Sayfa yolu
Çevrimiçi muhalefeti susturma adımı ve kullanıcıları bekleyen tehlikeler: Verilerimiz kimlerin eline geçecek?
Fotoğraf: AA
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 25.02.2026 , 12:51 Güncelleme Tarihi: 25.02.2026 , 21:04
Önümüzdeki dönemde AKP iktidarının pek çok başlıkta yaşadığı sıkışmanın daha çok gün yüzüne çıkması bekleniyor. İktidar da, olası krizlere karşı çareyi halka daha çok saldırmakta buldu.
Muhalif tek söze dahi tahammülü kalmayan AKP yurttaşlardan korkusunu gizlemek için sosyal medyada kısıtlama ve sansür anlamına gelecek "kimlik zorunluluğu" adımına hazırlanıyor.
Yıllardır MHP'nin peşinden koştuğu "kimlikle sosyal medyaya giriş" düzenlemesiyle ilgili hızla adım atılacağını Adalet Bakanı koltuğuna oturan Akın Gürlek geçtiğimiz günlerde duyurdu.
Bakan Gürlek tahammülsüzlüğün ve korkunun boyutlarını şu sözlerle anlatmıştı:
Eğer sosyal medyada şahıs bir açıklama yapıyorsa, bir hedef gösteriyorsa o kişinin kimliği belli olduğu için artık onun da cezai sorumluluğu başlayacak.
Bakan detaylara da girdi, "sosyal medya yasası" dediği düzenleme için çalışmalara başladıklarını söyledi, "2026'ya çıkarmayı hedefliyoruz" dedi. Bakan Gürlek ayrıca sosyal medya hesaplarına girmek için hem kimlik doğrulama hem de cep telefonu doğrulaması gerekeceğini söyledi.
Ancak bu uygulama hem teknik hem de hukuki açılardan oldukça karmaşık bir konu.
Anonim kalmak hak değil mi?
Öncelikle şunu hatırlatmak gerekiyor, iktidar yandaşları bu uygulamayı savunurken "yasadışı iş ve eylemlerle mücadele"yi merkeze koysa da, devlet siber suçluları zaten şu anda da tespit edebiliyor. Yani ayrıca herhangi bir doğrulama gerekmeksizin mesela Cumhurbaşkanına sosyal medyadan "hakaret ettiği" iddiasıyla bir kişiyi saatler içerisinde bulmak mümkün.
Dolayısıyla bu gerekçelendirme doğru değil.
Öte yandan bir özgürlük alanı olarak internet hâlâ pek çok konuda tartışmalı olsa da, bir yurttaşın bu alanda "anonim kalma isteği" bilişim hukukçularının bir bölümü tarafından hak olarak tanımlanıyor.
Kimlik doğrulama uygulanabilir mi?
Peki sosyal medya platformlarında kimlik doğrulaması nasıl yapabiliyor?
Bunun için birkaç farklı yöntem kullanılıyor:
- API Entegrasyonu (e-Devlet Modeli): Platformlar, devletin sağladığı bir veritabanına (örneğin Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü API'si veya e-Devlet giriş kapısı) entegre ediliyor. Kullanıcı üye olurken T.C. kimlik numarasını, adını, soyadını ve doğum yılını giriyor. Sistem arka planda bu bilgilerin eşleşip eşleşmediğini sorguluyor.
- Dolaylı Doğrulama (GSM Üzerinden): Türkiye'de yasal olarak SIM kart almak için kimlik ibrazı zorunlu. Platformlar sadece "Türkiye numarası ile SMS onayı" şartı koşarak, teknik altyapı kurmadan dolaylı yoldan kimliği doğrulanmış kullanıcıları kabul ediyor.
- Belge Yükleme (KYC - Müşterini Tanı Modeli): Kripto para borsalarının veya dijital bankaların yaptığı gibi, kullanıcılardan kimlik kartının fotoğrafını ve yüz doğrulaması (selfie) yüklemeleri isteniyor.
Dijital dünyanın savaşlarda bile kullanılmaya başladığı bir dönemde, üstelik de veri güvenliğimiz konusundaki zafiyetler ortadayken sosyal medya kısıtlama getirilmesi pek çok sorunu beraberinde getiriyor. Yurttaşlık hakları da bunun başında geliyor. Haklarına sahip çıkmak için sen de soL’a abone ol.
Yurtdışında durum nasıl, vazgeçen yerler neden iptal etti?
Sosyal medyaya kimlikle girişi zorunlu tutan ülkeler mevcut. Bir bölümü ise bu uygulamayı deneyip ardından vazgeçmiş durumda.
Örneğin Çin telefon veya ulusal kimlik numarasının sisteme tanımlaması zorunlu tutuyor. Rusya'da sosyal medya hesaplarının ve SIM kartların pasaport bilgilerle eşleştirilmesi yasal bir zorunluluk. Ayrıca belirli bir takipçi sayısını aşan blog yazarlarının doğrudan devlete kayıt yaptırması gerekiyor.
Güney Kore ise bu zorunluluğu deneyip daha sonra iptal eden ülkeler arasında. Ülkede 2007'de büyük internet siteleri için "Gerçek İsim Sistemi" getirildi. Ancak 2011'de milyonlarca kişinin kimlik bilgisinin çalındığı devasa veri ihlalleri yaşandı. 2012'de ülkenin Anayasa Mahkemesi, bu yasayı ifade özgürlüğüne aykırı bularak iptal etti.
Milyonlarca kişinin verisi çalınıp satılmıştı: Bilgiler şirketlerin eline geçecek
Tam da bu noktada Türkiye'de yaşanan veri hırsızlıkları akla geliyor.
Bakan Gürlek'in "sosyal medyaya kimlik zorunluluğu" açıklaması sonrası verilerimizle ilgili güvenlik zafiyetini, milyonlarca yurttaşın başta kimlik olmak üzere pek çok bilgisinin çalınıp, satıldığını hatırlatmıştık.
İktidar önce kamuya ait platformlardan veri çalındığını her fırsatta yalanladı. Ancak verilerimizin korunamadığı alenen ortaya çıkınca durumu kabullenmek zorunda kaldı. Ardından çalınan verilerin nasıl satıldığını bizzat tespit etti, detaylarını paylaştı. Ulaştırma Bakanlığı'na bağlı BTK, verileri koruyamadığını kabul ederek Google’dan yardım dahi istedi.
Veri güvenliğimiz işte bu haldeyken, kendi sunucularımız dahi saldırılara açık durumdayken bir de bu bilgiler özel şirketlerle paylaşılacak ya da şirket istemese dahi bu bilgileri edinsin diye devlet mecburiyet getirecek.
Bu durum aynı zamanda ulusal bir güvenlik açığı anlamına da gelebilir. Söz konusu şirketlerin birbiriyle bağlantılı olanlarının, bölgemizde savaş gerginliği giderek yükselirken bu bilgileri başka amaçlarla kullanması, bazı devletlerle paylaşması işten bile değil.
Bilgilerimizin Gazze'deki katliamların ortağı yazılım şirketi Palantir'in eline geçmeyeceğinin bir garantisi yok.
Konu göründüğü kadar basit değil, masada ülke güvenliği de var
Konuyla ilgili detaylar henüz netleşmediği için teknik kısımlara ilişkin kesin konuşmak zor.
Ancak sansür doğurması muhtemel bu zorunluluğun etrafından dolanmak mümkün. Bunun en yaygın olanıysa VPN ve yabancı IP kullanımı. Yani kullanıcıların Türkiye'den değilmiş gibi başka ülke üzerinden platforma kaydolarak yerel kimlik zorunluluğunu aşması.
Çalınmış verilerle giriş de ihtimal dahilinde. Daha önce yurttaşların bilgilerinin cüzi miktarlara satışa çıkarıldığına şahit olduk. Bu tehlikeli kullanım hali de, kullanıcının haberi olmadan giriş yapılmasıyla işlemediği bir "suçtan" sorumlu tutulması riskini beraberinde getiriyor.
Kullanıcıların kimlik istemeyen bazı ağlara yönelmesi de söz konusu olabilir ancak belki de toplum için en zararlı olanı, kullanıcıları "derin, karanlık" internet denilen alanlara ittirmesi.
Kendi krizlerinden korkarak muhalefetin sesini kısmayı, sosyal medyaya kimlik zorunluluğuyla sansür uygulamayı planlayan iktidarın bu riskleri hesaba katmamış olduğunu düşünmek güç. Bu kadar riske rağmen yurttaşların bilgilerinin, dolayısıyla da ülke güvenliğinin masaya yatırılması AKP'yi daha suçlu konuma sokuyor.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.