştı.

*Artık gerilim falan kalmamış, yeni dönemde rol almıştı. Taha Ün'ün düğününe katılan Peker, burada Erdoğan ile el sıkışarak sohbet bile etmişti.

*Erdoğan'a güçlü bir sevgi ilanında dahi bulunacaktı sonrasında Peker: 'YÜCE ALLAH biliyor ben insan olarak kendisini seviyorum. Ancak biraz önce örnek verdiğim insanlar gibi eğer nefret etseydim ya da öldürmek isteseydim bile (YÜCE ALLAH korusun.) kendisine düşman olan güruha bakarak yine ona destek olurdum. Almanya, Amerika, İsrail, İran, Esed, Aydın Doğan, TÜSİAD, Paralel Yapı, PKK, KCK, HDP, IŞİD, DHKP-C, Rothschild, Bild, yani kısacası TÜRK - İSLAM dünyasının düşmanları sana karşıysa hiç merak etme bu millet de senin yanında olacaktır USTA.”

*2015’te Erdoğan’a destek için Rize’de bir miting düzenlecekti. Peker söz konusu mitingde "Türkiye’nin kaderiyle Recep Tayyip Erdoğan’ın kaderi birlikte devam ediyor. Recep Tayyip Erdoğan’a diz çöktürülürse, bu devlete de diz çöktürürler" diyecek, daha sonra Barış Akademisyenleri için kullandığı “oluk oluk kan akıtacağız” tehdidini de ilk kez bu mitingde dile getirecekti.

*Peker’in cezaevinden çıktığı günlerde başladığı hızlı Erdoğan ve AKP propagandasına iktidarın yanıtı Peker’e verilen koruma tahsisi olacaktı. İki polisin koruduğu Peker’in şehir dışı seyahatlerini polis eskortu eşliğinde yaptığını gösteren belgeye Hürriyet ulaşmış, belgede işadamı olarak belirtilen Sedat Peker’in, Aydın-Muğla arasında yapacağı seyahat için İzmir Emniyet Müdürlüğü’nün, Aydın Emniyet Müdürlüğü’ne eskortluk yapacak koruma aracı verilmesi yönünde bilgi aktardığı görülmüştü. 

*2015 Kasım seçimlerinde destekçilerini AKP’ye oy vermeye çağıran Peker, seçim günü AKP’ye oy verenlerin pusulalarını paylaşmış, kendi de bu yönde bir paylaşım yapmıştı.

*AKP ile yeni döneme uyumun en dikkat çekici unsuru seçim desteği, Erdoğan’a sevgi açıklamaları değil, Peker’in cihatçı ÖSO’ya gönderdiği tırlar dolusu yardım olmuştu. ÖSO’ya üzerinde isminin baş harflerinin olduğu çelik yeleklerin yanı sıra kıyafetler, telsizler, dronlar gönderen Peker, konvoyları kendi isminin yazılı olduğu tırlarla sınıra taşıyacaktı.

 

*Akademisyenleri "akan kanlarınızda duş alacağız" diyerek tehdit eden Sedat Peker, kendisini eleştiren dönemin CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin'e ilişkin ilginç iddialar dile getirmişti: “Sayın Gürsel Tekin, şahsıma sayın cumhurbaşkanımızın himayesinde olduğum için dokunulamadığını söylemişsiniz. Evladınız ulaş kardeşimi, benimle resim çekilip tanışması için yener kardeşimle beraber evime yollayan siz değil miydiniz?” Bu sözler Peker'in tüm düzen partileri içindeki varlığını ve ağırlığını da gösteriyordu.

*Peker’in tutuksuz yargılanmasına tepki gösteren bir açıklama yapan Can Dündar'ın bu sözleri sonrası idam cezası geliyordu aklına Peker'in: “Sizi kibar bir şekilde uyarmak istiyorum. Bana karşı adil olmayan bu davranışlarınıza devam ederseniz; bu işin sonunda beni de basın sektörüne çok hızlı bir şekilde dahil ettirirsiniz. Sadece kişisel sayfalarımla bile sizinle baş edebiliyorken, bir de büyük bir basın grubu oluşturarak sizi nasıl rezil edeceğimi isterseniz bence bir daha düşünün. Çünkü benim gibi düşünen on milyonlarca insandan bir tanesi cumhurbaşkanı olursa ilk işi idamın geri getirilmesi, ikinci işiyse Bayırbucak’ta şehit olan çocuklara ve bebeklere misilleme olarak sizlerin asılması olacaktır.”

*AKP'nin Rusya ile arası açılında coşan isim de yine Peker'di. Rusya’yı hedef alan Peker, “Rus istihbarat servisinin PKK ve PYD militanlarını daha profesyonel bombalı eylemler yapabilmeleri için eğittiği gibi bizim istihbaratımız da Çeçen mücahitleri eğitmeli ve de Moskova’nın göbeğinde eylem yapabilmelerini sağlamalı” açıklamasında bulunmuştu.

*Peker, 2017 yılında yapılan Başkanlık referandumu öncesi Rıdvan Dilmen’in başlattığı “evet” çağrılı videolara katılan isimlerden de biri olmuştu. Peker bununla yetinmemiş, Beykoz’da “evet” mitingi düzenlemişti.

*Erdoğan'a diktatör diyenleri bayrak direğinde asmakla tehdit ediyor, 2018 seçimlerinde AKP ve MHP’ye oy çağrısı yaparak "Ölümününe Cumhur İttifakı" diyordu Peker. 

Bu kadarı yeterli mi?

Çürümenin boyutları

Sonrasında bildiğimiz şeyler oldu.

AKP içi kavganın ilk sinyallerini alan isimlerden olacaktı Peker. 

Pasta paylaşımı krizli olunca 2018'de bunun işaretlerini açık açık verecekti.

Ancak yine de desteğini sürdürdü, ne olur ne olmaz... 

2019 seçimlerinden önce yaptığı bir açıklamada, silahın iyi insanların elinde bir güvence olduğunu söyleyerek, "Bu sebeple imkanı olanlar ruhsatlı silahlar, av tüfekleri alsınlar, mutlaka hazırlıklı olsunlar" diyecek kadar ileri çıkışlarda da bulundu.

Ancak tüm bunlar onu kurtarmaya yetmedi, 2020'de ipi çekildi.

Ağarlar Çakıcılar, Soylular, Pelikancılar, Beratlardı suçlusu, öyle söyledi.

Kendisini açık açık tehdit edenlerin başında cezaevinden çıkar çıkmaz Erdoğan ve Bahçeli'ye teşekkür eden Çakıcı vardı.

Çakıcı’nın en yakın adamı olarak tarif edilen Ömer Korkmaz, “Sana diyorum ki, sana eziyet çektireceğim. Seni Tayyip Erdoğan da koruyamaz, kollayamaz. Devletin polisi senin yanında duramaz. Ben sana silah doğrultuyorsam bil ki, devletin polisi senin yanından ayrılır. Ölmedik ayaktayız. Sen ya bu ülkeden kaçacaksın ya da bu devlet seni alacak” diye tehdit ediyordu Peker'i.

Belli ki koruma kalkanı kalkmıştı, çeteler arasında güçlü bir yer değiştirme vardı ve kadro dışı kalan Peker oldu.

Sonrasında zaten meşhur videoları ve diğer açıklamaları geldi.

AKP'li birçok isimle kurduğu yakın bağlar sayesinde hakim olduğu ilişkilerin önemli bir bölümünü ifşa etti.

Bu videolarla "sevildi" dahi, hakkında yukarıda sıraladığımız gerçekler bir anda unutuldu.

Sonrasında pazarlıklar, araya girenler derken 4 yıla yaklaşan sessizlik süreci geldi.

Oradan da başlangıçta aktardığımız "halk kahramanı Peker" tablosuna ulaşmış olduk.

Tüm bunların ardından söylenecek çok az şey var. 

Düzenin ülkemizi nasıl bir çürümeyle baş başa bıraktığını görmek için Peker dosyasına, başlangıçtan bu yana seyrine bakmak yeterli sanıyoruz...

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.