Sayfa yolu
'Otobüs yok, hastane yok, neredeyse hiç doktor yok...' AfD’nin seçim başarısı ne anlama geliyor?
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Haluk Arıcan
Yayın Tarihi: 07.09.2026 , 17:05 Güncelleme Tarihi: 07.09.2026 , 17:06
Almanya'nın doğusundaki Saksonya-Anhalt eyaletinde yapılan seçimleri, faşizan AfD partisi ilk belirlemelere göre yüzde 44 civarında oy oranıyla ve açık bir farkla kazandı. AfD, tek başına hükümet kurmak için gerekli olan meclis çoğunluğunu ise kıl payı kaçırdı.
Eyalet hükümetini bugüne kadar küçük ortağı liberal parti FDP ile yöneten Hristiyan demokrat CDU partisi ise oylarını yarı yarıya eriterek büyük bir hezimet yaşarken, koalisyon ortağı FDP eyalet parlamentosuna bile giremedi.
Sol Parti (Die Linke) oy kaybederken, bu eyalette kendisi açısından bugüne kadarki en başarısız seçim sonucuna ulaştı. Yeşiller oy oranlarını biraz artırsalar da, onlar da sosyal demokrat SPD ile birlikte yüzde 10’un altında bir oy oranında kaldı.
Seçim sonuçları aslında kimseyi şaşırtmadı.
Uzun süredir CDU’nun büyük bir oy kaybı yaşayacağı, AfD’nin büyük bir seçim başarısı kazanacağı kamuoyu yoklamalarında tahmin ediliyordu. Tartışılan AfD’nin parlamentoda mutlak çoğunluğa ulaşıp ulaşamayacağı, tek başına hükümet kuracak bir güce ulaşamazsa, bir koalisyon ortağı bulup bulamayacağı noktasında yoğunlaşıyordu.
Sol Parti’den geçtiğimiz yıllarda ayrılan Sahra Wagenknecht’in kurduğu ve parti içi tartışmalarla yıpranan BSW’nin yüzde 5’lik barajı aşamayacağı düşünülürken, son anda parlamentoya girmesi ise Almanya’daki siyasi dengeleri değiştirebilecek potansiyele sahip.
Belli başlı partiler, AfD ile koalisyon kurmayacaklarını daha önceden açıkladılar. AfD ile işbirliği yapılmasını açıktan savunan tek parti ise BSW ve lideri Sahra Wagenknecht.
AfD’nin hükümet kurmak için BSW dışında, CDU’dan kendisine yakın bir-iki milletvekili devşirebileceği siyaset kulislerinde konuşulurken, AfD, eyalet yönetiminin de dile getirdiği gibi yeniden seçimlere gidilmesini zorlayarak, tek başına hükümet kurma hedefiyle de hareket edebilir.
Bütün bu olasılıklar içinde kesin olan şu. AfD şu anki verilerle Almanya siyasetinin, bir yanıyla en önemli aktörlerinden biri haline geldi. İki hafta sonra, yine Almanya’nın doğusunda yapılacak Berlin ve özellikle de Mecklenburg-Vorpommern eyalet seçimlerinde AfD’nin yükselişi sürecek.
AfD’nin önlenemeyen mi yoksa önlenmek istemeyen yükselişi mi?
AfD, uzun süredir Alman iç siyasetini domine eden önemli başlıklardan biri. 2008 ekonomik krizine karşı AB’nin ve Almanya’daki CDU’lu Merkel hükümetinin uyguladığı para politikalarına karşı yürütülen mücadelenin sonunda, çoğunluğu CDU içinden ve çevresinden olan kişiler tarafından kuruldu.
2015-2016 arasındaki büyük göçmen dalgası ve kamuoyunda artan kaygılar, AfD’yi de liberal-muhafazakâr bir yapıdan yabancı düşmanı liberal-muhafazakâr-faşizan unsurların birlikteliğine taşıdı.
AfD özellikle doğudaki eyaletlerde güçlü olmakla birlikte, sadece bir doğu partisi değil. Batıda özellikle emekçilerin yoğun yaşadıkları bölgelerde ciddi oy oranlarına ulaşmaya başladılar.
AfD'yi düzen tarafından doğunun, yani Alman Demokratik Cumhuriyeti’nin "sosyalist-baskıcı" geleneğinin günümüzdeki devamı olarak açıklama girişimi artık ana akım medyada bile yüz çevrilen bir konu.
AfD düpedüz kapitalist düzenin kendi ihtiyaçları için önünü açtığı bir aktör olarak belirmiş durumda.
İktidarın sansür kararı sonrası açtığımız yeni X hesabımızı https://x.com/soLHaber2026 adresinden takip edebilirsiniz. Bu saldırılara boyun eğmeyeceğiz. Yanımızda olmak, desteğinizi sunmak için soL'a abone olun.
AfD’nin zemini: 'Otobüs yok, hastane yok, neredeyse hiç doktor yok'
Geçtiğimiz günlerde kamu kanalı ARD’de yayınlanan "doğudaki AfD başarısını" araştıran bir programın medyada yer alan başlığı aslında sorunun özünü bütün çıplaklığıyla ortaya koyuyordu: “Otobüs yok, hastane yok, neredeyse hiç doktor yok: ARD belgeseli, kırsal Doğu'daki hizmetlerin ne kadar yetersiz olduğunu gözler önüne seriyor.”
Kentlerde işsizlik, batıya doğru sürekli göçle nüfus kaybı ve umutsuzluk hakim.
Üstelik bu durum doğuyla da sınırlı değil. Batıdaki bütün büyük tekellerin fabrikaları yoğun miktarda işçi çıkarırken, CDU-CSU partileriyle sosyal demokrat SPD’den oluşan federal hükümet maaşları ve emekli maaşlarını düşürüyor, çalışma sürelerini ve emeklilik yaşını yükseltiyor, sosyal harcamaları radikal biçimde kısıtlıyor.
Üstelik büyük güven ve sonuçta oy kaybı yaşayan hükümetin ve Şansölye Merz’in partisi CDU içinde de Merz’in görevi başka bir CDU’luya devretmesi tartışması bütün yıkıcılığıyla sürüyor.
Merz ve CDU-CSU’nun önde gelenleri, zaten var olan göçmen-yabancı düşman siyasetlerini AfD’ye alan kaptırmamak adına daha da yoğunlaştırırlarken, birçok araştırma, diğer partilerin yabancı düşmanı stratejilerinin AfD’yi zayıflatmadığı gibi, "haklılığının kanıtı" sayılarak daha güçlendirdiğini ortaya koyuyor..
AfD’yi emekçiler açısından çekici kılan ne?
AfD açık sermaye yanlısı bir parti. Özgürlük dediği, sermaye üzerindeki artık iyice gevşeyen kamu kontrolü ve denetimini daha da etkisiz hale getirme siyaseti.
Rusya ile ilişkileri düzelterek, çok ucuza petrol ve doğalgaz alımıyla, Alman sanayini Çin karşısında kaybettiği konumuna geri döndürmek, AfD güçlendikçe yavaş yavaş silikleşen bir talep.
AfD’nin NATO ve ABD ile ilişkileri ve özellikle Trump yönetiminden aldığı destek bu siyasette rol oynasa da, ucuz petrol ve Rusya ile iyi ilişkiler sermayenin daha küçük ve iç pazar için üretim yapan kesimlerinin taleplerini yansıtıyor.
AfD’nin yukarda bahsedilen sermayeye kuralsızlık sağlayacak serbestlik talepleri, tekeller içinde de AfD ile işbirliği yapması konusunda CDU ve Merz üzerindeki baskıları artırıyor.
Doğudaki eyaletlerde halkın önemli bir kesiminde etkisi hâlâ süren Sovyetler Birliği’nden devşirilen Rusya ile dostluk ve sosyalizmin kazanımlarına yönelik sempati ve talepler, AfD’nin bu noktaları, kendi siyasetiyle harmanlayarak kapsama ve özünden kopararak yorumlama planlarının güçlü silahlarından.
AfD’nin en büyük gücü ise, düzen partilerinden kopan ve umutsuzluk içinde radikal bir değişim isteyen kitlelere, o izlenimi verebilmesinde yatıyor.
Radikalleşen kitlelerin kızgınlıkları sisteme değil, kapitalizmin "kötü uygulanmasına" ve özellikle de yabancılara yöneltiliyor. AfD’nin sistem tarafından sahtekarca sistemin dışındaymış gibi gösterilmesi de emekçilerde bu partinin kendi sorunlarını dinleyen ve bu yüzden de sistem tarafından dışlanan, haksızca saldırılan bir parti olduğu imajını güçlendiriyor.
Faşizm suçlamaları ise, işsiz veya işsizlik korkusuyla, günümüzden ve gelecekten umudunu kesmiş emekçileri ilgilendirmiyor. Nazizm zaten Federal Almanya'da sadece Hitler ve gamalı haçla sınırlandırıldığı için, çoğu emekçi AfD’yi zaten faşist bir parti olarak da görmüyor.
Öte yandan AfD "faşist bir parti" olduğu için sermayenin ilgi alanına girmiyor. Mevcut hükümet, emek düşmanı, sermaye yanlısı uygulamaları çok hızlı bir şekilde hayata geçiremiyor. AfD bu uygulamaları CDU ile birlikte hızlandıracak bir parti olarak sermayenin bir kesimi tarafından ciddiye alınıyor. Üstelik, ortaya çıkması olası sosyal tepkileri yabancı düşmanlığına en rahat kanalize edebilecek parti, yukarda da belirtildiği gibi AfD.
AfD bütün bu işlevlerine rağmen, Alman sermayesinin ve düzeninin sağdaki ana dayanağı Birlik Partileri CDU-CSU içinse bir tehdit.
AfD’nin yasaklanması tartışmaları, iç istihbaratın bu partiyi resmen izlemesi, normalde bu konumdaki bir partiye desteği azaltır. Ama yüksek bürokratların açıkça bu partiye destek olmaları, hatta aday olmaları, emniyet ve istihbaratta bu partiye duyulan sempatinin yükselmesi, AfD’nin düzen adına vazgeçilmesinin zor ve pahalıya patlayacak bir konuma geldiğini gösteriyor.
Savaşa hazırlanan Almanya ve Alman sermayesi artık hükümetten ve bürokrasiden tartışma değil, net ve hızlı bir tavır istiyor. AfD’ye alan açan bir nokta da bu.
Tarih tekerrür etmese bile, aynı zeminde yapılan, benzer siyasetlerin ve hataların da benzer bir sonuç vermesi olası.
Almanya hem sermaye hem de işçi sınıfı açısından zengin bir tarihe sahip.
Bütün bu planlar gerçekleştirilebilecek mi, bunu mücadele belirleyecek.
soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.