Skip to main content
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Çocukları hedef alan saldırının özü: Bu müfredatın amacı tam da buydu…

AKP’nin eğitimde sistematik bir gericileştirme ve piyasacılaştırma hamlesi uyguladığı ortada. Ramazan gündemiyle birlikte “halkın değerleri” adı altında artan saldırıların arkasında patronların düzeni ve hep birlikte hayalini kurdukları Yeni Osmanlı var. soL, bu saldırının arka planını ayrıntılı olarak aktarmış, müfredatla gelen yeni hamleyi tüm detaylarıyla ortaya koymuştu.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 26.02.2026 , 11:53

AKP’nin iktidara geldiği 2002’den bu yana en büyük dertlerinden biri laiklik oldu.

Laikliğin tasfiyesiyle birlikte Yeni Osmanlıcılığın gazına basılacak, Cumhuriyet’in ortadan kaldırılması için yol alınacaktı.

Bu konuda en büyük destekçileri hiç kuşkusuz AKP'ye iktidar yolunu açan patronlar oldu.

Koç, Sabancı, Eczacıbaşı ve diğer tüm büyük patron grupları bir yandan “laiklik” etiketine sahip çıkıyor gibi görünüp, diğer yandan Yeni Osmanlıcı bu yeni dönemeçte AKP’nin arkasında durdular.

Bu sürecin en büyük kazanını da hiç kuşkusuz onlar oldu.

Ülke büyük bir karanlık saldırının altındayken onlar her yıl daha fazla kâr rekoru kırdı.

Peki, nasıl oldu bu işlem?

AKP ve patronlar “halkın değerlerine saldırıyı engelledi", söylenen buydu. Ramazan bile artık özgürdü, halkın değerleri özgürdü...

Oysa halkın değerleri ve inancıyla, maruz kalınan gerici saldırı arasında en ufak bir bağ yoktu.

Tam tersine, halkın inanç ve değerleri etiketi, ülkenin dönüştürülmesi, Cumhuriyet’in tasfiyesi ve laikliğin ortadan kaldırılmasının kılıfı olarak kullanıldı.

Üstelik bu saldırı sürecinde halkın inancı ve değerleri de iktidarın ve patronların çıkarları doğrultusundan yeniden dizayn edilmeye çalışıldı.

Tüm bu süreçte saldırının ana hedefi hiç kuşkusuz eğitim başlığı oldu.

Okullarda çocuklar “kindar ve dindar nesil” planı adı altında sürekli olarak saldırıya maruz kaldılar.

O saldırının bugün en az konuşulan kısmına, soL’da tüm ayrıntılarıyla işlediğimiz müfredat saldırısına bir kez daha ayrıntılarıyla işaret ediyoruz.

Neler olduğunu, nasıl bir altyapı kurulduğunu anlamak adına...

Müfredat, laiklik ve yandaş basın kurnazlığı

“Bazı çevrelerde okullarda laikliğin derslerden çıkarıldığı, öğrencilerin bu kavramla artık karşılaşmadığı öne sürüldü. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli (TYMM) ile birlikte derslerde laiklik kavramının işlenmediğine yönelik iddialar yer alıyor. Ancak Milli Eğitim Bakanlığı'nın 2024'ten itibaren kademeli olarak uygulamaya aldığı yeni müfredat incelendiğinde, bu iddiaların ders içerikleriyle örtüşmediği görülüyor.”

Bu haber bugün yandaş Sabah gazetesinde yer aldı.

Haberde laikliğin ilkokulda “soyut” biçimde, ortaokuldan itibaren ise ders içeriklerinde öğretildiği söyleniyor.

Tam bir yandaş basın kurnazlığı.

Gelin şimdi ayrıntılarıyla nasıl bir müfredatla karşı karşıya olduğumuza bakalım.

Yusuf Tekin’in ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’

Bundan yaklaşık iki yıl önce AKP’nin tarikat ve cemaat destekçisi Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ni gündeme getirdi ve AKP’nin yıllardır yamalı bohçaya çevirdiği eğitim müfredatını kapsamlı bir gericileştirme ve piyasacılaştırma operasyonuna tabii tuttu.

Tam da patronların istediği gibi.

1000'den fazla öğretmen ve akademisyen ile toplantılar düzenlendi, 260 akademisyen 700'ün üzerinde de öğretmen bu toplantılara sürekli katıldı” diyerek yoğun bir katkıyla oluşturduk dedikleri yeni müfredat tamamen yandaş sendikaların ve akademisyenlerin ürünüydü.

Yazarımız Rıfat Okçabol, “Türkiye Cumhuriyeti Milli Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanan bu modelin adında eğitim değil Osmanlıca olan ‘maarif’ sözcüğü kullanılmıştır” diyerek aslında işin özüne işaret ediyordu:

“Bu modelde maarif sözcüğü gibi toplumun büyük çoğunluğunun artık kullanmadığı tezahür, kainat, kemale erme, hikmet, müreffeh ve ilim gibi Osmanlıca sözcükler de yaygın olarak kullanılmıştır. Bu durum modelin Osmanlı hayranlığı doğrultusunda hazırlandığının, çağdaş anlayışla bağdaşmadığının ve gerçekçi olmadığının kanıtı gibidir.

Modelle ilgili ortak metinde, hemen her paragrafta ‘maneviyat/manevi değerler’ sözcükleri kullanılmaktadır.

Bu yaklaşım, II. Abdülhamit’in eğitim anlayışını anımsatmaktadır.”

İçerikte neler var?

soL’da “AKP’nin ‘maarif modeli’: Yeni müfredat taslağı ne getiriyor? başlığıyla 4 dizilik bir dosyaya yer vermiştik.

Şimdi o dosyada vurguladığımız başlıklarla, bugün yaşadıklarımız arasındaki bağlara işaret edelim.

Örneğin bugün karşı karşı olduğumuz şey “dini günler” adı altında tüm okullara tarikat ve cemaatlerin sokulması. Bu, söz konusu gerici hazırlığın bir ürünüydü. Ancak saldırı sadece bundan ibaret de değil. Eğitim her ayrıntısıyla bilimsel özünden koparılmış, gericilik ve piyasacılık her yanı kapsamış durumda.

İşte o dosyadan bazı hatırlatmalar:

Dini bayramlara okulda kutlama 

“Türkiye Yüzyılı Maarif” modeli ilkokul müfredatı açısından değerlendirildiğinde, geçmişten bugüne geriye giden eğitim müfredatlarında konu içeriklerinde bazı azalmalar veya yer değişiklikleri yapılmış, dinselleşme adına meşruluk kazandıran yeni güncellemeler gelmiş, yanında da piyasacılık unutulmamıştır diyebiliriz.
İncelemeyi daha detaylandıracak olursak, belirli günler ve haftalara Kut’ül Amare eklenmiş, Hayat Bilgisi dersi ile ilişkili derslere Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi eklenmiştir. “…millî gün ve bayramlarda, dinî gün ve bayramlarda, belirli gün ve haftalarda çeşitli etkinliklerle öğrencilerin millî bilinç ve manevi değerleri geliştirilmelidir” ifadesiyle dini gün ve bayramların okullarda kutlanmasının yolu açılmıştır. Bunun yanında da Hayat Bilgisi dersinin tüm kademelerindeki konularda dini gün ve bayramlara zaman ayırılmıştır.

Örnek bilim insanı: Askeri pilot Alper Gezeravcı

İlkokul kademesinde seçilen metinler, örnek olaylar öğrenmede büyük etkiye sahiptir. Bu nedenle ders kitapları en az müfredat kadar önemlidir. Uygulamadan önce sunulması gerekir. Örneğin Türkçe dersi müfredatında, her ünitede bir metin yazarının, birden fazla metni olmamasına dikkat edileceği belirtilmiştir. Önemli kişilerin örnek gösterileceğinden bahsedilmiştir. Fakat bu kişilerin kimler olacağı, hangi bakış açısıyla belirleneceği açıklanmamıştır. Matematik dersinde örnek gösterileceği belirtilen bilim insanları belirtilmemiştir. Hayat Bilgisi dersinde bilim insanları ve eserlerine örnek olarak Alper Gezeravcı yazılmıştır. Adı geçen kişinin bilimsel herhangi bir çalışması ve eseri var mıdır? Diğer yandan önceki müfredatta sık sık yer alan girişimcilik konusu, bu müfredatta matematik dersinde paralar konusuna getirilen “finansal okuryazarlık” kavramı piyasacı zihniyetin devamlılığını göstermektedir.

Gericiliğe kılıf: 'Değerler eğitimi' 

Okul öncesi dönem insan yaşantısındaki en kritik yılları kapsar ve bu dönemde kazanılan davranışlar ilerideki yaşantının mayasını oluşturur. Bu veriden yola çıkıldığında okul öncesi eğitimi tüm eğitim dönemlerinin de temelini oluşturur. AKP’nin yeni eğitim taslağında da bu veri dikkate alınarak ve adeta “çocuklara ne vereceksek bu yaşta verelim” mantığı ile hareket edilmiştir. 

Erdem-değer-eylem modeli bunun bir çıktısı olarak karşımıza çıkıyor ve uzun yıllardır “değerler eğitimi” adı altında laikliği rafa kaldıran, eğitimde gericileşmenin önünü açan uygulamaların taçlanmasına sebep olacak başlıklar olarak yerini alıyor. Söz konusu taslakta ele alınan 20 değer neredeyse tüm gelişim alanlarındaki becerilerle ilişkilendirilsin isteniyor. Okul öncesi dönem çocukların işlem öncesi dönemine denk düşer. Erdem modeline bakıldığında mütevazılık, sabır, vatanseverlik, tasarruf gibi değerlerin eylem alt basamakları bu dönem içerisindeki çocuğun bilişsel gelişimi ile çelişmektedir. Bu eğitim taslağına göre öğretmenin tüm işi AKP’nin gerici emellerine hizmet etmek olacaktır.

Okul öncesi eğitim programının temel ilkelerini incelediğimizde bir önceki eğitim programında sıklıkla değinilen “kapsayıcılık” vurgusunun yerini beceri temelli eğitim vurgusuna bıraktığı görülmekte “temel beceriler, alan becerileri, sosyal duygusal beceriler, okuryazarlık becerilerinin” gelişimine vurgu yapılmakta, beceri gelişimine yönelik fiziksel ortam düzenlemeleri, öğrenme yaşantılarının planlanması, beceri temelli süreç ve sonuç değerlendirmelere dikkat çekilmektedir. Bu durum da doğalında “çocuğun işi oyundur” ilkesiyle ters düşmektedir. Öğretmenlerin beceri edindirme ve öğretme, programı yetiştirme kaygısı nedeniyle, okul öncesi çocukların en temel ihtiyaçları arasında yer alan oyun temelli öğrenme yaşantılarının yerini beceri öğretimine dayalı öğrenme yaşantılarına bırakacağı kesindir. Ayrıca Okul Öncesi Taslak Eğitim Programı içinde tanımlanan tüm öğrenme çıktıları ve alt öğrenme çıktılarının, becerilerin gelişimsel olarak öğrenci düzeylerine uygun ilişkilendirildiği ifade edilmekte ancak öğrencilerin gelişimlerinin üzerinde beklentiler yer aldığı görülmektedir. 

Örneğin Kendini Tanıma (Öz Farkındalık Becerisi) başlığı altında edinmesi gereken beceriler şöyle: Öğreneceği yeni konu/ kavram veya bilgiyi nasıl öğrendiğini belirlemek, öğreneceği konu veya kavramlara ilişkin kendisine en uygun düşünme ve öğrenme stratejisi seçmek. Kendini Düzenleme (Öz Düzenleme Becerisi) başlığı altında sayılan becerilerse şöyle: İhtiyaçlarını karşılamaya yönelik hedef belirlemek, ihtiyaçlarına yönelik hedeflerini tanımlamak, çıktılarına ulaşmayı etkileyen çevresel etmenleri belirlemek, çıktılarına uygun planlama yapar.

 

Dosyada derslerin içeriklerine ilişkin de çarpıcı notlara yer vermiştik, bir kez daha hatırlatıyoruz.
 

1) Türkçe:

Dilbilgisi müfredattan çıkarılmış

Türkçe dersinde dinleme, konuşma, yazma etkinliklerinin kapsamı artırılmış buna karşılık "ezber" olduğu dile getirilerek dilbilgisi konularının birçoğu sınıf kademelerinden çıkarılmıştır.

Dilbilgisi konuları "ezber" değildir aksine öğrencilerin kullandıkları dilin yapısını ve mantığını anladıkları; ses, biçim ve cümle yapısını inceleyip, kurallarını saptayan bilim dalıdır.

Dilbilgisi konuları müfredattan çıkarılmış ancak yerine getirilen konuşma, dinleme, yazma etkinliklerinin kalabalık sınıflarda nasıl uygulanacağına dair bir planlama yapılmamış; programda önerilen etkinlerin uygulanması için sınıfların onar kişiden oluşması gerekmektedir.

Sekizinci sınıf müfredatında “fiilde çatı” konusuna yer verilmiş ancak bu konunun “cümlenin ögeleri” konusu anlatılmadan verilmemesi gerekir ancak bu konu sekizinci sınıf müfredatından çıkarılmıştır. Dilin etkili ve doğru kullanılmasına yönelik etkinlikler göze çarparken bu konunun öğretilmesini sağlayan “anlatım bozukluğu” müfredattan çıkarılmıştır.

2) Matematik

Piyasanın ve dini söylemlerin izleri

İlk bakışta beş matematik alan becerisi temelinde bir müfredat oluşturulduğu görülmektedir. Bunlar: "matematiksel muhakeme", "matematiksel problem çözme", "matematiksel temsil", "veri ile çalışma ve veriye dayalı karar verme", "matematiksel araç ve teknoloji ile çalışma".

Bilişim Sistemleri Mühendisliği alanı başta olmak üzere piyasanın ihtiyaçları doğrultusunda şekillendirilmiş ve İslam’ın Altın Çağı olarak bilinen dönemdeki matematikçilere (Bûzcânî, Ebu Kâmil, Kerecî, Şerefeddin Tûsî, Kaşî, Fârâbî, Bîrûnî, Kindî...) bol atıflarda bulunulan bir Matematik müfredatıyla karşı karşıya olduğumuz görülmekte. “Türk-İslam Kültürü’nden örnekler, açıklanan kazanımların birçok yerinde geçmektedir. Değerler eğitimi adı altında dini söylemler, diğer bütün derslerde olduğu gibi Matematik branşında da müfredata serpiştirilmiş durumda. Ayrıca piyasaya uyumlu olarak “rekabet gücü yüksek bireylerin yetiştirilmesi” hedeflenmiş olduğu açık.

Açıklanan programdan bazı alıntıları örnek olarak verelim:

Alışveriş fişleri üzerinden ürünlerin fiyatı ve Katma Değer Vergisi (KDV) gibi durumlar incelenerek, bilinçli harcama yapmanın ve vergi ödemenin toplumsal sorumluluk ve vatandaşlık görevi olduğu ifade edilerek sorumluluk ve vatanseverlik değerinin kazanılması desteklenir.”

Yukarıdaki kazanım, 5.sınıf 1. temada geçmektedir. Vergi ödeme üzerinden bir vatanseverlik tariflendiği amaçlanmaktadır.

Öğrencilerin gerçek yaşam durumları üzerinden tasarruf değeri konusunda bilinçlenmeleri amacıyla ihtiyaç duydukları kadar ürün almaları, gelecek nesilleri düşünerek temiz bir çevre bırakmaya özen göstermeleri veya sürdürülebilir tüketim tercihinde bulunmaları teşvik edilerek duyarlı olmaları desteklenir.”

5.sınıf 5. temada geçen bir cümle bu şekildedir. Çevre temizliği ve sürdürülebilir tüketim tercihlerinde bulunmak dünyadaki çevresel sorunları çözebilecekmiş gibi bir algı oluşturulmak istenmektedir. Kapitalizmin bir sonucu olarak ortaya çıkan çevresel felaketlere değinilmeden sorumluluğu tamamen tekil insanlara atan bir yaklaşım geliştirilmiştir. Bu yaklaşım tüm müfredata sirayet etmiş durumdadır.

Bu görevin sonucunda ayrıca öğrencilerle kamu malları ve ortak yaşam alanlarını özenli ve temiz kullanma, gıda israfını önlemeye yönelik çalışmalara etkin katılma, çevre temizliği ve atık yönetimi konusunda örnek davranışlar sergileme üzerine tartışmalar yapılabilir. Böylece tasarruf ve temizlik değerlerinin kazanılması desteklenebilir.

6.sınıf 1. temadan paylaşılan bu alıntıya bakılacak olursa;  İsraf sözcüğü dini bir sözcüktür ve laik eğitim verdiğini iddia eden bir kurumun hazırladığı müfredatta bulunmaması gerekmektedir. Tasarrufun gerekliliğini çevre ve insan ilişkileri üzerinden anlatılması doğru olanıdır. Fakat hazırlanan müfredatın amacı açık bir şekilde ortadadır.

'Silindir'e medrese örneği

…Örneğin öğrencilerden Türk İslam sanatlarında silindir şeklindeki öğeleri (Erzurum’daki Çifte Minareli Medrese gibi) incelemeleri istenerek bu sanatları tanımaları, silindirin mimaride hem işlevsel hem de estetik açıdan önemli bir rol oynadığını görmeleri sağlanabilir. İşlevsel olarak bu öğelerin yapısal sağlamlığa sahip olduğunu, estetik olarak ise yapılara ve eşyalara zarafet (D7.1) kattığını fark etmeleri beklenir.”

Yukarıdaki alıntı 8. sınıf 4. temadan alınmıştır.

Kullanılan gerçek yaşam problemlerinin ekonomi, fizik gibi disiplinlerle ilişkili olmasına ve toplumsal yarara vurgu yapmasına özen gösterilir (D20.2). Örneğin üretilen/talep edilen ürün miktarının bağımsız değişken, ürün fiyatının bağımlı değişken olarak kabul edildiği arz-talep doğrularında piyasa denge fiyatını bulmak için neler yapılabileceği sorgulanır.

Bu cümle 9. sınıf 2. temadan alınan bir pasaj.

Geometrinin tarihsel süreçte ortaya çıkışı, zamanla kuramsal ve aksiyomatik bir yapı kazanması; öğrencilerin seviyelerine uygun soru, kavram ve açıklamalarla tartışılır. Türk kültür ve medeniyetinde geometrinin tarihsel gelişim sürecine katkı sağlamış bilim insanlarından (Ebü’l-Vefâ el-Bûzcânî, Kûşyâr b. Lebbân, Kadızâde-i Rûmî, Nasîrüddîn-i Tûsî) ve yaptıkları çalışmalardan bu çıktıya yönelik olanlar tanıtılır ya da öğrencilerden araştırma yapmaları istenir.”

9. sınıf 4. temadan yapılan bu alıntıdaki bilim insanlarının özellikle seçilmesi dini ideolojik yönelimin bir sonucudur.

Seçilen örnekler arasında Türk-İslam mimarisine ait yapıların olması; öğrencilerin millî ve manevi değerlere saygı duyma eğilimlerinin, kültürel mirası korumaya verdikleri değerin geliştirilmesine hizmet eder.”

9. sınıf 6. temadan.

Gerçek yaşamda karşılaşılan iki nicelik arasındaki doğrusal olmayan ilişkiler grafik ve tablo üzerinden incelenerek farklı fonksiyon temsillerine olan ihtiyacı öğrencilerin fark etmeleri sağlanır. Örneğin bir şirketin kampanya yaparken elde edebileceği gelire ilişkin olarak en yüksek gelirin nasıl hesaplanabileceği tartışılır. Bu noktada en yüksek gelir değeri matematiksel araç ve teknolojilerden (elektronik tablolar gibi) yararlanılarak grafik ve tablo yöntemiyle incelenebilir. “

10. sınıf 2. temada geçen alıntıda verilen “şirket geliri” örneği piyasacılığın bir kanıtı olarak göze çarpmakta.

İntegral tamamen kaldırılıyor

Bunların haricinde 12. sınıf matematik ders programlarında yer alan integral konusunun programlardaki yeri, yapılan bir önceki değişiklikte önemli oranda daraltılmıştı. Yeni Ortaöğretim Matematik Programı’nda ise tamamen kaldırıldı. Programda, nicelikler arası değişimleri incelemenin temel araçları limit ve türev konularının ağırlığı artırıldı.

Önümüzdeki süreçte ders kitapları hazırlandığında Yeni Program’da gericiliğin ve piyasacılığın ne boyutlarda yer aldığını daha net göreceğiz.

3) Fen Bilimleri

Bilimin evrenselliği hiçe sayılarak anlamsız bir rekabet dili kullanılmış

Tüm sınıflarda Fen Bilimleri müfredatı incelendiğinde, aşağıdaki örneklerden de anlaşılacağı üzere bir amaç doğrultusunda yazılan bu müfredatın amacının bilimsel eğitim olmadığı açıktır.

Konuların örneklerinin tamamı Osmanlı Devleti'nden seçilmiş, ibadethanelerin incelemesi yapılmak üzere sıralanmıştır.

Konularda ‘’sadeleşmeye’’ gidilmesi ise zaten yok denecek kadar az kalan bilimsel bilginin müfredattan çıkarılması olarak belirlenmiştir.

Akraba evliliği konusunda dahi dolaylı olarak "sakınca yoktur" demekten çekinmeyen bu müfredat bilimsellikten uzaktır.

Örnek olarak verilen bilim insanlarının bilimsel ilerlemedeki katkısından daha çok Türk-İslam bilim insanlarından olması öncelenmiştir ve her ünitede özellikle bu durum vurgulanmıştır.

Bilimin evrenselliği hiçe sayılmış, anlamsız bir rekabet dili kullanılmıştır. Bu tutum bilimsel bilginin bir birikim sonucu oluştuğunu vurgulamanın dışında bilgiyi kanıtlayan ya da tahmin edilir duruma getiren bilim insanlarını önemsiz hale getirme çabasının da göstergesidir. Müfredatta yer verilen bilim insanlarının tek ortak özelliği İslam devletlerinde çalışmalarının olmasıdır. Bunun açık şekilde yazılmış olması müfredatın laik ve bilimsel eğitime aykırı olduğunu açıkça göstermektedir. 1739 sayılı yasada yer alan “laiklik, bilimsellik, karma eğitim, eğitim hakkı” gibi ilkelere uymayan bu müfredat öğrenciye ve yaşama da uygun değildir.

Fen Bilimleri müfredat taslağında dikkat çeken bölümler şöyle:

'Gökyüzündeki komşularımız ünitesinde 'mahremiyet' değeri'

5.SINIF

1. Ünite: GÖKYÜZÜNDEKİ KOMŞULARIMIZ VE BİZ

Değerler başlığında; Adalet, Çalışkanlık, Dürüstlük, Estetik, Mahremiyet, Sorumluluk, Vatanseverlik, Yardımseverlik belirlenmiştir.

Öğretme ve Öğrenme Uygulamaları başlığında ise dikkat çeken ibareler yer almaktadır.

Ay’ın evrelerinin anlatımı sırasında uygulanması istenen bir etkinlik örneği "Öğrencilerin Ay’ın evrelerini oluş sırasına göre isimlendirmeleri istenir. Ay takviminde dinî bayramlar ve Ramazan ayının hangi gök cisimlerinin hareketlerine göre belirlendiği araştırılması istenebilir" şeklinde belirlenmiştir.

Zenginleştirme basamağında ise Ay, Güneş ve Dünya için yapılan bilimsel çalışmalardan bahsedilmek için "Müslüman bilim insanlarından Battani ve Fergani'nin Güneş'le ilgili çalışmalarını kısaca araştırmaları istenebilir" tercih edilmiştir. Konuya dair bilimsel ilerlemeyi doğru şekilde ele almak yerine belirlenen isimler üzerinden örnek verilmesi tercih edilmiştir.

Bu ünite için seçilen değerler içindeki mahremiyet başlığının hangi konu hedef alınarak yazıldığı ise belli değildir.

Newton'dan öncesinde sadece Müslüman bilim insanlarına odaklanılmış

2. Ünite: KUVVETİ TANIYALIM

Değerler başlığı için yine konudan bağımsız adalet, Çalışkanlık, Sabır, Sorumluluk, Vatanseverlik, Yardımseverlik gibi kavramlar verilmiştir.

Öğretme ve Öğrenme Uygulamaları basamağında ise yine bilinçli bir tercih olarak "İstanbul’un fethinde Fatih Sultan Mehmet’in gemileri yağlı kalaslar ve yuvarlak nesneler kullanarak karadan hareket ettirdiğine değinilir" örneği verilirken bunun güncellikten uzak olduğu önemsenmemiştir.

Farklılaştırma basamağında ise yer çekimi teorisindeki bilimsel ilerlemeyi şu şekilde vermektedir:

"Hazinî, yer çekiminin her cismi yerkürenin merkezine doğru çeken bir gücün varlığı ile ilgili bir teori ileri sürmüştür. Bu teori, kendisinden yaklaşık 500 yıl sonra gelen Newton tarafından kanıtlanmıştır."

"Dünya dönüyorsa, ağaçlar ve taşlar neden fırlamıyor?” sorusuna, o dönemde “Merkezde bir çekicilik olduğu için her şey dünyanın merkezine düşer.” cevabı verilerek "Biruni’nin bu konudaki çalışmalarının araştırılması istenebilir.’’ denilmektedir.

Newton’dan öncesine işaret edilirken sadece Müslüman bilim insanlarına odaklanılmıştır. Bilimsel kaynaklar ise Yunan filozof Aristo’nun M.Ö 4. Yüzyıldaki görüşleriyle birlikte başlayan, Hint filozoflarının görüşlerini de ekleyerek birçok bilim insanın çalışmalarının ve katkılarının beraberinde konuyu bir gözlemden çıkarıp ölçülebilir ve tahmin edilebilir bir olgu haline getiren Newton’un 1687’de yayınladığı kitabı ile çalışmaları duyurduğu vurgulanmaktadır. Tarihteki bilimsel ilerlemeler dahi taraflı ve eksik verilmektedir.

'Canlıları Tanıyalım' ünitesi çıkarılmış

3. ÜNİTE: CANLILARIN YAPISINA YOLCULUK

Yeni müfredatta bir önceki müfredatta olan Canlıları Tanıyalım ünitesi çıkarılmıştır. Bu ünitede canlıları benzerlik ve farklılıklarına göre sınıflandırma yapılmaktaydı. Öğrencilerin çevrelerindeki canlıları gözlem yoluyla sınıflandırılması istenmekteydi. Ardından bilimsel olarak sınıflandırmanın ne demek olduğu ve temelleri anlatılmaktaydı. Eski müfredatta yeterli şekilde ele alınmadığı için eleştirilen bu konu canlılar dünyasına bir bakış kazandırılması açısından önemli bir başlıktı. Evrimsel ilerlemeden bahsedilmemesi tercih edilse bile canlıların sınıflandırılmasında bilimsel bilgiler bu alt yapıyı kendiliğinden oluşturuyordu. Yeni müfredatta ise sınıflandırma konusu çıkarılmış yerine canlıların yapısına yolculuk ünitesi getirilmiş durumda. Burada canlıların sınıflandırılması yapılmadan canlının yapı taşı olan hücre anlatılıp bitki ve hayvan hücresi kıyası verilmekte. 

Konunun temelinde ve konu içinde süreklilik aranmaksızın verilen bu bilgilerden sonra sistemler konusundan destek ve hareket sistemi bu üniteye eklenmiş durumdadır. Ve başka bir sistemle de devam edilmemektedir. Öğretmenlerin mevcut müfredat eleştirileriyle birlikte sistemler ünitesi için ‘’bir süreklilik gözlenerek ve yeterli ders saati verilerek anlatılmalıdır’’ talebinin tam aksine farklı sınıf düzeylerine bölünmüş şekilde süreklilik gözlenmeden hazırlanan bir müfredat görülmekte.

'Cami kapısında insan silüetleri' ödevi

4. ÜNİTE: IŞIĞIN MADDE İLE ETKİLEŞİMİ

Konunun zenginleştirme basamağında verilmesi istenen örnek "Sivas Divriği Cami ve Darüşşifası’nın yapımı sürecinde mimari tasarımı ön plana çıkarmak amacıyla cami kapısında gölge olarak beliren insan silüetlerinin nasıl oluştuğuna yönelik araştırma ödevi verilebilir" şeklindedir.

Konu için bilimsel ve güncel, öğrencilerin her gün karşılaşacağı birçok örnek bulunabilecekken özellikle bu gibi örneklerin seçilmesi şaşırtıcı değildir. Bu zorlama örneğin seçilmesi de ancak müfredatının asıl amacına uygun olması üzerinden açıklanabilir.

5. ÜNİTE: MADDENİN DOĞASI

Madde ve Değişim ünitesi adı yeni müfredata uygun bir şekilde Maddenin Doğası şeklinde düzenlenmiştir.

Konunun Öğretme-Öğrenme Uygulamaları basamağında diğer ünitelerde olduğu gibi öğrenci seviyesi, konunun günlük yaşamla uyumu gibi kriterlere dikkat edilmeksizin ısı yalıtımı örnekleri için ‘’Öğrencilerin Türk-İslam mimarisinde yapılmış eserleri incelemeleri sağlanır (KB2.6). Bu eserlerdeki kültürel unsurları fark etmeleri sağlanarak öğrenciler ısı yalıtımı konusunda grup araştırmalarına yönlendirilir (OB5). Örnek olarak başta Mimar Sinan olmak üzere Türk-İslam bilginlerinin çalışmaları ve kültürel mirasa ait eserler ısı yalıtımı açısından incelenir" önerileri yazıldığı görülmektedir.

Zenginleştirme Basamağında bu kez de 721’de doğduğu bilinen ve bir simyacı olan, Geber olarak tanınan Câbir bin Hayyân’ın "kimya bilimine katkılarından bahsedilerek Türk-İslam âlimlerinin tarihe yön veren duruşlarından ve bilime verdikleri önemden bahsedilebilir" bilgisi verilmektedir.

İnsan ve Çevre yeni müfredatta yok

5. sınıflarda ünitelerden biri İnsan ve Çevre iken yeni müfredatta bu konunun kaldırıldığı görülmektedir. Bu konu içinde biyoçeşitlilik, nesli tükenen canlılar, insan ve çevre ilişkisi üzerine ikili etkileşim, yıkıcı doğa olayları anlatılmaktaydı. Ortaokulun ilk basamağı olan 5. Sınıfta Biyoloji alanında özellikle canlılar konusunda bilinçli bir azaltmaya gidildiği görülmekte. Çocukların çevre ve canlılık üzerine düşünmesi, evrimsel ilerlemeyi anlayabilmeleri için temel tanımları öğreneceği tüm konu başlıkları bu kademeden çıkarılmış. Diğer konularda eski müfredatın devamı şeklinde olduğu görülmekte. Eski müfredat için konularda bilimsel bilgilerin az olması üzerine eleştiriler varken yeni müfredat konular hakkında verilmesi istenen örneklerin tamamında İslamcılığı yayma çabasına girmiştir. Bilim insanları tercihlerini de bile bilimin evrenselliğinden uzak açık açık İslam alimlerinden seçmiş ve bu vurgulanmıştır. Bilimsel ilerlemeleri dahi buna uygun vermeye çalışmış bu amaç uğruna eksik ve yanlı bilgiler vermekten kaçınmamıştır.

Konu bakımından en çok değişim 6. sınıfta

6. SINIF

Müfredatta konu bakımından en çok değişenin bulunduğu sınıf olarak 6. sınıf öne çıkmaktadır. Özellikle sistemler konusu uygulanan müfredatta bütüncül bir şekilde 6. sınıfta verilmekteydi. Mevcut müfredatın eksikliği olarak temel bilgi eksikliği sebebiyle anlaşılması zor olsa da bir bütün şeklinde öğreniliyor olması önemli bir maddeydi. Yeni müfredatta ise sistemler her kademeye parçalanmış şekilde anlatılmakta.

ÜNİTE: GÜNEŞ SİSTEMİ VE TUTULMALAR

Öğretme ve öğrenme basamağındaki örnekler:

"Güneş ve Ay tutulmalarının en son ne zaman gerçekleştiği ve gelecekte en yakın hangi tarihte gerçekleşeceği hakkında öğrencilerden araştırma yapmaları istenebilir. Türk-İslam bilim insanı Fergani’nin 800’lü yıllarda Güneş ve Ay tutulma zamanlarının tespit edilmesine yönelik yöntem bulduğuna dair yaptığı çalışmalara değinilir."

"Türk-İslam bilim insanı Biruni’nin; Güneş’in Dünya’nın etrafında değil, Dünya ve diğer gezegenlerin Güneş etrafında dolanma hareketi yaptığını vurgulayan çalışmalarına değinilir."

Burada yine tercih edilen isimler bir ilerleme açısından ele alınmadan Türk İslam bilim insanları vurgusuyla sunulmaktadır.

Üreme sisteminde aile bütünlüğü ve mahremiyet

3. ÜNİTE: CANLILARDA SİSTEMLER

Sistemler ünitesinde diğer konularda değinilen değerlere ek olarak Aile Bütünlüğü ve Mahremiyet değerleri eklenmiştir.

İlk olarak Üreme Sistemi anlatılmakta daha sonra Denetleyici ve Düzenleyici Sistemler verilmektedir. 5. sınıfta canlıların sınıflandırılması verilmeden üreme sistemindeki farklılığın anlatılacak olması büyük bir boşluk yaratmaktadır. Sınıflandırma yapılmadan eşeyli ve eşeysiz üreme anlatılması istenmektedir. Üreme sistemine dair geçmiş öğrenimler olarak sadece bitki ve hayvan hücresi farklılığının verilmiş olması ve bunun üzerinden konunun anlatılacak olması, müfredatta da temel kabuller kısmında da yazmaktadır. Burada oluşacak öğrenmelerin boşluklar içermesi sorun olarak görülmemektedir.

Değerler kısmına eklenen maddelerin üreme sistemi ile ilgili olduğu ve üreme sistemi içinde aile bütünlüğüne değinilmesi istendiği görülmektedir. Biyolojik olarak üreme sistemi anlatılırken böyle bir değerin hedeflenmesi ise müfredatın gericilikle dolu doğrultusunu açık olarak bizlere sunmaktadır. Üreme sisteminde aile bütünlüğü ve mahremiyet gibi değerlerin hedeflenmesi oldukça sakıncalı bir bakış açısının olduğunu göstermektedir.

4. ÜNİTE: IŞIĞIN YANSIMASI VE RENKLER

Şu anki müfredatta 7. sınıflarda anlatılan ünite yeni müfredat ile 6. sınıflara alınmıştır. Konu içeriği bakımından bir değişiklik bulunmamaktadır. Konuların sınıf kademeleri arasında değişimi üzerine düşünülerek adım atılması gereken bir başlıktır. Öğrencilerin yaş düzeyleri, sahip oldukları mevcut bilgileri göz önüne bulundurarak hareket edilmesi gerekmektedir. 2017'de yine AKP’li bakanın hazırladığı müfredatta da şimdi hazırlanan müfredatta da bu noktalara bakılmadığı bilinmektedir.

Konunun öğrenme öğretmen basamağında "İbnülheysem’in ışık kaynaklarının yaydığı ışıkların düz ve küresel aynalarda nasıl yansıdıklarını deneysel olarak inceleyen ve yansıma kanununu geometrik yöntemlerle kanıtlayan Türk-İslam bilim insanlarından olduğu bilgisi öğrencilerle paylaşılır" cümlesi yer almaktadır.

7. ÜNİTE: SÜRDÜRÜLEBİLİR YAŞAM VE ETKİLEŞİM

Bu konuda biyoçeşitlilik ve önemi, nesli tükenen canlılar, insan ve çevre konuları anlatılmaktadır. Konunun temel kabul kısmında ise "Öğrencilerin canlıların sınıflandırılması konusunda canlı türlerini bildiği kabul edilmektedir" şeklinde belirtilmiştir. Oysa canlıların sınıflandırılması konusu 5. sınıflardan çıkarıldığı bilinmektedir. 3. sınıfta değinilen konunun derinleştirilmeden ve üzerinden geçen zamana bakılmaksızın öğrenciler tarafından bilindiği varsayılmaktadır. Bu yaklaşım bilimsel değildir.

Biyoçeşitliliğin önemi ise "Kanuni Sultan Süleyman’ın 1539 yılında Edirne’de yayınlanan Dünyanın ilk “Çevre Koruma/Düzenleme Kanunu’na değinilir" şeklinde bir örnek üzerinden anlatılmaya çalışılmıştır. Örnek ve konunun veriliş şekli öğrencilere uygun değildir.

Sindirim, dolaşım, solunum ve boşaltım sistemlerinde tek örnek: İbnü'n Nefîs

7. SINIF

3. ÜNİTE: VÜCUDUMUZDAKİ SİSTEMLER

Sistemler ünitesinin 5 ve 6. sınıftan kalan konularına burada yer verilmektedir. Bu ünitede sindirim, dolaşım, solunum ve boşaltım sistemlerine yer verilmiştir. Sistemlerle ilgili bilim insanlarının çalışmalarına örnek olarak tek bir çalışma örneği aşağıdaki şekilde verildiği gözlemlenmiştir.

"Kalbin odacıklarına ve aort gibi özel damar isimlerine değinilmeden küçük ve büyük kan dolaşımları açıklanır. Damar çeşitlerinden atardamar, toplardamar ve kılcal damar olarak bahsedilir. Ayrıca küçük kan dolaşımında kanın oksijen oranının arttığı, büyük kan dolaşımında ise azaldığına değinilir. Küçük kan dolaşım sisteminin ilk defa İbnü'n Nefîs tarafından keşfedilerek anatomik çiziminin yapıldığı ve bunun ayrıntılı açıklamasının bundan 4 asır sonra Harwey tarafından ortaya konduğu vurgulanır."

Bunun dışında başka bir bilim insanından ve buluştan bahsedilmemiştir. Bilim insanları arasında birden fazla yerde yapılan bu kıyas ise müfredatı hazırlayan zihniyetin bilimin evrenselliğinden uzak tarihsel birikime ise bir rekabet gözüyle baktıklarını ortaya koymaktadır. Bu sakıncalı yaklaşım tüm müfredatın içine yerleştirilmiştir.

7. ÜNİTE: SÜRDÜRÜLEBİLİR YAŞAM VE ENERJİ

Bu ünite mevcut müfredatta 8. sınıfta verilmektedir. Liseye giriş sınavında da çıkan konu 7. sınıfa alınmıştır. Ünitede madde döngüleri konusu 8. sınıfta verilmeye devam ederken besin zinciri konu ve sürdürülebilir yaşam konusu ile tasarruf başlığının 7. sınıfta anlatılması hedeflenmiştir. Bu kısımda madde döngülerinden bahsedilmediğinde doğal dengenin anlaşılması pek mümkün değildir. Madde döngüleriyle birlikte küresel iklim değişikliğini de anlatarak çevreden ve doğanın dengesinden söz etmek ve doğa için tasarrufu anlatmak önemli olacaktır. Besin zinciri ekolojik denge içinde sunulmalıdır. Yeni müfredatta ünite iki ayrı kademeye bölünmüş sürdürülebilir yaşam başlığı ise sadece kaynakların tasarrufu ile anlatılmıştır. Bununla ilgili anlatımda "Mimar Sinan’ın su konusunda yaptığı çalışmalara ve Yerebatan Sarnıcı gibi diğer su sarnıçlarına değinilir. Millî bilinç kazandırmak için ülkemizin kaynaklarını korumanın önemli olduğunu fark etmeleri beklenir" gibi benzer noktalar öne çıkarılmıştır.

Kaynakların kullanılması başlığında madde döngüleri ve ekolojik dengenin öneminin anlatılması şarttır. Buna dair yapılması gereken uygulamaların öğrenciler tarafından anlaşılması günümüzde bu uygulamaların ne kadarının uygulanıyor oluşu sorusunu beraberinde getirilmesi önleniyor ve doğanın algılanmasından ziyade faydacı bir bakış açısı ile ele alınmıştır.

Akraba evliliğinin sorunlarını normalleştirme çabası 'kazanım' diye yansıtılmış

8. SINIF

Liseye giriş sınavında çıkacak konuların olduğu 8. sınıfta ise kimi konular sadeleştirilirken bazı üniteler ise çıkarılmış ve yerine yeni üniteler eklenmiştir.

3. ÜNİTE: YAŞAMIN GİZEMİ

Mayoz ve mitoz konuları bu ünitenin içine eklenerek 2018’de değişen müfredattaki konu bütünlüğüne geri dönüldüğü görülüyor. 

Yine bu ünitede anlatılan modifikasyon ise konu başlığından çıkarılmıştır. 

Öğrenme ve öğretmen basamağında akraba evlilikleri için kullanılan ifadeler ise dikkat çekmektedir. "Öğrencilere akraba olan kişilerin benzerlik ve farklılıklarını kıyaslayarak nedenlerini sorgulamaları için kalıtım ve karakter kavramıyla ilgili açık uçlu sorular sorulur (SDB3.3). Bu noktada 'Aslı ne ise nesli odur' atasözü verilerek bu atasözünün anlamı hakkında tartışmaları istenir" şeklinde sunulan atasözünün herhangi bir bilimsel yanının bulunmadığı görülmektedir.

Akraba evliliklerine ilişkin kazanımlarda ve açıklamalar kısmında bulunan aşağıdaki muğlak ifadeler ise dikkat çekmektedir.

Kazanımlarda;

FB.8.3.3.3. Akraba evliliklerinin genetik sonuçlarını tartışabilme 
a) Akraba evliliklerinin genetik sonuçlarına yönelik mantıksal temellendirme yapar. 
b) Akraba evliliklerinin genetik sonuçlarına yönelik mantıksal tutarsızlıkları tespit eder. 
c) Akraba evliliklerinin genetik sonuçları konusunda geçerli bir fikir oluşturur.

Öğretme basamağında ise;

Akraba evliliklerinin genetik sonuçlarının her çocukta görülmemesi vb. mantıksal tutarsızlıkları tespit etmeleri sağlanır. Gruplar arasında elde edilen fikirler sınıf tartışmasına açılarak akraba evliliklerinin genetik sonuçları konusunda geçerli bir fikir oluşturmaları sağlanır (OB1, KB3.3, KB3.1). Akraba evliliği dışındaki evliliklerde daha düşük ihtimalle de olsa bu sonuçların olabileceğine değinilir.

Akraba evliliklerinin genetik sonuçlarına yönelik mantıksal tutarsızlık tespit etme adında bir kazanımın ilk kez müfredata dahil olduğu görülüyor. Böyle bir başlığı dersin kazanımı haline getirmek açık açık akraba evliliklerinin kimisinde sorun olmuyor deme çabasının göstergesidir. Hastalık taşıyan çekinik genlerin iki bireyde de bulunması hastalığın görülme ihtimalini artırırken bunun sakıncalı olduğu anlatılmalıdır. Bunun yerine yeni müfredat her iki ihtimali anlatıyor gibi göstererek adeta akraba evliliğinin sorunlarını normalleştirme çabasına girmiştir.

4. ÜNİTE: SESİN DÜNYASI

Mevcut müfredatta 6. sınıflarda anlatılan ses ünitesi yeni müfredatta 8. sınıfların konusu haline getirilmiştir. Konuya ait verilmesi istenen örnekler her ünitede olduğu gibi güncellikten uzak, öğrencilerin günlük hayatta görebileceği ya da bilimsel bir alanda kullanılan örnekler olmayıp İslam vurgusu ile hazırlanmış olduğu görülmektedir.

Birkaç örneği paylaşacak olursak:

"Öğrencilere ASELSAN’ın geliştirdiği ormanlık alanlardan gelebilecek tehditlere karşı güvenliği artırmaya yönelik olarak ağaç, dal ve yaprak gibi engellere nüfuz edebilecek frekans bandında çalışan, askeri koşullara uyumlu bir orman içi gözetleme radarı hakkında araştırma görevi verilebilir."

"Sesin kontrol altında tutularak akustik bir ortam meydana getirilmesinin önemi üzerinde durulur. Mimar Sinan'ın yaptığı Selimiye Camii'nin iç mimarisindeki akustik uygulamalardan bahsedilebilir. Türk İslam mimarisinde akustik uygulamalarla ilgili afiş, poster, sunu vb. hazırlamalarını içeren performans görevi verilir."

"Hayalet uçakların radara nasıl yakalanmadığı konusunda araştırma yapmaları istenebilir. Eski Türk geleneklerinden olan müzikle tedavi yöntemlerini Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’nde yazdığı ifadelerden yola çıkarak ve İbni Sina ile Farabi’nin eserlerini kullanarak araştırıp sınıfta sunmaları istenebilir."

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.