Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Ahmed Şara'dan 'dış destek almadık' yalanı: Emperyalizmin projesi HTŞ nasıl iktidara taşınmıştı?

HTŞ lideri Ahmed Şara, Suriye'de iktidarı "hiçbir dış destek almadan" ele geçirdiklerini iddia etti. Oysa CIA füzelerinden Körfez finansmanına, ABD'nin koruma kalkanından bölgesel lojistik ağlara uzanan gerçekler, Şara'nın masalını çürütüyor.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 03.08.2026 , 09:30

Suriye'de Heyet Tahrir'uş Şam (HTŞ) yönetiminin lideri Ahmed Şara, iktidarı ele geçirirken hiçbir dış destek almadıklarını iddia etti.

Oysa HTŞ, Batı’nın ve bölgesel müttefiklerinin yıllara yayılan Suriye hedefi doğrultusunda iktidara taşındı.

'Hiçbir dış destek almadık'

Katar merkezli Al Jazeera televizyonuna konuşan Ahmed Şara, kişisel yaşamı, düşüncelerinin şekillenmesi ve mücadelesine ilişkin açıklamalarda bulundu.

Şara, konuşmasının bir kısmında Suriye'nin bölgenin kilit ülkesi olduğunu belirterek, "Tüm tecrübelerden faydalandım ve rejimi Şam'ın içinden devirmek için çalışmaları organize etmeye başladım" diye konuştu.

Bu süreçte "hiçbir dış destek almadıklarını" iddia eden Şara, kuşatma ve yoğun baskı altında bulunmalarına rağmen aynı anda hem savaşa hem de yeniden inşa ile ekonomiye gereken önemi verdiklerini öne sürdü.

Beşar Esad yönetiminin ortadan kaldırılmasının zorunlu olduğunu savunan Şara, "Eski rejimin ortadan kaldırılması yalnızca Suriye için değil, tüm bölge için gerekliydi. Devrik rejimle mücadelede askeri boyuta odaklanırken, aynı zamanda yeniden inşa sürecinin hazırlıklarını da yürüttük" iddiasında bulundu.

Emperyalizmin projesi HTŞ'yi tanıyalım

Şara her ne kadar "hiçbir dış destek almadıklarını" iddia etse de aslında bugünkü Suriye, Batı ve bölgesel müttefiklerinin projesi.

Şara'nın "kendi imkanlarımızla başardık" dediği süreç, aslında 2011 sonrasında Suudi Arabistan ve Katar'ın finansmanı, ABD'nin silah tedariki ve Türkiye'nin sağladığı lojistik destekle örüldü. "Arap Baharı"nın Suriye'ye sıçramasının ardından El Kaide tarafından sahaya sürülen Şara'nın kurduğu El Nusra Cephesi, başından itibaren emperyalist merkezlerin Şam yönetimini devirme stratejisinin sahadaki en kullanışlı aparatı oldu.

Şara’nın "bölgenin kilit ülkesi" olarak tanımladığı Suriye'de örgütünün tutunabilmesi, kendi "askeri dehasından" ziyade kurulan uluslararası lojistik ağının bir sonucuydu. Savaşın ilk yıllarında ABD silah sağlıyordu, Katar ve Suudi Arabistan operasyonları finanse ediyor, İsrail istihbarat kısmına odaklanıyor, Türkiye ise tüm bu sürecin eşgüdümünü ve lojistiğini hallediyordu. Özellikle CIA'nın sağladığı BGM-71 TOW anti-tank füzeleri gibi sofistike silahlar, örgütün sahada ilerlemesinin en büyük güvencesiydi.

Ancak El Kaide isminin yarattığı uluslararası meşruiyet krizi, örgütün doğrudan destek almasını zorlaştırmaya başladığında yeni bir "makyaj" operasyonu devreye sokuldu. Şara yönetimi, El Kaide ile bağını kestiğini duyurarak önce Şam'ın Fethi Cephesi, ardından da Heyet Tahrir'uş Şam (HTŞ) adını aldı. Bu isim değişikliği basit bir iç hesaplaşma değil, bizzat ABD ve müttefiklerinin telkiniyle hayata geçirilen bir "ılımlılaştırma" ve devşirme operasyonuydu.

Örgütün "hiçbir dış destek almadığı" yalanını çürüten en net örneklerden biri de 2019 yılında yaşandı. HTŞ'nin Türkiye ve Batı ile kurduğu ilişkilere itiraz eden ve El Kaide'ye sadık kalarak Tanzim Hurras el Din (THD) adıyla ayrılan hizip, Şara'yı ciddi şekilde zorlamaya başlamıştı. Tam bu dönemde, iki yıldır bölgede tek bir hava saldırısı düzenlemeyen ABD devreye girdi. Düzenlenen nokta atışı hava saldırılarıyla THD'nin lider kadrosu ortadan kaldırıldı. ABD'nin adeta Şara'nın "koruyucu meleği" gibi sahneye çıkması, HTŞ'nin iplerinin kimin elinde olduğunu açıkça kanıtlıyordu.

Şara'nın röportajda övünerek bahsettiği "yeniden inşa ve ekonomi" boyutu da yine dış destek sayesinde mümkün oldu. Astana Süreci ile İdlib'de yaratılan korunaklı alan, HTŞ'nin "devletimsi" bir yapıya bürünmesini sağladı. Türkiye üzerinden devam eden ticaretin gümrük vergileri ve kente sağlanan elektriğin satışı, fidye ve yağma ile dönen örgüt ekonomisini kurumsallaştırdı.

Aslında HTŞ, temelleri 2006'da atılan ABD, İsrail ve Suudi Arabistan ortak stratejisinin, AKP iktidarının da kolaylaştırıcılığıyla bugüne taşınmış son aşaması. Mesele sadece HTŞ'nin cihatçı bir örgüt olması değil, bizzat emperyalizmin bölgedeki hedefleri için özel olarak yetiştirilmiş, silahlandırılmış ve bugünlere hazırlanmış bir proje olması.


soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri ve özel haberlerimizi kaçırmayın.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.