Sayfa yolu
Aktaş davasında ikinci gün: 3 belediye başkanı dahil 6 kişi savunma yaptı
Fotoğraf: AA
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 28.01.2026 , 15:23 Güncelleme Tarihi: 28.01.2026 , 17:41
İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nce, Silivri’deki Marmara Ceza İnfaz Kurumu Kampüsü’nde bulunan duruşma salonunda görülen, CHP’li bazı belediye başkanlarının da arasında bulunduğu 200 sanıklı "Aziz İhsan Aktaş davası” olarak bilinen davanın ilk duruşmasının ikinci günü sona erdi.
Duruşmada ilk olarak Adıyaman Belediye Başkan Yardımcısı Ceyhan Kayhan, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar ve Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin ile eşi Celal Tekin ve Zeydan Karalar savunma yaptı. Celal Tekin ile Aziz İhsan Aktaş'ın avukatı arasında iddianame tartışması yaşandı. Mahkeme önce duruşmaları izleyiciye kapattı. Ancak daha sonra bu kararı geri aldı. Duruşma yarın da devam edecek.
Sanıklar arasında, “etkin pişmanlık” hükümlerinden yararlanarak tahliye edilen Aziz İhsan Aktaş ile tutuklu belediye başkanları Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar; tutuksuz Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere ve Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer de bulunuyor.
Marmara Ceza İnfaz Kurumu’nun karşısında yer alan 1 No’lu salonda görülen duruşmanın ikinci gününde, bazı sanıklar ve avukatları salonda hazır bulundu.
'Arkadaşım beni arayıp para istedi, ertesi sabah gözaltına alındım'
Duruşmada ilk olarak, 8 Temmuz’da tutuklanan ve “rüşvete aracılık etmek” suçlamasıyla yargılanan Adıyaman Belediye Başkan Yardımcısı Ceyhan Kayhan’ın savunması alındı.
ANKA'nın verdiği bilgiye göre, 8 aydır cezaevinde olan Kayhan, iftirayla karşı karşıya kaldığını söyledi. "Hakkımda ifade veren Savaş Çetinkaya’yı 2016 yılından, İzmir’den tanırım. Altaş firmasında birlikte çalıştık. Personel alımlarında kendisiyle sık sık irtibat kurardım. Aramızda uzun yıllara dayanan bir arkadaşlık ve zaman zaman para alışverişi olmuştur. Belediye başkan aday adaylığı sürecimde Ankara’da da yanımdaydı; sürekli görüşür, destek olurduk. Ancak bu arkadaşım, anlam veremediğim bir şekilde bana iftirada bulunmuştur" dedi.
"Yıllardır süregelen arkadaşlık ilişkisi ve para alışverişi"nin dosyada rüşvet olarak gösterildiğin söyleyen Kayhan, "Kendisine gönderdiğim 25 bin lira, sanki ondan rüşvet almışım gibi dosyada aleyhime kullanılmıştır. Oysa dosyada açıkça görüldüğü üzere, aramızda karşılıklı para transferleri bulunmaktadır. Savcılık makamı bu hususu göz ardı ederek, beni rüşvet almış gibi göstermektedir. Bunu kabul etmiyorum. 4 Temmuz akşamı kendisi beni arayarak, İzmir’de tutuklanan bir arkadaş için avukat parası istedi. 30 bin lira göndereceğimi söyledim. Ertesi sabah, 5 Temmuz’da polisler tarafından aranarak belediyeye çağrıldım ve kendi isteğimle giderek gözaltına alındım" diye konuştu.
'Kimseden rüşvet almadım, kimseye de rüşvete aracılık etmedim'
Ceyhan Kayhan, başlangıçta "irtikap" iddiasıyla gözaltına alındığını, sonrasında "rüşvete aracılık" iddiasının yöneltildiğini ifade ederek, şöyle konuştu:
"Kimseden rüşvet almadım, kimseye de rüşvete aracılık etmedim. Tüm değerlerim üzerine yemin ederim. İddia makamı, sözde rüşveti bir ihale sürecine bağlamaktadır. Oysa görev yaptığım bir buçuk yıl boyunca ilgili firma ya da bağlantılı firmalara hiçbir ihale verilmemiştir. Göreve başladığımızda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Avrupa Birliği fonları ve diğer belediyeler tarafından temizlik araçları belediyemize tahsis edilmişti. Yaptığımız değerlendirmeler sonucunda yeni bir ihaleye gerek olmadığına karar verdik. Zaten söz konusu firmanın ihalesi 30 Eylül’de sona ermektedir. Bir ihalenin başlatılabilmesi için en az 3–3,5 ay önceden sürece girilmesi gerekir. Biz Haziran ayında bu ihaleye çıkmamaya karar verdik ve çıkmadık. Dolayısıyla ihaleye aracılık ettiğim iddiası tamamen dayanaksızdır."
'Aktaş ve akrabalarının görev sürem içerisinde belediyeden aldığı herhangi bir ihale yok'
Rüşvet almakla suçlanan tutuklu Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar da savunmasında, hakkındaki suçlamaları reddederek, tahliyesine ve beraatine karar verilmesini istedi.
Aydar, 2024'te Ceyhan Belediye Başkanı seçildiğini, bu tarihten sonra Aziz İhsan Aktaş’ın ya da yakınlarının belediyeden aldığı herhangi bir ihale bulunmadığını söyledi. Kendisinden önceki döneme ait ihalelerin de kendi döneminde devamı ya da yenilenmesinin söz konusu olmadığını bildiren Aydar, şunları kaydetti:
"Aktaş ailesine ait şirketlere yapılan ödemeler usulüne uygun şekilde gerçekleştirilmiştir. Aynı tarihlerde, belediyeden alacağı bulunan diğer firmaların da ödemeleri yapılmıştır. Bu firmalara yapılan ödemeler, özel ya da ayrıcalıklı ödemeler değildir; belediyenin borcu bulunan tüm firmalara yapılan rutin ödemelerdir. İhsan Aktaş, değeri 4 milyon TL olan bir daireyi 20 milyon TL’ye aldığını ve bunun rüşvet olduğunu iddia etmektedir. Hiçbir alacağı bulunmayan bir şirket için 300 bin dolar verilmesi ise akla ve mantığa sığmamaktadır."
Babasının müteahhit olduğunu söyleyen Aydar, Aktaş ile babası arasında ticari ilişki olduğunu belirtti, "Babam daireyi sattığını kabul etmektedir. Ortada suç teşkil eden bir durum yoktur. Ticaret yapmak suç değildir" dedi. Başkan Kadir Aydar, babasının hiçbir ticari ilişkisine dahil olmadığını savundu.
Tekin: Suç örgütü liderliğinden yargılanan özel araçlarla geldi, biz 'canlı tabut' denilen koşullarda taşındık
Duruşmada, 4 Haziran'da tutuklanan ve "rüşvet almak" suçlamasıyla yargılanan Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin'in savunması da alındı. 35 yıllık hukukçu olduğunu söyleyen Tekin, dün tutuklu belediye başkanları olarak bir araya getirildiklerini, basını takip etme, avukatlarıyla görüşme imkanı bulamadıklarını, son derece insani ihtiyaçları bir çay ya da su taleplerinin bile karşılanmadığını anlattı. Tekin, şöyle devam etti:
"Savunma hakkı kutsaldır. Ben yıllarca insanların savunma hakkına aracılık etmiş bir hukukçuyum. Dün savunma hakkını kullanacak durumda bile değildik. Tansiyonum düştü, konuşamayacak hâle geldim. Eğer savunma sırası bana o an gelseydi, bu şartlarda ifade veremeyeceğimi söylemek zorunda kalacaktım. Akşam koğuşa döndüğümde koğuşumdaki kadın arkadaşlar beni karşıladı. Bana, basında izledikleri haberlerden yola çıkarak, 'Suç örgütü liderliği'nden yargılanan birinin özel araçlarla, makam aracı ve korumalarla getirildiğini söylediler. O an gözlerim doldu. Dokuz aydır, haklılığımın verdiği güçle ayakta duruyorum; her gün ağlayan biri değilim. Ama o an düşündüm: Bizler, bölmeli, kapalı cezaevi araçlarında, adeta 'canlı tabut' denilen koşullarda taşındık. Bu uygulamayı tarihe not düşmek istiyorum."
'Aziz İhsan Aktaş benimle görüştüğünü söylemiyor'
Seyhan Belediyesi ile ilgili iddiaları "senaryo" olarak nitelendiren Oya Tekin, "Gizlilik kararı olan bir dosyadaki bilgilerin, nasıl ve kimler tarafından sızdırıldığını sormak istiyorum. Gizli soruşturma dosyalarında yer alan bilgilerin, televizyon ekranlarında kesin suç gibi sunulması bu dönemin yargı pratiğine dair tarihsel bir nottur" dedi.
Adana’nın ilk seçilmiş kadın belediye başkanı olduğunu ifade eden Tekin, iddianameye göre, "Ankara’da Aziz İhsan Aktaş ile görüştüğünü, Aktaş’ın belediyeden alacağını tahsil edememesi üzerine kendisine bir milyon dolar verildiğinin belirtildiğini" aktararak şöyle konuştu:
"İsnat edilen eylem budur. Suç olarak da Türk Ceza Kanunu’nun 252/2 maddesi uyarınca rüşvet alma gösterilmektedir. Ancak burada dikkat çekici olan şudur, Aziz İhsan Aktaş, benimle görüştüğünü söylememektedir. Benimle ilgili herhangi bir görüşme, konuşma ya da talimat iddiası yoktur. Buna rağmen iddianamede, parantez içi ifadelerle, niyet okumaya dayalı şekilde, 'eşinin benim adıma parayı aldığı' yönünde bir varsayım kurulmuştur. Bu varsayım, ne maddi vakaya ne de somut delile dayanmaktadır."
Ceza hukukunda suçun oluşabilmesi için maddi unsur, manevi unsur ve hukuka aykırılık unsurlarının birlikte bulunması gerektiğini vurgulayan Tekin, soruşturma evresinde savcılık makamının, yeterli şüpheyi maddi vakalarla ortaya koymak zorunda olduğunu aktardı.
'Etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması hukuken mümkün değildir'
Dosyada yeterli şüphe dahi oluşmadan iddianame düzenlendiğine dikkat çekti.
Tekin, "Rüşvet suçunda etkin pişmanlık, suç ortaya çıkmadan önce, failin kendi iradesiyle gidip durumu bildirmesi halinde söz konusu olabilir. Oysa burada soruşturma başlamış, kişiler tutuklanmış ve sonrasında bu beyanlar alınmıştır. Bu haliyle etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması hukuken mümkün değildir" değerlendirmesini yaptı. "Cezaevi koşullarında, sınırlı imkânlarla bu savunmayı hazırladım. Sırf bu koşullar yüzünden benim koğuşumdan 3 kişi etkin pişmanlık hükümlerinden faydalandı" diye konuştu.
Yeterli şüphe dahi oluşmadan, suçun maddi ve manevi unsurları ortaya konulmadan, Silivri Cezaevi’nde tutulduğunu söyleyen Tekin, Aziz İhsan Aktaş’ı tanımadığını, Aktaş'ın etkin pişmanlık kapsamında verdiği beyanların, Seyhan Belediyesi ve şahsı açısından açıkça bir hesaplaşma aracına dönüştürüldüğünü ifade etti.
'Benim dönemimde iş ilişkileri sonlanmıştı'
Aziz İhsan Aktaş’ın Seyhan Belediyesi’nde yıllardır devam eden "iş ilişkileri"nin kendi döneminde sonlandığını belirten Tekin, "Ben burada bir suçtan değil, bir belediyecilik anlayışından dolayı yargılanıyorum. Süresi belirsiz bir tutukluluk içindeyim. Bu yalnızca benim değil, bu ülkenin adalet duygusu açısından da ağır bir tablodur" dedi.
"Aziz İhsan Aktaş" davasında savunma yapan Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, "7 aydır tutukluyum. Bunu hiçbir vicdan kabul etmez. Ailemden, Adana’mdan 7 aydır ayrıyım. Benim tutuklu olmam, Adana’yı, ailemi cezalandırmak demektir. Adana deprem atlattı, ölüm az ama yıkım çoktur. Deprem gören bir ilde yapılacak çok iş vardır. Bunlardan mahrum ettik Adana’yı. Adana büyüktür ama geliri küçüktür. Depremden dolayı gelen bir hibe vardı, artmış da bir para vardı. Bir proje düşünüyorduk. Ben buraya geldim, Adana da bundan mahrum kaldı. Yargılandığım bu dava ilerde hukuk fakültelerine ders olarak anlatılacak. Suçsuzluğum apaçık ortadır" dedi.
Zeydan Karalar: Aktaş'ın şirketleri benim döneminde ihale almadı
Tutuklu yargılanan Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar da yaptığı savunmada "Aziz İhsan Aktaş’ın şirketleri benim dönemimde Seyhan Belediyesi’nden iş almadı" dedi. Karalar "Yeni moda oldu herhalde bu, belediye başkanı ihale mi verir? Aziz ihsan Aktaş’ın şirketleri Seyhan Belediyesi’nde bizimle çalışmadı. Ama ben nedense bu dosyadayım. 2019 sonrasına ilişkin olan bu dosyada benim ne işim var? Ben Adanalıyım, benim Silivri’de ne işim var? Biz Adanalı olarak direkt Allah’a bağlıyız" diye konuştu.

Karalar şu ifadeleri kullandı:
"Ben gerek Seyhan, gerek Adana Büyükşehir dönemimde, yerel basında belediyeye ya da şahsıma ilişkin herhangi bir iddia yer aldığında, konunun muhatabı olmaktan kaçmamış, aksine bizzat savcılığa ihbarda bulunmuş biriyim. Hakkında en küçük bir şüphe olan bir işlemin üzerini örtmek gibi bir alışkanlığım hayatım boyunca olmamıştır. Dosyada yer alan iddiaların dayanağı olarak gösterilen hususlar ise maddi ve mantıki tutarlılıktan tamamen yoksundur. Ben 7 aydır tutukluyum. Bunu hiçbir vicdan kabul etmez. Ailemden, Adana’mdan 7 aydır ayrıyım. Benim tutuklu olmam, Adana’yı, ailemi cezalandırmak demektir. Adana deprem atlattı, ölüm az ama yıkım çoktur. Deprem gören bir ilde yapılacak çok iş vardır. Bunlardan mahrum ettik Adana’yı. Adana büyüktür ama geliri küçüktür. Depremden dolayı gelen bir hibe vardı, artmış da bir para vardı. Bir proje düşünüyorduk. Ben buraya geldim, Adana da bundan mahrum kaldı. Yargılandığım bu dava ilerde hukuk fakültelerine ders olarak anlatılacak. Suçsuzluğum apaçık ortadır. Tahliyemi talep ediyorum."
‘İzleyici alınmama’ kararı geri alındı
İzleyici sıralarından duruşma sırasında fotoğraf ve video çekildiği için mahkeme heyeti salona izleyici alınmayacağını açıkladı.
CHP Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır ve İl Başkanı Özgür Çelik'le görüşmesinin ardından ise mahkeme kararı geri aldı. Mahkeme başkanı Başarır ve Çelik'e "Sizden söz aldım, bir tek görüntü dahi dışarı çıkarsa hiçbir izleyici salona alınmayacak" diyerek kararını geri aldı.
Görüntü alanlara soruşturma
Aziz İhsan Aktaş davasında mahkeme başkanının duruşma salonunda çekilen görüntülere gösterdiği tepkinin ardından Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlattı.
Savcılık, “Ses veya görüntülerin kayda alınması” suçundan Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’ne çeken ve yayınlayanların tespit edilmesi için talimat verdi.
Başsavcılığın sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda şu ifadeler kullanıldı:
"İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılaması başlayan 2025/364 E. sayılı dosyanın, Marmara Ceza İnfaz Kurumlarındaki 1 nolu duruşma salonunda görülen bugünkü duruşması esnasında çekildiği anlaşılan görüntünün sosyal medya hesapları aracılığında paylaşıldığı anlaşılmakla; Kovuşturma işlemleri sırasındaki ses veya görüntüleri yetkisiz olarak kayda alan ve sosyal medya hesaplarında paylaşarak nakleden kişiler hakkında TCK 286. madde kapsamında resen soruşturma başlatılarak, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğüne fiil ve fail tespitine yönelik talimat verilmiştir."
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.