Breadcrumb
AKP içi kavgada yeni safha: Paramount, Ekşioğlu ve SBK gerçeklerini hatırlatıyoruz
Yayın Tarihi: 16.10.2025 , 14:48 Güncelleme Tarihi: 16.10.2025 , 14:50
Bodrum’da bir otelden ülkenin her yanına yayılan kötü kokular bugün yeniden gündemde.
Muğla’nın Bodrum ilçesine bağlı Torba Mahallesi’nde bulunan ultra lüks otelden söz ediyoruz Paramount'tan.
Kalanlarıyla, çökenleriyle, tanklarıyla, hakimleri, savcıları, milletvekilleri ve tabii ki patronlarıyla koca bir çürümenin hikayesi bu.
Ancak aradan yıllar geçti ve köprünün altından çok sular aktı. Nereden çıktı şimdi bu Paramount operasyonu?
AKP ne oldu da Paramount otele çökme hikayesiyle ilgili yıllar sonra bir operasyon yapma kararı aldı ya da hangi çökme hikayesiyle ilgili...
Önce yaşananları hatırlatacağız, sonrasında da AKP içindeki tepişmeye geleceğiz.
Hikaye kimle başladı, nasıl devam etti?
Ülkücü mafya Sedat Peker’in kadro dışı kalması, Süleyman Soylu ile birlikte Mehmet Ağar’ın yeniden öne çıkması düzen içinde beklenmeyen şekilde bir sürü örtük fay hattını hareke geçirdi.
Peker yurt dışına çıkmış, “Bir tripoda, bir kameraya yenileceksiniz” sözleriyle başlamıştı salvolara.
Her zaman tedbirli oldu, Erdoğan hiçbir zaman asıl hedef olmadı. Ana hedef kendisini Ağar’a ezdirmeye çalışan Soylu oldu hep.
İşte Paramount hikayesini de böyle öğrendik.
Haziran 2021’e gidelim.
Peker ülkede ses getiren videolarının 9’uncusunu çekiyor ve hem ABD’de hem de Türkiye’de hakkında çeşitli suçlamalar bulunan Sezgin Baran Korkmaz’ın İçişleri Bakanlığı’na çağrıldığını söylüyordu.
Hatırlayalım:
“5 Aralık Resul Holoğlu, Organize Suçlardan Sorumlu Emniyet Müdür yardımcısı telefon açıyor Korkmaz'a. Sezgin Baran Korkmaz kim, ABD'de aranıyor. İçişleri Bakanlığı'na çağırıyor. Saat 10.30, 12.30 çıkış. Sezgin Baran Korkmaz'ın 45 milyon dolar bir iş adamından alacağı var. Süleyman buna 'Senin hakkında tahkikat yapıldı, yurtdışına çık. Yukarının haberi var, bu parayı da sil, sorun çıkacak' diyor. Yukarısı da Tayyip abi. Amerika'dan da büyük para gelmiş diye herkes biliyor ya.. Bütün kayıtlar çıkacak. Sezgin Baran Korkmaz, 6 Aralık'ta yurtdışına gidiyor. İçişleri Bakanı, Organize Suçlar Daire Başkanı'nı telefonla arayıp, hakkında 6 aydır dosya hazırlanan adamı İçişleri Bakanlığı'na çağırıyor ve görüşüyor ve yurtdışına çıkmasını söylüyor. Bu 45 milyonu kabul etti ya Sezgin Baran, ne yapsın devlet var karşısında. Oteli de istediler.”
Burada konumuza uzanan ilk kısım bu, “oteli de istediler.”
Önce birkaç hatırlatma daha.
Resul Holoğlu. İsmini aratınca Emniyet Genel Müdürlüğü sayfası karşılıyor sizi, “Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Başkanlığı” müdürü olduğunu görüyorsunuz.
Bir suçluyu Soylu’nun talimatıyla yurtdışına kaçmaya teşvik ettiği iddia edilen ismin görevi oldukça manidar.
Devam edelim…
Nedir bu 45 milyon doların öyküsü?
Buradan da Koç Ailesi’ne uzanıyoruz. İddia o ki, bu alacak İnan Kıraç’tan. Devlet, “silin” diyor.
Kıraç ile aldığı bir şirket üzerinden ortak olan Korkmaz’ın sonrasında da bu ortaklığı bitirmek isteyen Kıraç’tan yüksek miktarda para istediği, yargı üzerinden basınç uyguladığı, 45 milyon doların öyküsünün de buradan AKP'ye uzandığı iddialarını sadece hatırlatmakla yetinip devam ediyoruz.
Evet, "oteli de istediler" kısmına geliyoruz.
Peker, tıpkı Mansimov’un Yalıkavak Marinası’na Mehmet Ağarların çökmesi gibi, aynı şebekenin otele de çöktüğünü söylüyordu.
Çökme hikayesine gelmeden otelde kalanlar parantezini açalım, dönemin en popüler gündemiydi, unutuldu.
soL Haber ülkenin çeteler eliyle sokulduğu karanlığa karşı haberlerini sürdürüyor. Siz okurlarımımızı bu haberlerin devamı için soL Haber'e güç vermeye, abone olmaya çağırıyoruz.
Kimler kimler? CHP’li vekilden ROK’a, hakimden savcıya…
2021’de bu otelin gecelik ücretinin 100 bin liranın üzerinde olduğunu biliyoruz.
Hakim, savcı, polis, gazeteci maaşlarıyla kalınabilecek yer değil, vekil maaşlarıyla da kalınabilir mi emin değiliz?
Peker anlatıyor…
Yalıkavak Marina’ya çökme hikayesinde yer alan Muğla Emniyet Müdürü, Bölge İdare Mahkemesi Başkanı Esat Toklu, Koruma Dairesi Başkanı Ekrem Güler, HaberTürk sunucusu Veyis Ateş, Gökçek’in ekran yüzü Tahir Sarıkaya, yandaş yazar Cem Küçük ve Rasim Ozan Kütahyalı bu otelde bir güzel ağırlandı diyordu.
Sadece bu isimler değil, şimdilerin CHP’li vekili Cemal Enginyurt, Binali Yıldırım, Savunma Sanayi Başkanı Prof. Dr. İsmail Demir de otelde kalanlar arasındaydı.
O dönem MHP’den yeni ihraç edilen ve Demokrat Parti'ye taze geçen, henüz kapağı CHP’ye atmamış milletvekili Cemal Enginyurt, otelde Cihan Ekşioğlu'nun davetiyle ücretsiz kaldığını açıklıyordu.
“Benim çok sevdiğim, değer verdiğim bir arkadaşım. Benim de kendisine 'Şuralara yardım et' dediğimde yardım etmiş hayırsever bir insan” diyordu bugün gözaltına alınan Ekşioğlu’na ilişkin.
Otele para verip vermediği sorulduğunda ise şunu diyordu Enginyurt: “Para vermediğim yerin fiyat listesine niye bakayım. Ben zaten o otellerde parayla kalsam kalamam ki.”
Peker, Mehmet Ağar’ın AKP’li vekil oğlu Tolga Ağar’ın bu otelde cumhuriyet savcısına balayı yaptırdığını söylüyordu.
Peker, bir de bu otel ağı üzerindeki ilişkilere dair CHP’ye sorular soruyordu: “CHP yetkilileri, siz İş Bankası’nın yasal hissedarı değil misiniz? Paramount Oteli’ndeki çökme ekibinin içinde olan, süslü sülünün koruma müdürü Ekrem Güler’in o bankada ne işi var hiç soruyor musunuz? Merak etmiyor musunuz? Veyis Ateş’le beraber Sezgin Baran Korkmaz’dan avanta isteyen, geceliği 100 bin lira olan kaldığı Paramount Otel’in faturasını yayınlayamayan bu kişinin finans konusunda nasıl bir dehası var ki emeklilikten sonra o göreve atanıyor? CHP yetkilileri, İş Bankası yönetimini kendileri ya da yakınları hakkında fetö soruşturmanız var diyip korkutularak, süslü sülünün koruma müdürünün İş Bankası yönetim kurulu danışmanlığına getirildiğini bütün herkes bilmektedir. CHP yetkilileri, aldıkları kredileri ödeyemedikleri için bankaya kalan ya da ihale yoluyla satışa çıkarılacak otellerin ve büyük mülklerin üstüne kanuni görüntü altında çökmek için bu şahsın özel olarak oraya monte edildiğini görmüyor musunuz?"
CHP’nin bunu görüp görmediğini, Enginyurt’un Ekşioğlu bağlarını bilip bilmediğini de şimdilik geçiyoruz.
Geriye gidiyoruz, tank öyküsüne
Otel’in ilk sahibi Atilla Uras’ın kızı Yasemin Victoria Uras, otelin öncesindeki hikayesinin de sonrası kadar ilgi çekici olmasını sağlayan kişi olacaktı.
Uras katıldığı bir programda şunları anlatıyordu:
“Babam oteli Golden Savoy olarak açtı, bir süre sonra işletmesi için bir Suudi prense kiraladı. Otelin ismi Jumeirah olarak değişti. Fakat oğlu ölünce prens oteli Botır Rakhimov’a (Bahtiyar İkramoğlu) devretti. Botır işin başına geçince çok büyük problemler başladı. ‘Para kazanamadık’ diyerek ödemeler yapılmadı. Tabii ki asıl sebep, babama baskı yapıp buranın üzerine çökmekti. Babam sonunda bezdi, ‘Satayım’ dedi. Turan Avcı çıkmış, ‘Ben alırım’ diye. Türkiye’ye geldim, otele tedbir koymaya çalıştım, vasi atamaya çalıştım. Ben vasi atamaya çalışınca, babam mahkemede ‘Oteli 100 milyon dolara satıyorum’ dedi. Turan Avcı ‘Aldım’ dedi ama çeke bakınca Andrey Ravyoric diye bir adam çıkıyor. Andrey, Avcı’nın yanında çalışan çaycı, şoför gibi bir adam. Ortada 47 milyon dolarlık bir çek var, karşılıksız. Andrey kaçmış gitmiş Rusya’ya. İşin tuhaf yanı Andrey döndü, oteli Botır’a hediye etti. Botır Rakhimov, kırmızı bültenle aranıyor. T.C. vatandaşı yapılmış, 5 pasaportu var. Babam komadayken kasadan hisseler çalınmış ve Çekoslovakya’ya kaçırılmış. Botır’ın yanında bir de Cihan Ekşioğlu diye bir kişi türedi. Ekşioğlu, babamın vefat ettiği gün otelimize tankla girdi. O ara devletin kışlalarına tadilat yapıyordu. Oteli fethetti.”
Gerçekten ilginç değil mi?
Devletin tankıyla otele çöken bir patron. Bu cesareti nereden alıyorlardı?
Buraya gelmeden Uras’ın son noktasını hatırlatalım: “Aralık 2020’de Sezgin burayı aldı ve beni aradı, ‘Ben bu oteli Kazaklardan 42 milyon Euro’ya satın aldım’ dedi. Sonra biri anlattı. ‘Rakhimov, Korkmaz’dan 30 milyon dolar borç aldı; o borcun karşılığında oteli verdi, üstüne de biraz para aldı’ dedi.”
Ekşioğlu bu cüreti nereden buluyor ve “Dalton” adınını kullanan bir kişi
6 Eylül 2022.
Haber kanallarına dikkat çeken bir olayın bilgisi düşüyor.
İstanbul'da pusu kurup silahları ateşlemeye hazır bir şekilde bekleyen motosikletli 2 kişi ihbar ediliyor ve yakalanıyor.
Üzerlerinde çelik yelek ve silah bulunan şüphelilerin susma haklarını kullandıklarını öğreniyoruz.
Akıllara son dönemdeki çeteler ve bir suikast transfer aracı olarak kullanılan motosikletler geliyor. Haksız değiliz, birazdan buraya da geleceğiz.
Olay sonrası susma hakkının kullanan şüphelilerin cep telefonları ve whatsapp yazışmaları inceleniyor ve suikastinhedefindeki kişi bulunuyor: Cihan Ekşioğlu.
Ekşioğlu, o dönem Sezgin Baran Korkmaz’ın gündeme getirdiği Paramount Otel tartışmalarının odağındaki isimdi.
Şimdi o dönemki haberde bir dipnot olarak yer alan bilgiye dönelim: “Şüphelilerin ‘Dalton’ kod adını kullanan bir kişiden talimat aldığı, bu kişinin de şüphelilere, Ekşioğlu’nun fotoğrafını gönderdiğini ve ‘dikkat edin yanında polis korumalarıda var’ diyerek uyardığı belirtildi. Şüphelilerin de kendisine, ‘onlara da sıkarız’ dedikleri öne sürüldü.”
Evet, o zaman şimdiki kadar sık konuşulmayan ve hatta bilinmeyen bir çeteden söz ediyorduk.
Üstelik Ekşioğlu’na tek saldırı bununla da sınırlı değildi. Erk Acarer, “İddiaya göre Cihan Ekşioğlu'nun bir kaç gün önce bir saldırıya uğradığı bilgisini aldım. Hafif yaralanmış. Mehmet Ağar ekibi ile bir sıkıntı yaşadığını da öğrendim. Bu olayın da gizlendiği iddia ediliyor” diyordu.
Tekrar Peker’e dönelim. Peker, Süleyman Soylu'nun EKBA Holding Yönetim Kurulu Başkanı Cihan Ekşioğlu'na koruma ekibi verdiğini ve ‘FETÖ borsası’nı kuranlardan birinin Cihan Ekşioğlu olduğunu iddia ediyordu. Temasları iyiydi yani ama peki o zaman Ağar husumeti nereden geliyordu?
O kadar büyük paralar, o kadar ilginç iddialar ki, ipin ucunu bulmak, hele de bu düzende, bir noktadan sonra imkansız hale geliyor.
Bir parantez: Paramount’ta konuşulmayan bağlantılar
Tüm bu tartışmaların tozu dumanı arasında, 2021 Haziran ayında soL yazarı Orhan Gökdemir, “Vatanın rengi” başlıklı bir yazı kaleme alıyor, Paramount’ta konuşulmayan bağlara odaklanıyordu.
Otele çökenler arasında yer alan Cihan Ekşioğlu'nun oteli aşan boyuttaki işlerine, yolu otele düşenlerden Cihat Yaycı'nın ilginç bağlantılarına ve oradan Koç Ailesi'ne uzanan öyküye dair yazıda şunlar dile getiriliyordu:
"...Bana sorarsanız bu “Çok Ünlü Kişi”ler arasında en önemlisi Cihat Yaycı. Zira Yaycı “Mavi Vatan” doktrinin iki teorisyeninden biri. Ayrıca Türkiye-Libya arasındaki tartışmalı “Deniz Yetki Anlaşması”nın da mimarı. Konakladığı otelin sahibi Cihan Ekşioğlu Martebo Savunma Sanayi Şirketi aracılığıyla Avrupa’dan aldığı silahları Kuzey Afrika ülkelerine satıyor. Bunlar arasında, tabii, Libya da var.
Hatırlatayım, Paramount karesi Cihat Yaycı’nın Cihan Ekşioğlu ile yakınlığını gösteren ilk veya tek fotoğraf değil. Yaycı, Tayyip Erdoğan’ın görev yerini değiştiren kararnamesinden sonra istifa edince soluğu Ekşioğlu’nun makamında almıştı. O ziyaret fotoğrafında bir de yerli yersiz ulumasıyla ünlü eski MHP Milletvekili Cemal Erginyurt vardı. Erginyurt da Paramount müdavimlerinden biriydi. Sordular, nasıl ödediniz diye. “Ödemedim ki” dedi. “Fiyatını biliyor musunuz” sorusunu da “ödemedim neden fiyatını sorayım” diye savuşturdu."
***
"Alan dar ama Koç ailesi AKP’li yıllarda birkaç kat büyüdü. TÜPRAŞ dahil ne buldularsa aldılar, o birikimle tıpkı Cihat Yaycı’nın hamisi Cihan Ekşioğlu’nun yaptığı gibi savunma sanayine girdiler. Birikimleri müthiştir…
O otel işte bu hikâyenin bütün “Çok Ünlü Kişi”lerini içinde topladığı, bir araya getirdiği için önemli. Birikim otelidir orası, biriktirir, toplar, dağıtır. Haliyle Savunma Sanayi Başkanı İsmail Demir’in orada olmaması kabul edilemez; Gelir, kalır, gider…***
Cumhuriyetin bütün birikimleri harcandı ve sermayenin birikimlerine dönüştürüldü. Büyük, pahalı, ölçüsüz bir otelden ibaret ülke bir bakıma. Mavi Vatan düşü o otelin pahalı odalarında kuruluyor haliyle.
Ama gelin görün ki otelin dışı bildiğiniz yangın yeri. Bizim düşlerimize de o yangın veriyor şeklini… Aslı “Kızıl Vatan”dır!
Neler oluyor?
Öykü uzun ve muhtemelen henüz bilmediğimiz çok daha fazla ayrıntı var.
Ancak Can Holding operasyonu, Ciner operasyonu şirketlere, televizyon kanallarına atanan kayyımlar ve Sezgin Baran Korkmaz ile Cihan Ekşioğlu’na ilişkin gözaltı kararı.
Burada adı geçen isimlerin, operasyona konu olan şirketlerin en büyük kesişim noktası AKP iktidarı.
Bu isimler iktidarın çeşitli bloklarıyla yakın ilişkileri olan isimler.
Sadece Cihan Ekşioğlu’nu ziyaret eden AKP’lilerin listesi bile başlı başına bir haber konusu.
Sezgin Baran Korkmaz’ın Soylu bağlarına dair ise tabloyu yeniden hatırlatmış olduk.
Sonuç olarak bu operasyonların AKP içindeki kavgaya da uzanan uçları olduğunu söylemek gerekiyor. Hepsi elindeki kartları yavaş yavaş açmaya devam ederken buradan saçılan pisliklerin kimlerin önünü tıkayıp, kimlerin önünü açacağını yakın zamada göreceğiz.
Ancak hepsinden ötesi bu haberde adı geçen isimler, partiler, vekiller, patronlar ve çeteler... Hepsi birbirine oldukça zıt ve farklı yerde görünen bu isimlerin tamamının bu düzenin devamı için birbirlerine ne kadar bağlı olduklarını da görmemizi sağladığı için Paramount sıradan bir otel, gündem de olağan bir operasyon gündemi değil.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.