Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Almanya'da kamu kaynaklarıyla İsrail propagandası: Münih Radyo Orkestrası çalışanlarına güvenlik soruşturması

Almanya'da İsrail yanlısı siyasi faaliyetler için kamu kaynaklarının kullanılması tepkilere yol açıyor. Sanat aracılığıyla İsrail propagandası yapılırken Münih Radyo Orkestrası'nın 40. Yahudi Kültür Günleri kapsamında katılacağı konser için sanatçılara güvenlik soruşturması dayatıldı.

Onur Aslan

Yayın Tarihi: 28.10.2026 , 13:33 Güncelleme Tarihi: 28.10.2026 , 13:36

Bavyera Radyo ve Televizyon Kurumu'na (BR) bağlı Münih Radyo Orkestrası'nın 29 Ekim'de katılacağı konser, İsrail'in savaş politikalarının sanat aracılığıyla meşrulaştırılması ve orkestra çalışanlarına yönelik güvenlik soruşturması dayatmasıyla öne çıkıyor. İsrail ordusuna destek veren sanatçıların katılacağı etkinlik öncesinde müzisyenlerden sosyal güvenlik numaraları dahil kişisel bilgilerini paylaşmaları ve polis kayıtlarının incelenmesine onay vermeleri istendiği belirtiliyor. Onay vermeyen çalışanların etkinlikte görev alamayacak olması ise veri güvenliği, çalışma hakları ve siyasi fişleme tehlikesini gündeme getiriyor.

Münih'te 29 Ekim Perşembe günü, 40. Yahudi Kültür Günleri kapsamında Cuvilliés Tiyatrosu'nda bir gala konseri gerçekleştirilecek. Yahudi Kültür ve Geleneklerini Destekleme Derneği (Gesellschaft zur Förderung jüdischer Kultur und Tradition e.V.) tarafından düzenlenen etkinlik, Kültürün Sesinde Birlikte (Gemeinsam im Klang der Kultur) başlığıyla duyuruldu.

Münih Büyükşehir Belediye Başkanı Dominik Krause'nin himayesinde gerçekleştirilecek etkinliğin onur konuğu, Bavyera Başbakanı Markus Söder'in (CSU) eşi Karin Baumüller-Söder olacak. Konser programında Bavyera Adalet Bakanı Georg Eisenreich, Münih Belediye Başkanı Dominik Krause ve Münih ve Yukarı Bavyera İsrail Dinî Cemaati Başkanı Charlotte Knobloch da yer alıyor. Etkinliğin sunuculuğunu Gil Bachrach üstlenirken, sahnede tenor Chaim Stern ve şef Tomer Adaddi yönetimindeki Münih Radyo Orkestrası bulunacak.

Organizatörler etkinliği Yahudi kültürünü tanıtmayı ve antisemitizme karşı dayanışmayı amaçlayan bir buluşma olarak sunuyor. Ancak konserin repertuvarı ve sahne alacak sanatçıların İsrail ordusuna destek veren söylem ve çalışmaları, etkinliğin kültürel içeriğinin ötesinde siyasi bir boyut taşıdığına işaret ediyor.

Etkinliği daha da tartışmalı hale getiren gelişme ise konser öncesinde orkestra çalışanlarına yönelik talep edilen güvenlik soruşturması ve kişisel veri talepleri oldu.

Orkestra çalışanlarına güvenlik soruşturması dayatması

Edinilen bilgilere göre konser öncesinde organizatörler tarafından etkinlikte görev alacak çalışanlara bir giriş yetkilendirme formu (Zugangsberechtigungsformular) gönderildi. Formda çalışanlardan sosyal güvenlik numaraları ve diğer kişisel bilgilerinin yanı sıra haklarında güvenlik soruşturması yapılmasına onay vermeleri istendi.

Organizatörler, formu doldurmayan ve güvenlik incelemesine onay vermeyen çalışanların etkinlikte görev alamayacağını bildirdi.
Çalışanlara iletildiği belirtilen açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

Onay vermemeniz halinde tesis/proje bünyesinde görevlendirilmeniz mümkün olmayacaktır. Adınıza yönelik adli/polisiye bir kayıt bulunup bulunmadığına ilişkin kontrol bizim adımıza yürütülmektedir. Bu kontrol sonucunda, ilgili tesiste görev yapmanıza engel teşkil edecek herhangi bir kayda rastlanması durumunda, bu hususta işvereniniz bilgilendirilecektir."

Açıklamaya göre, güvenlik incelemesine onay vermeyen kişilerin etkinlik mekanında çalışmasına izin verilmeyecek. Organizatörler adına yürütülecek incelemede çalışanlar hakkında polis kayıtlarında bilgi bulunup bulunmadığı araştırılacak. Görev almalarına engel oluşturduğu değerlendirilen herhangi bir bulguya rastlanması durumunda ise işverenleri bilgilendirilecek.
Bu uygulamanın hangi yasal yetkiye dayandığı, incelemeyi hangi kurumun gerçekleştireceği ve hangi kayıtların değerlendirileceği belirsizliğini koruyor.

Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğü'nün (DSGVO) 5. maddesi, kişisel verilerin belirli, açık ve meşru amaçlarla toplanmasını ve yalnızca gerekli olan bilgilerin işlenmesini öngörüyor. Suç kayıtlarına ilişkin verilerin işlenmesi de ayrıca sıkı hukuki sınırlamalara tabi.

Bir kültür etkinliğinde görev alan müzisyenlerden sosyal güvenlik numaralarının istenmesinin hangi zorunluluğa dayandığı açıklanmış değil. Üstelik çalışanların güvenlik kontrolüne onay vermemeleri halinde çalışma imkânlarını kaybedecek olmaları, söz konusu onayın gerçekten özgür iradeyle verilip verilmediği sorusunu ortaya çıkarıyor.

Daha önemlisi, organizatörlerin çalışanlar hakkında araştırma yaptırması ve sonuçlarını işverenleriyle paylaşacağını bildirmesi, güvenlik önlemlerinin sınırları konusunda ciddi kaygılar doğuruyor. İncelemede hangi bilgilerin kişinin görev almasına engel sayılacağı açıklanmadığı sürece, bu tür uygulamaların siyasi görüşlere dayalı fişleme ve ayrımcılık amacıyla kullanılmasının önünde hangi güvencelerin bulunduğu da belirsiz kalıyor.

Kamu yayıncılığı bünyesinde çalışan orkestra üyelerinin, dışarıdan bir organizasyonun belirlediği koşullar karşısında nasıl korunduğu ise ayrı bir soru.

Konser repertuarında İsrail milliyetçiliğinin sembolleri

Konserin resmî programında Yahudi dinî müziği ve geleneksel eserlerin yanı sıra İsrail milliyetçiliğiyle özdeşleşmiş şarkılar da bulunuyor.

Bunların başında Naomi Shemer tarafından bestelenen Jerusalem of Gold (Altın Kudüs) geliyor. 1967 yılında yazılan eser, İsrail'de gayri resmî millî marş olarak anılıyor. Altı Gün Savaşı'nın ardından Doğu Kudüs'ün İsrail tarafından işgal edilmesiyle birlikte şarkı, İsrail milliyetçiliğinin önemli sembollerinden biri haline geldi.

Naomi Shemer

Eserin sözleri, Kudüs'ün Filistinli sakinlerini görünmez kılması nedeniyle eleştirilirken, besteci Naomi Shemer de sonraki yıllarda işgal altındaki Filistin topraklarında Yahudi yerleşimlerinin kurulmasını savunan Gush Emunim (İnançlılar Bloğu) hareketine verdiği destekle tanınıyordu.

Programda yer alan bir diğer eser Mi Shebeirach. Yahudi dinî geleneğinin farklı bağlamlarda kullanılan dualarından biri olan Mi Shebeirach, İsrail ordusunun askerleri için okunan yorumlarıyla da biliniyor. Ancak konserde Yuval Stupel'in hangi düzenlemesinin seslendirileceği ve bunun doğrudan askerler için yazılmış dua olup olmadığı henüz net değil.

Konser repertuvarındaki Am Yisrael Chai ise Shlomo Carlebach'ın 1965 yılında Sovyetler Birliği'ndeki Yahudilere destek amacıyla yazdığı eser. "İsrail halkı yaşıyor" anlamına gelen bu ifade, özellikle 7 Ekim 2023 sonrasında İsrail ordusuna destek gösterilerinde de yaygın biçimde kullanıldı.

İsrailli şarkıcı Eyal Golan'ın 2023 yılında aynı adla yayımladığı yeni şarkı da bu dönemde öne çıktı. Golan, Gazze'nin tamamen yok edilmesini savunan açıklamalarıyla tepki toplamıştı. Münih konserinin açıklanan programında ise Golan'ın değil, Carlebach'ın eseri yer alıyor.

Bu eserlerin farklı tarihsel kökenlere sahip olması, günümüz siyasi koşullarında nasıl kullanıldıklarının sorgulanmasına engel değil. Özellikle Filistin'de işgal ve katliamların devam ettiği koşullarda, İsrail milliyetçiliğiyle özdeşleşen eserlerin seçimi ve bunların hangi sanatçılar tarafından seslendirileceği, konserin siyasi anlamının tartışılmasına neden oluyor.

İsrail ordusuna destek veren sanatçılar Münih'te sahne alacak

Konserin solisti tenor Chaim Stern'in İsrail ordusuna destek veren müzikal çalışmaları bulunuyor.

Stern, kendi internet sitesinde ve resmî video kanalında İsrail ordusu askerleri için seslendirdiği Prayer for IDF Soldiers başlıklı performanslarını yayımladı. 2025 yılında yayımlanan kayıtlarından biri de doğrudan İsrail askerlerinin güvenliği ve esenliği için hazırlanmış bir çalışma olarak tanıtılıyor.

Konserin şefi Tomer Adaddi'nin de İsrail yanlısı organizasyonlarla müzikal ilişkileri bulunuyor. Adaddi, İsrailli dinî müzik sanatçısı Avraham Fried ile çeşitli çalışmalar gerçekleştirdi. Fried'in İsrail ordusu askerleri için düzenlenen etkinliklere katılımı ve askerî üslerde verdiği konserler de kamuoyuna yansıdı.

Tomer Adaddi

Adaddi ayrıca İsrail'in ulusal acil yardım kuruluşu Magen David Adom'a destek amacıyla düzenlenen etkinliklerde sahne aldı.

Magen David Adom'un ABD'deki destek kuruluşunun yayınladığı programlarda, Adaddi'nin 2025 yılında İsrail'e ve kuruluşa destek amacıyla gerçekleştirilen bir yardım gecesinde sahne aldığı görülüyor. Kuruluşun önceki faaliyet raporlarında da Adaddi'nin müzikal katkıları yer alıyor.

Magen David Adom bir acil sağlık ve ambulans kuruluşu olmakla birlikte, İsrail'deki savaş ve güvenlik koşullarında yürüttüğü faaliyetler nedeniyle siyasi tartışmaların da içinde bulunuyor. Kuruluşun işgal altındaki Batı Şeria'daki faaliyet alanı ve Filistin Kızılayı ile yetki paylaşımı, uluslararası insancıl hukuk kapsamında özel düzenlemelere konu olmuş durumda.

Almanya’nın kamu yayıncılığı bünyesinde faaliyet gösteren bir orkestranın bu konserde yer alması, kamu kaynaklarıyla desteklenen sanat kurumlarının siyasi sorumluluklarını da gündeme getiriyor.

Uluslararası insan hakları kuruluşlarının İsrail’in Filistinlilere yönelik işgal ve ayrımcılık politikalarını belgelediği bir dönemde, bu politikaları savunan kişi ve söylemlere kültürel etkinlikler aracılığıyla meşruiyet kazandırılması ise sanatın siyasi amaçlarla kullanılmasına yönelik eleştirileri beraberinde getiriyor.

Sanat, yalnızca siyasi mesajların aktarılmasının değil, aynı zamanda bu mesajları taşıyan kişilerin kamuoyu önünde kabul edilebilir ve saygın figürlere dönüştürülmesinin de bir aracı olabiliyor. Irkçı ve savaş yanlısı söylemlerin sanatçı kimliği, kültürel etkinlikler ve yüksek düzeyli siyasi katılım aracılığıyla normalleştirilmesi, bu tür organizasyonların en önemli siyasi sonuçlarından biri.

Kamu kaynakları İsrail yanlısı siyasi faaliyetler için mi kullanılıyor?

Gala konseri, Bavyera'nın önemli tarihî ve kültürel mekânlarından Cuvilliés Tiyatrosu'nda düzenlenirken sahnede kamu yayıncısı Bavyera Radyosu (Bayerischer Rundfunk - BR) bünyesindeki Münih Radyo Orkestrası bulunacak. Üst düzey siyasi temsilcilerin de katılacağı etkinlik, bu yönüyle geniş bir kurumsal desteğe ve görünürlüğe sahip.

Münih Radyo Orkestrası

Bayerischer Rundfunk'un İsrail yanlısı siyasi ve kültürel organizasyonlarla ilişkisi ise bu etkinlikle sınırlı değil.

14-15 Eylül 2026 tarihlerinde Münih'te düzenlenen Media TLV 2026 – İsrail-Avrupa Zirvesi etkinliğinin medya ortakları arasında BR de yer aldı. Etkinliğin kurucularından Susanne Glass, aynı zamanda BR'nin Dış Haberler ve Siyasi Arka Plan biriminin yöneticisi. BR Genel Müdürü Katja Wildermuth ise zirvenin konuşmacıları arasındaydı.

Zirvenin işbirliği ortakları arasında İsrail'in Münih Başkonsolosluğu ve Alman-İsrail Cemiyeti de bulunuyordu.

Organizatörler tarafından demokrasi ve medya üzerine uluslararası bir buluşma olarak tanıtılan etkinliğin programında antisemitizm, Siyonizm, İsrail-Avrupa ilişkileri ve savaş teknolojileri gibi başlıklar ele alındı.

Kamu yayıncılığı kurumunun bu tür organizasyonlarda yalnızca habercilik faaliyeti yürütmekle kalmayıp medya ortaklığı üstlenmesi, kurumun siyasi tarafsızlığı ve editoryal bağımsızlığı konusunda soru işaretleri doğuruyor.

Kamuya ait sahnelerin ve kamu yayıncılığı kurumlarının savaşı meşrulaştıran söylemlere saygınlık kazandırmak amacıyla kullanılması, özellikle bu kurumların toplumun tamamına karşı taşıdığı sorumluluk düşünüldüğünde eleştiriyi hak ediyor.

Sanatçıların vicdani karar hakkı ne olacak?

Konserin ortaya çıkardığı bir diğer mesele ise sanatçıların ve çalışanların siyasi ve vicdani tercihleri.

Bir orkestra çalışanının kendi siyasi görüşleriyle bağdaşmayan, insan hakları ihlalleriyle ilişkilendirdiği bir etkinlikte görev almak istememesi, kendi başına bir tartışma ya da yaptırım gerekçesine dönüştürülmemeli. Çalışanların bu yöndeki itirazlarını ifade edebilmeleri ve haklarının korunmasını talep edebilmeleri gerekiyor.

Ancak Münih'teki organizasyonda ortaya çıkan tablo bunun tersine işaret ediyor. Etkinliğin repertuarı ve siyasi çerçevesi önceden belirlenirken, çalışanların katılımının güvenlik soruşturmasına onay verme koşuluna bağlandığı belirtiliyor.

Bu uygulama, sanatçıların kendi mesleki faaliyetleri üzerindeki söz hakkını kısıtlarken, organizatörlerin çalışanlara dayatabildiği koşulları ve işverenin çalışanlarını koruma sorumluluğunu da sorgulanır hale getiriyor.

BR yönetimi, güvenlik incelemesinin hangi yasal dayanağa göre yürütüldüğünü, çalışanlardan hangi bilgilerin talep edildiğini, incelemeyi kimin gerçekleştireceğini ve toplanan verilere kimlerin erişebileceğini açıklamakla yükümlü. Ayrıca sanatçıların etkinlikte görev almaya yönelik itirazlarına nasıl karşılık verileceği de belirsizliğini koruyor.

Münih'teki konser, kültür ve sanatın siyasi amaçlarla kullanılmasının yanı sıra, kamu yayıncılığı kurumlarında çalışan sanatçıların haklarının nasıl korunduğu sorusunu da ortaya koyuyor.

Yahudi kültürünün tanıtılması ve antisemitizme karşı mücadele, İsrail devletinin işgal ve savaş politikalarına verilen destekle eş tutulamaz. Bu politikaların sanat aracılığıyla meşrulaştırılmasına karşı çıkmak ise kültürel ifade özgürlüğüne değil, kültürün savaş propagandasına dönüştürülmesine yönelik bir eleştiridir.


soL'un dört kez sansürlenen X hesabını takip ederek yaygınlaştırabilirsiniz. 

soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.