Sayfa yolu
Almanya’dan İsrail’e 800 milyon avroluk silah onayı: Donanma ortaklığı büyüyor
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Onur Aslan
Yayın Tarihi: 07.09.2026 , 18:25
Alman hükümeti, 2026’nın ilk altı ayında İsrail’e yaklaşık 800 milyon avro değerinde silah ve askerî teçhizat ihracatını onayladı. Almanya’nın İsrail’e yönelik silah ve mühimmat ihracatı bu yıl katlanarak rekor kırarken bu desteğin merkezinde Alman silah ve denizcilik tekellerinin İsrail donanması ile yürüttüğü devasa projeler yer alıyor.
Der Spiegel dergisinin Federal Ekonomi Bakanlığı'nın verilerine dayandırdığı haberine göre, Berlin hükümeti tarafından İsrail’e 2026’nın ilk yarısında verilen silah ihracatı izinlerinin toplam değeri, 2025’in tamamında verilen izinlerin yaklaşık dört katına ulaştı. Yılın yalnızca ikinci çeyreğinde 735,8 milyon avroluk ihracata izin verilirken, bu tutarın yaklaşık yüzde 67’sini deniz kuvvetlerine yönelik projeler oluşturdu.
Alman savunma ve denizcilik devi ThyssenKrupp Marine Systems (TKMS), İsrail Donanması’na yönelik stratejik teslimatlarına bir yenisini ekleyerek Almanya’da tarihin en büyük teslimatını gerçekleştirerek, INS Drakon denizaltısını eylül ayı başında Kiel’den İsrail’e doğru yola çıkardı. İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana inşa ettiği en büyük denizaltı olan INS Drakon, Kiel’deki tersanelerde düzenlenen törenle İsrail ordusuna devredildi. Yaklaşık 550 milyon avro değerindeki bu altıncı Dolphin II sınıfı dev denizaltı; 70 metreden uzun gövdesi, 2 bin tonu aşan ağırlığı ve gelişmiş saldırı kapasitesiyle İsrail donanmasının bölgedeki askerî gücünü daha da artırıyor.
Havadan bağımsız tahrik sistemi sayesinde uzun süre su altında kalabilen Drakon’un taşıdığı silahlara ilişkin ayrıntılar resmî olarak açıklanmadı. Ancak denizaltının sıra dışı büyüklükteki kulesinde dikey füze fırlatma sistemleri bulunduğu ve bunun İsrail’e denizden yeni bir stratejik saldırı kapasitesi kazandırabileceği belirtiliyor. Bu değerlendirmeler henüz İsrail makamları tarafından doğrulanmış değil.
İsrail’in denizaltıları Almanya’dan
İsrail, denizaltı filosunda tamamen Almanya’ya ve özelde TKMS’ye bağımlı durumda ve bu bağımlılığın önümüzdeki on yılda da sürmesi bekleniyor. TKMS, İsrail Donanması için Dolphin sınıfı denizaltıların yanı sıra Sa’ar 6 sınıfı korvetler de üretti. Böylece iki ülke arasındaki ilişki, tekil silah satışlarının ötesine geçerek onlarca yıla yayılan stratejik bir askerî ortaklığa dönüştü.
İsrail, Dolphin, Leviathan ve Tekuma denizaltılarının yerini almak üzere, 18’er aylık aralıklarla teslim edilmesi planlanan üç yeni Dakar sınıfı denizaltı için TKMS ile 2022 yılında yaklaşık 3 milyar avro değerinde bir sözleşme imzalamıştı. Bu yeni denizaltıların ilkinin 2031’de İsrail’e ulaştırılması öngörülüyor. Alman hükümetinin anlaşma bedelinin yaklaşık yüzde 20’sini karşılaması bekleniyor. Böylece Alman devleti yalnızca ihracata izin vermekle kalmıyor, Alman silah tekelinin İsrail’le yaptığı milyarlarca avroluk anlaşmayı kamu kaynaklarıyla da destekliyor.
İktidarın sansür kararı sonrası açtığımız yeni X hesabımızı https://x.com/soLHaber2026 adresinden takip edebilirsiniz. Bu saldırılara boyun eğmeyeceğiz. Yanımızda olmak, desteğinizi sunmak için soL'a abone olun.
Dolphin programının tamamlanmasının ardından Dakar sınıfının üretimine geçilmesi, denizaltı sanayisinin Alman-İsrail askerî ilişkilerinin temel taşlarından biri olmayı sürdüreceğini gösteriyor.
Silah tekellerine kaynak, halka kemer sıkma
Alman silah tekellerinin ve devletinin kâr hırsı ile Berlin yönetiminin militarist politikaları, İsrail’in Doğu Akdeniz’deki ve bölgedeki askerî saldırganlığını doğrudan besliyor. Berlin yönetimi, askerî-sanayi kompleksinin çıkarları doğrultusunda İsrail donanmasını modernize ederken, bölgede dökülen kana ortak olmaya devam ediyor. İsrail’e verilen ihracat izinlerinin 2025’in tamamına göre yaklaşık dört katına çıkması, Alman hükümetinin silah sevkiyatlarını sınırladığı ve denetlediği yönündeki açıklamalarının gerisindeki gerçek politikayı da ortaya koyuyor.
Almanya’nın askeri bütçesini ve silah sevkiyatlarını hem Ortadoğu’daki çatışmaları hem de Ukrayna’daki savaşı tırmandırmak için kullanması, krizdeki sermaye düzeninin dışarıda militarizmle, içeride ise halkın öfkesini soğuran sağ siyasetle ayakta tutulmaya çalışıldığını gözler önüne seriyor.
Alman devleti bir yandan askerî harcamaları büyütüp silah tekellerine yeni pazarlar açarken, diğer yandan okul, kreş, sosyal konut ve diğer kamusal hizmetler için yeterli kaynak bulunmadığını öne sürüyor. Oysa yalnızca Dakar anlaşmasına Alman kamu kaynaklarından sağlanması öngörülen yaklaşık yüzde 20’lik katkı, yüz milyonlarca avronun halkın ihtiyaçları yerine bir silah tekelinin ihracatını güvence altına almak üzere kullanılması anlamına geliyor.
İsrail donanmasının modernizasyonu üzerinden kurulan bu ortaklık, Almanya’nın bölgede dökülen kandaki sorumluluğunu ağırlaştırırken, militarizmin yalnızca bir dış politika tercihi olmadığını da gösteriyor. Silahlanma politikası, krizdeki Alman sermayesine yeni kâr alanları açmanın ve bunun bedelini emekçilere ödetmenin başlıca araçlarından biri haline geliyor.
soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.
İLGİLİ HABER
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.